Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '07

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
5767
 

Bankalar ve banka ürünlerini kullanma yolları (1)

Bankalar ve banka ürünlerini kullanma yolları (1)
 

Devir değişti, e tabii Çelik de ve dahi bankacılık da değişti!.. Bir zamanlar devlet kâğıtlarının alım satımını yaparak güzel kârlar elde eden bankalar, mevduat faizini de bol bol verebiliyor, kredi bacağıyla da ilgilenmiyorlardı pek. Ama artık devlete borç verip, ordan elde ettiği kazancı mevduat faizi olarak dağıtma, aradaki farkı da kâr olarak cebe atma devri bitti. Bankalar asıl görevlerine döndüler: Mevduat toplayıp kaynak sağlamak ve bu kaynağı kredi olarak dağıtıp kâr elde etmek!..

Kredi kartındaki o yoldan geçenlerin kollarından tutulup çevrildiği pazarlama taktikleri, son zamanlarda artan şimdi al - bilmem kaç ay sonra ödemeye başla kampanyaları bunun sonucunda çıktı. Masrafların çeşitliliği de bu gelişmelerin sonucu elbette. Bunlar da sürekli şikayet konusu oluyor tabii. Peki ne yapmalı?

Bankalar çeşitli sözleşmelerle elimizi kolumuzu bağlar, her türlü uygulamasına yasal dayanak oluşturur. (Bankacıyım, iyi bilirim). Bu noktada, bankaların da hizmet sattığı gerçeğinden yola çıkarak bilinçli tüketici olmak önem kazanıyor. Şu anda yerlisi yabancısı, perakendesi, yatırımı, 46 banka var ülkemizde. Bu da seçim yapmak için yeterli bir sayı. Eskiden olduğu gibi birden fazla bankayla çalışmak ya da uygulamasını beğenmediğimiz anda başka bankaya geçmek, artık pek yarar sağlayan tüketici davranışları değil. Geçende İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'nin açıklamaları da bu yöndeydi. Özince, tek bir bankayla uzun soluklu çalışmanın yararlarına değiniyordu.

Genel anlamda tek bir banka seçip, iyi günde kötü günde onunla çalışmanın getirdiği yararların başlıcası, iki taraflı olarak davranışları yakından tanımaktır. Bankalar şu günlerde artan biçimde müşteri derecelendirme sistemlerini hayata geçiriyorlar. Yani herkese fiks fiyatlama yapmak yerine (havalelerden alınan masraflar, hesap işletim ücretleri, ATM para çekme hizmetlerinden alınan masraflar, çek / kredi komisyonları gibi çeşitli komisyonlar vb.), müşterinin verimliliğine göre, her müşteri için ayrı fiyatlar uygulamaya çalışıyorlar. Bu nedenle ayda yılda bir kez işlem yapan müşteriyle, her gün işlem yapan (üstelik çeşit çeşit işlem yapan) müşteri aynı kefeye konmuyor. Ayda yılda bir kez işlem yapan müşterinin ayrıcalık beklemesi abesle iştigal etmek demek oluyor bu da.

Eğer bir banka belirleyip onunla çalışırsanız, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler bundan yararlar sağlar. Banka sizi tanıdığı için, işlem hacminizle bağlantılı olarak genellikle ilk 6 ay sonunda fiyatlamalarını aşağı çeker. Bireysel ya da ticari müşteri olsun farketmez, aldığınız kredileri düzenli öderseniz yeni kredi tekliflerinde çeşitli avantajlar sunarlar. (Faiz indirimi, dosya masrafı ya da kredi komisyonu alınmaması vb). Başka bankada kredi riskiniz yoksa, kredi kartı, kredili hesap, bireysel kredi, işletme kredisi vb. tekliflerde bulunurlar. Bireysel emeklilik, hayat sigortası ya da diğer sigortalarda poliçe fiyatını daha cazip rakamlarla sunarlar. Hesap işletim ücreti daha az alınır ya da hiç alınmaz. Havale, EFT gibi para gönderimlerini zaten internetten ya da bazı bankalarda telefon bankacılığından ücretsiz yapabiliyorsunuz. İyi ve sadık müşteri olduğunuzda, bu işlemler şubeden de daha düşük tutarlar karşılığında yapılmaya başlanır.

Sizinle ilgilenen müşteri temsilcinizin elinde güncel ve doğru bilgiler olduğu sürece, sizin lehinize olacak işlemler için onay makamlarına dönmesi daha kolay olur. Bilgilerin sağlıklı olması, yeterli düzeyde olması onun da işini kolaylaştırır, sizin hakkınızda ayrıntılı bilgiler verip avantajlar koparabilir.

Gelelim banka ürünlerine. İlk akla gelen kredi kartı tabii. Kredi kartı bir kredi ürünü değil, insanı nakit taşıma sorunundan kurtaran bir alışveriş aracıdır yalnızca. Ancak hemen hepimiz tüketim çılgınlığına eğilimli olduğumuzdan kredi kartını sanki başkasının parasıymış gibi kullanır, maaşımız hesaba yattığında borcumuzu bile kapatamaz, sonra da yine kredi kartından harcama yapmaya devam ederiz. (Sonra da hükümetler popülist politikalarla serbest piyasayı bir kenara bırakır, düzenleme yapmak yerine bankalar adına karar mekanizmasına dönüşürler, borçları affetmek bile gündeme gelebilir). Bilinçsiz tüketici olmamızın en güzel örneklerinden biridir kredi kartı. Hatta alımı daha kolay olduğu için paraya sıkışan, kredi kartı almaya kalkar.

Oysa kredili mevduat hesapları ve kredi kartı açık kredilerdir, yani düzenli olarak faizlendirilirler ve bunlarda limiti doldurduğunuz anda canınız da yanmaya başlar. Genelde maaşın 1-2 katı biçiminde bir limit ayarlaması yapılır, bunu gururlanarak karşılarız, sanki değerimiz buymuş gibi. İlk başta tatlı gelir, kaydî bir harcama yapılmaktadır nasıl olsa, cebimizden para çıkmadığı için hesabı şaşırırız. Sonra? Hesap kesilir, tamamını ödeyemediğimiz anda faiz işler. Faizler ekonomik koşullar gereği biraz yükselirse bir de bakarız ki, 3-4.000 lira bir borç için 150-200 lira aylık faiz ödemeye başlamışızdır. Maaşınız 1.000 liraysa, beşte biri yalnızca faiz olarak bankaya gitmektedir yani.

Bu nedenden dolayı da KMH ve kredi kartı borcunu kapatmak giderek zorlaşır. Zora düşersiniz, protokole bağlarsınız, avukatlarla anlaşmak zorunda kalırsınız. Bu nitelikteki borçları kapatmak için yine başka bir bankadan KMH ya da kart talep etmek, takdir edersiniz ki aptallıktan başka bir şey değildir. Bu tip bir borcu kapatmanın en iyi yolu ya tanıdığınız birinden toplu para alıp bir defada kapatmak ya da borcu takside bağlamaktır. Açık (işlek) krediyle yine açık bir krediyi kapatmak mümkün değildir. Elbette uzun vadeli bir çözüm olarak harcamalarınızı ayarlamanız ve iradeli davranıp yavaş yavaş borcu bitirmeniz ve bu arada limitinizi de düşürterek bir iradesizliğe karşı önlem almanız mümkün. Yapabilen bunu yapar, çok da iyi olur ama doğrusu çok kolay bir yol değil.

KMH'lar acil durumlarda kullanılmak için icat edilmiştir. Bireysel ya da ticari farketmez, bu hesaplar bir kredi aracı değildir, düzenli kullanılırsa insanı batağa sürükler, bankaya düzenli kazanç kapısı, size de gider kalemi olur. Mesela faturanın son günü ama hesaba para yatırmayı unuttunuz ya da takastaki çekiniz için o gün para bulamadığınız zaman devreye bu kredili hesaplar girer / girmelidir. Acil durumlar içindir bunlar, her zaman kullanılmamalıdırlar. İlk fırsatta da eksi bakiyenin kapatılması gerekir zaten.

Kredi kartı ise bir ödeme aracıdır, kredi değildir dedik. Nakit avans çekmek batağa gidişi hızlandırır. Bu kartların avantajı yanınızda nakit taşıtmamaktır, bazı durumlarda da taksitlendirme sağlar. Bu kartı yanınızda taşır, alışverişinizi yapar, hesap kesimiyle birlikte de tüm borcu kapatırsınız, mutlu mesut yaşarsınız. Banka da ödül olarak biraz puan verir, zaman zaman kampanyalarla alım gücünüz biraz daha artmış olarak o bedavaları kullanırsınız. Bundan daha ötesini yapmaya kalkarsanız, sizi eninde sonunda zora sokar. Acil durumlar için arada sırada başvurmak olabilir ama kredi kartının psikolojik olarak olumsuz etkilediğini, istisnaların bir anda genellemeye dönüşebildiğini de unutmayın. Kart sayesinde gereksiz ıvır zıvır alabilir, gerekli olanlarda bile ölçüyü kaçırabilir, aylık taksitlerin 3-4 liradan 300-400 liraya yükselmesini sağlayabiliriz, sanıldığından daha kolaydır bu. Kaldı ki faizler artacak olursa, faize bıraktığımız borçlar da bir anda başa çıkılmayacak hale gelebilir.

Asgari tutarı ödemek ilk başlarda iyi gibi görünür insana, elde para bırakır, kartta daha limit kalır. Bir yandan nakit harcama yapar, bir yandan da kredi kartını kullanabilirsiniz. Ama ikinci hesap ekstrenize bir göz atın, bakalım o sonraya bıraktığınız borç için ne kadar faiz ödemiş, bir de onun üzerinden ne kadar vergi vermişsiniz? Hatta borcu hesap kesim tarihinde tamamen ödemiş olsanız bile gene faiz görebilirsiniz. Çünkü ödenen para valör nedeniyle bir gün sonra hesaba aktarılır. Bu nedenle bir günlük faiz işletilebilir, bankasına bağlıdır bu.

Çok kazanan biriyseniz, 1.500 - 2.000 liralık bir limiti dibine kadar kullanabilir, asgarisini ödeyerek bankaya her ay 100 lira filan faiz kazancı sağlayabilirsiniz. Bu size kalmıştır. Banka da limitinizin yetmediğini görüp üzülür, size 1.5 - 2 katı yeni bir limit teklif eder. Onu da isteyin canım, ne olacak? Nasıl olsa iradeli davranabilir, o limiti acil durumlar için saklayabilirsiniz. (Genelde 3-4 ay sonra o limitin de dolduğunu görürsünüz, şaşırmayın).

KMH'ı ancak acil durumlarda kullanmak, kredi kartını da hesaplı (önceden planlanmış, ne alınacağı iyi düşünülmüş) alışveriş için tercih etmek gerekir. Hesap kesiminde tüm borcu ödemeye dikkat etmeli tabii. Taksitli alışveriş için unutmamanız gereken basit bir kural vardır: Aldığınız eşyanın kullanım süresi ne kadarsa en fazla o vadede taksit yapmak gerekir. Market alışverişlerinde 3 taksit yaptırmak saçmalığın daniskası, o ay yiyip bitireceğiniz (hatta o hafta) çeşitli ürünler için 3 ay para ödemektir bu çünkü!.. Hemen ertesi ay gene alacaksınız, gene 3 taksit yaptıracaksınız ve bu kez 2 taksit tutarı ödeyeceksiniz, ertesi ay da 3!..

Düzden okursak, dayanıksız tüketim malları için taksit yaptırmamak, mesela bir takım elbise için en fazla 3, hadi bilemediniz 4 taksit yaptırmak, ancak ve ancak buzdolabı, mobilya, TV gibi harcamalarda 1 yıl ya da biraz daha uzun vadelere gitmek gerekir. Tüketici kredileri için de bu kuralı uygulamak gerekir. 2 yıl sonunda satmak için aldığınız bir arabada 60 ay vadeli kredi kullanmak (hatta 36 ay) ol-maz!..

Şu an kredi kartı ya da KMH borcuna batmış durumdaysanız, yapabileceğiniz en iyi şey ya taksitli kredi çekmek ya da bir yerlerden borç para bulmak. Ödemeyi yapar yapmaz da kesinlikle kredi kartını kapatın ya da hiç olmazsa limitini en fazla 300 lira olacak biçimde düşürtün. Kredi kartı batıkları nedeniyle ekonomide ve toplumda aslına bakarsanız bir yara var. İnsanlar huzursuz, takip masrafları önemli rakamlara ulaşmaya başladı, aileler bile parçalanıyor. Bunu bilen satıcılar, zamanında kart sorunlusu olmuş ya da kart limiti yetmeyen müşterileri kaçırmamak için senet sistemine döndü yeniden. Eğer kullanmayı becerememişseniz -ki bu ayıp değil- kredi kartının size sunabileceği avantaj yoktur. Bunun yerine eski usül yöntemleri kullanabilirsiniz çok rahat. (Veresiye veren bakkallar, senet imzalatan beyaz eşyacılar vb).

Yazdıklarımı okudukça aklıma bir sürü şey geliyor. Bunları iyisi mi bir kaç defada paylaşmalı.

Herkese borçsuz, tasasız günler dilerim!..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bütçe idaresi denilen şeyin aslında orta eğitim kurumlarında zorunlu ders olarak okutulması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü her bireyin yetişkin dönemlerinde bir bütçei olur ve bu bütçesi doğrultusunda da harcama yapması gerekir. Kredi kartı da bahsettiğiniz üzere yapılan harcamaya ait ödeme yöntemlerinden birisidir. Kredi kartının insanları yanıltma konusunda özel bir becerisini kabul etmekle beraber bu yanılmaya daha çok insanların bütçelerini planlayamamış olmalarının sebep olduğunu tahmin etmek zor değil. Tüm bu sorun karşısında bayanlara ev ekonomisi dersi verilirde, erkeklere ve bayanlara neden bütçe idaresi dersi verilmez anlamıyorum.

Bibliyofil 
 09.04.2007 20:20
Cevap :
Haklısınız, sorun çoook daha derinlerde aslında. Umarım gelecek kuşaklar için daha iyi eğitim müfredatları hazırlanır. Tüketim toplumu yaratmaya çalışırken bunu ele alabilecek bir yönetici çıkar mı bilmiyorum. Sevgi ve saygılar!..  10.04.2007 8:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 91
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2059
Kayıt tarihi
: 05.03.07
 
 

Bankacılığı bırakıp kendini reel sektörün kollarına atmış bir adamım... Kitaro başta olmak üzere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster