Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

31 Ağustos '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
175
 

Bana Göre, İdeal Eğitim Sistemi...5

Bana Göre, İdeal Eğitim Sistemi...5
 

.    Eğitimin en önemli unsurlarından biri olan okullar hakkında...
 
.    Merhabalar...
 
.    Okullar, çocuklarımızın ve gençlerimizin, aileden çıktıktan sonra, öğrenim gördükleri, eğitim aldıkları kurumlardır. Ana okulundan lise eğitimine kadar, hatta daha sonrasında üniversiteye kadar, hepsi okul statüsünde kabul edilir. 
 
.    Okulların niceliğinden daha çok, niteliği önemlidir bana göre... Çok sayıda ve çok çeşitte okul olmasından ziyade, var olan okulların en kaliteli eğitimi veriyor olması, daha anlamlıdır. Bu okulların hem eğitsel niteliği, hem de eğitim verilen binanın fiziksel koşulları, eğitimin kalitesini belirleyecek önemli unsurlardır. Biliyoruz ki, ülkemizde de çok çeşitli okullar mevcut. Sayıca da yeterli olduklarını söylemek mümkün. Ama son liselere ve üniversitelere giriş sınavlarındaki başarı oranlarımız, yerlerde sürünmekte. Bu başarısızlığın nedenlerini, şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. 
 
.    Bu başarısızlığı yenebilmenin ilk koşulu, daha önceki yazılarımda anlattığım, eğitimin ilk üç ayağının eksiksiz olarak uygulanmasıdır. Bu yapılabilirse, sorun büyük ölçüde çözülmüş olacaktır. Ama tam olarak çözülebilmesi için, daha ayrıntılı çalışmalar da yapılması gerekmektedir. Üzerinde çalışılması gereken konulardan en önemlisi, okullar ve “okul” içeriğinde ele alınması şart olan unsurlardır.
 
.    Eğitimde okulların önemi nedir? Okullar denince aklımıza sadece binalar mı gelmelidir? Elbette hayır! Okul, kurumsal bir kimliktir ve içeriğinde düşündüğümüzden daha çok öğe barındırmaktadır. En önemli öğesi olan öğretmenlerimizle ilgili olarak, daha önceki yazılarımda görüşlerimi yazmıştım. Bu gün, diğer unsurlarla ilgili görüşlerimi de yazmaya çalışacağım...
 
.    Okul, her çocuğun mutlaka gitmesi, içinde bulunması, eğitim alması, öğrenim görmesi gereken bir kurumdur. Peki her çocuğumuz okula gidebiliyor mu? Büyük çoğunlukla evet. Peki her çocuğumuz istediği okula gidebiliyor mu? Büyük çoğunlukla hayır... Çocuklardan çok, ailelerin isteği ön plana çıkar bu durumda çoğu kez. Kendi gençliğinde istediği ideale ulaşamamış aileler, bu ideallerini çocuklarının gerçekleştirmesi noktasında, ciddi bir baskı uygulamaktadırlar çocuklarına... Olmak isteyip de olamadıkları meslekleri, çocuklarında görmek istemektedirler. Çocuğun yetenekleri ve kapasitesi göz ardı edilip, olabildiğince hırslı bir yarışın içinde boğmaktadırlar çocuklarını. Her okula girebilmek için, sınavlarla boğuşmaktadır çocuklarımız, çocukluklarını yaşayamadan... Bazen gelecek kaygısı da bu yarışın içine itmektedir aileleri. Kalıplaşmış meslekleri sadece meslek olarak kabul eden aileler, iş bulma garantisi derdine de düşmektedirler, bazen de haklı gerekçelerle. Ama sonuçta yaptığı işi sevmeyen, ömrünü sevmediği bir işle geçirmek zorunda kalan bir gençlik vardır ortada ki, bu çok büyük bir sorundur. Zorla evlendirilip, istemediği bir eşle ömür geçirmek zorunda olmaktan farkı yoktur bu durumun...
 
.    Lise düzeyinde belli başlı okullara girebilmek için, sınav gereklidir mutlaka... Mesela, sanat yeteneği olmayan bir çocuk, güzel sanatlar lisesinde başarılı olamayacaktır büyük olasılıkla... Ya da ağır bir müfredata sahip fen liselerinde, her çocuk başarılı olamayabilir. Çalışma disiplini, özveri ve derin bir analiz yeteneği gerektiren okullardır fen liseleri. Spor okulları, mutlaka bedensel yetenek gerektirirler. Peki ya bunun dışındaki okullar? 
 
.    Siyasi kaygılarla okul açılıp kapatılması, çağımızın modern eğitim anlayışına ters düşer. Modern eğitim, planlama gerektirir. Bu planlamayı, konusunda uzman ve yetkin kişilerce oluşturulmuş ,ciddi eğitim komisyonları yapmalıdır. Eğitim politikaları, uzun soluklu olmalıdır ve bu politikalar devlet politikası olarak kabul edilmelidir. Tamamen siyasetten bağımsız bir şekilde, geleceğe yönelik meslek ihtiyaçları belirlenmeli, bu ihtiyaçlar doğrultusunda okullar açılmalı, mezunların iş bulabilme durumları ve iş potansiyelleri de değerlendirilerek, okulların kontenjanları oluşturulmalıdır. Herkesin üniversite okuması mümkün değildir. Okusa da iş bulabilmesi mümkün değildir. Herkes mimar, mühendis olursa, inşaatta kim çalışacak, duvarı kim örecek, sıvayı kim yapacak? Büyük bir üniversiteli işsizler ordusu olur o zaman. Bu da zaman, emek ve para kaybından başka bir şey değildir. 
 
.    Peki ne yapılmalıdır, bu durumda çözüm ne olmalıdır?
 
.    Öncelikle lise düzeyindeki okullar için yazayım düşüncelerimi. Belli başlı okullar için sınav olmalıdır mutlaka ama diğer okullar için sınav olması anlamlı değildir. Nüfus yoğunluğuna göre belli eğitim bölgeleri oluşturup, o bölgelere bir adet klasik eğitim veren lise, bir adet de çok programlı meslek lisesi kurmak, en doğru çözüm olacaktır bana göre. Bu meslek liseleri, adının önünde her hangi bir meslek ibaresi taşıyan tüm eğitimleri ve o bölgenin ihtiyaç duyabileceği özel mesleki eğitimleri (Örneğin halıcılığın yoğun olduğu bölgelerde, halı dokuma ve halı desinatörlüğü gibi ) verebilecek şekilde donatılıp, çocuklarımıza istedikleri eğitimi, öğretimi alabilme özgürlüğünü sağlamalıdır aynı zamanda. Her ülkenin olduğu gibi, bizim de çok ihtiyaç duyduğumuz kalifiye ara eleman eksikliğini de çözecektir bu meslek liseleri. Aynı zamanda üniversite eğitimi almak istemeyen, ekonomik özgürlüğüne erken yaşta kavuşmak isteyen gençlerimiz için de çok iyi bir alternatiftir bu okullar...Halen halk eğitim okulları, bu eksikliği giderme adına kurslar açmaktadır ama yeterli olmamaktadır bu eğitimler... Daha kaliteli, daha teknik eğitimler verilmelidir bana göre...
 
.    Gelelim üniversiteye... Üniversite düzeyinde sınav gerekli midir? Evet, olmalıdır ve olmak zorundadır. Öncelikle eğitimde fırsat eşitliğini tam olarak sağlamalısınız ama ... Yani ülkenin her okulu, özel ya da devlet okulu ayrımı olmadan, aynı düzeyde ve kalitede eğitim vermeli, her okulun donanımı birbirine eş değerde olmalıdır ki, yapılan sınav adil olsun... Bu birbirine eş değer okullarda okuyan gençlerimiz, bu sınavlara girdiklerinde, daha bilgili, daha ilgili, daha çalışkan, daha özverili olanlar üniversiteye gitmeye hak kazansın. Böylelikle üniversite eğitimi, sıradan olmaktan çıkıp, ciddi bir akademik çalışma ortamı haline gelsin. Buradan mezun olanların iş bulma sıkıntısı olmasın, dış ülkelere beyin göçleri olmasın... Gönül bunları ister ama, durumlar böyle mi? Elbette değil. Her şehirde, akademik alt yapısı planlanmadan ve tamamlanmadan üniversite kurmak, anlamlı değil. Tıp fakülteleri hele, çok ciddi bir alt yapı ister. Anatomi eğitimi için kadavra mutlaka gerekir. Ama kadavra bulabilmek ciddi bir sıkıntıdır tıp fakülteleri için. Bundan otuz iki yıl önce, benim eğitimimde bile sıkıntıydı. Çünkü öldükten sonra, kendini kadavra olarak bağışlama kültürü yok bizim ülkemizde. Ancak kimliği tespit edilememiş ya da kimsesiz olup cenazesi yakınlarınca alınmamış naaşlar, iki-üç yıl süren zorlu bir çalışmadan sonra kadavra haline gelirler ve  anatomi çalışmalarında faydalanabileceğimiz durumda olurlar. Genizlerimizi yakan ağır formol kokusunu soluya soluya, insan vücudunun inceliklerini öğreniriz biz, tam bir yıl boyunca... Kadavra salonlarında geçer ömrümüzün tam bir yılı, elimizde neşterlerle... Elimizle tutup, gözümüzle görmek zorundayız, ileride yapacağımız, özellikle cerrahi olmak üzere, diğer uzmanlık dallarının alt yapısı için... Şimdilerde tıp fakültelerinde, kadavra yerine maketlerle anatomi dersleri yapıldığını duyuyoruz. Ya da Anatomi atlaslarıyla veya bilgisayar simülasyonlarıyla... Normalde on-on beş öğrenciye bir kadavra sunulması gerekirken, üç yüz öğrenciye bir kadavra düşmekteymiş ne yazık ki bu günlerde... O halde bir çok tıp fakültesi açmak, kontenjanları arttırmak anlamlı mı? Nitelikli doktor yetiştiremedikten sonra...
 
.    Üniversite, sadece bir okul değil, insanın ufkunu açan, dünya görüşünü oluşturan bir yaşam biçimidir aynı zamanda... Bu yüzden her şehirde küçük üniversiteler değil, ihtiyaç durumuna göre, daha büyük şehirlerde kurulmalıdır üniversiteler... Üniversite okumanın anlamını kavramalıdır gençler... Yoksa lisenin devamı gibi, aynı şartlarda okurlarsa, düşünce yapıları gelişmeyecektir ve ufukları dar kalacaktır ne yazık ki...
 
.    Zorunlu eğitim gerekli midir? Bence kesinlikle gereklidir. Ama bu zorunluluk, çocukların ve ailelerin istedikleri yönde hareket edebilmelerini sağlayan bir şekilde olmak zorundadır. Her ailenin düşünce yapısı ve çocuklarını yetiştirme idealleri farklıdır. Buna saygı duyulması esas kabul edilerek, bu zorunluluk uygulanmalıdır.  Hatta, okul öncesi eğitim bile zorunlu olmalıdır ki, çocuklar ilk okula daha eşit seviyelerde başlayabilsinler... Zihinsel gelişimleri ve sosyalleşmeleri açısından çok işlevseldir ana okulları... Ana okulundan başlayarak lise bitimine kadar, her çocuğun hak ettiği en kaliteli, en iyi eğitimi alması, bu eğitimin alınıp alınamayacağının ailelerin inisiyatifine bırakılmaması şarttır. Burada ailelerin inisiyatifine bırakılması gereken tek şey, hangi okulun seçileceği olmalıdır, yukarıda da belirttiğim üzere... Hatta burada da, okullarımızdaki rehber öğretmenlerimizin devreye girip, çocuğun yetenekleri, zekası, psikolojisi, öğrenme ve kavrama becerileri  gibi önemli doneleri aileyle paylaşıp, bu konularda aileye rehber olması ve doğru yönlendirmeler yapması çok iyi olur. 
 
.    Bu zorunlu eğitim, özellikle de kız çocukları için hayati önem taşımaktadır bana göre... Eğitimde cinsiyet ayrımının önüne geçebilmenin tek ve en gerçek yolu budur. Kadının toplum içinde hak ettiği ve kesinlikle olması gereken yere gelebilmesi açısından, bu zorunluluk şarttır. Kızlarımız, gelecekte bir çok meslekte çalışabilecek yeterlilikte ve yetenektedirler elbette ama geleceğin anneleri olacaklardır, çok daha büyük bir önemde... Geleceğin anneleri, geleceğin çocuklarını yetiştireceklerdir ve eğitimli bir annenin yerini, hiç ama hiçbir şey dolduramaz...
 
.    Okulların eğitim ve öğretim içeriğini bunca irdeledikten sonra, gelelim okulların fiziki durumlarına... Öncelikle, özellikle ana okulundan lise bitimine kadar, okulda ya da okulla ilişik bir işte çalışan her elemanın (kantinci, servis şoförü, temizlik elemanı vs. gibi) ciddi psikolojik testlerden geçmesi şarttır. Şiddete eğilimli ya da cinsel sapkınlıkları olanları ayıklayabilmenin, bilinen başka bir yolu yoktur. Buralarda çalışacak kişilerin sorumluluk duygularının çok gelişmiş olması önemlidir. Diğer gerekli sağlık testlerinin de yapılması, çocuklarımızın sağlığı açısından zorunludur. Buralarda çalışan elemanlara, gerekli hijyen derslerinin verilmesi ve bu derslerin öneminin kavratılması gerekir. Ben, tuvaleti fırçaladığı fırçayla, lavaboyu da fırçalayan temizlik elemanları gördüm ne yazık ki. Yine servis şoförlerinin, mesleki olarak yeterli olup olmadıkları da iyice sorgulanmalıdır. Trafikte tehlikeli bir şekilde makaslar atarak, çocuklarımızı tehlikeye atan servis şoförleri de gördüm ben ne yazık ki...
 
.    Tüm okullar için, okullara ulaşımın kolaylıkla sağlanabilmesi önemlidir. Devlet, yerel yönetimler, okulların kendileri, üniversiteler, bu konunun çözümünde birlikte hareket etmelidirler... Çocukları taşıyan araçların da bakımlı ve güvenli olması şarttır. 
 
.    Tüm okullar için, çocuklarımızı  ve gençlerimizi dışarıdaki kötülüklerden, şiddetten, uyuşturucudan, hırsızlıktan, cinsel tacizlerden koruyabilecek güvenlik sistemleri oluşturmak gerekmektedir. Okul son derece güvenli olmak zorundadır. Güvensiz bir ortamda, kaliteli bir eğitimi düşünmek, gerçekten saflık olur...
 
.    Tüm okullar için, binaların durumu ve donanımı da çok önemlidir. Her okul düzeyinde, o okulun hitap ettiği yaş grubuna göre, okulların fiziksel koşulları oluşturulmak zorundadır. Örneğin ilk okullarda, çocuklara çok yüksek gelen lavabolar koymak yerine, onların boyuna uygun bir şekilde lavabolar koymak, ne kadar güzel olacaktır. Okulları sıradan, sıkıcı renklere boyamak yerine, çocukların çok sevdiği, sıcak renklere boyamak, onların ellerine fırçalar verip, duvarlarına istedikleri resimleri yapmalarına izin vermek, ne kadar harika bir atmosfer yaratacaktır, düşünebiliyor musunuz? Çocuk kendini okulun bir parçası hissederse, o okula gitmek için can atacaktır kuşkusuz. Bunu uygulayan okullar olduğunu gördüm birkaç tane. Çok hoşuma gitmişti... Her çocuk kendini çizmişti duvarlara, her çocuk bütünleşmişti okuluyla...
 
.    Yine lise ve üniversite düzeyinde, daha fütüristik okul tasarımları yapmak ya da var olan okulları bu bakışla donatmak, gençlerimizin geleceğe bakış açısını daha iyi oluşturmaz mı? Bilimi ve teknolojiyi görsel açıdan da yansıtan okullar, çocuklarımızı bu yönlerde çalışmaya daha çok özendirmez mi?
 
.    Tüm okullar için olmak üzere, her alanda en gelişmiş laboratuarları kurmak, teorik eğitimin havada kalırlığını, uygulamalı eğitimle pekiştirmek, eğitimimizin kalitesine çağ atlatmaz mı? Her okulun gereksinimine göre, tüm eğitim araçlarının eksiksiz olması ve eğitimde bunların bizzat kullanılması, çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitim kalitesini arttırmaz mı? Okullarımızda çocuklarımızın ve gençlerimizin derslerden fırsat buldukça kendilerini atacakları spor komplekslerinin, sanat atölyelerinin, donanımlı ve dijital sistem uygulaması olan kütüphanelerinin olması, zihinlerinin rahatlayıp, daha dinç bir şekilde eğitimlerine odaklanabilmeleri açısından harikulade olmaz mı?
 
.    Olmaz mı?
 
.    Olur tabii ki... Ama istenirse... Peki ya sizce?
.
İlgilenenler için not: Devam edecek...
 
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe---31.08.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 
 
 
Tuğba Şardan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olmaz olur mu? Füsun hanımcığım, eğitim için ne yapılsa azdır. Aileden toplum içine emanet edildiği güven duygusunun dorukta olması gereken kurum okul,çocuklara kurulmuş sayısız tuzaklar var. Dilerim yeni ders yılı tüm çocukların hayatında gelecek güvenli, huzurlu, çağdaş ve etkin eğitim- öğretim hayatının en verimli başlangıcı olsun. Emeğinize sağlık sevgilerimle

Cemile Torun 
 02.09.2018 23:48
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Cemile hanımcığım.Çocuklarımız için her şeyi yapmamız gerek.Gelecek kuşaklar,iyi ve güvenli eğitim alırlar umarım.Ben de yazılarımla bir nebze olsun katkıda bulunmaya çalıştım işte, kendimce...Yarınlarımız daha güzel olsun dilerim.Sevgiler ve selamlar yürek dolusu.Sağlıcakla kalın...  03.09.2018 21:02
 

Gelişmiş bir toplum olabilmek için eğitim ve öğretim sistemimizin nasıl olması gerektiğini kendi bilgi, tecrübe ve görüşlerinize dayanarak tek tek anlatıyorsunuz Fisun hanım; kimi zaman usulca, yol gösterip umut vadederek, kimi zaman umutsuzca, sistemin aşılması imkansız görünen duvarlarına karşı sesinizi yükselterek... Söylediklerinizin neredeyse tamamına katılıyorum. Belli ki yazıp üstünüze düşeni yapmak ve rahatlamak istediniz. Fakat sizi okurken içimde bir ses hiç susmuyor: Hangi gözler görmeli bu yazıları, hangileri hiç göremeyecek ve hangisi görmek bile istemez? Kimler bilir de, kimbilir neden bezgin elini işe sürmez?Kulaklar sağır mı olmuş gözler kör ise? Hiç değilse beyin işlemez mi? Hele ki bilginin bunca geçişken olduğu bir çağda!? Eğitim fakültelerinde bu konular üzerine yıllarca okumuş ve eğitim-öğretimin çeşitli kademelerinde, işin mutfağında çalışmış, elbette bu konuda tecrübe ve bilgisi bizden fersah fersah üstün olması beklenen uzmanlar nerede? Böyle uzaaar gideeerr... de... şimdi merak ettim... yazı dizinizin 'siyaset ve eğitim' başlığı da olacak mı? Saygı, sevgi ve selamlarımla...

Tuğba Şardan 
 01.09.2018 1:47
Cevap :
Ben eğitimci değilim ama önce anne olarak,sonra çocuk ve ergen sağlığıyla yıllarca uğraşmış bir hekim olarak ve nihayetinde bu ülkenin sade bir vatandaşı olarak,bana göre olması gerekenleri yazdığım bir yazı dizisi bu.Yazılar uzun,biz de okumayı seven bir toplum sayılmayız,okunmayacaklar biliyorum ama siz beni çok iyi anlamışsınız,üzerime düşeni bu ülkenin eğitimli bir bireyi olarak yapmak istedim.Kim okur, kim okumaz bilemiyorum ama çok da umursamadım bunu."Siyaset ve eğitim"başlığı olmayacak.Çünkü ben,sağlık ve eğitimin,siyaset üstü olması gerektiğine inanıyorum ve yıllardır da bunu savunuyorum.Bu iki kurumun işleyişi,siyasetten bağımsız olmak zorunda ama bu iki kurum da yıllardır siyasetin tam da göbeğinde...Bu yüzden durumlar pek iyi değil zaten.Eğitim de,sağlık da,olması gerektiği gibi gitmiyor maalesef.Yazılarıma gösterdiğiniz samimi ve ciddi ilgi için,çok teşekkür ederim sevgili Tuğba hanım.Yürekten sevgiler gönderdim,selamlarımla birlikle...Sağlıcakla kalın...  03.09.2018 19:47
 

Dimağınıza sağlık sevgili doktorum.. Dünya çiçekleniyor siz bunları söyledikçe keşke bir yetkili okuyuverse..Öpüyorum, selamlar, sevgiler..

SAYHAN 
 31.08.2018 13:34
Cevap :
Teşekkür ederim sevgili Sultan'cığım,benim güzel meslektaşım.Okuyacaklarını sanmıyorum ama ben yazıyorum işte gene de,sade bir vatandaş olarak düşüncelerimi...Düşünsene,Milliyet blogda bile doğru düzgün okunmuyor bu tür yazılar :) Dört gündür var bu yazı,ancak 61 okunmuştu ben cevabı yazarken.Öylesine okumayı seven bir milletiz yani :) Ötesini sen düşün gariii :) Okunmayacağını bile bile yazıyorum gene de :) Yürekten sevgiler gönderdim.Ben de öpüyorum seni.Sağlıcakla kal canım...  03.09.2018 19:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 690
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 281
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster