Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '08

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
529
 

Bana hergün pazar

Bana hergün pazar
 

Ben telif hakkından korkunca, konu mankeni olmak pisi Nuri'ye düştü :)


“Patronu, rahatsızlığı yüzünden çalışmama kararı alınca, işsiz kaldım… Buyurun işten ayrılma öyküme…”

Altı yıldır çalıştığım iş yerimden, ağlaya ağlaya ayrıldım geçen ay… Bürodan eve taşıdığım eşyalar, kutular içinde kalakaldı (O kadar çok eşya taşıdım ki eve, büroda yerleşik hayata geçtiğimi, o vakit itibariyle anladım) bir ara eşyaları kutulardan çıkarmayı denedim, elime kalemlik geldi. İnsan bir kalemliğe bu kadar zırlasa… diye düşünüp, vazgeçtim…

İlk işten ayrılışım değil bu... İlk çalıştığım yerden kovulmuştum mesela. Bir mağazada, satış elamanı olarak başlamıştım, aynı gün kovulacağımı bilmeden elbette… Bulunduğum yerin bayan patronu, zavallı bir müşterinin arkasından “O…. Hepsini tek tek denedi, hiçbir b… almadan çıktı gitti” diyene kadar her şey yolundaydı. O anda, ben yine çenemi tutamadım ve arkasından konuşulan sanki benmişim gibi gözlerimi kısıp :) patron hanıma “ Yaşınızdan da utanmıyorsunuz, siz herkesin arkasından böyle mi konuşuyorsunuz?” diye sordum… Aldığım cevap şaşırtıcıydı, üstelik soruma uygun bir yanıt değildi “Defol git bir daha da buraya gelme” Ben ne soruyorum, o bana ne söylüyor, ne kadar ayıp… Arkamdan neler saydı onu bilemiyorum ama tahmin ediyorum…

Bilirsiniz, işsiz kalmanın belli aşamaları vardır. Herkeste aynı olmayabilir ama genellikle benzerlik taşır.

1.aşama ‘şok’ aşamasıdır. Elinizden oyuncağınız alınmış gibi hissedersiniz… Pazar günleri gibidir bu aşama, yoğun çalışma temposundan birden bire çıkınca bir sersemlik yaşarsınız… Hem dinlenmek istersiniz, hem de sıkılırsınız…

2.aşama ‘kabullenme’ aşamasıdır. ‘napalım oldu artık, hem yapılacak bir sürü iş var’ aşamasıdır. Bu aşamada ki kişi, kendine şunları söyler: uzun süredir göremediğim arkadaşlarımı görürüm, evde dip köşe temizlik yaparım, çekmeceleri toparlarım, vakitsizlikten izleyemediğim filmleri izlerim, kitaplıkta birikenleri -kitapları, dergileri- okurum, parklarda oturup insanları seyrederim, önümüzdeki günler için planlar yaparım… Hepsi yapılır ve sıra gelir, sonraki sancılı aşamaya…

3. aşama. ‘Tehlike’ aşamasıdır. Çanlar, bu aşamada çalmaya başlar işte, çünkü arkadaşlarla görüşülmüştür, dip köşe ev kazınarak temizlik yapılmıştır, filimler izlenmiş, kitaplar okunmuştur, insanlar seyredilmiş ve planlar hazırlanmıştır… ve evet insanın üstüne o ağırlık çökmüştür… ‘Canımda hiçbir şey istemiyor’ aşamasıdır bu… Canınız hiçbir şey yapmak istemez… Neden? Nedeni yok… Çalışmamanın dayanılmaz ağırlığıdır ruhu esir alan… Siz artık çalışmayan ve canı hiçbir şey istemeyen birisinizdir…

4.aşama. ‘Herkesin hayatında değişebilir aşama…’ diyorum ben buna. Bende yan etkileri çok fecidir; alınganlık, paranoyak düşünceler, kendine güvenini yitirme, iş bulmaktan umudu kesme, uyku düzeninin alt üst olması, cimrileşme... ben bu aşamadayken, yanımda bulunan dünyanın en mutlu kişisi bile, hayattan umudunu kesebilir, siyah gözlüklerini takabilir (tüüü utanmaz bir de marifet gibi yazıyor bak bak…) -

Ben dördüncü aşamaya varmadan şehri terk eyledim, zaten beni her gören “Bence sen yeni işe başlamadan bir tatil yap” diyordu. Nedeni gözlerimdeki tuhaf bakış olabilir, yada ağlamakla gülmek arasında ki cızırdayan sesim… Tam olarak bilemiyorum.

Belki de saçımı beğenmediler, o da olabilir. Ne alakası var demeyin, uçlarından kestireceğim diye gittiğim kuaförden permalı çıkınca, aha da bizim kız depresyona girdi diye düşünmüş olabilirler, yada kıvırcık saçlarımla, zaten ay gibi olan yüzüm, onların zihinlerinde deli imajı ile bire bir örtüşmüş olabilir… (Saçlara jöle sürmeden hiç kimsenin karşısına çıkmamalı, anlaşıldı:))

Varsın arkamdan “Seni sevmelerin en güzeli, uzaktan sevmek” diye mesajlar atsınlar… :) Evde, kadın programlarını, evlendirme programlarını izlemektense; denizi, otu böceği, çiçekleri seyrederim daha faydalı :)

Sonuç: Deliye her gün bayram, bana her gün Pazar… :(

Not: Benim için üzülmeyin, geçen blogların birinde bahsettiğim, kem gözlü arkadaşıma rağmen tazminatımı aldım ;)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Akdenizin ortasında bir ada yaza merhaba diyor. Laptop kucağımda internette gezinirken faremin en son dtıkladığı yazı sizin yazınız. Çok enterasan aynaya bakarmış gibi oldum. Bahsettiğiniz aşamalardan 4. aşamaya kadar geldim ve orda bahsettiğiniz ruh halini aynen yaşıyorum artık siz tahmin edin ne kadar zamandır işsizim. Gerçi zamanın anlamıda yok şu sıralar o kadar çok zamanım var ki zaman geçmek bilmiyor. Aaa aslında yazınızı okurken çok keyif almış gülüyordum. Yorum yapmaya başlayıp bu satırları yazarken hafif buruk birazda şanslı hissediyorum. Buruğum çünkü ; işsizlik berbat bir durummuş. anslı hissediyorum çünkü; Benim kuaföre gidip saçımı kıvırcık yapmak gibi bir şansım yok. :) Hayal ettiğiniz işin kat kat daha iyisini bulmanız ümidiyle.. sevgiyle kalın ..

Gökhan ÇELİK 
 05.06.2008 1:12
Cevap :
gerçekten işsizlik berbat bir durum... bende 4.aşamaya doğru ilerliyorum... ama biliyorum ki elbet birgün herşey değişecek ve o zaman biz işlerin içinde kaybolmuşken, birden durup şu anda bulunduğumuz kasabalarda olup denizi izlemenin güzelliğini, boş boş etrafa bakmanın sakinliğini hayal edeceğiz :)) en kısa zamanda sizinde benimde iş hayatına hızlı bir giriş yapmamız dileğiyle... sevgiler  05.06.2008 18:59
 

Selam yazınızı okudum dayanamadım,yazmaya karar verdim oysa az önce mesaj yazmıştım size ama yinede buradan cevap yazmak istedim,bir insan işten çıktığını bu kadar mı mizahi dilde anlatır,kendisiyle bu kadarmı dalga geçer,hayatı bu kadar mı tiiiiii ye alır,harika bir insansınız,sizi görmeden sevdim ben,kendine güvenen ve kendini seven insanı kim sevmez zaten,yazılarınız sonsuz olsun,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,sevgiler

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 18.05.2008 0:08
Cevap :
Hayatı yaşanır kılan şey insanın kendiyle biraz dalga geçebilmesinde saklı sanırım... yoksa biricik ömürlerimiz kahır yumağı olur... ziyaretinize ve güzel yorumunuza içten teşekkürler... sevgilerimle  19.05.2008 20:31
 

valla sen en iyisini bilirsin biraz dinlen ve tadını çıkar :) bu arada bir yada iki günlük hobi kursları var. Hazır kendine vakit ayırmışken bir dene kesin içerlerden yeni bir cevher çıkabilir

inciseli 
 01.05.2008 15:53
Cevap :
:) öncelikle ziyaretiniz için çok teşşekkür ederim... hobi kursları çok güzel fikir... hayata biraz mola vermek her zaman iyidir... fazla uzamadığı sürece... ;)) sevgilerimle  02.05.2008 12:45
 

Her pazarın ardından mutlaka bir pazartesi gelir. Belki o zamanda pazarları özlersin, belli mi olur : ) Sıkıntılarını dahi hem akıcı hem de tatlı bir uslupla anlatıyorsun ya... Benim için ne düşünürsün bilmem ama, öykülerini okumaktan çok keyif alıyorum. Kısa zamanda gönlüne göre bir iş bulman dileğimle...

Münevver Saral 
 21.04.2008 21:08
Cevap :
Sevgili Eylül, teşşekkür ederim... Umarım en kısa zamanda yeni bir işe kavuşurum da oradaki hikayelerimi de anlatırım.. ;) sevgilerimle...  22.04.2008 15:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 127
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 741
Kayıt tarihi
: 03.03.07
 
 

Neşeyle hüzün arasında volta atan, 1979 yılının 4 Eylül çocuğu, arkadaşlarımın arkadaşı, annemin ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster