Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '09

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
684
 

Balıkçılığa Başladım Halt Ettim

Balıkçılığa Başladım Halt Ettim
 

Bu fotoğraf fotomontaja benziyor...


Sayın Ali Gülcü’nün balık resimleri, Talip Girgin abimin teşvikleriyle balıkçılık sektörüne girdik. Girdik diyorum çünkü yanımda Mustafa arkadaşımı da heveslendirdim. Mustafa Bey'in daha önceden oltası varmış sanırım ilk icat edilen oltalardan biri. Her tarafı pas içindeydi. Ben ise yeni her şeyi sıfırdan aldım. Girdik av eşyaları satılan dükkana:

-Oltayı nasıl istersiniz sağlam olsun mu?

-Olsun…

-Misinayı en kalitelisinden veriyorum!

-Ver…

-İğneler 6,7 olsun, bunlarla çok güzel balık yakalanır, tamam?

-Tamam abi.

İlk deneme için yakındaki çaya gidelim, yem olarak ekmek deneyelim dedik maksat elimiz oltaya alışsın. İğne çaya değer değmez balıklar yem için yarıştılar dermişim. Sanırım o görüntüler filmlerde oluyor. İğneyi gören balık kaçmaya başladı. Yemlerimize balıklar itibar etmese de başka su ürünü canlıları hızla gelmeye başladı: Su tosbağaları. İğneyi birinden kurtarıp diğerine yakalatmamak için çabaladık. Makarayı o telaşla bir ileri bir geri yapınca hoop misina karıştı. Aldık başımıza belayı.

İlk denememiz çok kısa sürdü. Sağdan soldan amatör balıkçılardan balık tutulan mevkileri araştırmaya başladık. Milletin ağzı torba değil ki büzesin:

-Şu tarihte falanca yere gittik, balık tutmaktan bi duble rakımı bitiremedim.

-Fişmanca yerde bi sazan yakaladım sorma…

-Bu resimde gördüğün balıkları, ben yakaladım.

Genelde avcılıkla uğraşanların derneğinde büyük puntolarla “YALANA İTİRAZ OLMAZ” yazar bizim buralarda. Tabi biz bunları bilmediğimiz için kim ne dediyse uygulamaya başladık. Mustafa Bey'in yeğeni Hasan da balıkçılık merakı olan birisi çıktı. Balığa gideceğimizi duyunca çok heyecanlanmış hemen solucan toplamış.

Belirlediğimiz tarihte gittik bir baraja. Fakat büyük bir sorun var! Ben solucandan tiksinirim. Mustafa Bey ve Hasan solucanları taktılar, şöyle bir dokunayım dedim olmadı. Artık Hasan’a rica ettim kırmadı çocuk. İlk atışta hooop bir tane sazan ama hamsinin büyüğü, attık kovaya. Çok sevindik çünkü bereketli bir av olacağı ilk atışta yakalamamızdan belliydi. Biz beklemeye devam ederken zaman su gibi aktı ve koca avı tek balıkla tamamladık. Bu balığı eve götürüp ufaklığa yedirmek istedim “Ye oğlum, bu balığı işte Ben tuttum!” gibi hava yapmak istedim ama balığı havuza atıp büyütmenin daha mantıklı olduğuna karar verdik.

Baş balıkçı Talip ustadan tatlı su balığı tutmanın püf noktalarını öğrendim. Çay balığı için solucan ve haşlanmış mısır tanelerinin iyi olduğunu söyledi. Sonra baraja bir daha gittik mısır tanesi uyguladık vallahi balıkların bir tanesi bile itibar etmedi. Bu sefer 7 tane tutmayı başardık. Onları da havuza attık.

Barajdan istediğimiz sonucu alamayınca rivayete göre 16-17 kiloluk sazan tutulan başka baraja gittik. Bu sefer Hasan’ın babası da geldi. İlginçtir av çok bereketliydi. Attığımız olta beş saniye içinde balık tarafından kapılıyordu. Haliyle birisinin arka safta balıkları çıkarıp solucan takması daha iyi olacaktı. Bilin bakalım kim? Hasan’ın babası:

-Hasan bak bak bak bak şuna bak, hadi Hasan çıkar balığı, solucan tak Hasan. Hasan solucanı takıp tam kendi oltasını eline alacak tekrar babası:

-Hasan balığı çıkar solucan tak. Hasan hesabı ödeyemeyip bulaşık yıkayan mağdurlar gibi son tabağı yıkayıp kaçmayı planlıyor ama sürekli yeni tabak misali balık gelince artık dayanamadı.

-Yeter baba ayak işlerini kendin yap. Bereketli bir avdı ama bir merakımız vardı tuttuğumuz balıkları daha önce hiç görmemiştik. Eve gelince mangal için hazırlıklara başladık, internetten balığın türünü araştırmaya başladık, Talip ustaya sorduk “Resmini çek bana gönder.” dedi. Biz tam teçhizatlı Cevat Kelle değiliz nerden bulalım. Derken internetten balığı öğrendik Tuna kayabalığı. Tuna’da olan bu balık nasıl buraya geldi? Bu balıklar çok oburmuş, sineklerle mücadele için kullanılıyormuş. Bu arada sinekleri yerken diğer balıkların yumurtalarını da yiyormuş anlayacağınız olduğu yeri kurutuyor. Tuttuğumuz onca balık köpeklere yem oldu.

Yılmak yok dedik gelecek sefer tatlı sulardan tuzlu sulara gitmenin zamanının geldiğini idrak ettik. Yine çevreden gelen rivayetlere göre ekmek içine oltaları yerleştirince çok balık yakalanacağını öğrendik. Ben de balık yemleri aldım. Gittik Bodrum tarafına. Attığımız ilk olta her zaman ki gibi balıkla dönünce sevindik. Sonrası yine hüsran. Artık evde, işte alay konusu olmaya başladık. Ağrımıza gitmeye başladı. Netten araştırmaya yapmaya başladım. Çipura için yeni iğneler, balıkçı çantası, yem sipariş ettim. Ayrıca çipuraların mamun denilen böcekleri çok sevdiğini öğrendik. Gittik mamun aldık. Yaratık serisinin iğrenç yaratığının aslında mamundan esinlendiğini öğrenmiş oldum.

Bu sefer daha dikkatli olduk 6 tane tuttuk. Bir ara Mustafa Bey:

-Ben kaç balık tuttum?

-6

-Burda 4 tane var az evvel buralarda bi kedi vardı sakın balıkları yemiş olmasın.

Baktık kıyı balıkçılığı olmayacak en iyisi tekneyle açılmak olduğuna karar verdik. Fakat bir sorunumuz vardı. Derinlik korkusu, bu sorunu yeleklerle denize açılma sayesinde çözeceğimizi düşündük. Dönüş yolunda çiftlik balığı üretiminin balık satış mağazası vardı. Daldık içeriye. Ertesi gün bir arkadaş:

-Dün balığa çıkmışsınız yakalayabildiniz mi?

-Evet.

-Ne yakaladınız?

-600 gram fileto edilmiş levrek yakaldım!

Geçen haftasonu İzmir’de sınavlar vardı. Bu arada Sayın İlyas Bayram’a teşekkür edeyim sayesinde sınav yerlerine sorunsuz gittik. Sınavdan sonra Konak’ta dolaşırken bir sürü balıkçılık mağazası gördüm. Tesadüf eseri internetten alışveriş yaptığım sitenin ana mağazasını buldum. Girdik içeriye. Yanımda eşim ile Mustafa Bey'in eşi vardı. İlk olarak klasik balıkçılık muhabbeti ettik siparişler hazırlanırken:

-Şu işe girdim tam 500 milyon döktüm doğru dürüst balık tutamadım. Mağaza sahipleri başka bir müsteriyi gösterdiler:

-500 milyon para mı işte bu adam tam 5 milyar döktü hala balık yakalayamadı. Dur bakim bugün yaptığı alışverişi eklersek 5 milyar 550 milyon etti. O an çok rahatladım. Sonra yelekleri niçin kullanacağımız sorulunca:

-Yoksa bu balıkçılar yüzme bilmiyor mu? dediler. Yine yerin dibine giriş durumları.

Özetlersek balıkçılık hobi olarak çok pahalı bir uğraş. Bir oltayla bu iş olmuyor. Eğer hala bir hobiniz yoksa rahmetli Bob ağabeyimizin resim setini alın, ahşap boyama yapın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fethiye de yaşıyorken ben de bir kıyı balıkçısıydım. Yazdığın gibi uzun zahmetler sonucunda bir tuttuğum balıklara bakıp, bir de yaptığım masrafı düşünürdüm. Masrafı bırak bütün gün beklemek, sen mi balık tutuyon, balık mı seni belli değil... Şimdi fırsat bulsam hiç gelmem denizden!!!

serifsoner 
 18.11.2009 12:41
Cevap :
Doğru Ömer Bey, masraflar ağır ama tekne kiralarsan masrafları çıkarırsın da amaç zararı kurtarmak değil keyifli bir hobi. Yazıda Ali ve Talip'e takıldım sadece. Tekrar geçmiş olsun.  18.11.2009 12:48
 

Ali Gülcü Kardeşime imrenip çok bekledim.Ama heyhaaat !..Şimdilerde ben de balıktan dönerken balıkçıya uğramayı ihmal etmem:) Selam ve sevgiyle...

Mesut Selek 
 15.11.2009 22:30
Cevap :
Teşekkürler Hocam, Ali Ve Talip Abi bol balık tutuyor ama bugün sitelerde körfez balıklarının sağlıklı olmadığı yazıyordu. Amatör olta balıkçılarının işi çok zorlaştı. Önce iklim değişikliği yüzünden ekosistemin değişmesi sonra ağlarla avlanan balıkçılardan kurtulabilirse balıklar, işte onları yakalamaya çalışıyoruz.  15.11.2009 23:03
 

Ege ile annesine üzülüyorum. Balık yakalayacağım diye ev işlerinden kaytarıyorsunuzdur bir, Allah bilir çocuğu parka da götürmüyorsunuzdur iki, aile bütçesini balık malzemesi almak uğruna deleceğinize, gidip balıkçıdan balık alın inanın daha ucuza gelir üç. İzmir'e gelip selamsız gitmek, bizim Yatağan'a gelip sizi tanımazdan gelmemiz gibi olmaz mı dört. Selamlar, sevgiler...

narçiçeği 
 10.11.2009 6:42
Cevap :
İlk üç soru neyse de dördüncü soru mahçup etti beni. Fakat öyle bir koşuşturma yaşadık ki hepimiz farklı okullarda sınava girdiğimizden İlyas Abi bir o okul bir bu okul demekten bayağı yoruldu. Yani şöyle bir yerde oturup dinlenemedik. Üstelik büyükşehir sakini olmadığımızdan yeni bir kural öğrendik "İzmir'de yiyecek her yerden alınmaz" Yediğimiz midyeler bizi de bozunca İzmir'den son sürat kaçtık:) Yakın bir zamanda iş için değil hobi için geleceğiz bu sefer haber etmemek olmaz. Saygılar.  10.11.2009 12:31
 

Emekli oluca ben yapacaktım bu işi. Deniz, Sandal, olta, Rakı ve Balık. Hayallerimi sarstınız Harun Bey.))))

DurmuşGüler 
 09.11.2009 20:09
Cevap :
Yok Hocam bu işin şakası. Denize gidince o koku yok mu o koku insanı kendine aşık ediyor. Bence çok güzel bir hobi de bu bilinçsiz avlananlar yüzünden bizim gibi amatörlere balık kalmıyor. Saygılar.  09.11.2009 21:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2910
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster