Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
438
 

Balayı devam ederken...

Balayı devam ederken...
 

Merhaba Sevgili Dostlar !

Milliyet Blog ile yaklaşık bir yıldır bir aşk yaşıyorum, önceleri tek taraflı yaşanan bu aşk 27.09.2007 tarihinde resmiyet kazandı ve belgelendi, teklifim kabul görmüş ve imzalar atılmıştı, birlikteliğin ilk ayları büyük heyecan içinde geçmiş, balayımızı yurdumunuzun ve dünyamızın hemen her köşesinde yapmış oralarda bulunan sizlerde büyük konukseverlik göstermiş kendi iç dünyanızda, sayfalarınızda bizi ağırlamıştınız.

Herşey o kadar yürekten ve doğaldıki günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorduk ;

Gün geliyor eminomur'un siyahbeyaz albümünden Atatürk ve Çocuk resimlerine bakıyor,

Gün geliyor Çingen Sabiş'in eşsiz sohbetine konuk oluyor,

Gün geliyor Süleyman Ekim'in mizah yazıları ile kahkaha atıyor,

Gün geliyor Pirmete'nin Hatçe'siyle yapmış olduğu telefon görüşmelerine kulak kabartıyor,

Gün geliyor yeşilsoğan bize felsefe okuyor,

Gün geliyor Tuncay Toka "Sofi ve Ağır Abi'si"ni bize yolluyor,

Gün geliyor Emekli Bir Kurmay Yarbay'ım yurtdışından bize konuk oluyor,

Gün geliyor sevgili Aynur Libi ile Do'nun maceralarını yazı dizisi şeklinde sunuyor,

Gün geliyor Dilek "Kaynanamım bünyeme etkileri" diyor,

Gün geliyor Muzaffer Cellek o muhteşem resimleri ile süslediği "Edepsiz Civciv" i anlatıyor,

Gün geliyor Fahrettin ÇİTİL hocamın kaybettiği anasını birlikte arıyor,

Gün geliyor sevgili Neşe Evrim "Anadolu'da bir kızım var Öğretmen olacak" diye haykırıyor,

Gün geliyor İzmir Mavilim bize Mavi'den yapılmış buketler sunuyor,

Gün geliyor İbrahim Pekbay'ın her biri bir belge niteliğindeki haberlerini yudumluyor,

Gün geliyor Oya Tekin yakın tarihimizden kesitler sunuyor,

Gün geliyor Z.Gülay Kibaroğlu o keskin ama seviyeli kalemi ile enfes yazılar yazıyor,

Gün geliyor Mustafa Mumcu'nun bizlere sunduğu Blog logolarından seçimler yapıyor,

Birlikte bu güzel ortamın tadını çıkarıyor, Milliyet Blog adına bir fark yaratıyor, TBMM Genel Kurul Salonunda ve kıraathane köşelerinde yaşananları burada yaşamıyor, Milliyet Blog'dan dış dünyaya dengeli mesajlar veriyorduk.

Değerli Dostlarım;

Gündelik yaşamda gergin veya moralimizin bozuk olduğu anlarda sonradan pişman olacağımız sözleri sanırım birçoğumuz sarfetmişizdir, diğer bir deyişle en son söyleceğimiz sözü en başta söylemişizdir.

İşte yazmak sanatının bence en önemli güzelliği burada kendini gösteriyor;

Yazdıklarımızı yayına vermeden önce bir daha, bir daha okumak ve gerekirse geriye dönüp güncelleme yaptıktan sonra son noktayı koymak.

Bilerek ve isteyerek yapılanların dışında karşımızdaki insanları rencide etmek ve kırmak gibi bir üstünlüğümüzün olduğunu sanmıyorum.

Bütün bu yazdıklarım zor ve yapılmayacak şeyler değildir ve son döneme kadar yapılmıştır lütfen kaldığınız yerden yaşamaya ve yaşamı dostça, uygarca paylaşmaya devam edelim.

Unutmayalımki rüzgara karşı tükürmenin kimseye bir yarar sağladığı görülmemiştir.

Ve bütün bu olanlardan sonra kimse bana cicim ayları sona erdi demesin herkes aksi görüşte bile olsa ben bu özen ve duyarlılığı gücüm ve ömrüm yettiğince sergilemeye çalışacağım.

İyi hafta sonları...

27.Nisan.2008/PAZAR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

efendim bir çok yazılarınızda duygularımın tercumanı ifadede zorlandığım düşüncelerimin ifadesi oluyorsunuz

Şennur Köseli 
 30.04.2008 19:16
Cevap :
Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim.Sağlıcakla kalınız...  30.04.2008 22:04
 

Sayfanızda ve yazınızda neden yokum?,,,,sevgiler,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 28.04.2008 21:14
Cevap :
Bir anda tepkisel olarak ansızın yazılan bir blog oldu.Alyoşa.Sevgi ve saygıyla...  28.04.2008 22:24
 

Hatta yazdığımızı ertesi güne bırakmak ve tekrar okumak, sonra gerekiyorsa yayına göndermek sanırım en iyisi. Belki yazıyı yayına almaktan vaz bile geçebiliriz.:) Ve aslında en iyisi, sanırım bazı yazarlara hiç yanıt vermemek; yazımızı yazıp geçmek. Yanıt verdikçe anlamsızca uzuyor konu ve sadece "zamanımızı" çalıyorlar. Bu sayfalarda bir yılım dolmadan çok önce benim de tedirginliklerim oldu ama şimdi şunu düşünüyorum; kim ne derse desin, kendi "duruşumla" devam ettiğimde uzun vadede ben kazançlı olacağım. Belli bir seviyeyi korumak adına, bütün günce arkadaşlarımın "tartışmalardan" uzak durup, kendi duruşlarını sergilemelerini diliyorum; bu sayfaları kendi renklerine boyamaları için ki, "mavi" ye bile boyayabilirler; denizin mavisi, sonsuzluğum mavisi hepimize yeter.Yine de (:en güzel mavi:) ye ben boyarımmmmm, demiyorum vallahi:) Daha nice yıllara olsun; sevgiler, en dost mavilerle.

derinmavi.. 
 28.04.2008 13:48
Cevap :
Değerli Arkadaşım.Güzel dileklerine mavinin her tonu ile renklendirdiğin yorumuna teşekkürler.Saygıyla...  28.04.2008 17:35
 

Sevgili Tekbaşına'nın duyarlı ve güzel yüreğiyle paylaşımlarını okuyor ve fikirlerinde asla tekbaşına olmadığını düşünüyoruz :), sevgiler

Dilek Fuçucı 
 28.04.2008 9:24
Cevap :
Teşekkürler Sevgili Dilek.Esenkal...  28.04.2008 9:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1494
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster