Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
4703
 

Bakmazsan dağ, bakarsan “VERİGO”

Bakmazsan dağ, bakarsan “VERİGO”
 

2007 yılında çektiğim bir resim


Her tarafına istediğim gibi bakmaya yetişemediğim bir bahçem var.
Tarlamızın en kıraç, bol taşlı, toprağı kirsli yerini adam etmeye çabaladık yıllar önce.

Önce fidanları diktik, sonra üzüm bağlarını.
Her gün sula, yabani otları ayıkla, tutmazlarsa diye korku çek…

Sonra…ya sonra ?

Çamlar, kayısılar, erikler, vişneler, elmalar, armutlar, bademler, ayvalar sabrımızın mükafatını verdiler zaman içinde ama en çabuk bağlarımız sevindirdi bizi.

İncecik üzüm fidanları kısa sürede yemyeşil yapraklar sundular bize. İpek gibi yumuşacık ve yırtıksız yaprakları toplamak ve sarma sarmak pek bir keyifliydi.

Sonra üzüm vermeye başladı bağlarımız. O zamana kadar üzümün nasıl oluştuğunu bilmezdim. Çünkü şehirde manavdan kilo işi alırdık…
Çocukluğumda dedemin bahçesinde asma vardı ama ben o zamanlar üzümlerin nasıl oluştuğuna hiç dikkat etmemişim nedense.

Budanırken ağlayan üzüm bağları, önce çok açık yeşil renkte yapraklar çıkarıyordu. Yapraklar büyümeye başlarken aralarda mini minnacık üzüm salkımları beliriyordu.
Küçücük bir salkımın uzarken çiçek açmasını ilk kez kendi bahçemde gördüm.

Çiçeklenen üzüm salkımının meyveye yani taneciklere dönüşmesi, tanecikler büyürken salkımın gelişmesi, yeşilken sararmaya, en sonunda olgun sarıya, kavuniçine veya mora dönüşmesini izlemek kadar keyifli bir şey olacağını da bilmezdim.

Ağustos ayında en olgunu budur diyerek dalından kopardığım üzümü oracıkta yemenin , ya da buzdolabında soğutarak öğlen sıcağında ağzınıza birer birer atarak içinizi ferahlatmanın tadına doyum olmaz.

Bahçemde çekirdeksiz ve çekirdekli türünden değişik üzümler var.

Biz onlara sultani, kınalı yapıncak, razakı, keçi memesi, karagözüm deriz ama gerçek isimleri başkadır mutlaka da ben bilemiyorum.

Bir de Kıbrıs’tan getirip diktiğimiz ve adının “Verigo”, olduğunu söyledikleri bir üzümümüz var. Allah nazardan saklasın bahçemin en havalı üzümüdür o.

Bu üzümün hikayesi de şöyle.

Kıbrıs’ta bir köyde yetişen bu üzümün adını bilmezmiş sahipleri. Bir gün İngiliz turistler mi yoksa o zamanın İngiliz valisi mi gelmiş tam bilemiyorum. Ev sahipleri de onlara dalından koparıp bu üzümlerden ikram etmişler.
İngilizler bu buğulu siyah üzümü yedikçe yüzlerindeki ifade değişmiş. Hepsi ısırıldığında erik gibi kütür kütür olan ama damakta bambaşka bir tad bırakan bu üzümü yedikçe çok iyi, çok güzel anlamında very good , very good demeye başlamışlar.
Köylüler de o günden sonra bu üzüme kendi anladıkları biçimde “Verigo” demişler.

Gerçekten bahçemizdeki nadir bağlardan biridir “Verigo”.

Yaprakları bile değişiktir diğer üzüm yapraklarından. Meyvesi de diğerlerinden daha geç olgunlaşır. Yeşilken ekşidir yenmez. Giderek kararır ama üzeri buğulana buğulana kararır. Hani adeta “ Ben farklıyım, kendimi naza çeker, öyle olgunlaşırım” der gibidir.

Belki de kaliteli kırmızı şarabın elde edildiği türdür bu, bilemem.

Tam olgunlaştığında kopardığınız salkım bir kiloya yakındır.
Taneleri olabildiğince iridir. Çekirdeklidir ama taneyi koparıp ağzınıza attığınızda gerçekten ses çıkararak ezilir . Suyu tüm ağzınızı kaplar. Sert, sulu nefis bir üzüm…

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ diye bir atasözümüz vardır ya işte bizim toprağı sert ve çok taşlı, biraz kazıldığında altında kireçli tabakanın bulunduğu bahçemiz; baktıkça, ilgilendikçe yıllar içinde gerçekten bağ oldu.

Şimdi kayısılarım olgunlaşıyor.
Kirazları yedik kemali afiyetle. Vişnelerin birazı komposto oldu ama en çoğu çatımdaki sığırcık kuşlarına yem oldu/oluyor. Dutlarıma da ortak oluyorlar ama ben yine de hem siyah hem beyaz dutlarımı topluyorum akşam üzerlerinde.

Haziran sonunda dut mu kalır demeyin. İstanbul’da yaşarken bu ayda dutu bulmak zor olabilir ama benim bahçemde dutlar yeni olgunlaştı.

Kırmızı ve sarı eriklerimin toplanmasına daha var, yeşilleri ise bitirdik. Armut ve elmalar da usuldan büyüyorlar.

Bağlarımsa yemyeşil yapraklarını sunuyor bana. Üzümler çiçek açma işlerini bitirdiler meyveye döndüler.

Tazecik bağ yapraklarımdan topladım sabah erken vakitte, enfes bir zeytinyağlı sarma yapacağım az sonra.

Rabbimin bizlere sunduğu her şey ne kadar güzel…

Bilgi :

Ülkemizde yetiştirildikleri bölgelere göre üzüm çeşitlerimiz de şunlarmış, paylaşmak istedim.

Marmara: Adakarası, Papazkarası, Karasakız, Gamay, Yapıncak, Sauvignon Blanc, Cinsault ve Semillon, Riesling
Ege: Çalkarası, Sultaniye, Bornova Misketi, Cabernet Sauvignon, Carignan, Alicante Bouchet, Chardonnay ve Merlot
Karadeniz: Narince
İç Anadolu: Kalecik Karası, Narince, Emir, Hasandede, Papazkarası
Akdeniz: Dökülgen, Kabarcık
Doğu Anadolu: Öküzgözü, Boğazkere, Narince
Güneydoğu Anadolu: Boğazkere, Horozkarası, Dökülgen

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dün adınızı bolg'da görünce okumak istedim ancak neden kaldı ! Şimdi okudum elbette şiirimi okumanızdan sonra. Güzel bahçe tasviri ve biyolojik animasyonluydu. Ancak Güneydoğu'dan üzüm adları eklemek istedim; Besni(peygamber), kurnur (siyah), azezi, kızlar tahtası, serpenekıran, tümbü (siyah)kırmızı üzüm, taannebi, koraş(kabarcık) ağüzüm, malatya karası, bazılarını hatırlamadım! mutluluk ve sevgiyle kalın-selam

Nariçi 
 28.06.2008 15:46
Cevap :
Yorum ve üzüm isimleri eklemeniz için ben teşekkür ediyorum. Sevgiler, saygılar  29.06.2008 0:35
 

Ve elbette ciddiydim. Ancak şimdi mideden gelen sinyaller zayıfladı ve ben yine de sizin bir anlamda zor durumda kalmanızı istemezdim:)) Sevgili Hanımefendi; afiyetler olsun. Şu an normale döndüm ve ben bir şekilde "emanetimi" aldıramazsam siz de rahat olunuz lütfen. Nedense sizi gerçek ve yıllardır tanıdığım bir yüce dost olarak görmekten kendimi alıkoyamadım. Doğrusu da buydu gerçi. Bu arada... Umarım başka sarmacılar da sıraya girmezler.:) Saygıyla..

Mehmet Arda 
 26.06.2008 16:36
 

sebze meyve yararlıdır güzel detaylı bir yazıydı her birini tatmış kadar oldum... sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 26.06.2008 14:03
Cevap :
Merhaba Gerçekten herşeyin doğal olanının lezzetine doyum olmuyor.Teşekkürler... Sevgi ve saygı bizden  27.06.2008 22:16
 

Öncelikle yazınız çok lezzetliydi. Şehir hayatının sıkıştırıcı etkisi yüzünden tabiate duyulan özlemi depreştirici ve böylece rahatlatıcı bir havası vardı. Ayrıca teskin dışında bir de telkin yönü vardı ki yeni medeni hareketin önemli taşlarından biri de o. Mesaj hedefine ulaştı yani. Ama ben bunları yazmaya karar verdikten sonra asıl son cümlelerde kayboldum. Ne demek az sonra enfes bir zeytinyağlı sarma yapacağım? Bu apaçık bir haksızlık! Kul hakkı, göz hakkı, kulak hakkı var! Siz ki bu cümleyi yazabildiniz, hakkı da ödeyeceksiniz! O sarmalardan istiyorum demiyorum. Göndermek sizin göreviniz! Yazmasaydınız kimsenin haberi olmayacaktı. Şimdi bunu bir tür latife kabul edip gülümsedikten sonra o sarmaları afiyetle yerseniz yine de helal olsun. Ama ben o zaman, insanları tanıma konusundaki tecrübemi sıfırlamak zorunda kalacağım... Evet Çiğdem Hanım... Yapacak bir şey yok! (Saygıyla)

Mehmet Arda 
 26.06.2008 11:31
Cevap :
Dostum, eminim eşiniz benden güzel yapar o yemeği. Vallahi işin doğrusu o satırları yazarken birilerinin canının çekeceği hiç aklıma gelmemişti. Dün yaprak topladıktan sonra oturup içimden gelenleri yazıverdim. Şimdi üzerime büyük bir yük binmiş gibi hissediyorum inanın. Adresinizi verin sarma dolma gönderemesem bile saracak yaprağı yollamaya çalışayım en azından. Vallahi bu yazıyı latife olarak almadım.Bundan sonra yazı yazarken bu tür sonuçları da düşünmem gerekir diye ders aldığımı burada itiraf ediyorum. Öğrenmenin yaşı yok. Birşeyi daha itiraf edeyim... Sarma dolma hazırlama işim gelen misafirler yüzünden bu güne ertelendi...Yani şu an berabere sayılırız.Hiç kimse yemiş değil.:)) Saygılarımla  26.06.2008 13:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 65
Ort. okunma sayısı
: 1957
Kayıt tarihi
: 17.07.06
 
 

Salyangozları bilirsiniz... Onları görmeseniz bile geçtikleri yerde bıraktıkları izlerden anlarsı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster