Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '07

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
11508
 

Bankalarda sorunlu krediler

Giriş

Aktif kalitesi bankalar açısından önem taşıyan bir kavram olup bu kavram içerisinde yer alan en önemli unsur kredilerin kalitesidir. Borçlunun borcunu ödememesi en belirgin riski oluşturmaktadır. Borcunu ödemede ortaya çıkan bir gecikmede olsa bir riski ifade etmektedir.Bu riskleri minimize etmek amacıyla kredi analiz teknikleri geliştirilmiştir.

Aktif kalitesinin sağlanmasında bir takım temel unsurlara dikkate edilmesi gerekmektedir. Bunların başında limit tahsisi gelmektedir. Seçme fonksiyonu yerine getirilirken kredi talebinde bulunan banka müşterisinin kapasitesi, kapitali, ekonominin genel koşulları, ipotek ve teminat benzeri karşılıkları vb. dikkate alınarak titizlikla incelenmesi gerekmektedir.

Bu çalışmada kredilendirme süreci ele alınmış, sorunlu kredilerin tanımlanmasının ardından sebepleri, sonuçları ve çözümleri üzerinde incelemeler yapılmıştır. Sorunlu kredilerin kredi talebinin ortaya çıkmasıyla başlayan bir süreç içerisinde önlenebileceği, çözümlenebileceği ve bankanın burada politika ve hedeflerinin ne derece önemli olduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Elbetteki tüm bu literatör araştırmalarının yanı sıra destekleyici rakamsal verilerden de yararlanılmıştır.

2. Bankalarda Kredilendirme Süreci

Kredilendirme süreci, bankalara kredi talebinin gelmesi ile başlamaktadır. Kredilendirme işleminin başarılı olabilmesi için bankanın kredilendirme amaçlarına, bu amaçlar doğrultusunda belirlediği politikalara ve bunlara ilişkin olarak uygulamasına bağlıdır. Kredilendirme süreci temel olarak beş aşamdan olumuşmaktadır: kredi başvurusu, kredi değerlendirmesi, kredinin yapılandırılması (kabul ya da red kararının verilmesi), iç denetim ve kredinin izlenmesi ve geri ödeme gücü.[1]

2.1. Kredi Organizasyon Yapısı

Kredilendirilme sürecinde kredilendirmeye ilişkin yöntem ve metodların uygulanabilmesi için bir organizasyon yapısı ve bu yapının kontrol mekanizmasının oluşumu gereklidir. Kredi organizasyon yapısı bankanın yapısı ve büyüklüğüne bağlı olarak farklı biçimlerde oluşabilmektedir.

Kredi organizasyonu içinde kredinin verilmesi ve müşterinin desteklenmesi amacına yönelik temel hedefleri gerçekleştiren, kredi müşterisinin borç ödeme kapasitesini ve kredi değerliliğini ölçen kredi bölümü (credit department), kredinin desteklenmesi için teminatları belirleyen ve bloke eden teminat bölümü (Collateral department) ve kredi taleplerini inceleyerek onaylayan kredi komitesi (Loan committee) bölümleri mevcuttur.[2]

2.2. Kredi Analizi

Kredi analizi iç ve dış kaynaklardan elde edilen bulgular ve firmanın finansal verilerinden yararlanılarak yapılır. Kredi analizi sonucuna göre kredi başvurusunda buluna müşterinin banka tarafından kredi alabilirliliği ölçülür. Kredi analizi ile aynı zamanda kredinin riski ve verimliliğinin değerlednirilmesi ve bunun yanında kredi talebinin bankanın amaçlarına, politiklarına ve mevzuata uygunluğu da denetlenir.

Kredilendirmede dikkate alınması gereken üç temel ilke vardır: (1) Kredinin gerçek ve özel amacı nedir?, (2) Borçlanan krediyi nasıl ödeyecek?, (3) Kredi ne derece risklidir?[3]

Kredi sözleşmelerinde genellikle başvuru sahibinin krediyi ne amaçla ve hangi alanda kullanacağı yer alır. Fakat çoğu zaman kredi sözleşmede yer aldığı şekilde kullanılmaz. Kredinin gerçekte nerede ve nasıl kullanılacağını anlamak için, kredi analistinin işletme finansı ve muhasebe alanında iyi analiz edebilme yeteneğine sahip olması gerekir. Kredinin ne amaçla istendiğinin anlaşılması, kredi analistine kredi isteğinin mantıki ve kabul edilebilir olup olmadığını anlamakta yardımcı olur.

Kredi analistinin finans ve muhasebe alanlarındaki bilgi ve tecrübesi borcun nasıl ödeneceği konusunda da çok büyük önem taşımaktadır. Analist nakit akışlarının zamanlamasının ve düzeyini özenle analiz etmeli ve bu nakit akımlarının gerçekleşmeme riskini de göz önünüde bulundurmalıdır.

Kredi analizi, bir anlamda verilecek kredinin riskinin belirlenmesidir. Kısa vadeli kredi analizinde satışların kısa vadeli tahmini, alacak ve borçlanma politikaları vb. değerlendirilirken, uzun vadeli olanlarda daha çok fonların kaynakları ve kullanımları analiz edilir. Kredi analizi banka riskini minimize etmeyi hedefler.

2.3. Kredilerin Yapılandırılması

Kredinin yapılandırılması fiyatlama, asgari mevduat limitinin belirlenmesi, kredi teminatları ve kredi sözleşmesini içeren unsurlardan oluşur[4]. Kredinin fiyatı, bankanın kredi müşterisine kaynaklarından kullandırmış olduğu fonun karşılığı olarak belirlediği fiyattır. Bu fiyata tekbül eden tutarın belirlenmesinde bankların yapılarına politiklarına bağlı olarak, farklı yöntemler ve stratejiler kullanılmaktadır. Bankalararası rekabetin artması ve alternatif fon kaynaklarının varlığı kredi fiyatlamasına da yansıyarak, fiyatların belirlenmesinde piyasadaki diğer fon arz eden kurumların tutumları önemli faktörlerden birisi olmuştur.

Asgari mevduat limiti, firmaların ihtiyaç duydukları anda kredi temini konusunda bankaların istekliliğini ifade eden bir ödeme olarak kabul edilir. Bu tutar, sabit bir miktar veya toplam taahhüdün bir yüzdesi olarak belirlenebilir. Söz konusu bu sınır kredilendirilmiş fonların bir maliyeti olarak kabul edilmelidir. Bu şekilde asgari mevduat sınır "sigorta primi" veya "taahhüt maliyeti" olarak kabul edilebilir[5].

Bankalar, verilen kredileri güvenceye almak için teminata başvururlar. Müşterinin borcunu ödeyememesi halinde teminatlı bir kredi de bankanın teminatı nakte dönüştürerek kredinin kapatılmasında kullanmaya hakkı vardır. Krediler karşılığında bankalar tarafından alınan güvenceler ya maddi varlıklar ya da kişisel teminatlar olabilmektedir. Söz konusu teminatların ne kadarı, ne şekilde teminat olarak kabul edileceğine ilişkin tutumu, bankanın kredi politikları tarafından belirlenmektedir.

Kredi sözleşmeleri, banka ile kredi müşterisi arasında bir dizi kısıtlayıcı kurallar koyan anlaşmalardır. Kredi sözleşmelerinde yer alan hükümler ile firmanın faaliyetleri kontrol altına alınmakta, bankanın parasının geri dönmesinin gecikmesi ya da herhangi bir şekilde ödememsi halinde sözleşme şartları ağırlaştırılarak riske karşı beklenen getirinin artması sağlanabilmektedir[6].

2.4. Kredilerin Kontrolü ve Batık Kredi Riskinin Azaltılması

Kredilerin izlenmesi ve kredi kayıplarının önlenmesi banka kredi portföyü kalitesinin gözlenmesinde önemli bir süreçtir. Batık kredilerin azaltılması temel amacı yanında kredi portföyünün kontrolü gerçek veya olası zararın olabildiğince erken teşhisi, kredi politikalarının banka mevzuatının ve düzenlemelerinin takip edilmesi, kredi portföyünün genel durumunun düzenli olarak rapor edilmesi ve dolayısıyla kontrolü ile batık kredi karşılığı ayırmak gibi ana amaçları da kapsamaktadır.

Kredilerin kontrolü aşamasında banka kredilerinin dağılımı incelenmeli ve dağılımın toplam riske etkisi takip edilmelidir. Belli sektör ya da başka bir klasifikasyonda biriken krediler ele alınarak ilgili sektör veya ekonomik koşullardaki (krediye doğrudan ya da dolaylı etkisi olabilecek) gelişmeler izlenmelidir. Bu süreç içerisinde gerektiğinde portföy bileşiminin değiştirilmesi söz konusu olabilir. Böylece portföyün sürekli denetimi ile sorunlu kredilere zamanında müdahale etme olanağı sağlanmış olabilmektedir. Kredilerin izlenmesi aşamlarında, firmaların finanal sorunlarını önceden tahmin eden erken uyarı sistemleri ve çeşitli analiz yöntemleri mevcuttur. Bunlardan bir de Z-score analizi olup, firma başarısızlıkları önceden tahmin edilebilir[7].

Kredi kontrolü mali şartlar ve müşterinin ödeme yeteneği, belgelerinin tamam olması, genel kredi politikası ile uyumu, teminat karşılıklarından elde edilen menkul kıymet getirilerinin uyumu, hukuki ve düzenleyici yapıdaki uyum ile karlılık gibi noktaları içermektedir[8]. Her bir kredinin izlenme sıklığı, kredinin kalitesi ve hacmine göre belirlenir. Kredi kalitesini ölçen ve buna bağlı olarak kredinin izlenme sıklığının belirlendiği, banklarda kredi dercelendirme sistemleri mevcuttur. Bu sistem özet olarak banka tarafından, kendi politiklarına ve önceliklerine bağlı olarak kredi portföyündeki kredilere verilen kredi notuna bağlı olarak kontrol aralıklarının belirlenmesi mantığını baz olarak almaktadır.

Banka tarafından kredi derecelendirme sistemine bağlı olarak kontrol sonucu tespit edilen problemli kredilerin geri ödeme risklerine göre standartların altında olan, şüpheli alacak durumunda olan ve kaybedilen krediler olmak üzere üç gruba ayırmak mümkündür. Bankanın bur tür kredilerle ilgili olarak yapacağı değerlendirmelerin sonucunda kredinin yeni geri dönüş riskine bağlı yeni koşullar belirlenecek ve geri ödemeyi sağlayıcı düzenlemer yoluna gidilerek en zararla sonuç alınmaya çalışılacaktır.

2.5. Geçmişte ve 2000'li Yıllarda Türk Bankacılık Sistemi İçinde Kurumsal Bankacılık ve Sorunlu Kredilerin Rakamsal Gelişimi

2000'li yıllarda bankaların müşteri portföylerinin kitle bireysel pazarda yoğunlaşacağı gözlenmektedir[9].

Grafik 1 2000'li Yıllarda Bankaların Müşteri Portföyü - Tüm Bankalar

Araştırma sonuçlar, ticari büyük ölçekli ve orta-küçük ölçekli ve orta-küçük ölçekli bankalar için ticari kredilerin 2000'li yıllarda ürün portföyü içindeki önemini göreceli olarak kaybedeceğini, buna karşılık kurumsal finansman, finansal kiralama ve türev enstrümanlara bağlı ürünlerin günümüze oranla önem kazanacağını göstermektedir[10].

Bankalar, 2000'li yıllarda kurumsal müşteri pazarında hizmet kalitesini (%72) ve güvenilirliği (%54) kendilerine rekabet avantajı sağlayacak en önemli ilk beş kriter arasında belirtmektedirler. Uygun ve esnek fiyatlama politikalarının önemli olduğu düşüncelerinin yüzdesi ise sadece %26'dır[11]. Önem kazanacak ürünler ise 2000'li Yıllarda Türk Bankacılık Sektörü", Türkiye Bankalar Birliği Yayını sayfa 52'de gösterilen tabloda kurumsal finansmanın ticari büyük bankalarda çok artacağı, ticari orta-küçük bankalarda ise az arttacağı ortaya konmuştur.

Bu veriler ışığında Türkiye Bankalar Birliği yayınlarından Türk Bankacılık Sistemi Üç Aylık Banka Bilgilerine göre yıllar itibariyle takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ve toplam kredilerin toplam aktiflere oranı aşağıdaki gibi bir gelişim izlemiştir:

Grafik 2 Yıllar İtibariyle Türk Bankacılık Sisteminde Takipteki Krediler/Toplam Krediler ve Toplam Krediler/Toplam Aktiflere Oranı

Burada da görüldüğü üzere yıllar itibariyle toplam kredilerin toplam aktiflere oranı düşmesine karşın takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ivme kazanmıştır. 2000'li yıllara gelindiğinde verilen kredilerin geri dönüşünde problemlerin yaşanmakta olduğu açıkça görülebilmektedir.

3. SORUNLU KREDİLER TANIMI VE ETKİLERİ

3.2. Gelişimi

Sorunlu krediler, 1994 krizinden sonra bankacılık sektörünün bilanço yapısı içinde oldukça önemli bir sorun haline gelmiştir. 1994 Mart döneminde % 0, 2 olan Takipteki alacak Karş / Toplam Krediler rasyosu, 2001 Eylül döneminde % 7, 4 gibi oldukça yüksek bir orana ulaşmıştır. [12]

3.3. Boyutları

Ekonomik aktivitelerdeki daralmaya paralel olarak, şirket bilançolarında görülen kötüleşme bankaların kredilerinin kanuni takibe dönüşmesinde önemli rol oynamıştır. Aralık'2000' de % 11, 1 olan takipteki alacakların toplam kredilere oranı Haziran'2001' de

Tablo 1 Banka Gruplarına Göre Aktif Kalitesi

Takipteki Krediler / Toplam Krediler rasyonu incelendiğinde 1995 yılında Kanu Sermayeli Bankaların rasyosu % iken bu oran 2000 yılında % 12, 5 'e yükselmiştir. Buna karşılık özel sermayeli bankalarda ise bu oran % 1, 8' den 6, 1' e yükselmiştir. Yabancı bankalarda ise bu oran, 20, 9' dan 16, 9' düşmüştür. Toplam Krediler / Toplam Aktifler rasyosu incelendiğinde ise, Kamu sermayeli bankaların 2000 yılı rasyosu, 25, 8, özel sermayeli bankaların rasyosu ise 37, 7 olduğu görülmektedir. Yabancı sermayeli bankaların rasyonu ise 7, 9 ' dur. Bu rasyolar incelendiğinde özel bankaların aktiflerine göre fazla kredi kullandırlamarına rağmen, sorunlu krediler oranlarının kamu sermayeli bankalara göre düşük olduğu görülmektedir.

Tablo 2 Banka Kredilerinin Sektörel Dağılımı ( TCMB Web sitesi, "www. tcmb.gov.tr."

Bankaların kullandırdıkları kredilerin sektörel dağılımı incelendiğinde, % 13, 6 ile tekstil sektörü ilk sırada yer almaktadır. Onu, %9, 8 Ticaret, %8, 0 ile inşaat sektörü izlemektedir. Sorunlu krediler incelendiğinde ise kdizden en çok etkilenen tekstil sektörünün % 25, 1 ile ilk sırada inşaat sektörünün ise % 10, 5 ile ikinci sırada yer aldığı görülmektedir.

Kredi kullanmında kilit sektör konumunda olan tekstil ve inşaat sektörleri, aynı zamanda krizden en çok etkilenen iki sektördür. Bu nedenle bankaların sorunlu kredileri oldukça artmıştır.

3.4. Bankacılık Sistemine Etkileri

Bankacılık sistemi, Kasım krizinde likidite ve faiz riskinden Şubat krizinde ise kur riskinden dolayı ciddi zararlarlarla karşılaşmıştır. 2001 yılında bankacılık sisteminin aktif kalitesinin bozulmasına yol açmıştır. [13]

Tablo 3 Türk Banka sisteminin Aktif Yapısının Gelişimi

Grafik 3 Türk Banka sisteminin Aktif Yapısının Gelişimi

Takipteki Kredler / toplam krediler rasyosu incelendiğinde, 1997 de% 2, 4 olan oranın 2001/9 döneminde 18, 5' e yukseldiği görülmektedir. Buna paralel olarak Duran Akifler / Toplam aktifler rasyosuda aynı dönemde 6, 7' den % 18, 4' e yükselmiştir. [14]

4. SORUNLU KREDİLERİN NEDENLERİ

4.1 Makro Ekonomik Faktörler

Bankaların sorunlu kredilerinin nedenleri arasında, ülkemizdeki makro ekonomik faktörler
ilk sırada yer almaktadır. [15] Bunlar arasında enflasyon, kamu açıkları, dış işlemler açığı gibii makro ekonomik parametreler gösterilebilir. Bunlarla beraber bankacılık sisteminin oligapolistik yapısı ve kaynak maliyetlerinin yüksek olması başlıca etkenlerdendir.

Makroekonomik istikrarsızlık, yüksek kamu açıkları, devlet bankalarının yarattığı sistemi çarpıtıcı etkiler ve risk algılaması ve yöntemideki zayıflıklar bankacılık sektörünün mali aracılık işlevinin gerilemesine neden olmuştur. [16]

2000 yılı başında uygulamaya konulan enflasyonla mücadele programı, bankacılık sisteminin bilanço yapısındaki değişimde önemli ölçüde etkili olmuştur. Döviz kurlarının önceden belirlenmiş olması ve Türk lirasının reel olarak değerlenmesi sonucunda bankalar yabancı para ile finansman sağlama yolunu seçmişlerdir. Sonuç olarak bankalar, kısa vadeli ve döviz borçlanıp uzun vadeli Türk lirası kredi vermişlerdir. Bunun sonucunda bankacılık sisteminde açık pozisyon ve vade uyuşmazlığı sorunu hızla belirginleşmiştir. [17]

2000 yılında bankacılık sektörünün aktif yapısında da belirgin değişimler görülmektedir. Kredilerin payında önemli düşüşler görülürken likit varlıklar artış göstermiştir. Tüketici kredileri 1999 sonuna göre 4 kat artış göstermiştir.

Likit Aktifler / Toplam Aktifler rasyonu 1997' de %33, 5, 1998' de %32, 4, 1999' da %35, 9, 2000'de % 32, 2 ve Eylül'2001'de ise %43, 0 gibi yüksek bir orana yükselmiştir. Bunda daralan kredi hacminin ve bankaların belirsizlik nedeniyle likit kalma tercihleri önemli rol oynamıştır.

4.2. Grup Kredileri

Bankalar tarafından yurt dışından alınan sendikasyon kredilerinin yanlış yatırımlarda kullanılması ve yüksek enflasyon ve kur riski gibi makroekonomik faktörler nedeniyle reel sektör bilançolarının bozulmasına neden olmuştur.

Finans sektöründeki şirketlerin özellikle bankaların bilançolarında görülen bozulmalar ve daralan kredi arzı, holding şirketlerini kendi grup bankalalarından finansman sağlamaya zorlamıştır. Mali tabloları bozulan holding şirketleri grup bankaları tarafından finanse edilmişlerdir.[18] Bu finansman şekli, daha sonra reel sektör mali tablolarına yansımıştır. Finansal krizlerin üçüncü aşaması olan faiz oranlarındaki artış ve belirsizliğin artması sonucunda bozulan banka bilançoları üzerinde negatif bir etki yaratmıştır.

4.3. Back to Back Krediler

Bankaların kendi mali tablolarını ve yapılarını bozacak şekilde grup şirketlerini finanse etmeleri, bu işlemleri sınırlayıcı bir takım tedbirler alınmasına neden olmuştur. Ortaklara, İştiraklere verilecek krediler 4389 sayılı Bankalar Kanunu' nun 11. maddesi ile sınırlandırılmıştır.

Ancak, kaynak sağlamakta zorlanan reel sektör şirketleri, diğer grup bankaları ile karşılıklı kredi işlemleri ( back to back credit ) yaparak kendilerini finanse etmişlerdir.

4.4. Yetersiz İstihbarat ve Teminat

Özellikle kamu bankalarında kredilendirme işlemlerinin, kredi talep eden firma hakkında yeterli araştırma ve finansal analizler yapılmadan yapıldığı görülmektedir. Bazı özel bankalar ise, ağır rekabet koşulları altında rekabet edebilmek için, kredi prosedürlerini uygulamayarak ve gerekli teminatları almadan taşıt kredileri, tüketici kredileri ve özellikle kredi kartları yoluyla bireysel krediler kullandırmışlardır.

4.5 Moral Hazard

Bankalar ile kredi müşterileri arasında bilgi paylaşımı konusunda sınırlamalar mevcuttur. Bu asimetrik enformasyon olarak adlandırılır. Burada kredi müşterisi kendisi hakkında bankaya göre daha doğru bilgilere sahiptir. Asimetrik enformasyon, finansal sistemde iki temel soruna neden olur. Bunlar, ters seçim ve ahlaki çöküştür. [19] Ters seçim, finansal işlemden once oluşur. Örneğin, Kredi müşterisi, kredi faizinin oranına dikkate almadan krediyi talep eder çünkü, krediyi geri ödeme niyeti yoktur. Ancak bu durumu banka bilmemektedir. Ahlaki çöküntü ise , finansal işlem gerçekleştikten sonra ortaya çıkar. Kredi müşterisi, aldığı krediyi proje için değil, başka amaçlar için kullanır. Bankalardan teşvikli olarak alınan çeşitli kredilerin, işletme dışında kullanılması buna tipik bir örnek oluşturmaktadır.

5. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

5.1 Etkin Gözetim

Bankacılık sektörünün etkin olarak faaliyetlerine devam edebilmesi için etkin bir kontrol ve denetim sistemi gerekmektedir. Basle Komitesinin tüm ülkeler için tavsiye niteliğindeki kararlar doğrultusunda denetim ilkeleri tespit edilmelidir.

Gözetim ve denetim işlevinin temel amacı, bankaların taşıdıkları risklere karşılık yeterli sermayeyi tutabilmelerini sağlamak ve güvenilir koşulların yaratıldığı bir ortamda faaliyette bulunmalarını temin etmektir.[20] Gözetim ve denetim işlevinin maliyeti yüksek olmakla birlikte zayıf bir denetim sistemin yol açabileceği problemlerin maliyetinin daha yüksek olacaktır.

Bankacılıkta gözetim ve denetim işlevinin temel amacı mali sistemde istikrarı ve güveni temin etmek ve böylece ödünç alan ve ödünç verenlerin maruz kalacakları riskleri en aza indirmektir.

Gözetim ve denetim otoritesinin taşıdığı sorumlulukları yerine getirmek ve görevlerini etkin olarak sürdürebilmesi için faaliyetlerinde bağımsız olması zorunludur. Etkin bankacılık gözetim ve denetimi her bir bankanın risk profilinin bilinmesini ve denetime ilişkin kaynakların uygun olarak dağılımını gerektirir.

Bankacılıkta gözetim ve denetim sistemi, uygun maliyet ve yüksek kalitede finansal hizmet sunan etkin ve rekabete açık bir bankacılık sistemini teşvik etmelidir. Gözetim ve denetim otoritesinin sağladığı güven ve koruma seviyesi ile finansal aracılık yapmanın maliyeti arasında genellikle bir 'trade-off' olduğu bilinmelidir. Bankalara ve mali sisteme tanınan risk taşıma toleransının azaltılması ve daha zorlayıcı ve maliyeti daha yüksek olan bir denetim sisteminin öngörülmesinin yeni kaynakların yaratılması ve dağıtılmasında ters yönlü bir etki yaratması kaçınılmazdır.

Denetim standartlar gerekli olmakla birlikte yerel farklılıklardan ötürü kimi durumlarda yeterli olmayabilir. Gözetim ve denetim otoriteleri yerel bankacılık sektörünün maruz kalabileceği riskleri ve mevcut altyapıyı dikkate almalıdırlar. Bu nedenle her bir ülke kendi piyasa yapısı ve mevcut risklerin özelliklerini dikkate alarak bu prensipleri destekleyici nitelikte ilave tedbirleri de almalıdırlar. Bankacılıkta gözetim ve denetim, piyasa koşullarındaki değişmelere cevap verebilecek nitelikte dinamik bir işlev olmalıdır. Gözetim ve denetim otoriteleri, değişen koşullara ve yeni gelişmelere göre politika ve uygulamalarını periyodik olarak gözden geçirmelidirler.

Bankalar, yasal otoriteler tarafından ypaılan denetimlerin yanı sıra kendi iç denetim birimlerini de, yasalarda öngörülen koşullar ve bankanın operasyonel gerekleri dikkate alarak oluşturmalıdır.

5.2 Erken Uyarı sistemi ve Risk Yönetimi

Bankalar, kredi risklerini sektörel bazda ve firma bazında takip etmelidirler. Bu anlamda kullandırdıkları kredilerin tahsili imkansız hale gelmesinden once genel ekonomik parametreler gerekse sektörel parametreleri izleyerek oluşması muhtemel sorunları önceden tespit edip gereken tedbirleri almalıdırlar.

Bankaların risk izleme ve erken uyarı sistemini oluşturup etkin şekilde çalışmasını sağlamaları gerekmektedir. Oluşturulacak erken uyarı sistemi, bankalardan kredi kullanan müşterilerinin mali yapılarındaki gelişmeleri, genel ekonomik parametrelerdeki gelişmelerle birlikte değerlendirmeli ve sonuçlar hakkında ilgili birimleri önceden uyarmalıdır.

Bankalar, risk yönetimi amacıyla yapılarına uygun şekilde kurum için rating sistemlerini geliştirmeli ve kullanmalıdır. [21] Kurulacak rating sistemi, bankanın faaliyetlerinin yapısıi büyüklüğü ve karmaşıklığı ile uyumlu olmalıdır.

Bankalar, hem bilanço içi hem de bilanço dışı faaliyet risklerinin ölçümüne yönelik olarak bilgi erişim sistemleri ve analitik tekniklere sahip olmalıdırlar. Aynı zamanda bu system, kredi portföyünün niteliği ve dağılımını izleyebilmelidir.

Bankalar, risk yönetim ilkeleri çerçevesinde bilanço içi ve dışı risklerini takip etmeleri açısından ve muhasebenin ihtiyatlılık ilkesi gereğince, sorunlu hale gelen kredileri için, yasal mevzuat çerçevesinde karşılık ayırmalıdırlar.

5.3 Holding Bankacılığının Önlenmesi

Holdingler bünyesinde faaliyet gösteren bankaların tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları doğru ve bankanın faaliyetlerini tehlikeye düşürmeyecek şekilde plase etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle bankaların fon plasmanında riskin dağıtılması prensibi gereği kendi holding şirketlerini finanse etmeleri engellenmelidir.

Bu konuda Basle Komitesinin aldığı prensipler doğrultusunda bankaların grup şirketlerine kredi kullandırması sınırlandırılmalıdır. Bu daha da etkin kontrolu reel sektörde faaliyet gösteren holdinglerin bankalarda, yönetime ve denetime müdahale edecek büyüklükte pay sahibi olmalarının engellenmesidir.

Bu nedenle finansal holdinglerin oluşturulması için gereken yasal altyapı çalışmalarına hız verilmeli ve finansal holdinglerin oluşturulması teşvik edilmelidir.

5.4 Dolaylı Kredilerin (Back to Back) Kredilerin Engellenmesi

Kredi riski ve bu riskin bir alt grubu olarak dolaylı krediler nedeniyle risk yoğunlaşması, bankaların mali yapılarını etkileyen temel unsurlardan biridir. [22] Bu nedenle sözkonusu risk yoğunlaşmasının engellenmesi, bankacılık sisteminin mali tablolarının bozulmaması için temel gereksinimlerden biridir.

Grup şirketlerinin aşırı şekilde finansmanı sonucu oluşan risk yoğunlaşması, bankaların aktif kalitesi için önemli bir risk unsuru oluşturmaktadır. Holding şirketlerinin, yasal sınırlamaları aşmak için grup bankalarından karşılıklı olarak kredi ( back to back ) kullanmaları bankaların aktif kalitesi ve kredi riskleri açısından önemli diğer bir sonunu oluşturmaktadır.

Bankaların finansal aracılık faaliyetlerini yasal sınırlamalar çerçevesinde sürdürmeleri için karşılıklı kredilerin engellenmesi gerekmektedir.

5.5 Yeterli istihbarat ve Teminat Koşullarının Temin Edilmesi

Bankalar, kredilendirme işlemleri sırasında kredi için yeterli düzeyde kefalet ve teminat almaları risk yönetimi açısından temel gereksinimdir. Ancak, uygulamada çeşitli nedenlerle kredi teminatlarının veya kefaletlerinin gerektiği gibi alınmadığı ve kredi sorunlu hale geldiğinde ise, tahsilatta güçlüklerle karşılaşıldığı görülmektedir.

Kredi talep eden firma hakkında yapılacak istihbaratın ise, mesleki yeterliği olan kalifiye personel tarafından yapılması, gerekirse bu konuda banka dışından profesyonel hizmet alınması, kredinin geri dönüşünde ortaya çıkacak sorunların önceden engellenmesini sağlayacaktır.

Kredi için alınacak teminatların kredi anaparası ile birlikte faiz ve oluşacak diğer borç tutarlarını kapsayacak şekilde ve kolayca nakde çevrilebiliecek düzeyde likit varlıklar olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

5.6 Bankaların Sorunlu Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması

Bankaların sorunlu alacaklarının tespit aşamalarının ardından yeniden yapılandırma süreci başlamaktadır. Bu sürecin amacı banka kayıplarını en az zararla kapatmaktır. Yeniden yapılandırma süreci sonucunda önemli olan kredinin en verimli şekilde kapatılması olup, temel prensip borçluyu ödeme yapacağı durumdan çıkarıp, ödeme yapabilir konuma sokmaktır. Çünkü bankanın amacı kullandırmış olduğu krediyi bir şekilde tahsil etmektir.

5.6.1 Sorunlu Alacakların Tespiti

Sorunlu alacakların tepiti kredilendirme süreci içersinde yer alan gözetim ve denetim aşamaları ile ortaya çıkar ve gerçekleşen veya tahmin edilen zararların tespiti aşamalarına gelir. Sorunlu alacakların tam ve doğru tespit yapılamaması halinde alınacak önlemlerle kısa vadede çözüm ve rahatlama getirilse bile krizin esas nedenlerinin anlaşılması ve kökten çözümlerinin geliştirilmesinde yetersiz kalınmasına yol açacaktır[23].

Sorunlu alacakların tespitinde banka aktif ve pasiflerinin piyasa fiyatından değerlemesini gerektirmektedir. Bu da alınacak baz değerlerin seçiminde titizlik gerektirmekte ve hatta seçimi zor olmaktadır. Özellikle muhasebe standartlarının takipteki krediler üzerinden faiz işlenmesine imkan veriyorsa, kredi sınıflandırmaları ve karşılık kurallarının sıkı biçimde uygulanmadığı bankacılık sisteminde bankaların gerçek zararlarının tespiti de kolay ve hızlı olmayabilir[24].

Sorunlu alacakların doğru ve zamanında tespiti esas olarak çözümün en temel parçası durumundadır. Çünkü sorunlu kredi miktarının bilinmemesi çözümüde imkansızlaştırmaktadır.

5.6.2 Vade Yapısının Yeniden Düzenlenmesi ve Borçluya Zaman Verilmesi

Finansal sıkıntı içinde bulunan bir kredi müşterisi için bankanın çözüme yönelik geliştirebileceği iki yöntem mevcuttur. Bunlardan biri borçluya borcunu hemen ödemesi için baskı yapılması, diğeri ise kullandırımına son vererek riskini zamanla azaltma yoluna giderek ek güvence temininin sağlanmasıdır[25].

Banka borçlu ile işbirliği içinde, borçlu ile ilgili bilgileri - iş anlaşmaları, sermaye yapısı, nakit akışı, stok yapısı, satış sözleşmeleri vb- edinerek, değerlendirmeli ve elde edilen bilgiler doğrultusunda yapılabilecekleri iyi tespit ederek, kredi borçlusuna gerektiğinde de öneriler de vererek bir yeniden yapılandırma sürecine girmelidir.

Bu ikinci yolun takibi dünyadaki uygulamalarında da göstermiştir ki; kredinin tahsili iyi niyet süreci içerisinde kredi borçlusunun durmunu iyileştirme çabaları pararlelliğinde çok daha verimli sonuçlar çıkarmaktadır. Çünkü amaç kredi borçlusunu mağdur etmek değil, kedinin tahsilatını mümükün olan en kısa sürede gerçekleştirmektir. Söz konusu süre borçlunun mali durumuna ve genel finansal koşullara bağlı olarak değişiklik gösterebilmekte ve bu alanlardaki her gelişme süreci farklılaştırmaktadır.

Bankalar hiç şüphe yok ki, prensip olarak bir kurtarmada borçluya destek verici olmalarının yanında şartların aleyhlerinde değişmesi halinde kendilerini koruyabileceklerinden ve daha olumsuz bir durumda kilitlenmemek için ek teminatlar alma yoluna gidecekler ve her an birinci yola geri dönebilme imkanı veren manvra saha kendilerine bırakacaklardır. Risk yönetimi ilkeleri de bunu gerektirmektedir.

Bankacılık sektöründe görülen sorunlu kredilerin çözümü için Londra Yaklaşımı olarak literatüre geçen, ve İngiltere Merkez Bankası' nın desteği ile, gönüllü bankaların katıldığı bir konsorsiyumların yaşatmaya değer gördükleri reel sektör firmalarının ekonomiye yeniden kazandırılmasını hedefleyen uygulama, üklemizde İstanbul Yaklaşımı olarak adlandırılmış ve uygulama için IFC' den finansman sağlanmıştır.
5.6.3 Kredilerin Satın Alınması

Bankacılık sisteminde sorunlu kredilerin bankalar aısından bir çözüm yolu da borç ticaretidir. Kredilerin satılması anlamına gelen borç ticareti bankaların mali sisteminin iyileştirilmesinde en etkili yollardan birisidir. Takipteki kredilerin özel bir kurum tarafından önceden belirlenen fiyattan alınması şeklinde uygulanmaktadır. Bu özel kurum bazı durumlarda devlet de olabilir. Diğer bir şekilde ise zayıf bankaları alan daha güçlü bankalar veya iki bankanın birleşimi sonucu doğan yeni oluşum da borç ticareti yapabilirler.

Burada amaç bankaların mali sistemini iyileştirmek ve sorunlu kredilerden doğan olumsuzları gidermektir. Kurtarma sürecinde önemli nokta bu süreç içerisinde borç ticaretine taraf olan kurumların ya da şirketlerin borçlunun varlıkları, yükümlülükleri ve işlemleri ile ilgili aynı bilgilere ulaşabilmeleri ve borçlu tarafından sunulan tüm önerilerden haberdar olmaları gerekmektedir. Taraflar arasındaki farklı bilgilendirilme seviyeleri tekliflerin farklaşmasına sebep olmaktadır. Görüşmelerde profesyonel danışmanların ve koordinasyon komitelerinin kullanılmı borç ticaretini kolaylaştırmakta ve daha sağlıklı kılmaktadır.

5.7 Kredi Karşılıkları

Kredi karşılıklarının iyi yönetilmesi, ihtiyatlı risk yönetimi ve sermaye yeterliliği açısından çok önemli bir unsurdur. Kredi karşılıkları doğru bilgilendirmeyle birlikte bankanın mali durumu hakkında piyasa katılımcılarına önemli bilgiler sunmaktadır. [26]Özel karşılıkların normal faaliyet gideri kabul edilip vergiye tabi gelirden düşülmesi gerekmektedir. Özel karşılıkların vergiden düşülmesi yönündeki tartışmalar, makine ve teçhizat için ayrılan amortisman karşılıklarına benzemektedir. Amortisman karşılıkları gibi kredi karşılıkları da banka aktiflerinin değerinin, dolayısıyla da vergiye tabi gelirin düşmesine neden olmaktadır.

Karşılıklar vergiden düşülmediği zaman, bankaların yeterli düzeyde karşılık ayırma ve bu seviyeyi koruma isteklerinin zayıfladığı savunulmaktadır.

Kredi karşılıkları sistemi, banka aktiflerinin değerlendirilmesinde piyasa değeri muhasebesinin kullanılmasına yönelik önemli bir adımdır. Kredi sınıflandırmasının ve karşılık ayırma kurallarının mevcut kredi zararlarının en iyi şekilde tahmin edilmesi için kredi ve karşılıklara ilişkin makul limitler saptanmalıdır.

6. SONUÇ

Bankaların finansal aracılık hizmetlerini, ülke ekonomisinin sağlıklı işlemesini tehlikeye düşürmeden, yürütebilmeleri için risk yönetim ilkeleri doğrultusunda faaliyet göstermeleri gerekmektedir.

Zamanında tahsil edilemeyen krediler nedeniyle bankaların bilançolarında görülen bozulmalar, daha sonra ülke genelinde reel sektör bilançolarına yansımaktadır. Bu yansımalar sonucu finansal krizler yaşanmaktadır.

Bankalar için önemli bir sorun olan batık kredilerin azaltılması için gereken operasyonel ve denetim tedbirleri alınmalı, bankaların risk yönetim politikaları gözden geçirilmelidir.

Bankaların finansal aracılık hizmetlerini, risk yönetim politikalarını doğru tespit edip uygulamaları banklacılık sektörünün ve ülke ekonomisinin geleceği açısından önem arzetmektedir.

Bankaların, kredi maliyeti ile kabul ettikleri kredi kayıp oranı ile ilgili veri bulunamadığından çalışmaya eklenememiştir.

K A Y N A K L A R

1
ALTMAN, Edward; "Managing the Commercial Lending" Edited By Richard C. ASPINWALL; Robert A. EISENBEIS, Handbook for Banking Strategy, A Willey Interscience Publication, NY, 1985C

2
MILLS, R Wayne; "Traditional Credit Principles For Changing Times", Edited By William W. SIHLER; Classics in Commercial Bank Lending. 1980-1984, Robert Morris Associates, Volume 2, Philadelphia, 1985

3
MASON, john N. "Financial Managment of Commercial Banks", Lamont Inc. NY

4
HEMPEL, George; "Bank Management, Text and Cases", Third Edition, John Wiley &Sons Inc, NY, 1990

5
"2000'li Yıllarda Türk Bankacılık Sektörü", Türkiye Bankalar Birliği Yayını, İstanbul, Haziran

6
TBB, Türk Bankacılık Sistemi Üç Aylık Grup Bilgileri 1992 - Eylül 2001

7
TCMB, Para Politikası Raporu

8
DPT, Yapısal Reformlar

9
Sedat YETİM, IMF Açısından Dünya'da ve Türkiye'de Bankacılık Krizleri, 1996

10
Frederic S. MISHKIN, Financial Policies and The Prevention of Financial Crises in Emerging Market Economies

11
TBB, Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin Temel Prensipler

12
Engin ARAS, Bankalarda Risk Yoğuınlaşması ve dolaylı Krediler

13
BABUŞÇU, Şenol; "Bankacılıkta Risk Derecelendirmesi ve Türk Bankacılık Sektörüne Uygulanması", SPK Yayın No: 94, Ankara, 1997
14
TBB, Kredi Riskinin Yönetimine İlişkin İlkeleri, 1999,

15
Pelin ATAMAN ERDÖNMEZ- Özgür ACAR, TBB, Kredi Karşılıklarına İlişkin Düzenlemeler ve Vergi Uygulamaları, s 13

[1] ALTMAN, Edward; "Managing the Commercial Lending" Edited By Richard C. ASPINWALL; Robert A. EISENBEIS, Handbook for Banking Strategy, A Willey Interscience Publication, NY, 1985, s:475-476.

[2] MILLS, R Wayne; "Traditional Credit Principles For Changing Times", Edited By William W. SIHLER; Classics in Commercial Bank Lending. 1980-1984, Robert Morris Associates, Volume 2, Philadelphia, 1985, s:13-15.
[3] MILLS, R Wayne; "Traditional Credit Principles For Changing Times", Edited By William W. SIHLER; Classics in Commercial Bank Lending. 1980-1984, Robert Morris Associates, Volume 2, Philadelphia, 1985, s:13.

[4] ALTMAN, Edward; "Managing the Commercial Lending" Edited By Richard C. ASPINWALL; Robert A. EISENBEIS, Handbook for Banking Strategy, A Willey Interscience Publication, NY, 1985, s:498

[5] MASON, john N. "Financial Managment of Commercial Banks", Lamont Inc. NY. 1979, s:264.

[6] y.a.g.e s:266

[7] ALTMAN, Edward; "Managing the Commercial Lending" Edited By Richard C. ASPINWALL; Robert A. EISENBEIS, Handbook for Banking Strategy, A Willey Interscience Publication, NY, 1985, s:498

[8] HEMPEL, George; "Bank Management, Text and Cases", Third Edition, John Wiley &Sons Inc, NY, 1990, s:407

[9] "2000'li Yıllarda Türk Bankacılık Sektörü", Türkiye Bankalar Birliği Yayını, İstanbul, Haziran, 1999, s:43
[10] "2000'li Yıllarda Türk Bankacılık Sektörü", Türkiye Bankalar Birliği Yayını, İstanbul, Haziran, 1999, s:46

[11] y.a.g.e. s: 52
[12] TBB, Türk Bankacılık Sistemi Üç Aylık Grup Bilgileri 1992 - Eylül 2001, s372
[13] TCMB, Para Politikası Raporu s.8
[14] TBB, a.g.e. ss.372-382
[15] Sedat YETİM, IMF Açısından Dünya'da ve Türkiye'de Bankacılık Krizleri, 1996 s 2
[16] DPT, Yapısal Reformlar, s.30
[17] DPT, Yapısal Reformlar, s.31

[18] Frederic S. MISHKIN, Financial Policies and The Prevention of Financial Crises in Emerging Market Economies, ss.3 -6
[19] MISHKIN, a.g.e. ss.2-3
[20] TBB, Bankacılıkta Etkin Gözetim ve Denetime İlişkin Temel Prensipler, ss. 10-17
[21] TBB, Kredi Riskinin Yönetimine İlişkin İlkeleri, 1999, ss.4-6
[22] Engin ARAS, Bankalarda Risk Yoğuınlaşması ve dolaylı Krediler,
[23] BABUŞÇU, Şenol; "Bankacılıkta Risk Derecelendirmesi ve Türk Bankacılık Sektörüne Uygulanması", SPK Yayın No: 94, Ankara, 1997, s: 72-74

[24] y.a.e.g.
[25] BABUŞÇU, Şenol; "Bankacılıkta Risk Derecelendirmesi ve Türk Bankacılık Sektörüne Uygulanması", SPK Yayın No: 94, Ankara, 1997, s: 72-74

[26] Pelin ATAMAN ERDÖNMEZ- Özgür ACAR, TBB, Kredi Karşılıklarına İlişkin Düzenlemeler ve Vergi Uygulamaları, s 13

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2507
Kayıt tarihi
: 22.03.07
 
 

1964 yılında Adıyaman Besni'de doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi Besni de tamamladıktan sonra Çu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster