Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

19 Ağustos '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
228
 

Bana Göre, İdeal Eğitim Sistemi...2

Bana Göre, İdeal Eğitim Sistemi...2
 

.    Eğitimin ilk ve en önemli ayağı olan aileler hakkında...
 
.    Merhabalar...
 
.    Eğitimin ilk başladığı yer, ailedir. Anne-baba-çocuk ya da çocuklardan oluşan bireyler, aileyi oluştururlar. Buna çekirdek aile denir. İdeali çekirdek aile olsa da, bazı durumlarda bu aileye, dedeler, büyükanneler, halalar, teyzeler, dayı ve amcalar da dahil olabilir. Ya da hiç ilgisiz başka birileri... Bu, çocuk eğitiminde, son derece sıkıntı yaratan bir durumdur.
 
.    Çocuk anne karnındayken başlar aslında eğitim... Annenin ve babanın ilgisi, sevgisi yansır anne karnındaki bebeğe, ya da kavgaları, dövüşleri... Oğluma hamileyken, ona müzik dinletmeye karar vermiştim. Ben halk müziği dinlerim esasen. Eşim de öyle... Ama bir şey denemeye karar verdim, okuduğum bir makaleden etkilenerek... Anne karnındaki bebeklerin sesleri algılayabildiği ve doğduktan sonra da bu sesleri tanıyabildiklerini yazıyordu makalede... Bol bol konuştuk oğlumla, dereden, tepeden. Bir de klasik müzik dinlettim ona, çokça. Doğduktan sonra, babasının sesini duyar duymaz sakinleşmesi, klasik müzik dinlettiğimde, rahatlayarak uykuya dalması, inanılmazdı. Halen de müzik zevki bu yöndedir oğlumun...
 
.    Anne ve baba, çocuk eğitiminde en büyük rolü oynarlar. Deneyimsiz küçük yavrularına, iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı göstermek, öğretmek durumundadırlar. Bunu yaparken de, anne ve babanın aynı doğrultuda davranması gerekir. Birinin ak dediğine, diğeri kara derse eğer, çocuğun aklı karışır ve doğrunun ne olduğu konusunda tereddütleri oluşur. Ayrıca bu minik afacan, anne ve babayı rahatlıkla parmağında oynatabilir bu durumda. Annenin “yap” dediğine, baba “yapma” derse, çocuk işine geleni yapacaktır ve bunda da son derece haklıdır. Bu yüzden anne ve babanın ortak bir dil kullanmaları ve ortak bir tutum içinde olmaları son derece önemlidir. Anne ve baba, boşanmış olsalar dahi, bu durumda çocuklarına karşı yine de ortak tavır içinde olmak zorundadırlar.
 
.    Kalabalık ailelerde ise, işin içine anne ve baba dışında başkaları da girer. Her kafadan ayrı ses çıkarsa, çocuk yine en işine geleni yapacaktır. Bu yüzden anne ve babanın, ailenin diğer bireyleriyle bu konuda konuşmaları, çocuklarının eğitimine başkalarını karıştırmamaları gerekir. Bu çok kolay olmayabilir. Dedeler ve nineler, torunlarını çok sevip, şımartmaya meyillidirler. Ama sorumluluk sahibi de değillerdir bu konuda. Bu yüzden daha rahat davranmaktadırlar. Kendi çocuklarına karşı, bu kadar rahat değildiler aslında, geçmişte... Çünkü sorumlulukları vardı evlatlarını büyütürken...
 
.    Ailedeki eğitim nasıl olmalıdır? Biraz da bunu irdeleyelim. 
 
.    Çocuk doğduğundan itibaren, ilgi ve sevgiye muhtaçtır. Gereken bu sevgi ve ilgi, yeterince verilmelidir. İlgi ve sevgi gören çocuk, mutludur ve zihinsel olarak, öğrenmeye daha hazırdır. Aile, bir çocuğa yaşaması için gereken her şeyi öğretmekle mükelleftir. Yemeyi, içmeyi, yıkanmayı, giyinmeyi... Basit gibi görünen bu şeylerin her biri, çocuk için öğrenme yolunda atılan dev adımlardır. Çocuğu gelecek yaşamına hazırlamak zorundadır aile... Disiplinli ve düzenli olmayı öğretmelidir örneğin. Dürüst olmayı, yalandan kaçınmayı öğretmelidir. Aklına koyduğu şey için çabalamayı, hemen pes etmemeyi öğretmelidir. Çalışmayı ve bundan zevk almayı öğretmelidir. Bu ve bunun gibi, hayatımızı etkileyecek pek çok şeyi sabırla öğretmelidir.
 
.    Bilirsiniz, çocuklar çok soru sorarlar. Eğer bu sorulara tatmin edici yanıtlar vermezsek, ya da en kötüsü, çok soru sordular diye sinirlenir ve cevap vermezsek, onların araştıran, sorgulayan yanlarını baltalamış oluruz. Oğlum günde yüzlerce soru sorarak bizi bunaltırdı çoğu kez. Bazen aynı soruyu defalarca sorduğu olurdu. Babası ve ben, sabırla cevaplamaya çalışırdık bu soruları, en doğru ve onun anlayabileceği şekilde. Oğlum soru sormaktan hiç vazgeçmedi. Şimdi bir bilim insanı olma yolunda... Soru soran çocuk, ileride sorgulayabilen yetişkin olacaktır. Gerçek ve ideal bir eğitimin en önemli unsuru da sorgulayabilmektir. Merak eden, araştıran ve sorgulayan çocuklar, geleceğin bilim insanları olacaktır...
 
.    Çocuklarımızla ilişkimiz nasıl olmalıdır. Tam bir otorite gibi mi davranmalıyız, yoksa arkadaş gibi mi? Hiç biri değil... Anne ve baba gibi davranmalıyız sadece. O’nun pek çok arkadaşı olacak, ama bir tane anne ve babası olacak her zaman. Anne ve baba olmayı başarabildiğimiz zaman, arkadaş da olabiliriz pekala... Bunun hiçbir zararı yok. Ama tatlı bir otorite de gerekir. Çünkü sizin sözünüzü dikkate alması için, biraz otoriteye ihtiyaç vardır. 
 
.    Gelelim çocuklarını eğitmekle mükellef olan ailelerin durumuna... Ülkemizde genel olarak eğitim düzeyi, bitirilen okullar açısından değerlendirilmektedir. Ama halâ nüfusumuzun % 5’i okuma yazma bilmemektedir ve bunun büyük çoğunlu da kadınlardır. Doktora yapanların oranı ise, % 0,15’tir. Yani yok denecek kadar azdır...
 
.    Başka ne söyleyebilirim ki? Okul bitirme oranlarını verip, sizi sıkmak istemem. TÜİK verilerine, her yerden ulaşabilirsiniz. Benim verdiğim iki oran, 2013 yılı verileridir. İki uç örneği verdim ki, durumumuzun vahametini görebilesiniz...
 
.    Okuma-yazmayı bilmeyen, bilse de toplum dışına itilen, sosyal olarak bir varlık gösteremeyen ya da gösterilmesine izin verilmeyen kadınlarımızın yetiştirdiği çocuklar nasıl olacak dersiniz? Kendi eğitimini tamamlayamamış bir babanın eğiteceği çocuk ya da... 
 
.    Eğitim düzeyimizi belirleyen kaç yıl okuduğumuz değil, bu okuduklarımızdan ne öğrendiğimizdir. Ve bu öğrendiklerimizi, gerçek hayata uyarlayıp uyarlayamadığımızdır. Öğrendiği her bilgiyi yerinde kullanabilenler, hayatlarında başarılı olurlar. Oysa üniversite de bitirseniz, bu bilgiyi pratiğe dökemezseniz, hiçbir işe yaramaz...
 
.    Çocuklarımızın eğitiminde en önemli role sahip olan ailelere, nasıl yol göstermeliyiz? Öncelikle, kadınların eğitimine çok önem vermeliyiz. Gelecek nesil kadınları iyi yetiştirmek zorundayız. Hali hazırdaki eğitimsiz kadınlarımızın ise, sosyal projelerle desteklenmesi, okuma-yazma bilmeyenlere öğretilmesi ve bu kadınların acilen sosyal hayata çekilmesi gerekir. Çocuk ve ergen  sağlığı, sorunları hakkında, anne ve babaları bilgilendirecek projelere adım atılması şarttır. Başka eğlenceleri olmadığından, her gün televizyon seyreden bu kadınları bilinçlendirecek programlar yapılması, çok yararlı olacaktır. Gereksiz bir yığın programı seyreden ya da seyretmek zorunda bırakılan bu kadınların eğitiminde, görsel medya, çok rahatlıkla kullanılabilir. Daha kolay anlaşılabilmesi açısından, bu eğitimlerin, teatral bir yorumla yapılması, okuyarak değil, seyrederek öğrenebilen toplumumuzu bilinçlendirmede çok kolaylık sağlayacaktır. 
 
.    Okumayan bir toplum olduğumuzdan dolayı, pek çok gelişmeden de habersiziz. Toplumu okumaya yönlendirecek kamu spotları, çok işe yarayabilir. En azından günde bir gazete okusalar, pek çok şeyin ayırdına varabilmeleri mümkün olabilir. 
 
.    Televizyonlarda bilimsel programlara ağırlık verilerek, ve bunların saati herkesin televizyon seyrettiği saatlere denk getirilerek, farkındalık yaratılabilir. Yurtta ve dünyadaki bilimsel gelişmeler, yeni buluşlar, bu çalışmalarıyla ödüller alanlar, haber saatlerinde, medyatik bazı ünlülerin ne yaptığından, ne giydiklerinden daha çok önem kazandığı gün, bu işi başarabilmişiz demektir. Ya da bir futbol takımının futbolcularını ezbere sayabilen bir genç, o yılın Nobel ödülü alanlarını da aynı kolaylıkla sıralayabiliyorsa, başarmışız demektir. Ya da bir genç kızımız, makyaj ve giyim konusundaki bilgilerini, uzay matematiği bilgileriyle yarıştırabiliyorsa, kesin başarmışızdır, emin olun...
 
.    Mesele şudur? Biz bunları yapmak istiyor muyuz? İstiyorsak, neden yapmıyoruz? İstemiyorsak da, neden istemiyoruz? Sorulacak doğru sorular bunlardır. Ama bunların cevabını ben vermeyeceğim. Veremeyeceğim... Bundan sonrası, benim konumun dışındadır çünkü... Sizce de öyle değil mi?
.
İlgilenenler için not: Devam edecek...
 
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---19.08.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her iki yazınızı da okudum ve yazdıklarınıza katılıyorum Fisun Hanım. Gelecek, eğitimli anne babaların eğittiği çocukların elinde çok daha güzel olacaktır muhakkak. Eğitimsiz olan kadınların özellikle eğitilmelerine çok önem verilmeli ki çocuğa ilk boya onun elinden sürülüyor ve babalarla. Temelden sağlam gelen çocuk okulda da gerektiği gibi eğitilebilirse başarı kaçınılmaz olacaktır. Ve asıl mesele bunları ne kadar isteyip istemediğimizdir. Umarım istiyoruzdur eğitimli bir toplumu ve umarım başarabiliriz...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 22.08.2018 15:25
Cevap :
Bir çok insana sıkıcı gelebilecek bu yazıları okuduğunuz için çok teşekkür ederim sevgili Ayşegül hanımcığım.Çok fazla okunmayacağını bile bile,devamını da yazacağım.Çözümler üretsek de,bu çözümler uygulanmadığı sürece bir anlamı yok.Esas sorunumuz,bu sorunları çözmeyi isteyip istemediğimiz zaten.Benim pek ümidim yok.Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.Gönülden sevgilerimle,sağlıcakla kalın...  25.08.2018 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 942
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster