Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
737
 

Balbay'dan cevap geldi.

Balbay'dan cevap geldi.
 

Muztafa Balbay. Dört gözle bekleniyor İzmirlilerce


09.06.2011

Sevgili Atilla,

Canım kardeşim. “Seni çok özledim” başlıklı yazını okudum.

Al benden de o kadar.

Yazında hasreti öylesine geniş bir yelpazede anlatmışsın ki; yaşama dair her şey geçti gözlerimin önünden.

Senin de yazdığın gibi mahpus olmak yürek ister, umut ister.

Yüreği sürekli güçlü, umudu da sürekli diri tutmak gerekir.

Nazım usta diyor ya; “İçerde bir yanıyla kendini yapyalnız hissedebilirsin, kuyunun dibindeki taş gibi, öbür yanın öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına, sen ürpermelisin içerde, dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa”…

İçeride, dışarıdaki hayata tutunmak için her şeyden ama her şeyden yaşama dair bir şeyler çıkarmak gerekir.

Örneğin kantine semizotu gelince çok seviniyorum. Çünkü kökleriyle birlikte, topraklı satıyorlar. Benim için semizotunun yaprakları kadar kökü ve toprağı da önemli. O kısmı kesip ayırıyorum, burnuma çekiyorum. Miss gibi toprak kokusu. İşte çiçeğimiz bu…

Sevgili dostum,

Bunları geçelim, önümüze bakalım. Şimdi özgürlük zamanı…

Haziran’ın şu ilk günlerinde özgürlük demek, aileme kavuşmak, İzmir’le kucaklaşmak demek…

Hücrem buram buram İzmir kokuyor.

Haritalar, kitaplar, gazete kesikleri…

Bir kişinin tek başına neyi yapabileceğini neyi yapamayacağını elbette biliyorum ama, içimde tarifsiz bir pozitif enerji var. Ne yapmak istesem az geliyor. Hele İzmir’in vefasını düşündükçe; yıllar önce Bornova’da kaldığım apartman sakinlerinin desteğini, İzmir medyasının sütunlarını, ekranlarını açmasını, İzmirliler’in benimle ilgili toplantılara katılmalarını, belediye başkanlarımızın omuz verişlerini düşündükçe gücümle sorumluluğum birbiriyle yarışıyor.

Yeryüzündeki en büyük enerji başarıya inanmaktır.

Ben, İzmirlerle, İzmir’in kurumlarıyla birlikte pek çok şey başarabileceğimize inanıyorum.

İzmir’de atılan her adımın yanında “bir” de ben olacağım. “Bir”i çok da küçümseme, nerede durduğuna bağlı. Eğer, “binin” solunda durursa “onbirbin” eder!

Sevgili dostum,

Özlediğim bir şey de İzmirli dostlarla oturup, içine su katınca beyazlaşan, adını şu an tam anımsayamadığım bir şey eşliğinde sohbet etmek.

Sohbeti çok uzatmasak da olur; şöyle akşam saatlerinde oturur, sabah erkenden kalkarız sofradan, sohbetten.

Bütün gücümüzle koşturacağım.

Bütün dostluğumuzla yaşamı paylaşacağımız günlere…

Selam, sevgi, hasret, dostluk, kardeşlik duygularımla.

Mustafa Balbay

Silivri

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, Muzaffer Bey, Balbay ve öteki birkaç renki/dobra/cesur kişi sayesinde bu dönemki Meclis epeyce renkli, heyecanılı ve biraz da hasıraltı edilmiş gerçeklerin konuşulacağı bir meclis olacak. Belki de devletin bu kez "Ergenekoncu" diye suçladığı kesimle barışacağı bir meclis olabilir. Umarım BDP de yıkıcı-yakıcı yöntemler yerine, meclşis kürsünü kullanır bundan böyle... Emeğinize sağlık, selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 13.06.2011 10:45
Cevap :
O dediğiniz adamların Meclis kürsüsünü kullanacaklarına inanmıyorum. Kullanılıyor görüntüsü altında, herzelerini yiyeceklerdir yine de. Bir yanda dağda, düzde zirvelerde PKK avına çıkıyoruz. Öte yandan da meclis koltuğuna buyur edip, "gayfeler nasıl ossun" diyoruz. Buna demokrasi diyorruz. Öte yandan Eregenekon mahkemelerini kuruyoruz. İfadesi alınmadan içerde gün sayanları biliyoruz. Evet. Dediğiniz gibi bu seferki meclis " ses "verecek. Ham de kuvvetli. Selam ve sevgiler.  13.06.2011 13:48
 

2 yıl 3 ay 5 gündür ailesinden, gazetesinden, çok sevdiği gazetesinden ayrı. kısıtlı. Suçunun ne olduğunu bilmeden, inandırılmak istenen senaryolarla özgürlüğünü kısıtlıyor, sadece doğruları yazan kaleminden, aydınlık fikirlerinden mahrum bırakıyorlar Balbay sevenleri, hatta varsa sevmeyenleri bile. Güne yazılarını okuyarak başlamak zenginleşmektir benim için. İnce espirilerine gülümsemeyi, Emin Çölaşan'la tv programı yaptığı pazar günleri saat 11:00'de ekran karşısında olmayı, çok özlüyorum. Beynime kazılı duruyor bir süre önce meslekdaşı Mustafa Mutlu'ya yazdığı mektupta söylediği ''siz hiç sevdiklerinize koşarken cama çarptınız mı ?'' sözü. Sarılamadığı oğlu Deniz'in telefon ahizesinden sesini öpmeye çalışmasındaki duygusallığı görür gibi oldukça gözlerimden akan yaşların tesellisi bitecek elbet bugünler, ''Balbay çıkacak yine yazacak'' umudu oluyor, tüm sevenleri gibi. İnanıyorum çıkacak.Az kaldı az..

Tuğba 
 11.06.2011 13:06
Cevap :
Sevgili Tuğba. Bu kıymetli yorumu, seçim yasakları dolayısıyle hemen cevaplayamadım. Anlamışsınızdır. Evet Sevgili Tuğba. Az kaldı diye diye, işin ucun a geldik ve bilindiği gibi Balbaya, İzmirden sevgiler aktı. Bu da sandığa yansıdı. Şimdi aramızda olacak. O camlara bir daha çarpmayacak. o öpücüklerin hakikisini tadacak. Size teşekkürler, saygılar, bitmeyen sevgilerimle.  13.06.2011 8:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 865
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster