Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
712
 

Bana topuklu ayakkabılarımı verin! lütfen!...

Bana topuklu ayakkabılarımı verin! lütfen!...
 

Ayağımda acaba yüksek topuklu ayakkabılarım yok diye mi bu kadar mutsuz oluyorum ben?!. Bu yüzden mi her türlü rezilliğe tanık oluyor ve insanların türlü dolaplar evirmesine engel olamıyorum. Bu yüzden mi insanların yüzüme gülümseyen yüzlerine inanıyor ve kurdukları ümit verici, yalan cümlelerine kanıyorum? Bu yüzden mi (bir zamanlar sevgilim dediğim adam bile) bu kadar rahat canımı acıtacak icraatlar yapabiliyor? Ayağımda ses çıkaran topuklu ayakkabılar olmadığından mı bu kadar gafil avlanabiliyorlar bana sonunda?!.

Ama avlanmasalar keşke! Keşke ben yakalayamasam! Keşke taşları sonradan yerine koyup, ortada dönen dolapları, atılan yalanları ve ahlaksızlıkları fark edemesem. Keşke bu denli farkında olabilip, üstelik bunlara da kafa yorup, yorabilip huzurumdan olmasam!..

Aslında ayağımda şöyle afilisinden bir çift topuklu ayakkabı olmalıydı kiii!..Hani böyle her adım attığımda ‘’Tok tok’’ ses çıkaran cinsinden.

Hayır! Yanlış anlaşılmasın! Ben öyle ‘’Beli daracık çekirdek hatun’’ şeklinde dolanan bir tip olmadığımdan, gerekmediği müddetçe topuklu ayakkabı falan da giymiyorum aslında. Sandal tarzı dümdüz ve ayağımı rahat ettiren kaba modelli ayakkabılarımla çok iyi geçiniyor ve çok da rahat yürüyebiliyorum. Bedenim rahat ama, ruhum o kadar rahat olamıyor maalesef işte! Çünkü hep yakalıyorum insanları! Kötü düşünürken, düşündükleri kötülükleri uygularken, bir sürü dolap çevirirken, yalan atarken ve beni (estağfurullah demeyin burada lütfen) çoğunlukla, attıkları bu yalanlarla ‘’Aptal yerine koymaya çalışırken’’ yakalıyorum...

Sonra da gelsin hayal kırıklıkları, buyursun güven kaybı ve hoş geldin mutsuzluk!

Ama ben insanlara güvenmek istiyorum! İşte bu yüzden ayağıma bir çift topuklu ayakkabı geçirmek ve bu ayakkabıları hiç çıkarmamak istiyorum!

İçinizde okuyanınız var mı ya da en azından duymuş olanınız var mı bilemiyorum ama Ömer Seyfettin’in aynı isimde bir hikayesi vardı çocukluk yıllarımda okuduğum. ‘’Yüksek Topuklar’’ adlı bu hikayenin kahramanı zengin ve dul teyzemiz (galiba adı Hatice Hanım’dı), kocaman konağında hizmetçileri, uşakları, aşçısı ve şoförüyle rahat mı rahat bir hayat sürmekteydi. Ama kader de acımasız ağlarını bu teyzemizden habersiz örmekteydi, örmekteydi ve hatta her sırada bir, ikişer ilmek çoğaltıp güzel bir örneğini de çıkartmaktaydı bu yalan mutluluğun!..

Teyzemiz hayatın başına öreceği çoraptan habersiz mutlu mesut yaşarken, yaşadığı bir sağlık sorunuyla birlikte hayatı zifiri karanlıklara boğulacak ve mutsuzluğun kapıları ardına kadar açılacaktı onun için..Neden mi? Yüksek topuklu ayakkabılarını çıkarmak zorunda kaldığından!Evet evet! Günün birinde bu teyzemiz rahatsızlanacak ve doktoru kendisine, rahatsızlanmasına yol açan şeyin bu denli yüksek topuklularla sürekli dolaşması olduğunu söyleyecek ve ayıracaktı onu canı kadar sevdiği yüksek topuklarından.

Ama mutluluğunu ve huzurunu da topuklu ayakkabıları ile birlikte çıkarıp, bir kenara koyacağından habersizdir teyzemiz doktorunun dediğini uygular ve çıkarır atar huzuruyla birlikte gidecek olan ayakkabılarını..

Çıkarır ama bu kendisini için hiç de sağlıklı(!) olmaz. Doktorun önerisinin aksine, daha da kötüye gider sağlığı. Sinirleri bozulur, harap olur.. Çünkü o güne kadar (topuklularını çıkarana kadar yani) son derece dürüst ve terbiyeli olan hizmetlileri bir garip olmuşlardır. Sanki hepsi birden, teyzemizin çıkardığı ayakkabılarla beraber kaldırıp kutuya koymuşlardır ahlaklarını ve namuslarını. Aşçının, şoförün, hizmetçilerin birbiriyle fingirdemesini mi ararsınız, para ve malzeme çalmalarını mı, yoksa teyzemizin arkasından kötü konuşmalarını mı? Hepsi vardır bu rezillerde ve hepsine de tanık olmaktadır bu zengin teyze artık!.. Yüksek topuklularını ayağından atalı beri, hep uygunsuz durumda yakalamaktadır hizmetlilerini..Üzülür, yıpranır harap olur ve en sonunda dayanamayıp hepsini kapının önüne koyuverir ve en önemlisi eski topuklu ayakkabılarını da tekrar geçirir ayağına..

Çünkü fark eder ki, onun çok sevdiği bu topukluların hayatını güzelleştiren bir başka sihri vardır. Sesleri! Evet çıkardıkları o ‘’Tiz ve uyarıcı’’ seslerle meğer ne çok rezilliğe tanıklık etmekten korumaktadır bu topuklular onu!? Yanındaki hizmetliler onun gelmekte olduklarını anlayıp, ne de güzel çeki düzen vermektedirler kendilerine ve ne de güzel saklayabilmektedirler kırdıkları bütün çürük cevizleri!. Bu ayakkabılar ona sahte de olsa mutluluk ve huzur vermektedir. Her şeyi görmek istediği düzende görmesine katkı sağlamakta, denli densiz konuşmalarla, ahlaksızlıklarla, hırsızlıklarla ve uğursuzluklarla karşılaşmasına engel olmaktadır. Her türlü kötülükten bir kalkan gibi korumaktadır bu topuklular ve onların çıkardığı sesler!.. Meğer hayatının koruyucu zırhı bu ayakkabılarıdır ama bunu biraz geç fark etmiştir teyzemiz!

Yaa!??

İşte böyle…

İşte bu yüzden ben de bir çift topuklu ayakkabı istiyorum. Ama böyle güçlü ses çıkaran cinsinden! Ortalığı şöyle bastım mı inleteyim istiyorum! İnleteyim ki, etrafımda türlü rezilliğe imza atan utanmazlar, topuklularımdan çıkan bu sihirli sesten yaklaşmakta olduğumu anlasınlar ve icraatlarına bir son versinler (Aslında ara vermelerine de razıyım ben!). Ve ben tanık olmayayım hiç birine. Beni bazen insan olduğumdan dahi utandıran, hayata ve kendime karşı güçsüz bırakacak acımasız saldırılarının planlarını bile tamamlayamasınlar. Çil yavrusu gibi dağılsınlar!

Evet evet!

Topuklu ayakkabılarımın çıkardığı sesler, bütün rezilliklere imza atan ve atmaya hazırlananları çil yavrusu gibi dağıtsın istiyorum ben!

Bana topuklu ayakkabılarımı verin!

Hadi!

Lütfen!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Topuklu ayakkabı dendiği vakit, elindeki topuklusunu, gırtlağını sıktığı adamın kafasına çakmış (yani hakikaten çakmış ve topuğun yarısını kafatasından içeri geçirmeyi başarabilmiş) bir kadın ile gözleri yuvalarından pörtlemiş, dili düğümlenip dışarı çıkmış ve Allahını şaşırıp 'Kabe ne taraftaydı' yüz ifadesiyle bakan bir adamın karikatürü geliyor gözümün önüne... Aman diyeyim o yüzden... Aman koyun yerine o topukluları :)))

Alptekin YILDIZ 
 12.09.2006 0:16
Cevap :
Hayatımda henüz kimsenin kafasına (topuksuzu dahil) bir ayakkabı geçirmedim. Hoş!?? Hakedenler olmadı değil ama öylelerini kendi çirkinlikleriyle ve yalnızlıklarıyla bırakıp gidince, dünyaları başına geçiyor zaten! Topuğa ne hacet? :))  12.09.2006 10:18
 

Sevgili Leyla Topuklu ayakkabılar gerçekle yüzleşmeyi önlüyor çok haklısın. Düzenbazların sesini kesiyor bir süreliğine. Harika bir çatı üzerine kurmuşsun söylediklerini. Yalandan, riyadan, rezillikten yılmış ruhunu o kadar iyi anlıyorum ki, Hadi gidip kendimize birer çift topuklu ayakkabı alalım diyesim geldi :) Sevgiler Leylacığım kalemin yine döktürmüş her zamanki gibi harika.Ellerin dert görmesin....

Fulya 
 05.09.2006 13:07
Cevap :
Keşke şurda utançtan yanakları kızarmış bir yüz simulasyonu olsaydı..Gerçi benim utanınca genelde hep kulaklarım kızarır ama? Ne diyeyim Fulayacığım? Gene mahcup ettin beni. Sağolasın...  05.09.2006 18:50
 

Tamam, ayakkabilarinizi alin dagitin ortaligi. Ama kendinize haksizlik etmeyin lütfen. Yalinayak (elektriksiz) de yürüyebilirsiniz. Ve siz olur, siz kalirsiniz. Ve emin olun, hic birsey kaybetmez, siz kalirsiniz. Buzlu cam bazen cok gaz veriyor insana biliyor musunuz? Dostca selamlarimla.

pirmete 
 05.09.2006 0:34
Cevap :
Galiba ne kastettiğimi biraz yanlış anladınız ama, olsun :)) Çil yavrusu gibi dağıtmaktan bahsederken, ortalığı dağıtmayı kastetmemiştim. Kötülük yapmaya hazırlananları dağıtma arzumu dile getirmeye çalışmıştım.. Yorumlarınıza tekrar teşekkürler :))  05.09.2006 10:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2025
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster