Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '10

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
331
 

Bankalar ile devletin alacak verecek işleri ne olacak?

Bankalar ile devletin alacak verecek işleri ne olacak?
 

TBMM (Alıntı Yeri: tbmm.gov.tr)


Sanal ortama düşen Anadolu Ajansı kaynaklı bir habere göre: Türkiye'de faaliyet gösteren 20 bankada, 152 bin 147 hesap sahibinin, unutulmuş binlerce lirası bulunuyormuş. Bu kapsamda sanırım gizli bilgi olduğu için toplam miktarı sızdırılmayan bu hesaplardaki paraları ''unutanlar arasında özel şahıs ve şirketlerin yanı sıra bakanlıklar, valilikler, komutanlıklar, belediyeler, muhtarlıklar, okullar, dernekler, partiler, vakıflar, özelleştirilen veya kapatılan kurumlar, hatta bankalar'' bile bulunuyormuş

1965'ten beri banka mudisiyim; bugüne kadar hiç birinden bir tek bildirim almadım. Özel bir bankada 1966'da yatırmış olduğum harçlığımdan on ya da on iki TL kadar param kaldığını biliyorum. Gerçi yasalara göre Devlet bankalarından birinde de kalsa durum değişmiyor: On yıl sonra paranız Devlet'e aktarılıyor. Bankaların mudilerine bir mektup ile bilgi vermemesi işi, sanırım, onların işine geliyor. Damlaya damlaya göl olur, anlayışı orada da geçerli çünkü. Bu da ''kanunsuz bir iş'' değil! TBMM kanunları onların bu konudaki en büyük dayanakları! Demek ki TBMM bu işleri ''gönüllülük'' esasına göre çözmek istemiş. Oysa ölüm var kalım var: Neden mudilerin bilgileri evlerine yollanmaz? Oysa son yirmi yıllık bir uygulama olması bakımından Özel Bankalar o cıcılı bıcılı Kredi Kartları için her türlü bilgiyi de belgeyi de yolluyorlar mudilerine. Anlaşılan kanunlarda mudilerin korunamaması yönünden bazı boşluklar var. En önemli boşluk ''iletişimsizlik'' olsa gerek.

Ne yazık ki banka alacakları konusunda, son aşamadaki Haciz İşlemleri için hiç bir bildirimde bulunmadan binlerce TL kazanmaları için işleri avukatlara havale ederek mudilerin daha bir sömürülmelerine göz yumulabiliyor. Bu durumların giderilerek sorunların ''iletişim'' üzerinden, gerekir ise ilk uyarılar için ''iadeli teahhütlü mektup'' biçiminde çözümü yoluna gidilmesinde yarar vardır. Bir de günden güne artırılan ''gecikme faizi'' adlı sömürü çarkının katlanarak büyümesi ''hizmette sınır mınır yoktur'', ''buyurun alın, düzenli ödeyin'', ''biz bankayız tek taraflı imza attırırız sözleşmelere'' diyen sermaye neden aylık üç beş yüz TL'lik borcunu ödeyemeyen kişileri daha bir köşeye sıkıştırmak istiyor? Bu konularda yeterli bir düzenleme ne yazık ki yapılabilmiş değil. Yaptığım araştırmalara göre benzer durumlar ne yazık ki borçlu kiracılar ile vergi borcu olan esnaflar ve şirketler için de böyle. Bu konularda muhasebecilerin de müteselsilen sorumlu tutulmaları da söz konusu olmadığı için, vergi dairelerine bildirimlerde suistimallerin olduğu da biliniyor.

Geçenler bir yazımda da yazmış olduğum böylesi bir konuyu bir dersane borcu için Bursa'dan bir yurttaşımız ''yüz metre yakınımdaki vergi dairesinden bir mektup bile yazılmadan'' diye özetlemişti. O zaman ''iletişim çağındayız'' diye böbürlenmeye kimin hakkı var? D e v l e t çıkıp da ''ben yaptım oldu'', ''ben Devletim astığım astık, kestiğim kestik'' diyemez. Oysa bal gibi de diyor. Belirli kanunlar ve yönetmelikler yolu ile onun yetkilerini alan kişilerin elinde ne yazık ki yalan yanlış nice uygulamalar ile boğuşuyor insanımız. Ev yapımından muhasebecinin işleri savsaklamasına, yapı denetiminden telif haklarına dayalı işlere, uzun yol sürücülüğünden yazarlığa, hiçbir belge almadan vermeden yapılan elden ödemelere kadar nice yanlışların var olduğunu gördüm. Bu konuları açıklamak için sık sık söylenegelen ''sömürü'' kelimesi pek hafif kalıyor bence.

Emekli olduktan sonra gördüm ki Devlet yurtaşın açığını yakaladığı an en zecri tedbirleri uygulamaktan çekinmiyor. ''sosyal hukuk devleti'' olmak böyle uygulanageldiği için daha çok çekeceğimiz var anlaşılan. Bu ortamda da vatandaşlarımız hırçın, isyankar bir biçimde her yolu mübah görüyorlar daha çok kâr etmek için. Vergi kaçırılıyor, ihalelere fesat karıştırılıyor, %100 kâr yerine en az % 200 kâr hadefleniyor; emek sömürülüyor, kayıt dışı ekonomi de almış başını gidiyor. Bu arada manevi değerlerin nasıl aşınmakta olduğunu da bir başka yazımda ayrıca yazacağım.

Kırk kanaat geçinmek isteyen iş sahipleri ne yazık ki kökü derinlerde olan mevzuat gereğince mudileri de iş yeri sahipleri ile kiracı işyeri sahipleri(müstecir) de zor günler geçiriyor. TBMM çatısı altından gelip geçmiş olan nice Kanun Koyucular neden bu gibi sömürü çarklarının, daha bir hızlanarak dönmesine seyirci kalıyorlardı? Hükümet bu gibi açmazlarımızı neden tez elden düzene koyamadı?

Öğrendiğimize göre, geçenler Sayın Başbakan'ın kısaca ''çok acımasızca emek sömürüsü yapılıyor'' ve ''işyerlerinize birer kişi daha alsanız işsizlerimizin sayısı azalır'' gibi çok haklı uyarılarına tepki gösteren hatta kendi aralarında ''oylama'' bile yapan TOBB'un tepki verebileceği mi dikkate alınmıştır, bilemiyorum. Yapılan duyurulara göre mudilerin küçücük birikimleri yakında çözüme kavuşturulacak anlaşılan. Emek sömürüsünün işyerleri düzeyinde ne gibi yansımaları olduğunu ve gizli işsizlikle birlikte gerçek işsizliğin toplum huzuru açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ancak küçük esnaf ile küçük şirketlerin kira ve vergi faizlerinin acımasızlığı karşısında düştükleri durumlardan; mevcut ''kayıtlı ekonomi gereğince'' belki geriye dönük olarak kurtulmaları gerekiyor. Orantısız cezalandırmalar, gelir gider dengesini göz önüne almayan bir yargılama anlayışı, her şeyi kanun zoru ile çözmek hevesi ''sosyal hukuk devleti'' olunamadığının göstergeleri olsa gerek.

Bence Sayın Başbakan sanırım Anayasa Değişikliği işlerinden sonra ''emek sömürüsü'' ile ''işsizliğin giderilmesi'' için öne sürülen sorunların üzerine gidecektir. TOBB yetkilileri içinde çalkalanmakta olduğumuz Küresel Kriz süresince ne tür önlemler aldılar? Herşeyi Devlet'ten beklemek çağının çoktan beri artık kadük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir de yıllardan beri Vergi Adaleti sağlanamadığı gibi ücretler konusunda ve çalışma hayatının sömürüye açık yönleri konularında hükümetlere karşı ne gibi teklifleri oldu ilgili kuruluşların; bilemiyoruz. Kayıt Dışı Ekonomi yanında ezici faiz uygulamaları konusunda da gerekli tedbirleri alalım, diyeni duymadım ben. Kısaca ''İşsizlik önemli bir sorundur. Toplum gerilmektedir'' diyen HASİAD'ın değerli yetkililerinin bir ay kadar önce söylemiş oldukları haklı uyarılarını da mı okumadılar? (http://blog.milliyet.com.tr/Issizlik_ortaminda_Hatay_dan_yukselen_sesler/Blog/?BlogNo=234027)

Küresel Kriz'de işlerin daraldığı, esnafın gizli iflasta olduğu, işsizliğin yaygınlaştığı, ekmeğin arslanın ağzında olduğu, silahlı yaralama ve öldürmeleri ile intiharların artmaya başladığı, elbete tüketim çılgınlığının da arş-ı âlâya yükseldiği, kamçılandığı bir çağda, neden gerekli tebdirler alınmaz? Bu açıdan Toplumsal ve Ekonomik Huzur için öncelikle vergiler ile kiralar konusundaki zecri faiz cezalarının en az beş yıl geriye doğru yürütülerek kaldırılmasında yarar vardır.

Yakında bu konulardaki bazı örnek olaylar ile ilgili belgeleri de yayınlamak istiyorum. İnşallah bunları anlayan birileri çıkar da gerekli tedbirler alınır. Yoksa herkesin gördüğü ve bildiği gibi ''iş sözleşmesi yapılmadan yoluna konulan emek sömürüsü'' yanında ''çok az eleman ile milyarları götürmek'' çarkı en acımasız bir biçimde işlemeye devam edecektir.

Özellikle Sayın Başbakan'ın olan bitenler konusunda çok dolduğu anlaşılıyor: Sosyal güvence noktasında acımasız davranışların olduğunu görüyoruz. Sıkıştırdıkça bunlar feryada başlıyorlar. Üzerine gideceğiz, gidiyoruz” sözlerinden de bu anlaşılmaktadır. TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlanılacak olan Anayasa Değişikliği sürecinden sonra, umarım Hükümet ''emek sömürüsü'' ile ''işsizliğin çözümü'' konularındaki tavrını ortaya koyacak; halkı ezen eski yasaların ve bazı yönetmeliklerin değiştirilmesi yolunda gerekenleri yapacaktır. Çünkü piyasada yaşanılan sorunlar, gerekli neşterler vurulmadığı için günden güne kördüğüm oluyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster