Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
35
 

Bambu Ağacının Hikayesi

Bir düşünün. Olmuyor, başaramadım, çok zor deyip nelerden vazgeçtiniz? Hevesle başlayıp hangi kararlardan sonra yarı yoldan döndünüz? Sabırsızlık, inanç eksikliği, güvensizlik. Siz ne derseniz deyin hayallerinizden vazgeçtiniz şu ya da bu sebeple. Bambu ağacının yetişme hikayesini bilir misiniz? Olumlu ısrar, azim, sabır, kararlılık ve başarıya hazırlık için güzel bir örnektir. Çin bambu ağacı sebatkar olabilmemiz için çok güzel bir örnektir. Çinliler bu ağacı inançlarını yitirmeden ve büyük bir sabırla büyütürler. Nasıl mı? Hemen anlatalım bu meşakkatli ağacın büyüme safhalarını.

Çinliler ilk yıl bambu ağacının tohumunu eker, tohumu sular ve gübrelerler. Ama ağaç zorlu bir ağaçtır hemen Çinlilere cevap vermez tabi. Çinliler ertesi yıl ektikleri tohumu tekrar sular ve gübrelerler. Bizim bambu ağacı nazlıdır hemen yüzünü göstermez toprağın üstünde. Ancak Çinliler de azimli ve sabırlıdır bu konuda. Bilirler sağlam bir büyüme için sağlam bir kök saldığını. Çinliler hiç inançlarını kaybetmeden üçüncü yılda bambu ağacının tohumunu sular ve gübrelerler fakat dedik ya bambu nazlıdır kolayca toprağın üstünde kendisini göstermez. Ama olsun Çinlilerde azimlidir illaki büyüteceklerdir bambuyu, kararları kesindir.

Dördüncü yıl Çinliler tohumu tekrar sular ve gübreleme yaparlar. Ancak nazlı bambu gül cemalini toprağın üstünde yine göstermez. Çinliler inançlarını kaybetmezler. Çünkü bilirler ki sabrın meyvesi büyük olur. Çinliler beşinci yılda da bambunun tohumunu sular ve gübrelerler. Artık yavaş yavaş mutlu sona yaklaştıklarını bilmektedir sabırlı Çinliler. Nihayet beşinci yılın sonlarına doğru nazlı bambu gül cemalini toprağın üstünde göstermiş ve filizlenmeye başlamıştır.

İnsanın inanası gelmiyor ama altı hafta gibi kısa bir sürede bizim nazlı sandığımız bambu yaklaşık 27 metreye ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur. Çin bambu ağacı 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır. Bambu ağacı bu uzunluğa tabi ki altı haftada gelmemiştir, beş yıl da gelmiştir. Eğer Çinliler büyük bir sabır ve azimle beş yıl boyunca bu ağacı sulayıp gübrelemeseydi bambu ağacı olur muydu? Tabi ki olmazdı. Bambu ağacı da kendisine sunulan anlayışı inkar etmeyerek toprak üstüne çıkar çıkmaz selvi boylu bir ağaç olur. Başarmak için azimli olmak, sebatkar olmak, inançlı olmak, iyi bir hazırlık yapmak ve hiç bir zaman vazgeçmemek lazımdır. Unutmamak gerekir ki başarının tohumu acı ama meyvesi çok tatlıdır.

Emek, sabır, inanmak, iyi bir hazırlık ve vazgeçmemek. Asla pes etmemek. Bambu ağacından almamız gereken derslerdir. Bakınız eski bir Sioux Kızıldereli Atasözü diyor ki. ''Yollarım kapansaydı ya kendime açık bir yol bulacaktım ya da yolumu baltam ile kendim açacaktım'' En son baltanızı ne zaman bileylediniz?

Değerli okurlar yaşam koşulları ne olursa olsun hiç bir zaman pes etmeme düşüncesini kabullenmeliyiz, benimsemeliyiz ve sahiplenmeliyiz. Ve bu yaklaşımın yaşayan örneği olmalıyız.

Sevgili okurlar başarıya giden yolun formülü burada saklı. Müzik konusunda bir deha olan Beethoven'in çocukluğunda hocasının ona ''Sen asla Müzisyen olamazsın'' dediğini ya da icatları ile insanlığın hayatını kolaylaştıran Thomas Edison'un ilkokul öğretmeninin ''O beyinsiz çocuk hiç bir işte başarılı olamaz'' dediğini biliyor muydunuz? Ya Amerika Birleşik Devletlerine art arda 4 kez başkan secilen Fraklin Roosevelt'in başkan olduğu dönemlerde bile yakalandığı çocuk felcinin etkisinde olduğunu ve yürümekte zorlandığını. Ve yaşadığı bu sağlık probleminin bile Rooselvet'in başarısına engel olamadığını..

Siz kendinize inanın başkaları da size inanacaktır diyor Tacitus. Başarmak için içinizdeki istek her türlü engeli yenecek kadar kuvvetlendiği zaman başarınıza hiç bir şey engel olamayacaktır. Bir başarının şartları her zaman çok basittir. Bir süre için çalışın. Bir süre tahammül edin. Her zaman inanın. Ve hiç bir zaman geri dönmeyin. Unutmayınız ki kendi kendi ateşleyenler, itilmesi gerekenlerin her zaman önüne geçer.

Şimdi yukarıda anlatılan hikaye ile birlikte bir sorgulama yapalım. Yaşadığımız hayatı düşünelim. Kaçınız yaptığınız çalışmaların meyvesini hemen alamadınız diye çalışmalarınızı ya da işinizi yarım bıraktınız ya da terk ettiniz. Kaçınız hayallerinden vazgeçti. İnsan hayatında da aynı bambu ağacı hikayesinde olduğu gibi uzun vadeli düşünülmesi gereken ve her gün üzerine katkı yapılması gereken işler vardır. Doğru parçalar bir araya geldiğinde doğru mantaliteye sahip olduğunuz da çok hızlı bir şekilde işiniz uçuşa geçer ve istediğiniz noktaya gelirsiniz.

Zenginlik ve başarı geldiği zaman hızlı gelir. Doğru çalışma metodunu bulmak, becerileri doğru bir şekilde öğrenebilmek ve doğru akla ve mantaliteye sahip olmak işte bunlar zaman alır. Bunlar aylarınızı yıllarınızı alabilir. Ancak bir kere o noktaya çıktığınızda, bir kere nasıl yapılacağını artık çözdüğünüzde aynı bambu ağacının 6 haftada 27 metreye ulaşması gibi çok hızlı bir şekilde istediğiniz yere ulaşırsınız.

Bambu ağacının hikayesinden insanın alabileceği başka bir ders de başarıya giden yollarda gerekli alt yapının çok önemli olduğu ve altyapının çok iyi hazırlanması gerektiğidir. Bambu ağacı beş yıllık süre içinde hiç bir gelişim göstermeden varlığını devam ettirmesinin temel nedeni gelişim için gereksinim duyduğu mineralleri yeteri kadar sağlayabileceği toprağı bulamamasıdır. Bataklık denebilecek derece sulak topraklarda ve çok yoğun yağış alan bölgelerde yetişen bambu ağacı, akan suların beraberinde götürdüğü minerallerin eksikliğini tamamlamak üzere uzun süre sadece kök salar. Saldığı yüzlerce metre uzunluğundaki kökleri sayesinde eksikliklerini tutunduğu topraktan temin eder ve yılların kaybını dengeleyecek şekilde çok hızlı gelişir.

İşte bambu ağacının bize verdiği en önemli ders, en zor koşullarda altında bile mutlaka her canlının, her kurumun, her bireyin varlığını devam ettirebilmek için tüm gücüyle yaşama tutunma mücadelesi vermesi gerektiğidir. İşte bambu ağacı örneğinde olduğu gibi bireyler, canlılar ve kurumlar da kendini içinde bulunduğu zor koşullara hazırlarlar. İçinde bulunduğu ortamı yaşam alanına dönüştürürler. Bulduğu zor koşulları kendi gelişimi için kullanırlar. Gerekli hazırlıklarını yaptıktan sonra niteliksel gelişmeye yani patlamaya, devrime geçer ve tüm gücüyle toprakta, doğada, toplumda, piyasada ve örgütlerde kendi gelişimi için uygun ortamı yarattıktan sonra tam gaz yoluna devam ederler. Rakiplerine inanılmaz fark atarlar. Beş yıllık süreç içinde benzerlerine göre geride kaldığı ağaçlara öyle farklı atar ki, o farkı diğer ağaçlar yıllar boyu yaşasalar bile kapatmaları mümkün değildir.

İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır. Kendisi bilse şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçirebilse o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu. Orisan Sweet Marden'in bu sözleri konumuzu kısaca özetler niteliktedir. Son olarak azimle ilgili bir yanlış anlamayı düzeltmek isterim. Azimli olmak kuru gayret gösterip aynı şeyi hep aynı şekilde defalarca denemek değildir. Farklı hedefi aynı şekilde yada aynı hedefi farklı şekilde denemek azimli başarı için daha önemlidir. Azimli olmak kör bir kararlılık değil esnek bir zeka gerektirir. Ve azimle ile inat arasındaki, fark akıldır. Akılla direnme azimdir. Akılsız direnme inattır. Ve şunu da kesinlikle unutmayın. Yaşam büyük bir yarıştır. Bu yarışta kazananlarda olur kaybedenlerde. Siz hangi tarafta olmak istersiniz. Kazanmak için çaba gerekir. Başarı belki de vazgeçmemektir. Hayatta ne istediğinize karar verin. Kalkın ve başarana kadar asla vazgeçmeyin. Eğer o muhteşemse kolay olmayacak. Kolaysa muhteşem olmayacak. Eğer ona değerse vazgeçmezsin. Vazgeçersen sen ona değmezsin. Ve bazı şeyleri satın alamazsın. Kazanman gerekir. Bazı şeyleri hemen kazanamazsın uğruna savaşman ve yaşaman gerekir. Ve bugün büyük başarılar kazanmış olan insanların ulaştığı ya da koruduğu yükseklik ani bir sıçrayışla erişilmiş değildir. Onlar diğerleri uyurken geceleri azimle yukarıya tırmanmaya çalışıyorlardı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 24
Kayıt tarihi
: 09.09.19
 
 

1980 İstanbul doğumluyum. Lise mezunuyum. Güvenlik görevlisi olarak çalışiıyorum. Spor yapmak, ki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster