Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
107
 

Bana bir Masal anlat

Hikayeleri seviyoruz biz, hayatımızın her anı ayrı bir hikaye ile dolu. Doğduğumuz günde başlıyor bu hikayeler. Annemiz babamız anlatıyor bize ilk hikayeleri. Bir varmış bir yokmuş ile başlayan , gökten üç elma düştü ile biten ilk hikayeler. Pamuk prensesler, kırmızı başlıklı kızlar, hayal dünyamız gelişiyor da gelişiyor.

Büyüdükçe çevremizdeki insanların hikayelerini dinliyoruz. Ve bu hikayelerle korkuları depolamaya başlıyoruz. -Hımmm şöyle konuşursam kızarlar, şöyle davranırsam ayıplarlar, bu doğruymuş, ay bu yanlışmış, ay bu çok kötü- gibi gibi.... Düşersin, üzülürsün, ağlarsın, alay edilirsin, ölürsün..... Bütün olumsuz eylemleri hikayeler ile bilinç altımıza işliyorlar.

Hiç demiyoruz ki - Durun ya ben kendi hikayemi kendim yazacağım, ön yargısız, yargılamasız, beni ben kendim bulacağım ve yaratacağım- . Sürekli başkalarının hikayelerinin müsvetteleri ile artık kalan hayatları yaşıyoruz. Yeni bir senaristte çıkmıyor abicim:)

Bize biçilen öğretilen hayatları yaşıyoruz. Neden, çünkü bu hikayenin dışına çıkmamak, kendi hikayemizi yazmamak için sürekli korkutulmuşuz. O nedenle artık hayatlar yaşar olmuşuz.

Bir yere ait olma, kendimizi kabullendirme isteğiyle öyle doluyuz ki kendi hikayemizi yazarsak yalnız kalmaktan, dışlanmaktan, eleştirilmekten korkuyoruz. Bir yerde okuduğum güzel bir cümle vardı ''Eğer sürüden ayrılmazsan koyun gibi güdülmekten kurtulamazsın''. Biz de aman sürüden ayrılmayalım da kurt bizi kapmasın düşüncesindeyiz.

Tarihe dönüp baktığınızda sürüden ayrılanları, kendi hikayelerini yazanları çok kolay fark edeceksinizdir eminim. En başta Atatürk, Afife Jale, Sabiha Gökçen, Halide Edip Adıvar, Ömer Hayyam, Mevlana, Şems ve daha bir çokları. Bunlar gerçekten kendi hikayelerini yazanlar, o nedenle hepsini çok iyi tanıyoruz.

İnsan bağımlılıklarından kurtulup, kendini bulduğunda işte o zaman kendi hikayesini yazmaya başlar. Başkalarının senaryolarının figuranı olmaktan kurtulur.

Ben de hikayelerle büyüdüm ve bu hikayelerin çizdiği sınırlarla yaşadım. Şu an bunu farkettiğimde baktım ki ben hiç ben olmamışım kendim için hiç bir şey yapmamışım , boşa geçmiş kocaman bir hayat. Yazık çok yazık.... Yardımcı kadın oyunculuktan kendimi kurtaramamışım, hiç başrolüm olmamış.

Artık tüm farkındalığımla kendi hikayemi yazmaya başladım, başrolu kaptım yani :)

Tabi daha önce yazılmış bir hikaye olmadığından , yaşadığım her an daha bir heyecanlı ve mutluluk verici. Senaryo benim elimde olduğu için istediğim finali yazabilirim.

Sizlerde kendi hikayenizi yazın, herkes kendi hikayesinin başrol oyuncusu olmalı , figuran çok var bu hayatta nasıl olsa :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 220
Kayıt tarihi
: 22.03.15
 
 

LİSANS MEZUNUYUM FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇALIŞIYORUM İLGİ ALANLARIM; Kitap okumak, insan davranışlarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster