Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
306
 

Bana seni gerek seni

Bana seni gerek seni
 

Yazmaya geri dönmenin zamanı gelmiş gibi görünüyor. Ödevlerimi daha bitiremedim, yaz tatiline yaydım onları, ki yeni döneme başladığımda hepsini unutmuş olmayayım. Hani ben çabuk öğrenip, çabucak da unutuyorum ya. Engel olma çırpınışlarımdır bunlar. Geri gelmek istedim artık, hem çok istediğim bir şeyden uzaklaşmamak hem de, zihnimde yılan misali dolaşan söylemleri ve gözlemleri daha fazla hapsetmemek için.

Yine aslında aynı noktadayım, ne ilgi alanım ne de düşünüş biçimim değişti. Belki daha da isyankar oluvermişimdir. “Tüm erkeklerin kız olsa, kaşar, tüm kızların da erkek olsalardı çapkın olacağı” bir dünya bu içinde olduğumuz. Ama değişim başladı, önce bizde olmadığı için beklemek zorundayız. Geçen gün izlediğim bir habere gerçekten de samimiyetle gülümsedim. Ben hissetmiştim, ben istemiştim dedim. Fransa’da artık kadınlar daha muhafazakarmış. Genç kadınlar arasında çıplaklığın tanımlanmasında geçmişe göre ciddi farklılıklar ortaya çıkıyormuş. Ne hoş. Sonunda kadınlar, kendilerinde o çok dikkatimizi çeken vücut parçalarını gözümüze sokmayacaklarmış. Anlamlı bir başkaldırı. Biz hep zaten annelerimiz gibi kadınlar ararken, onlar da -babalarını seven kızlar için geçerli tabi- babaları gibi erkekler isteyeceklermiş. Birilerine gün doğdu desenize. Çabucak kadınlar bizi, biz de kadınları eğitip, eski yıkılmaz yuvaları kurmaya başlayacağız diye umut ediyorum.

Bir annenin toplum üzerindeki etkisi her fırsatta dile getiriliyor. Son dönemlerde bu iş artık daha doğru yaklaşımlarla yapılacakmış. Sevindim kendi adıma. Sabah uyanıp da tek gözünüzle izlemeye çalıştığınız televizyonda, eğer kötü istatistiklerle karşılaşmaktan sıkıldıysanız, yakında bunun değişeceğini göreceksiniz. Boşanma oranları, evliliklerin sayısı gibi somut göstergeler var ki, benim gibi evlilik çağındaki bir erkeği gerçekten korkutuyor. Bir kere olsun demiyor muyuz hep…
Yukarıda bahsettiğim istatistikleri değerlendirirken, ekonomik ortam da göz önünde bulunduruluyor. Zaten benim üzüldüğüm kısmı da burada belirginleşiyor. Kızlar maalesef ki, iyice zengin koca triplerine girmiş bulunuyorlar. Parası olsun, öyle bunu düşünmeyeyim, alışveriş yapayım, lüks jiplere bineyim ve en önemlisi de hayat bana dokunmasın, ben de hayata hiçbir şey katmayayım şeklinde yaşam prensipleri ediniyorlar. Bu emellere ulaşmak için de her türlü midesizliği göze alıyorlar. Bir şey diyemedim. Kendimi yüksek sesle, “kaba adamları kadınlar yarattı” demekten alamıyorum. Keşke o zengin adamlar da onlara istedikleri değeri verseler de.. Ki verirler, o erkekler aynaya bakabilecek kadar cesurlarsa…

Gözlerimi ufuğa diktim, güneş gelmesin diye de elimi siper ettim alnıma… O zamanın futbol çizgi filmlerindeki gibi, dünyanın şeklini ispat edercesine düz yolları yokuşa süren tepeler ardından görünecek toplumun yapı taşı olacak kadınları bekliyorum. İstemiyorum Nenehatun, istemiyorum Sabiha Gökçen, ben önce kadın olan kadın istiyorum. Bana “benim annem hem doktor, hem aşçı, hem dişçi, hem mühendis, hem itfaiyeci…. “ tarzında birileri lazım. Amazon değil, Zeyna değil, bana Sihirli Annem lazım..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Yeni mezun bir maden mühendisiyim. Yükseklisans yapıyorum. Bunun yanında, kalkınma antropolojisi, ci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster