Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '08

     
    Kategori
    Türkiye Ekonomisi
    Okunma Sayısı
    207
     

    Baktığımız ama göremediklerimiz

    Baktığımız ama göremediklerimiz
     

    ağzımızdan çıkan her kelime için


    Ekonomi: Ekonomi "çığlıklar içinde" batıyor ama kimse duymak istemiyor... Aşama aşama gelişen olaylar, en yakın zamanda patlayacak... Olayların "havada asılı gibi" yavaş gelişmesinin nedeni, Türkiye' ye 100 milyar dolar borç veren uluslararası tefecilerin, paralarını "bir anda" yurt dışına kaçıramamaları... Paraları borsada ve devlet tahvilinde olan tefeciler, anında bu piyasalardan "çıkamıyor"... Ufak ufak borsadan kaçtılar (son bir ayda 15 milyar dolar üstü para kaçtı)... Ama devlet tahvili bozdurma tarihleri sabit olduğundan, onların vadesini bekliyorlar...

    Bilindiği gibi, kazanılan faiz kadar, paranın "yeniden dolara dönüş değeri" çok önemlidir... Yani bir milyon dolar getirirsin, 1200 milyon ytl olarak Türk parasına çevirirsin ve yüzde 20 faize verirsin... Sonunda elinde 1440 milyon ytl olur... Bu parayı yine 1 dolar= 1200 ytl kurundan çevirirsen, elinde bir milyon 200 bin dolar kalır... Ama dolar kuru 1320 ytl' ye çıkmışsa, yüzbin dolar kur farkından kaybedersin ve elinde bir milyon yüzbin dolar kalır... Bu "geri kaçış kuru" çok önemlidir... Yabancı tefeciler ve onların işbirlikçisi Türk bankaları, dolar kurunu (döviz kurunu) özellikle yükseltmiyorlar ve düşük tutuyorlar...

    Ne zaman ki, yeteri kadar parayı geri kaçırdıklarına inanırlarsa, veya artık döviz kurları kontrol edilemez hale gelirse, onlarda hızla kaçma pozisyonuna geçecekler ve dolara olan aşırı talep dolayısı ile "dolar yükselecek" ve ortalık karışacaktır... Daha da kötüsü, borç ekonomisi üstüne kurulu tek ayaklı Türk ekonomisi, yeni taze tefeci parası bulamazsa yandi gülüm keten helva olacaktır... Zaten şimdiden JP Morgan finans kurumu, "Türk kağıtlarını satın, boşaltın" diye fetva çıkartmış ve yayınlamış...

    Amerika: ABD, Türkiye ve terorist pkk' yı aynı masaya oturtmak istiyor... Ortalık toz duman olunca da, aradan Kuzey Irak Kürt devleti kuruluşu "sıyrılsın" istiyor... İşin garip tarafı, yönetimdeki çok sayıda yetkili de, değişik nedenlerle, gelişmelere razı olmuş, olayların aşama aşama gelişmesini bekler görünüyorlar...

    İran: ABD, bu yaz İran' a bir hareket çekmeyi planlıyor... Yine ABD, ne yapıp edip Türkiye ile İran' ın arasını bozmak istiyor... Tarihi bir hristiyan projesi olan bu beklenti, ABD açısından Ortadoğu' yu ve Orta Asya' yı kontrol etme planlarının önünü rahatlatma projesi olarak görülüyor... Dolayısıyla ABD bir şekilde mutlaka Türkiye' yi İran harekatına bulaştırmak istiyor... Ve de Türkiye ile İran arasında düşmanlık yaratmak istiyor...

    Avrupa Birliği: AB, Türkiye' yi birlikten sepetlemek istiyor... Ama 40 senedir kanunlar yönetmelikler diyerek iliğini kuruttukları Türkiye' yi bir anda kapının önüne koyarlarsa, Türkiye' nin intikam almasından çekindikleri için, bir taşeron sebep arıyorlar.... Türkiye karışsa ve bizi birlikten atmak için bir sebep uydurabilseler, zil takıp oynamaya hazırlar... Zaten bizim hükümet de, "türban konusunda" istediği desteği alamadığı için Avrupa' ya kırgın, çünkü "turban bileti" alabilmek için her tavizi verdiler, ama AB din konusunda taviz vermedi...

    Türban: Türban konusu bitmeyecektir... Mahkemeden ne karar çıkarsa çıksın, iktidar bu konudaki taleplerinden vezgeçmeyecektir ve yepyeni usüller ile konuyu gündeme taşımaya devam edecektir... İktidar elindeki en önemli kozdan vazgeçmek istemeyecektir... Zaten elinde kalan son kozdan kesinlikle vazgeçemez...

    Medya ve reklam: Gazete ve televizyonlar son yıllarda iyi reklam parası toplamaktalar çünkü bir çeşit "koruma parası" düzeni hakim vaziyettedir... Ucuza Türk devlet şirketlerini kapatmış yabancılar için veya garip işler çeviren yerliler için, "görmeme, duymama" adına özel bir düzen vardır... Bu şirketler "işlerinin doğası" gereği iyi para kazanmaktadırlar, ama "dedikodu olmaması" için bir miktar gelirlerini medya ile paylaşmak zorundadırlar... ( Belki şimdi sizde anlamışsınızdır, niye koca koca şirketler, koca koca tam sayfa tebrik, kutlama, açılış ilanları veriyorlar... Uzun uzun abuk sabuk televizyon reklamları yapıyorlar... Bir büyüğümüzün dediği gibi "isterlerse vermesinler"...)

    Köylü: Gariplerin en garibi durumundadır... Neredeyse artık hiçbir ürün, artan maliyetler dolayısıyla, "masrafı kurtarmamaktadır"... Maliyetlerini bile çıkarayan köylü, "tarlasını ekmeyi" bırakmıştır... Artık köylünün hayalinde, "ekmek biçmek değil", tarlasını bir müteahhite satıp minibüsçü olmak veya dükkancı olmak vardır... Yakın gelecekte, ekip biçecek tarla ve adam kalmayacak, ve buğdayı bile ithal eder duruma düşeceğiz... Aslında köylü de haklıdır, sermayeyi niye pahalı mazota, ithal tohumcuya veya ithal gübreciye yedirsin ki...

    İşçi -Memur -Esnaf: Bu insanlar artık tamamen sıfırı tüketmiş durumda geçinemez hale gelmişlerdir... Özellikle AKP' ye oy vemiş kitleler ve tabanlı esnaf, "din kardeşliği uğruna" elinde avucunda ne varsa tüketmiş, ama artık dayanamaz hale gelmiştir... Eğer bir çıkar yol bulunmazsa çok fena patlamaya hazırdırlar...(Ama devlette satılacak hazır mal ve para bitmiştir)... Bu sefer ne "kardeşlik", ne "ayıp oluyor" bunları durduramayacaktır... Tek çıkar yol ABD' den para enjeksiyonudur... Ama tabii kimse kimseye "babasının hayrına" borç yardımı yapmaz...

    Siyaset: Ortalıkta fırtına öncesi sessizliği vardır... Son birkaç haftada olanlar, gelecekte olabileceklerin yanında çocuk oyuncağı gibi kalabilecektir... Devam eden davalar ve bahar aylarının gelmesi ile başlayacak olan kitle yürüyüşleri, herkesi taraf olmaya ve hakkını aramaya sokaklara dökülmeye yönlendirecektir... Bu karşıt gruplar hareketleri, Türkiye' de son dönemde oluşturulmuş olan ayrımcılığın dışa vurumu bakımından, ekilen nifak tohumlarının ne kadar yanlış olduğunun kanıtı olacaktır...

    Türk Silahlı Kuvvetleri: TSK olanları en ince detayına kadar izlemekte ama şimdilik en ufak bir şekilde bulaşmak istememektedir... Çünkü herkes, onlardan katkı yapmasını beklemekte, ama birşeyler yapıp çözüm getirmesinin hemen ardından, sorun bitip rahatlayınca, en acımasız şekilde eleştirmektedir... Onlar da en akıllıca olanı yapmakta, şimdilik uzaktan izlemeyi tercih etmektedirler... Ama tabii vatan savunması ve Türkiye Cumhuriyeti menfaatleri sorun olursa, kimse sadece izlemelerini bekleyemez...

    Tüsiad -Müsiad -diğer ad' lar: Tamamen hükümete bağımlı, oradan dağıtılan ulufelerde pay sahibi olmak için en yüksek işbirliğini yapan kurumlar pozisyonundadırlar... Hükümetin (dolayısı ile AKP' nin) en büyük destekçileri olan bu kurumlar, devam eden düzenin değişmemesini ve herkesin kardeş kardeş dağıtımdaki yerini korumasını istemektedirler.... (konu para olunca, ticarette liberal, laik, nurcu, hristiyan farketmez)...

    Yatırım: Yatırım deyince, eskiden aklımıza barajlar, sanayii kuruluşları, fabrikalar gelirdi... Şimdi ise ithal lüks mallar için alışveriş merkezi, yabancı şirketlerin Türkiye' de lüks temsilcilik ofisleri veya devlet tesebbüslerini ucuza kapatıp kozmetik yenileme ile eski malın fiyatını ikiye üçe katlayıp satmak akla geliyor... Dünya normlarına göre son 5 senede Türkiye' de yapılmış hiçbir ciddi yatırım yoktur... Ama tüccar gözüyle, bir yabancı şirketin Türkiye' de satış bayiiliğini almak yatırım kabul ediliyorsa, bilemiyoruz...

    Halk: Sefilleri oynamaktadır... Kendini beleş kömür, beleş makarna, beleş yeşil kart aldığı için "şark kurnazı" zannetmektedir ama aslında "kaşıkla verip kepçeyle geri aldıklarından" haberi bile yoktur... Aldığı maaş telefon, su, elektrik parası, çevre vergisi, arazi vergisi derken anında bitmektedir ama daha farkında değildir... Sebze, et, ekmek fiyatları AB ülkelerini, ABD' yi geçmiştir, ama halk yine de ekmek zamları için zavallı fırıncıyı, sebze fiyatları için zavallı köylüyü suçlamaktadır... Nereden bilsin ki perde arkasında buğday spekülatörleri türemiş, hal mafyası türemiş, belediye özel vergileri türemiş, birileri halkın kesesinden zengin olmaktadır... Benim zavallı cahil halkım da ninniler ve hurafeler altında kendini uyurgezer uyanık zannetmektedir... (Tabii birazda din büyüğü AKP' yi üzmemek adına, görmemezliğe gelmekte, zehirli şerbet içip kan kusmamaktadır)...

    Bilgilenme, haberalma: Halkın dünyadan ve ne olup bittiğinden en ufak haberi yoktur... Tüm okuyup seyrettikleri, yalan ve yanlış haberlerdir... Doğrular hiçbir zaman halka ulaşmamaktadır çünkü medya bölünmüş ve değişik menfaat ve siyaset gruplarına hizmet vermektedir... Bu menfaat ve siyaset gruplarının işine gelmeyen, çıkarına olmayan hiçbir bilgi ve haber halka ulaşamamaktadır... Halk, uzay çağında uzay teknolojilerinin devrinde, karanlık ortaçağ bilgi kirliliğini yaşamaktadır...

    Özetle, diyeceksiniz ki, bu ne karanlık tablo, yandık bittik, tutuştuk...

    Tam tersine, doğru bir liderlik ile herşey 24 saatte tıkır tıkır rayına girer... Sadece vatansever, donanımlı ve vatanı için herşeyini feda etmeye hazır bir lider lazım...

    Iraklı kürtler kürt devleti mi kurmak istiyor... Kafasının üstünden birkaç uçan şey geçirirsin, "gel buraya bakiim, derdin ne senin, hele şöyle bir yaklaş" dersin.... O, anlar...

    Pkk teroristlik mi yapmak istiyor... Ankara'daki adamlarına (meclistekiler değil, holding'lerdekiler) "utanmıyor musun, bu ülkenin ekmeğini yiyorsun, ya kendine gelirsin, ya da gittiğin yere kadar gidersin" dersin... O' da, anlar...

    Amerika borç verdi diye namusunu ve vatanını mı istiyor..."Kardeşim faizle borç verdin diye, karıma, kızıma, vatanıma göz koymaya ne hakkın var, hele bir tavassut et" dersin... O' da, anlar...

    Avrupa birliği, güç ve sömürgecilik dengelerini iyi bildiği için, O' da, anlar... Hem de söylemeden...

    Yeter ki iste...

    "paracıklarım paracıklarım" diyerek, gelecek emirleri bekleyen, Afrikalı lider Nomombo olur...

    Türkiye'nin lideri bir Türk'tür ve Türk gibi davranır...

    Tarih boyunca herkes Türk'leri tanır, sever, sayar...

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 207
    Kayıt tarihi
    : 08.04.08
     
     

    Gazi Üniversitesi İşletme bölümü 2005 yılı mezunuyum, halen e-mba yapıyorum, özel bir bankada çalışı..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster