Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
56
 

Bana ecaip soru sormişsiniz...

Bana ecaip soru sormişsiniz...
 

İnsan neden suç işler?  
 
Yüzyıl önce bu konu üzerinde düşünen bilim insanları çoğu kişinin yanlızca biyolojik olarak suçlu olduğuna inanıyordu. Suçlular üzerinde yapılan incelemelerde 1870 lerde italyan kriminolog Cesare Lambroso suçluların belirli anatomik yapılarından yola çıkılarak, kafatasları, alnın biçimi, burun yapısı kol ve bacak uzunluğu gibi özelliklerle belirlenebileceğini savunduğu gibi, daha sonraları bu ve buna benzer fiziksel özelliklerden yola çıkılarak yapılmaya çalışılan tespitler geçerliliğini yitirmiştir. 
 
Kriminologların cevap bulamadığı soruyu ruh bilimciler ele almış ve ruhsal rahatsızlığı olan suçlular üzerinde araştırmalar yapmışlar ve suçun biyolojik değil ruhsal bir sorun olduğunu savunmuşlardır. Fakat bu teoride zamanla geçerliliğini yitirmiştir. Zamanla suç bireysel olmaktan çok toplumsal bir unsur olarak ele alınmaya başlanmış ve bir çok sosyolog suçun toplumsal nedenlerini araştırmışlardır. 
 
Birey midir toplumu şekillendiren yoksa toplum mudur bireyin davranışlarına yön veren. İşte bu soru özellikle bireylerin davranışlarını anlamlandırma konusunda yardımcı olacağı düşünülerek, yıllardır başta sosyologlar ve sosyal psikologlar olmak üzere farklı disiplinlerdeki sosyal bilimcilerin araştırma konusu olmuştur.  Toplumsallaşma yani bir diğer adı ile sosyalizasyon süreci toplumsal değerlerin toplum tarafından bireye aktarılmasıdır. Dolayısı ile toplumun değer yargıları bireylerin değer yargılarını oluşturur. Bir başka deyişle  birey toplumun yansımasıdır. 
 
Burada akla şu soru geliyor? Özelliklede çocuk yaşta suçluluk oranlarının bu kadar yüksek olduğu ve her geçen yılda bu sayının artarak devam ettiği bir toplumda suçu bireyde mi toplumda mı  ya da toplumun kendilerini yönetmesi adına ehliyet verdiği siyasi erklerde mi aramak gerekir. 
 
Adalet bakanlığı ceza ve tevkifevleri genel müdürlüğü verilerine göre son 20 yılda, nufus artış oranı % 26 iken, suç oranlarındaki artış % 400 lere varmıştır. Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlü çocuk ve gençlerin sayısında da yine son 5 yılda yapılan istatistiklere göre yüzde 45 artış olduğu görülüyor. Çocuk ve gençlerin ceza evinde bulunma nedenleri  sırasıyla uyuşturucu, hırsızlık, gasp ve cinayet olduğu göz önünde bulundurulduğunda son yıllarda yaşanan toplumsal dejenerasyon ve hükümetin suçu önleme politikalarının ne kadar yetersiz kaldığı hatta bu politikaların çocukları ve gençleri suça teşvikte itici güce dönüştüğü görülüyor...
                                                        *****
Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Hizmet Bölümünden bir araştırma  Görevlisinin  yapmış olduğu bir araştırmada 7 Haziran Genel Seçimi’ne yönelik cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü çocukların görüşleri alınmış  ve araştırma raporunda çocukların görüşlerini ifade edilirken , dil/anlatım bozukluğunda hiçbir düzenleme yapılamadan, olduğu gibi aktarılmasına özen gösterilmiş...
 
Araştırma raporunun tamamı geniş kapsamlı fakat, içinden seçmiş olduğum bir kaç soru ve çocukların vermiş olduğu dikkate değer  cevabı olduğu gibi aktarıyorum. 
 
Sence Türkiye nasıl yönetiliyor? Yönetimde beğendiğin şeyleri anlatır mısın? 
 
* Fazla yönetildiğini söyleyemem. Çünkü aralarında hırlısı hırsızı var, kimin ne yaptığı belli değil. Hak hakkı olan insanlara haklarını vermiyorlar. Hep kendilerini lider göstermek istiyorlar. (16 Yaş ) 
 
* Bana ecaip soru sormişsiniz. Sizce iyi yönetili iyi yönetilişe niye ben cezaevindeyim. Okul okuyorum ne işe yariyi boştur. (16 Yaş) 
 
* Türkiye iyi yönetilmiyor. Okulumdan, ailemden oldum. Her gün gaz bombaları kullanıyorlar. Çocuklar ölüyor. Analarımız dayak yiyorlar. (16 Yaş,)
 
 Sen başbakan olsan neler yaparsın? 
 
*Allah göstermesin. Başbakan olan yalan söylemeye başlıyor. Yalan söylemek günahtır. (16 Yaş)
 
* Başbakan çok yalan söylüyor. Erdoğan yalan söylüyor gardiyanlar yalan söylüyor. (16 Yaş) 
 
Senin yönetimde beğenmediğin şeyler neler? 
 
* Mesela Erdoğan’ı beğenmiyorum. Onun konuşmaları tahrik ediyor, kavgaya neden oluyor. (16 Yaş)
 
Türkiye’nin en önemli sorunları sence neler?
 
* Kürt sorunu, kadın sorunu, çocuk sorunu var. Kadınları öldüren bir devlet var. (16 Yaş)
 
 Sen bakan olabilsen, hangi bakanlıkta olmak istersin? Neler yaparsın?
 
* İçişleri bakanı. İşkenceyi yasaklayacağım. İşkenceyi yapan polisleri hapse atacam. (16 Yaş) 
 
* Adalet Bakanı. 1,5 saat açık görüş yaparım. Yemekleri güzel veririm. Spor  faaliyetlerini daha çok yaparım (16 Yaş) 
 
* Adalet bakanı olurum. Yemekler çok kötü sürekli pişmemiş nohut ve bulgur veriyorlar. Bunları düzeltirdim. Cezaevi koşullarını düzeltirdim. (16 Yaş)
 
Sence seçimlerde çocuklar da oy kullanabilmeli mi? Neden?
 
* Her gün dayak yiyen biziz, neden oy kullanmayalım. Çocuklar da oy kullansın. (16 Yaş) 
 
* Çocuklar da oy kullanabilirler ama yardımcı olmaları lazım. En azından büyükler gibi büyükler gibi dolandırıcılık yapmayız. Ama kim bize yardımcı olacak işte onu düşünüyorum. (16 Yaş ) 
 
Türkiye’nin geleceğine dair hayallerin neler?
 
* Barış için. Özgür bir yaşam. Birden sorulunca aklıma gelmiyor. Önceden bilsek daha iyi cevap verirdik. Okumak isterim. (17 Yaş)
 
* Güzel gelecek, güzel bir meslek edinme. Huzurlu bir yaşam. (17 Yaş) 
 
* Umutlarım, hayallerim gerçekleşecektir. Tek hayalim özgürce büyümektir. Polis işkencesinden sakatlanmamaktır. Çünkü amcamı polisler işkenceyle sakatladılar. (16 Yaş) 
 
* Herkes özgür olsun. Polis olmasın, gaz bombaları olmasın. Çocuklar parklarda oynasın. Gerilla olan ablalarımız abilerimiz geri dönsün. Kimse ölmesin. Sadece bunları hayal ediyorum umudum da var ha. (16 Yaş) 
 
Cezaevlerindeki çocuklar milletvekillerinden neler bekliyor?
 
* Af istiyoruz. Çocuk cezaevleri kapatılsın. Burada onun gençliğini mahvediyorsun, dipsiz bir kuyuya salıyorsun. Burası dehliz. Eğitimden alıyorsun, toplumdan uzaklaştırıp, toplumdan dışlatıyon. Çocuklar topluma kin besliyor, besletiyor. (16 Yaş)
 
* Af bekler. Çocuk cezaevlerinin kapatılmasını bekler. Siyasi tutsakların bırakılmasını ister.  (17 Yaş)
 
* Çocukların cezaevinde olmamasını dilerim. Gardiyanların iyi olmasını isterim. Bu kadar yeter. (17 Yaş)
 
* Milletvekillerinden beklentim olsa da ilgilenmedikleri için geçiyorum. (16 Yaş) 
 
* Milletvekillerinden hiçbir şey beklemiyorum. Hiçbiri bizimle ilgilenmedi. Sadece buradaki tutsak abilerimiz bizimle ilgilendi milletvekillerinin umurlarında değiliz. Onlardan bir beklentimiz yok. Ama onların oy beklentileri var. (16 Yaş)    
 
                                                          *****
Bu araştırma raporunda,  Bir çok cezaevinde   çocuk ve genç tutukluların yaşamış olduğu cinsel taciz, tecavüz ve ölümlere varan gayri ahlaki ve  gayri insani koşullar yansıtılmamış olsada, kısıtlı sayıda sorulara verilmiş , kısıtlı cevaplarla bile çocukların yaşamış olduğu travmanın ne denli büyük olduğu görülüyor.  
 
Suç insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Sosyolojik olarak tanımlandığında toplumun üyesi olan bireyin eyleminin yanlışlığını ifade eder. Felsefî açıdan ise niyeti ve sonuçları açısından düşünce tarihi boyunca yüceltilen insan olma durumuna ihanettir. Bu noktada ahlâk yargılarına insani varoluş açısından bir sorgulama söz konusudur. 
Ahlak yargılarını, toplumsal değerlerin, örf, adet ve  normlarının  belirlediği gerçeğinden yola çıkılırsa, araştırma raporunda çocukların sorulara vermiş olduğu cevaplar oldukça manidar...
 
Cocuklar için, rol- model teşkil eden otoriteler, hırsız, yalancı ve katil olarak tanımlanmış  çocukların verdiği cevaplarda. Toplum bu güçleri seçtiğine göre, toplumun ahlaki değer yargılarıda siyasi erklerden farksız demektir çocukların gözünde. 
 
O halde kendilerinin,  neden ceza evinde olduğu konusunda vahim bir paradoksun içine düşmeleri de kaçınılmaz... 
                                                   
Çocukların içinde bulunduğu bütün olumsuz koşullar ve  çelişkilere  rağmen bozuk olsa bile, varolan toplumsal düzeninde korunması da gerekir elbet. 
 
O nedenle ;
 
Suç varsa ceza da vardır. Fakat burada esas alınması gereken, cezanın niteliğidir. Cezanın, toplumu suçludan korumak gibi bir işlevi olmakla birlikte, suçluyu da toplumdan dışlamadan ve topluma kazandırılmasına yönelik  daha hayati bir işlevinin de olması gerekir. 
 
Suça bulaşmalarına, içinde yaşadıkları sosyal ve siyasal faktörlerin sebep olduğunun bilincinde olan çocukların, sosyal hayattan soyutlanarak, tecrit altında tutulmaları, çocukları topluma kazandırmak yerine bir süre sonra, içine dönecekleri topluma ve devlete karşı öfke ve nefret  besleyen, duygudan, sevgiden, hoşgörüden, kısacası insan olma vasıflarından koparılmış  bireylere dönüştürecektir. 
 
Bu nedenle çocuk ceza evleri, sorunun çözüm merkezi değil aksine sorunun üzerini örten  bir örtü ve bir süre sonra topluma yetişkin suçlular olarak dönecek bireylerin yetişmesine  zemin hazırlayan, suçlu yetiştirme merkezi görevi görecektir.
 
Dolayısıyla çocuk ceza evlerinin kapatılması yönünde atılacak adımlarla, cezaevlerinin rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmesi sağlanmalı, çocuklar  toplumdan soyutlanmadan kontrol altında tutulabilmeli, başta  psiko-sosyal olmak üzere tüm gerekli disiplinlerdeki uzmanlar tarafından destek alabilecekleri koşullar oluşturulmalıdır. Bu biliç ve duyarlılıkla harekete geçmiş olan  sivil toplum kuruluşlarına, toplumsal olarak herkesin destek olması  sağlıklı nesiller için kapı aralıyacaktır.  
 
Sence Türkiye nasıl yönetiliyor  sorusuna  bir çocuğun verdiği; 
 
"Bana ecaip soru sormişsiniz. Sizce iyi yönetili iyi yönetilişe niye ben cezaevindeyim" cevabı yazmaya çalıştığım soruna dair verilmiş  açık ve net bir durum değerlendirmesi niteliğindedir. 
 
Unutmamak gerekir ki, hiçbir çocuk iyi yada kötü doğmaz, bulunduğu koşullar onları iyi insan yada kötü insan yapar.
 
Dolayısı ile, içinde bulundugumuz toplumun  sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasal  düzeyi ortadayken bütün çocukların aynı risk faktörü ile karşı karşıya olması kaçınılmaz. 
 
Bozuk toplumsal ve siyasal yapının cezasını çocuklar çekmemeli... 
 
Çocukların yeri, ceza evi değil, baba evidir..!
 
 
Keriman KESER
 
Kaynak: 05.06.2015 – Bianet 
Hacettepe Üniversitesi Araştırma Görevlisi Sedat Yağcıoğlu araştırma raporu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukların ve hatta büyüklerin giderek artan bir şekilde suç işlemelerinin en büyük nedeni eğitim sistemin ilkelliğidir. Biz soran sorgulayan, kendi problemlerini gerçekçi bir şekilde algılayan gençler değil aksine canavar yetiştiriyoruz. Biz edebiyat, şair, sanatçı yetiştirmeye çalışıyoruz ama toplumsal sorunları bilen o sorunları analiz edebilen gençler yetiştiriyoruz, varlığını Türk varlığına armağan edecek, Mustafa Kemal'in askerleri yetiştiriyoruz ama birbirleriyle konuşarak anlaşabilen, uzlaşabilen insanlar yetiştirmiyoruz. Sosyal sorunlar diz boyu ve her geçen gün artıyorlar ama biz bunları görmezden geliyor ve demekokratikleşeceğiz diye bşrbşrşmizi kandırıyoruz. Atalarımız be demiş? Ne ekerseniz onu biçersiniz demişler. Biçtiğimiz ortada değil mi? Sevgi ve selamlarımla

Mustafa Atilla 
 17.07.2015 6:39
Cevap :
Düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkürler. Yazdıklarınızın hepsine katılıyorum. Başta eğitim olmak üzere çocuk genç yetişkin yaşlı demeden suça iten veya suç işlemeye neden olan faktörlerin her biri bir kitap konusu ne yazık ki. Suç sosyolojisi, üzerinde çok ciddi biçimde çalışılması gereken bir konu. Sevgi ve saygılar  18.07.2015 0:36
 

Güzel bi çalışma olmuş teşekkürler. Ceza hukuku derslerinin konuları içerisinde yer alan bir mevzu

Mehmet Boztas 
 17.07.2015 2:46
Cevap :
Çok teşekkür ederim.Sevgi ve saygılar.  18.07.2015 0:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3743
Kayıt tarihi
: 11.05.13
 
 

Anadolu üniversitesi iktisat fakültesi'nde iki yıl iktisat , İstanbul Üniversitesinde Sosyoloji o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster