Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
902
 

Balyoz operasyonu gerekliydi, kimse hukukun üstünde değildir

Balyoz operasyonu gerekliydi, kimse hukukun üstünde değildir
 

Eğer ki "hukukun üstünlüğünün de bir sınırı vardır, hukuk bazıları için ayrıcalık tanımalı" deniliyorsa, hukuksuzluğu meşrulaştırmış olursunuz. İşte o zaman, yollarında güven içerisinde yürüyebileceğimiz bir ülke bulmak da mümkün değildir.

"Asker yargılanamaz, yargılanırsa onuru zedelenir, yıpranır" düşüncesi, ne yazık ki TSK’yı bugün olması gereken noktadan, Balyoz Operasyonu noktasına getirmiştir.

Keşke TSK “ kol kırılır ama yen içinde kalır” mantığıyla hareket etmeyip, bizzat kendisi darbe planlayıcılarının üzerine gitmiş ve gerekli soruşturmaları kamuoyunun gözü önünde yapmış olsaydı…Ben halktan birisi olarak İlker Başbuğ’un "TSK’nın da bir sabrı var, taşırmayın” demesi yerine, “artık bu ülkede darbe ve darbeci zihniyetlere yer yoktur, TSK darbecilerden bizzat kendisi hesap soracaktır” demesini beklerdim…Hukukun üstünlüğüne inananan bir ordu bunu yapabilmeli, TSK içinde kanunsuz yapılanmalara bulaşmış kişi ve grupların tasfiyesini bizzat yapacak hukuk sürecini başlatabilmeliydi.

Bir diğer konu da İktidarın, Balyoz operasyonu ile başlayan hukuk sürecine, TSK’ya karşı güç kazanımı olarak bakma eğilimidir. Bazı AK Parti’li milletvekillerinin söylemleri ve hatta iktidarın tavrı, bu süreci ciddi ve tarafsız yürütebileceği konusunda şüphelere neden olmaktadır. Bu sürecin “İktidar, Ordu’ya hesap soruyor” şeklinde değerlendirilmesini önlemek için, yürütme erki ciddiyetini göstermesi gerekiyor…aksi halde, İktidar da “gizli gündemi var” şaibesinden kurtulamaz.

Ve nihayet, muhalafetin popülist söylemleri ile aynı doğrultuda düşünenler veya Baykal ağzı ile "ama darbe gerçekleşmedi ki" düşüncesinde olanların da bu ülkede demokratik hukuk devletini yaşatabilmek için, darbe tertiplerinin hesabını sormaktan başka çare olmadığını artık anlamaları gerekiyor. Ne yazık ki bugüne kadar etkin olmayan ve ciddiyetten uzak muhafelet partileri, bu ülkede TSK ve Yargıyı her defasında İktidar’ın karşısına getirmiş, asker ve yargının siyasallaşmasına sebep olmuşlardır.

Gerçekleşmemiş darbe, darbe değildir mantığı ile darbe planı yapanlardan hesap sorulmadıkça demokratik hukuk devletinin tüm kural ve kurumlarıyla çalıştırılması ve yaşatılması mümkün olamaz. Başarılı olamamak darbeciyi kurtarmadığı gibi, başarılı olamamış darbeciyi savunmak, kol kanat germek de destekçilerini kurtarmaz.

Aslında bu balyoz, her kesime iniyor…düşünüldüğünde inen balyozdan ilgili her kurum dersini almalı. Kim, ne görevde olursa olsun, hukuktan üstün değildir.

Asker de, sivil de, hukukun üstünlüğü ortak paydasında buluşabilirse eğer, hiçbir kurum yıpranmayacak ve Türkiye kazanacaktır…umut edilen de budur.

Hakkı Uysal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Beran Hanim; Herkez uzun yorum yazmis; bende kisa iki kelime soyleyim;oncelikle yaziniza ve ek yorumlariniza tamamen katiliyorum; ikincise ise bence daha onemli; konu ordu gibi bir kurumun gecmis ve simdiki dosyalari goz onune gelince kimlerin acik ve demokratik bir toplumdan yana oldugu hemen belli oluyor; darbe ve mafya alt orgutlenmelerine el kaldirdiginizda siginacaklari tek yer "dis mihraklar" tekerlemesi malesef; zaten yillardir demokrasinin onunu kesen bu duygu somurusu degil mi ? Basarilar ve mutluluklar size

David Auget 
 25.02.2010 11:51
Cevap :
Merhaba Sevgili David, açık ve demokratik bir toplum olabilmek için tüm kurumlarıyla, medyasıyla, sivil insiyatifi ile etkin, ciddi ve güvenilir olmak gerekiyor...dış mihrak gerçeğini göz ardı etmeyelim ama önce kendi kapımızın önünü bir temizleyelim...yaratılan suni korkuların ve bunları yaratanların bu ülkeye verdikleri zarar, hani o dillere pelensk olmuş dış mihraklarınkinden çok daha korkunç ve vicdansızca...teşekkür ediyorum, sevgiler  25.02.2010 23:46
 

Hiç mi hiç iyi değilmiş Beran Hanım. Bunu sizden beklemezdim doğrusu. Elim belimde değil ki... Balyoz vardı elimde... Tam kaldırdım, odun ufalıyordum, Beran hanımdan mesaj geldi dediler. Öylece çıktım geldim. Dondum kaldım öylece... Sanırım Allah cezamı verdi. Madem öyle. Okkalı bir yazı yazarsınız artık. Dokunulmazlıklar hemen kaldırılsın, dokunulmayan kalmasın diye... Diğer türlü pek inandırırcı olmuyor da... Dil ucundan söylenmiş gibi hani... / Bazı ünlü kolcu arkadaşlarımızında kapitalin para babası, gemicik sahibi, onlarca işletmenin ortağı ya da gizli ortağı olan bir para babasının yaptığı açılımlara dört elle sarılması ne komik. Ne kadar tezat misyonuyla. Oysa tekel işçileri nerdeyse iki aydır kışın dondurucu soğuğunda hak mücadelesi veriyor. Para babası ile savaşıyor. Madem emekten, emekçiden, yana kolcu! Nerden dayatıldığı açıkça belli olan açılıma sarılacağına dört elle, kolcuları yazsaya...

Ayrıntıda gezinmek 
 24.02.2010 23:29
 

Ben bu ülkede hukukun üstünlüğüne inanmıyorum. Yasama hakkını bile başbakana devreden bir meclis var. 15000 hakimin içinde tabii ki başbakanın yandaşı vardır. Bağımsız olmayan tarafsız olamaz.HSYK nın başında adalet bakanı ve müsteşar olursa bu nasıl tarafsızlık olur? Kaldı ki Adalet bakanı başkanı olduğu kurumla kavgalı.
Yargıya karşı saldırı ve kuşatma var. İptal edileceği belli yasalar çıkarılıyor. Mahkeme ve Danıştay iptal edince mahkemelerin üzerine gidiliyor. Bu arada yargı kendi içinden hançerleniyor.
Siyasi iktidar kesinlikle kendilerinin denetimini istemiyor. Yargı gücünü anayasadan alır. Bu yürütme ve yasamayla eşittir. HSYK yetki verdiği gibi geri de alabilir. Hatip Diiclenin hakim ve savcılar ayarlandı iddiasının ortaya atılmasından sonra Cihaner işlemi hızlandırıldı. İktidarı ne zaman sıkıntıya sokan bir durum olur, gündem değiştirilmeye çalışılır. Yeni devlet eski devlete karşı. ABD yeni devleti destekliyor. Buna gaz veren aydınlar ve liberaller.Asıl suçlu bunlar

Erol Özışık 
 24.02.2010 22:42
Cevap :
Evrensel bir hukuk sistemi kurulamadığı müddetçe, bizde olduğu gibi hukukun üstünlüğüne gölge düşer, yine de mevcut yargı sisteminin bir ucundan tutunmak gerektiğine halen inanıyorum...bunun dışında çok acil yargı reformu da şart. Erol Bey, yargı iktidarın rakibi değildir, olmamalıdır...dünyada bizdeki kadar "yüksek" mertebesi çok olan bir yargı sistemi yok. Ama yargıya şüpheli yaklaşmak, zaten çivisi sallanan bir toplumu ve sistemi iyice zora sokar. Yargı, bir satranç tahtası değildir. Gündem değiştirme konusu ise salt bu iktidara ilişkin bir şey değil, devletin yıllardır toplumu hizalama anlamanında da kullandığı bir yöntem...keşke suçlu aramak yerine çözüm üretebiliyor olsa idik...hep eleştirmekle olmuyor...aydınlar bu ülkeye gereklidir, aydınlanmaya başlayabilmek için gereklidir...Türkiye yeni yeni konuşabiliyorsa eğer bunu aydınlara da borçluyuz ama tabii ki kimin gerçek aydın olduğu tartışalabilir...teşekkürler, sevgiler  25.02.2010 0:24
 

Bir kez olsun Gen. Kurmay Başkanı çıkıp Ordunun asla darbe yapmak gibi bir amacının olmadığını açıkladığına tanık olmadım. Hep inkar politikası yapmayı yeğledi. Sonra olup bitenler karşısında.... Çok mu zor du bunu açıkca söylemek...

Yapukay 
 24.02.2010 20:47
Cevap :
Kol kırılıp yen içinde kalmıyormuş...kalmamalı, darbelerken debelenmek durumuna düşmemeliydi...teşekkürler, sevgiler  25.02.2010 23:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2267
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster