Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
13597
 

Bana bin balık vereceğine, bir balık tutmasını öğret. -Çin Atasözü-

Bana bin balık vereceğine, bir balık tutmasını öğret. -Çin Atasözü-
 

Bu Çin Atasözü, eğitimde temel bir felsefeyi özetliyor.

Biz çocuklarımıza yıllarca ders ezberlettik. Test çözdürmeye devam ediyoruz.

Çocuklarımız şiir yazamıyor, öykü yazamıyor, basit bir dilekçeyi yazamıyor.

Hayatın gerçeklerinden, pratiklerinden gitgide uzaklaşıyor çocuklarımız.

Kendi söküğünü, düğmesini dikemiyor. En ufak bir problemde yardım edecek birini arıyor.

Yaparsam öğrenirim temel felsefesine, eğitimimizde fazla yer vermediğimizden, nazari bilgilerle dolduruyoruz çocuklarımızın beyinlerini.

Pratikler ve uygulamalar, çocuklarımızın daha iyi öğrenmesini ve kendisine güven duymasını sağlar.

Öğrencilerimizin beyinleri, lüzumsuz bilgilerle, ezberlerle meşgul edilmektedir.

Matematikten anlamayana zorla matematik, fenden anlamayana zorla fen ezberletiyoruz.

Oysa aynı öğrencinin çok başarılı olduğu bir edebiyat alanı var. Çok güzel öyküler ve şiirler yazdığının farkında değiliz.

Çocuklarımızın düşüncelerinin gelişmesine, büyük katkı sağlayacak felsefe derslerine, liselerde ağırlık vermeliyiz.

Müfredat programları tekrar gözden geçirilmelidir. Ders yükleri azaltılmalıdır.

Çocuklarımızı pratiğe yönlendirecek, yaşama hazırlayacak, programlar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

Köy enstitülerinin temel anlayışında bu vardı. Üretime ve pratiğe yönelik bir eğitim yapılıyordu.

Doğrusu eğitim sistemimizden ve felsefi anlayışından gelecek adına büyük kaygı duymaktayım.

Günü kurtarmayı amaçlayan, geleceği göremeyen, plan ve programını geleceğe göre ayarlayamayan sistem umut vermiyor.

Eğitim, siyasi çekişmelerin ve rantların dışında tutulmalıdır. Partiler üstü olmalıdır.

Her gelen bakan kendi ideolojisini uygulamaya koyup, yazboz tahtasına döndürmemeli.

Pratik yapmak, insanı ustalaştırır. Güven duygusunu artırır. Unutmayalım, Mimar Sinan, üniversite okumadı ama alıştırma, pratik yaparak, ustalarından gördükleriyle büyük bir mimar oldu.

Edebiyat derslerinde çocuklarımıza edebiyat yaptırmalıyız.

Edebiyat tarihini, divan edebiyatını okutmakla zaman geçirmektense, çocuklarımızın şiir, öykü, roman yazmalarını özendirmeliyiz. Yönlendirmeliyiz.

Çocuklarımızı yaşama hazırlarken, yapılması gereken eğitimin neresindeyiz.

Çocuklarımıza, cinsel eğitim vermiyoruz. Çocuklarımız kulaktan dolma sokak kültüründen alıyorlar bu dersleri.

Sonrası malum...

Trafik dersi var ama uygulaması yok. Köy kasaba çocukları sadece trafik ışıklarını resimlerden öğreniyorlar.

Bisiklet sürmesini ve kurallarını sokak kültüründen öğreniyorlar.

Yüzme derseniz, beden eğitimi derslerinde yüzme çeşitlerinden bahsediliyor.

Çocuklarımıza yüzme öğretilmiyor, Yüzme eğitimi ile ilgili ortamlar oluşturulmuyor.

Bu yüzden çocuklarımız bir kaşık suda boğuluyor. Bir deniz ülkesine bu tablo yakışmıyor.

Sağlıkla ilgili dersler sadece nazari olarak öğretiliyor.

Yaşamımızdaki pratik bilgiler ve uygulamalar öğretilmiyor. Trafik kazaları sonrası yaşadığımız ilkyardım rezaletlerini herkes görüyor.

Bu konuda ne kadar eğitimsiz olduğumuz ortada.

Bölgesel farklılıklara göre yaşam dersleri, farklılık gösterebilir.

Dağlık bölgenin, dağcılık, kayakçılık, göl bölgeleri için balıkçılık, göl sporları, ormanlık alanlar için ağaçla ilgili eğitimler farklı olarak verilebilir.

Baka baka öğrenilseydi, kediler kasap olurdu, atasözümüz pratik yapmanın önemini en iyi şekilde açıklıyor.

Çin Atasözünde belirtildiği gibi, hazır olan her şey biter, öğrendiğimiz yaptığımız şeyler yaşamımızda bize her zaman yararlı olmalı.

Bunun içinde uygulamalı eğitimlere ağırlık vermeliyiz.

Erdoğan Şahin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dalgın bir anımda okusaydım yazınızı, ''Allah Allah, ne zaman yazmışım bu güzel yazıyı, hatırlayamadım'' diye düşünürdüm. Bereket versin dalgın değilim şu anda ve aynı düşünceleri paylaştığım yazıyı sizin yazdığınızı biliyorum. Müfredat programı değişmeli de bu Milli Eğitim Bakanıyla mı? Okulların boş odalarını mescit haline getiriyorlar. Din adına gericilik öğretilmesi için kadrolaşıyorlar. İnsanlarımız bir şeyler öğrenemeden hayata atılıyorlar. Sorun 10 tane lise mezunu gencimize Avrupa ülkelerinin başkentlerini, iddialıyım ya 1 tanesi bilir ya da hiçbiri bilmez. Siz aslında kendinizi tarif ederken belirttiğiniz gibi her şeyi eleştiren biri değilsiniz. Bizim gibi insanlar egoist değillerdir. Bizler sadece kendimiz için yaşayamayız. Toplumun diğer fertleri ve ülkemiz bizi çok ilgilendirdiği için olumsuzluklara karşı duyarsız davranamıyoruz. Bu sebepten de bazen yanlış imaj uyandırıyoruz. Keşke bizlerden daha çok olsa ülkemizde. Size saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.

Mustafa Mumcu 
 02.06.2007 23:08
Cevap :
Sevgili Mumcu Merhaba, Övgü dolu yorumunuz için teşekkür ederim.Kendi eksikliklerimizi yanlışlarımızı görmek çok önemli. Belki bunun adı deneyimdir. Ama ne yazık ki ülkemizde, deneyimler, farklı düşünceler pek önemsenmiyor siyasilerce,ülkeyi yönetenlerce. Duyarlı tavrınız için tekrar teşekkür eder esenlikler dilerim.  03.06.2007 13:19
 

Erdoğan bey sizin gibi birikimi ve hayat neşesi dopdolu bir insanla tanışmak çok güzel. Tamamen fikirlerinize katılıyorum. Ve her mecliste bunları bende dile getiriyorum. Maalesef bu sistemle geleceğe içlerindeki değerleri keşfederek kendilerini geliştirip bu alanda başarılı olacak nesiller değil de yarış atı gibi koşturan ve gerekli gereksiz birçok bilgiyi kafalarına ezber etmeye çalışan tabiri caizse "robot nesil" yetişiyor. Çözüm belki kökten bir yenilik. Yoksa sevmediği işleri yapmak zorunda kalan ya da yetenekleri kendi içlerinde keşfedilemeden sönüp giden bir sürü mutsuz insanlar yetişmeye devam edecek...Sevgiyle

Emos 
 30.05.2007 14:16
Cevap :
Emoş Hanım merhaba. Güzel yorumunuza tamamıyla katılıyorum. Benim yazımı tamamlamış.Evet sizinde belirttiğiniz gibi sistem mutsuz insanlar yetiştirmeye devam ediyor. Birçok değer, değerini bulamıyor, çünkü sistem acımasız. Sistem sadece şekilciliğe dönüşmüş durumda.Sistemde duygu yok! Anlamlı yorumunuz için teşekkür eder saygı ve sevgilerimle esenlikler dilerim.  30.05.2007 21:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1351
Toplam yorum
: 1897
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1000
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster