Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
626
 

Bakmak...

Bakmak...
 

Baktım... Gördüm... Görmek için baktım... İstedim ve gördüm... Görmek istediklerime baktım... İstediğim şeyleri gördüm sadece... Daha ötesi yoktu...
Görmeyi arzuladım güzel şeyleri... Keyfim yerindeydi ve hep güzel şeyleri gördü gözlerim...

Ve moralim bozuktu; hep çirkindi gördüklerim... Hep iyi şeyler bile çirkin gelmişti bana... Kötüydüm çünkü... Ve öyle bakmıştım baktıklarıma. Ve öyle görmüştüm... Görmek istediğim gibi; ruh halimin bana söylediği; hatta emrettiği şekliyle bakmıştım çünkü...

Görmek istedim bir güzeli... İçimden geçen Dünya güzelini... Ve baktım... Belki de Dünya güzeli değildi gördüğüm;sıradandı çoğu kimseye göre ve çirkindi... Ama ben ona öyle bakmıştım; güzel diye... İçimden geçtiği gibi... Bana göre güzeldi; gerisi yalandı... Ben bir Dünya güzeline bakmıştım; gerisi yalandı...

Kendime bir arkadaş arıyordum; en delikanlısından... Belki de azıcık deli olmalıydı... Aslında vakit geçirmek istediğim sıradan biriydi belki de aradığım... Yok yok en harbisi olmalıydı tümüyle... Gözüme kaçan tozun etkisi geçeli birkaç dakika olmuştu henüz... Yoksa gözümdeki tozu çıkaran kahraman mıydı aradığım... Basitti... Ve yanımdaydı en harbi dostum... İçimdeki sıkıntı ve yaşadıklarım; bir arkadaş sıcaklığına itmişti beni... Ve sadece bakmıştım; aslında en harbisini aramadan, seçmeden... Bakmıştım... Ve en harbi dostum yanımdaydı... Kahraman arkadaşım olmuştu... Garipti yaşananlar... Basitti insan aslında yalnızken; basittim... Bir bakışta dost bulmuştum; yalandı belki de tüm basit dostluklar...

Ve ben her şeyi basitleştirmek istiyordum bazen... En zorunu hayatın... Yaşamın sonra ve dostluğun en zorunu... Basitleştirmek istiyordum... Söylediğim yalanların basit olmasını istiyordum... Ve doğruları basitçe söylemek... Aşkın en platoniğini tek hamlede açığa vurmak... Tüm gizleri kaldırmak tüm açıklığıyla... Tüm sır tutucuların dillerinin altındaki baklayı ihbarlamaktı istediğim... Herkesin bir çocuğun masumiyetiyle yaşamasıydı arzuladığım... Aslında tüm istediklerim buydu... Basitti bana göre... Bir an bunlardı aklıma gelenler... Ve ben bunları istemiştim kendimce; hem ne vardı ki... Hayatın kolay yönünü görmek istemiştim ve o yönüyle bakmıştım bir an; bütün hepsi buydu, o kadar... Çok kolay bakmıştım aslında... Öyle bakmak istemiştim...

Aslında bakmaktı kolay olan... "Kolay olduğunu" istemekti... Ve öyle bakmak... Masumca bakmaktı yaptığım... Masum bir köpeğin baktığı gibi... Gerçekte ben kolay olduğunu düşünmüyordum her şeyin... Öyle olmasını istiyordum... Ama imkansızı istiyordum... Ve imkansızı imkanlı yapmayı düşünmek imkansızdı... İmkansıza imkanı varmış gibi bakmak imkansızdı sonra...

Kendimiz için bakmalıydık o zaman... Biraz kandırmalıydık kendimizi... Kocaman yalancıların söylediği yalanlara inat; kendimizi kendimizin yalanlarıyla kandırmalıydık; inanmasak da... İnanıyormuş gibi yapmalıydık... Tüm istediklerimizin kolay olduğunu görerek; öylece bakmalıydık her zor bir şeye... Görmek istediğimiz gibi... Tüm masum insanların arzuladığı gibi bakmalıydık ve öyle görmeliydik...

Ve öyle bir bakmalıydık ki arzu ettiğimiz her şeye; bir köpeğin masumiyetinde hissetmeliydik kendimizi... Yalanlarımızın, içimize huzur verdiği zamanları yaşamalıydık; tüm çaresizliğimize inat...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 76
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 2549
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Tuna kimya mühendisidir, işletme mezunudur, iş güvenliği uzmanıdır; ancak işi bunlarla alakadar o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster