Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
42316
 

Bakkal ve Papağan

Bakkal ve Papağan
 

taklidi yaşamı bırakıp, korkulardan arınıp, kendimizdeki orijin programı yaşamak ve dışımızda diye gördüğümüz kişileri de kendi sınırlı kapasitemizle değerlendirmeyip, yorumsuz seyr etmektir.


Bir bakkalın yeşil renkli, güzel sesli, söz söylemesini bilen bir papağını vardı. Bu papağan dükkânın bekçisi gibiydi. Alışverişe gelenlere, nükteli sözler söyleyerek şakalar yapardı. İnsanlar bir şey sorduğunda insan gibi cevap verir ve onlarla güzel güzel konuşurdu. Papağanlara has ötüşü de çok tatlıydı.

Efendi bir gün evine gitmiş, papağan ise bakkalda bekçilik yapıyordu. Bir kedi, kovaladığı fareyle birlikte dükkânın içine daldı. Can korkusuyla ne yapacağını şaşıran zavallı papağan, bir o yana, bir bu yana kaçmaya çalıştı. Dükkânın bir köşesine sıçrayınca orada bulunan gül yağı şişelerini devirdi. Şişeler kırıldı, yağlar döküldü. Ortalık iyice karıştı.

Hiçbir şeyden haberi olmayan dükkân sahibi işine döndü. Etrafına bakıp durumu anlayınca çok kızdı. Papağanın üstüne dökülen yağlardan, bu işi onun yaptığını düşündü. O öfkeyle papağanın başına vurdu. Vurmasıyla da olan oldu. Papağanın başındaki tüyleri döküldü. Kel oldu, dili tutuldu, konuşamaz oldu. Bakkal yaptığına pişman olup ah vah etmeye başladı ama ne çare. Saçını, sakalını yolarak, ''Keşke elim kırılsaydı da o tatlı dilli papağanıma vurmasaydım'' diye yakınması boşunaydı. Papağan kel başıyla, sessiz sedasız sinmiş bir vaziyette oturuyordu. Bakkal, papağanın eski neşeli haline dönmesi için, etrafa sadakalar ve hediyeler dağıttı.

Aradan günler geçmesine rağmen, kuş hiç konuşmadı. Bakkal, papağanın bir daha hiç konuşmayacağı düşüncesiyle şaşkın ve ağlamaklı bir haldeydi. Konuşturmak için türlü türlü acayip ve garip sesler çıkararak onu neşelendirmeye çalıştıysa da bir fayda sağlayamadı. Dükkân sahibi uğraşını sürdürürken, bir ara dükkânın önünden kel başlı bir derviş geçti. Papağan onu görünce dile geldi.

''Hey arkadaş'' diye, dervişe seslenerek,

''Sen nasıl böyle kel oldun? Yoksa sen de gül yağı şişelerini mi kırdın?'' dedi.

Papağanın bu sözünü duyanlar gülmeye başladı. Çünkü papağan, kel başlı dervişin de kendisi gibi gül yağı şişelerini devirdiği için, sahibi tarafından başına vurularak saçlarının döküldüğünü zannediyordu.

***

Bu hikayede  yer alan papağan bizim beden kaydında  düşünmeden ezbere yaşadığımız halimizi sembolize etmektedir. Tüm yaşantımızı ele aldığımızda ortaya koyduğumuz her davranış genelde edinilmiş bilgiden ibarettir. Çoğumuz bize öğretileni sorgulamadan, düşünmeden yapmak üzere programlanmış, taklidi bir yaşamı olan tıpkı birer papağan şeklinde yaşamaktayız.

Dolayısıyla, bu taklidi ve sorgulamadan yaşadığımız kurgusal yaşamda da sahip olduklarımızı sıkı sıkıya korumak adına korku ve kaçışlarımız yüzünden hakikata dair yaşanılması gerekenlerden mahrum kalıyoruz. Tıpkı hikayede de papağan gül yağının devrilip neticesinde kel kalıp, dilinin tutulması ve kendini ortaya koyamaması gibi.

İşte bu noktada bir önemli konu daha devreye giriyor. O da bu kadar ezbere yaşanılan ve orijin yaşanılmayan hayata sahip olan birimler, herkesi kendindeki veritabanına “göre” değerlendirip, kendileri gibi görme eğilminde yaşayıp, bazen de komik durumlara düşebiliyorlar.

Öyleyse yapılması gereken en önemli husus; taklidi yaşamı bırakıp, korkulardan arınıp, kendimizdeki orijin programı yaşamak ve dışımızda diye gördüğümüz kişileri de kendi sınırlı kapasitemizle değerlendirmeyip, yorumsuz seyr etmektir.

Kaynak: Mesnevi’de geçen hikâyelerden alınmıştır.

https://twitter.com/sufafy

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir birey olarak her şeyi topluma uygun yapmaya o kadar alışmışız ki başımızı kaldırıp bakmak, sorgulamak aklımıza bile gelmiyor.Her şey olduğu gibi kalsın, yeniliğe yer olmasın, rütini yaşayalım düşüncesindeyiz.Yanlış olsa dahi!!! diğerleri benden daha iyi biliyor bu zamana kadar böyle gelmiş ben mi düzelteceğim düşüncesi de cabası.Bir an olsun kendini toplumun dışına çıkar,olaylara hayata var olma gayene bir dışarıdan bak.SOR ben neden buradayım.Yeniliklere açık olup başka olasılıkları değerlendir.Zavallı bakkal ve papağan. Kilitlenmişlik BU olsa gerek. Oysa ki ne kırılan şişe var senden ayrı ne dövülen papağan nede bakkal. Dövdüğün de sensin kırılan da malı gittiği için üzülen de.

Derya Ardor 
 22.10.2013 4:05
 

Papağanın hikayesini ve sizin yorumlarınızı okuyunca, şu hayatta öğretilenlere bağlı şartlanmalarımız yüzünden, ne kadar boş şeyleri sahiplendiğimizi ve kaybetme korkusuyla bu gelip geçici değerlere kilitlendiğimiz tekrar fark ettim. Malımız, mülkümüz, çocuğumuz, ailemiz, işimiz, dış güzelliğimiz derken, ezbere yaşıyoruz, ezbere nefes alıyoruz. Hani neredeyse artık tüm hareketlerimiz sanki bir papağan veya robot gibi programlanmış ve benzer tepkiler halinde.

eli yıldırım 
 10.10.2013 1:28
 

Mesnevi’deki bu hikaye sizin de değindiğiniz gibi bizlerin hakikatindeki orijine ait olanı açığa çıkarmak yerine, çevresel şartlanmaları, öğrenmişlikleri ve edinilmişlikleri kendine sınır yaparak ve hiç düşünmeden, tartmadan, salt doğru sanki bize verilenlermiş gibi davranarak ezbere yaşamlarımızın sonuçlarını çok iyi anlatıyor.

osman sadi 
 10.10.2013 1:26
 

Di mi ya! Sen konuşmayı sökmek yerine, ezberlemeyi seçmişsen zamanı gelince meramını anlatamazsın, dayağı yediğinle de kalırsın! Bu papağanın hikayesi çok mu çok biz insan hallerine benziyor. Çoğumuz çevresel şartlanmalarımızla bize dikte edilenleri ezbere alıp, yine hiç düşünmeden ezbere hayata geçirirken, asıl hakikat gerçeğini ortaya koyamadığımız için sistemden dayağı yiyoruz da sonra da bu niye başımıza geldi diye dertlenip, sus pus olup kalıyoruz. Bu değerli Mesnevi hikayesini, değerli yorumunuzla bizlere açtığınız için teşekkür ederiz.

NCAKI 
 09.10.2013 9:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 1989
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10230
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster