Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

18 Ekim '14

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
456
 

Bakkal amca

Bakkal amca
 

Küçük yaşlarda başladık hesap yapmaya... Elimize tutuşturulan üç beş adet bozuk paranın ardından gideceğimiz tek yerdimahalle bakkalımız. Kasaya yetişemediğimizden sesimiz aşağıdan yankılanır,  bakışlarımız tanıdık bir çift eli arardı. Çocukların sevdiği ucuz çerezler kasanın yanı başına sıralanırdı. Şimdikiler kadar rengarenk olmasa da albeniliydi. Bozuk paralarımız biraz daha fazlaysa çikletin yanında şeker de uzatılırdı. Evimize yaklaşmadan şekerimizi bitirirdik. Dudaklarımızın kenarlarına yapışan kalıntılar yediklerimizin kanıtıydı...

Dört işlemi bile öğrenmeden paramızın nelere yeteceğinin farkına vardık. Çiklet alınacak kadar bozuk paraya gazoz alınamayacağını bilirdik. Bozukluklarımız iyice suyunu çekmişse elimizi ağır aksak çekinerek uzatırdık. O zaman bakkal amca yanaklarımızı okşayarak muhabbet eder ardından şeker ya da çiklet verirdi. Aldığımız çerezlikler dünyalar kadar değerliydi. Bilmezdik o zamanlar yükte hafif pahada ağır şeylerin daha kıymetli olduğunu!

Atıştırmalıklarımızı anında tüketirdik. Yarına bırakma gibi kaygılarımız yoktu. Yarın nedir bilmezdik çünkü. Çok da zor öğrenmiştik, dünü, bugünü, yarını. Bildiğimiz tek şey neşeyle çiklet çiğneyip kocamanca şişirdiğimiz balonları patlattığımız AN'ların keyfinde saklıydı. Bakkal amca işi gücü yokmuş gibi bir de mutluluk satardı hem de yok pahasına...

Ne zaman arkadaşlarımızla bir araya gelsek bakkala uğrardık. Bozukluklarımız olmasa da... Kapılar ardına kadar açık olduğundan yavaşça içeriye uzanırdı bakışlarımız. Bakkal amca  ya içeride olurdu ya da dışarıya attığı iskemlenin üzerinde uyuya kalırdı. Hep aynı mekanda ve hali hazırda görünce evinin de burası olduğunu düşünürdük.

Mahalle bakkalımız epeyce küçüktü. Demirden derme çatma kurulan raflar tavana kadar uzanmaktaydı. Yiyecekler rafların üzerine sıralanmıştı. Yan yana konulan beyaz çuvalların içerisindeki küçük plastik kürekler, çekirdeklerin arasına sıkıştırılmış cam bardaklar ölçüde güven sağlardı.Kasanın yanına iliştirilmiş kara kaplı ajandanın yer yer siyah derisi aşınmış yaprakları içeriye doğru kıvrılmıştı.

Karne günlerini hiç kaçırmayan bakkal amca bizleri kapıda beklerdi. Eline aldığı karneleri baştan aşağıya uzun uzadıya seyreder sonra başımızı okşayarak içeriye girerdi. Avucunda bir avuç şekerle dışarıya çıktığında heyecanımızı zoraki gizlerdik. Notlarımız nasıl olursa olsun öğrenci olmak bile şeker almak için yeterliydi. Çocuk kalbimiz ikramlara yüreğiyle uzansa da teklif yerine ısrar beklerdik. Derslerimizle bu kadar yakından ilgilenip soran bakkal amca nazarımızda öğretmendi. Görevini itinayla sürdürürken ayrılmak zorunda kalmış vazifesine hala sadık emekli öğretmen...

Okumayı iyice öğrendiğimizde kara kaplı defterin kargacık burgacık yazılarla donatıldığını gördük.  Haliyle pek de bir şey anlamadık. Sonra ekmek büfesinin üzerine iliştirdiği veresiye alışverişi yasaklayan yazıdaki harf eksiklikleri ile tanıştık. Şaşkınlığımızı gizlemeden bir bir söyledik noksanlarını. Güceneceği aklımızın ucundan bile geçmiyordu. Gücenmiyordu da, ya da belli etmiyordu. Has bel kader anladık bakkal amcanın dört işlem ve pat çat okuyup yazmaktan öteye gidemediğini... Ondan o kadar çok şey öğrendik ki bizden öğrendiği bir kaç şey umurumuzda bile olmadı zamanla...

Yıllar sonra adımlarım beni eski mahallemize götürdüğünde bu sokaklarda koşup oynadığımıza inanamadım. Genişçe uzanan yollar araçlara ayrılmıştı. Ya çocuklar unutulmuştu ya da çocuklar oyun oynamayı unutmuştu. Yerli yerinde göremediklerimi anıların dip köşelerinde bırakarak bakkal amcayı aradı bakışlarım. O da yoktu... Yokluk tamamen kol geziyordu varlıklı gibi görünen sokakların yanı başlarında...

'Bir zamanlar' diye başlar ya en güzel masallar... O zamanlar tanıştık bakkal amcalarla. Kimileri zamansızca ayrıldı aramızdan... Ne kadar uzaklaşsa da o yıllar, çocukluğumuzda derin iz bıraktılar. Onlardan sadece biriydi bakkal amcalar...

Papatya Tarlası, Şennur Köseli bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluğu anlatan çocuklarla ilgili her yazıyı şiiri okumaktan zevk alıyorum. Çok güzeldi Konulan Kalem. Sevgiler..

Papatya Tarlası 
 18.10.2014 11:59
Cevap :
Eskilere dairse yaşanılan iz de bırakıyor ardından. Selamlar...  19.10.2014 9:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 127
Toplam yorum
: 915
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 997
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

Doğuştan bedensel engelli olup, işletme fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster