Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1008
 

Balyoz planı ve vicdansızlık tarihi

Balyoz planı ve vicdansızlık tarihi
 

Gördükçe ve yaşadıkça “vicdansızlık” tarihini, kimin sabrının taşmaya hakkı olduğunu elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.

Kim vicdanlı, kim vicdansız şaşırdık…Herkes birbirini vicdansızlıkla suçluyor.

Komutan yumruğunu masaya vuruyor, “Askerine ‘Allah Allah’ diye hücum ettiren bir ordu nasıl Allah’ın evi camiye bomba atmayı düşünür? Vicdansızlıktır. Lanetliyorum bunları…Türk ordusunun da bir sabrı var” diyor.

Başbakan, “Bizi demokrasi karşıtlığıyla itham etmek vicdansızlıktır, demokrasiyi kökleştiren bir hükümeti demokrasi karşıtlığıyla itham etmek haksızlıktır, tutarsızlıktır, daha ötesi vicdansızlıktır” diyor.

Hiç biri “halkın da bir sabrı var, taşar mı taşmaz mı?” diye düşünmüyor.

Bu memleketde yıllar yılı her gün ayrı bir kaosa uyandık…faili meçhuller, katliamlar, kışkırtmalar, kaos yaratma planları, darbeler, darbe tertipleri, şehitler, etnik sorunlar, PKK, devleti yönetenlerin kavgaları, siyasilerin kısır çekişmeleri, ekonomik zorluklar, işsizlik, yoksulluk, her günümüzün korkulu rüyası oldu…yine de “vicdansızlar” demedik, gittik güle oynaya, gururla oyumuzu verdik…sandık ki “oyumuz demokrasiye güller açtıracak, gökyüzüne barış güvercinleri uçurtacak”. Bir gün de masaya yumruğu vurmadık, vuramadık! …“ bizi sürü gibi bir toplum haline getirdiniz” demedik, diyemedik!

Sorsanız, her şey “halk adına, halk için” yapıldı!... anlamadılar ki tüm rezillikler “halka rağmen” yapıldı!

27 Mayıs’la başladı ihtilal merakı, darbe hevesleri. Tek parti ideolojisi ve onun zihniyeti, reddetti demokrasiyi, hazmedemedik çok sesliliği, ilk darbe anayasası ile vesayet sistemini yasallaştırdık.

10 yıl dayanamadılar…O yıllarda da askeri, hukukçusu, medyası, iş dünyası elele verdi, harekete geçen gençliği de kullanarak, sağa sola bombalar attırarak darbeye zemin hazırladılar…ve arkasına 12 Mart geldi.

Demirel’i, Ecevit’i, didişerek demokrasi yaptıklarını zannetiler, bir adım ileri kıpırdayamadık…kavga, uzlaşmazlık, siyasi kültürümüze geldi yerleşti…

Kontrgerillasından tutun karanlık güçlerine kadar, Abdi İpekçi’lerin öldürülmesi, Çorum, Maraş katliamları, Bahçelievler cinayetleri, Türkiye’nin cephelere böldürülmesi ve anarşiyle yaratılan darbe ortamı ve 12 Eylül… postallar altında çiğnenen özgürlükler, işkenceler, insan hakları…sahi neydi bizim suçumuz? Neydi o karanlıktan da beter zindanlar? Kolu kanadı kırıldı, felç ettiler demokrasiyi.

Bitmiş miydi? Kim bilir daha hangi cinayetler, hangi kanlı ortamlar bekliyordu bizi? Daha kaç kişi ölecekti? Jitem’li, Susurluk’lu günler uzak değildi. Doğu’da PKK ile birlikte palazandı sözüm ona vatan kurtaran kahramanlar! Şehit haberleri dağladı yürekleri, dağdakilerin anaları da yandı, ağlamayan ana mı bıraktılar bu memleketde?…hepimizin anasını ağlattılar!

Devlet baba, babalığını şaşırdı… "Bu devlet uğruna kurşun atan da, yiyen de her zaman bizim için saygıyla anılır” diyenler sayesinde palazlanmadı mı çeteler, korunmadı mı katiller? Hukuk dışına çıkmak devlet eliyle kutsanmadı mı bu memleketde…bu soruların yanıtları 1990’ların Güney Doğusu’nda kanlı karanlığında kaybolmadı mı? Hangi siyasi cinayetlerin, hangi darbenin hesabı soruldu? Sivas’ta yakılanlar hangi vicdansızlığın kurbanı oldular? Ya asit kuyularındaki kemikler!

28 Şubat, bu defa doğrudan değil de endirekt balans ayarı…sokakta tankları yürüterek salınan yeni korkular…böyle böyle gelindi 2000’lere… Hep korku, hep karanlık,önce komünizmdi, sonra irtica…nedense vatan elden gidiyor nağmeleri hiç eksik olmadı. Halkın oy çoğunluğu ile iktidara gelmiş bir hükümeti yine sindiremeyip yine tertipler başladı. 2003-2004 , Sarıkız, Ayışığışığı, darbe günlükleri…

Sorulmayan hesaplarla Ergenekon denilen zihniyete çanak tutanlar bugün toprak altından çıkan suikast silahlarına, bombalara, patlayıcılara ağız burun eğiyorlar…boru diyeni bile var! O günden sonra da zaten at izi, it izine karıştı…Kaos, karmaşa yaratıcıları her dönem olduğu gibi bu dönemde de hep iş başındaydı. Cumhuriyet’e bombalar, Danıştay baskını, Hrant Dink’ler!

Daha bitmedi, e-muhtralar, post modern darbe tertipleri, Kafes Planları, İrtica ile Mücadele Eylem planları…ne kadar da darbe planlı bir ülkeyiz! Her an hazırlıklı…İttihatdan beri her an hazırız darbelemeye.

Karanlık günlerdi, çok karanlık…halen de bu karanlığın içindeyiz. Bu ülkede cinayetlerin, suikastların, darbe tertiplerinin sonu bir türlü gelmedi. Şimde de balyoz planı çıktı…daha devamı var mı bilinmez. Ama yıllardan beri hukuksuzluktan, hukuksuzluğa göz yumanlardan hesap sorulmadığı için ülke gündemini işgal eden konular hala hep aynı, hep karanlık.

Tekrar tekrar düşünün karanlık geçmişi ve bu topluma yaşattıklarınızı!

Ve gördükçe, yaşadıkça “vicdansızlık” tarihini, kimin sabrının taşmaya hakkı olduğunu elinizi vicdanınıza koyun da söyleyin.

Salih ERDAGI bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Sivil bir vatandaş olarak daha ne istiyorsun?" lafınızın "bre mel'un, bre zındık" kısmı sanki eksik kalmış gibi..Bu lafınıza gülmeyelim de ne yapalım Matilla Beyciğim..Hakikaten " şaka " gibisiniz ama kendinizin de ifade ettiği gibi malesef şaka yapmıyorsunuz:(..İşte bu zihniyetler yüzünden bu ülke bu hale geldi. Gelsin asker yönetsin o halde..Beran'ın dediği gibi de adı " dikta " olsun..Hoşuma gitmedi bunlar deyip yapıversinler sabaha bir darbecik..Yaşayıp gitsin şu yukardaki durmadan bir şey isteyen tu-kaka sivil vatandaş...Hangi sabah, hangi postal sesinin onu sabah gelip sıcak yatağından alıp götüreceğini bilmeden....Hep sevgiler var yorumların altında ama ben yazmayacağım..

antikavakitler 
 03.02.2010 14:16
Cevap :
:)) ben hala Matilla'nın şaka yaptığını sanıyorum...de sevgini niye esirgedin yav:))...benden sevgiler  05.02.2010 20:31
 

Ülkem ile ilgili hayallerim var. Vatandaşlarının giyim-kuşamlarından dolayı yaftalanmadığı, inançlarından dolayı horlanmadığı, fikirlerinden dolayı hapislere atılmadığı, inandıklarını söylediği-yazdığı için katledilmediği, katledenlerin ise cezaevinden çıkarken kahraman ilan edilmediği, insanların tabu haline getirilmediği, kısacası;"MEŞRUİYETİNİ BİREY HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİNDEN ALAN YENİ BİR ANAYASA" ile yönetilen bir ülke hayali, hani yakın geçmiş zamanın popüler söylemi ile "Sözde değil, Özde Demokrasi" ile yönetilen bir ülke hayali. Ve ümitvarım, bu hayalimin gerçekleşeceğine olan inancım hergeçen gün artarak devam ediyor. Bu düşüncelerimi sayfanızda paylaşmama vesile olduğunuz için şahsınıza tekrar teşekkür ederim. Sağlıcakla Kalınız...

Yorum Dükkanı 
 28.01.2010 13:17
Cevap :
Yorumunuz dün gece geldi!...bunca aradan sonra...çok teşekkür ediyorum...şu dileklerinize katılmamak mümkün mü? Popüler bir söyemdir "sözde değil, özde demokrasi" ama bu memleketdeki çoğu sorunun da gelip dayandığı son noktadır...kesinlikle aynı şekilde düşünüyorum...sevgiler  05.02.2010 7:48
 

Gerçekten ben sana sürekli örnekler göstererek "son derece ciddi yorumlar" yapıyor olmama rağmen sen hep benim şaka yaptığımı, ironi yaptığımı iddia ediyorsun. Niye ki? Bence biz olayları çok farklı pencerelerden gözlemliyoruz. Sen sivil toplumun güdük kalmasını darbelerle gerekçelendiriyorsun bense siyasetçilerin isteseler sivil toplumu istedikleri kadar geliştirebileceklerini düşünüyorum. Kaldı ki sivil toplumumuzun bence öyle aman aman bir eksiği de yok. Aksine hangi batılı demokraside halkın sesi bu kadar çok çıkıyor. Onlar doğru dürüst seçimlere rağbet bile göstermiyorlar. Bak sen, ben, hepimiz istediğimizi yazabiliyoruz, istediğimze fırçalar atabiliyoruz, hatta seçilmiş bir meclisin cumhurbaşkanı seçebilme hakkını bile cumhuriyet mitingleri vasıtasıyla engelledik. Sivil bir vatandaş olarak daha ne istiyorsun? Batılı bir sivilin yapıp da bizim yapamadığımız ve siyasetçilerin isteyip de değiştiremeyecekleri ne var? Bence ben hiç de şaka yapmıyorum. Sevgiler :))

Matilla 
 28.01.2010 0:37
Cevap :
Peki,o zaman hep bir ağızdan "darbe" diyen koroya mı katılayım!...özür dilerim ama ben "O" değilim...teşekkürler, sevgiler  28.01.2010 19:44
 

80 yıldır oynanan cumhuriyetçilik oyununu gözünü kapatarak seyreden, üstelik biricik evladının ne için öldüğünü bile hala hesaplayamayan halkımız! Ne olurdu, onun sabrının taştığı günü bir görebilseydik! Ama anlaşılan o ki, uzak-yakın öyle bir ihtimal henüz yok. Osmanlı'nın kuluyduk, şimdi de sözde cumhuriyet diye diye elini yakamızdan çekmeyen İttihatçıların oyuncağı olduk. '' Hay o Vicdanınız batsın'' diyor, saygılar, selamlar yolluyorum.

hazandagüzeldir 
 27.01.2010 18:26
Cevap :
Neler yaşamışız ve halen yaşıyoruz di mi? hepsini bir araya getirdiğinde ki daha çok vicdansızlıklar da var, hepsi aklıma gelmedi, hayret diyorsun hayret, bu memleket neler neler gördü, yaşadı...bunca eziyeti çekti bu toplum,hala balyoz planı sahte mi kurmaca mı bunu tartışıyoruz...teşekkürler, sevgiler  27.01.2010 21:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2237
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

bir ters, bir düz ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster