Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '20

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
36
 

Bangkok'u Dinliyorum

Bangkok’u dinliyorum istemeden, zorla kulağıma dayanıyor sesleri...
Zamanla birlikte şehirler de değişiyor kaçınılmaz olarak.
Kendi listemi yapsam; Bangkok, Delhi, Bombay, Almata, Astana Bakü ilk sıraları alır. Çocuk gibi gözümüzün önünde büyüdüler.
Havalimanlarında, tüm yurtiçi meydanlar...
Neydi o Antalya, Ankara, Dalaman, Bodrum, Adnan Menders’in eski halleri?.
 
Değişim kaçınılmaz... Bir tek Avrupa şehirleri eski hallerini hoş ve harika bir inatçılık ile koruyor. Büyük bir kesim aman ne hoş derken diğer yandan  bir kesim de sıkıcı diye yerden yere vuruyor.
Yani.. Ne değişmeden oluyor ne de değişince.
 
Ama şunu anladım ki... “.........” ü gördüm ve kültürünü az çok tanıdım demenin çok da anlamı yok. Her yer yeğenlerim kadar hızlı büyüyüp değişiyor.
Bir varmış bir yokmuş?!.
 
Nasıl ki gittiğin yere kafanı götürüyorsun, ha mahallendesin ha beş bin km uzakta...
Tersi olarak da ya zaten köklerine hep tutunuyorsun aslında onlar da hep değişsede, ya da zaten sabit kök yoktu aslında. 
Değişmeyen tek şey maalesef hakikaten değişimin kendisi.
 
Bangkok'un içinden geçen nehirde eskiden olmayıp, artık olmazsa olmazı olan gürültülü botlardır bu sitemimin sebebi.
Bir de nehir kıyısındaki yüksek yüksek bina inşaatları.
Keşke çok da değişmeseydi buralar. Tadında kalsaydı, karakterinde ve renginde.
 
Çok güzeldi o zamanlar... Belki daha yabancı, daha uzak, daha zor ama tadında.
Şimdi çok kolay, çok tanıdık, çok kolay çözülebilir. Ve fakat çok tek renk. Öteki şehirler gibi, öteki şehirlerin insanları gibi, zahmetsiz tüketilmeleri gibi..
 
O zamanlar ulaşım zordu, karın doyurmak, yerleri bulmak, varmak... Ama hiç cin olmadan adam çarpmak gibi bir sevdaları yoktu buraların insanlarının. Yardımseverdiler, hoşgörülü ve güleryüzlü...
 
Geçenlerde gerçek bir hikaye yazısı okudum bir kadın bloggerdan.
“Evet ödüm patladı beni motor ile otele götüren yerliden, üstelik yolu da bilmiyordu, zor buldu ve beni de kazıklamaya kalktı ama emniyetle otele getirdi sağsalim ve ben içeri girmeden de gitmedi kapıdan, çünkü Afrika’lılar böyledir” diyordu. “Yüzünüze ne kadar kazıklamaya çalışan kişi olsalar da arkanızdan sizi kollayanlardır” demiş yazının sonunda.
 
Bilse ki onlarda değişmeye başladı, artık pek çok bölgesinde eskisi gibi sokağa çıkamıyoruz. Dövüyorlar, soyuyorlar, kandırıyorar.
 
Topyekün değişiyoruz, binalar gibi, arabalar gibi, maddenin tam da kendisi gibi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 799
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster