Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
681
 

Banner'a binaen, yeniden...

Banner'a binaen, yeniden...
 


“<ı>RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI KAÇ KURUŞ ?”*


Ülke ve toplumların zenginlikleri, sosyal ve ekonomik refah düzeyleri; sahip oldukları kaynaklarla ve daha da önemlisi bu kaynakları nasıl değerlendirdikleriyle doğrudan ilgilidir. Dünyamızın son yıllarda yaşadığı akıl almaz derecedeki hızlı dönüşüm süreci sonrasında, en önemli refah kaynağı “akıl ve bilgi” olarak ortaya çıkmıştır. Akıl ve bilgi üretip, bunları doğru zaman ve pazarlarda satabilen firma ve ülke ekonomileri, baş döndürücü getiriler elde etmiş ve ekonomik ve sosyal refah düzeylerini arttırmışlardır.


Kapitalist ve serbest piyasacı liberal modellerle, sosyal adaletçi ve korumacı ekonomik programları en iyi şekilde sentezleyebilen –özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri gibi- ülke ekonomileri ise dünya iktisadi liginde ilk sıraları kaptılar.


Yaşadığımız dünyada, artık eskiden olduğu gibi soğan, sarımsak, patates satarak; hatta ve hatta petrol, doğalgaz, maden satarak dahi gerçek anlamda gelişmişlik düzeylerini yakalamak imkansız hale geldi.


Akıl ve bilgi üretip, satmadığınız sürece petrol denizlerinin üzerinde de yüzseniz (Irak gibi), altın yataklarında da yatıp kalksanız (Afrika ülkeleri gibi), her bir tarafınızdan doğalgaz da fışkırıyor olsa (bazı Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gibi) siyasal ve ekonomik bağımlılıktan, gelir dağılımı adaletsizliğinden, sosyokültürel çökmüşlükten kurtulmanız hayal gibi görünüyor.


Türkiye ekonomisinin son dönemlerdeki parlayan yıldızlarından birisi olma iddiasındaki otomotiv sektöründen çok çarpıcı bir rakam vermek istiyorum. Ülkemizin, bir yıl içerisinde üretilip satılan, ihraç edilen milyonlarca arabadan elde ettiği ortalama gelir, araç başına sadece 500 dolar civarındadır. Bu rakamın, milyarlarca liralık otomobillerin bir ön farını dahi zar-zor satın alabileceğini düşünürsek, sanırım söylemek istediklerim daha bir yerli yerine oturacaktır. Birileri pastanın kaymağını, kremasını, çikolatasını, en güzel yerlerini indirirlerken midelerine, bizim gibi ülkelere de pasta tabanlarını kemirmek kalmaktadır.


Bir diğer çarpıcı örnek ise bana ait değil. Geçen günlerde, bir toplantıda dinlediğim, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Emin Alıcı, beni çok etkileyen bir konudan bahsetti. Kendisi de tıp doktoru olan Alıcı’nın verdiği örnek, ülkemizde de binlerce kadının korkulu rüyası olan rahim ağzı kanseri ile ilgili idi.


Kısa süre önce Amerikalı ve İngiliz bilim insanlarının ortak yürüttüğü bir çalışma sonucu, rahim ağzı kanserini önlemede ya da tedavisinde oldukça net sonuçlar veren bir aşı geliştirildi. Ve gerekli testler, uygulamalar ve izinler de alındıktan sonra, rahim ağzı kanseri aşısı piyasaya sürüldü.


Lütfen buraya dikkat ediniz: Aşının, ABD-İngiliz ekonomisine ya da ilgili firmaya maliyeti sadece 1 dolar. Bu bir dolarlık aşının piyasadaki satış fiyatı ise –inanılır gibi değil ama- tam 360 dolar. Çünkü içinde akıl var, çünkü içinde bilgi var.


Şimdi lütfen söyleyiniz bana. Acaba nasıl bir ticaret ilişkisi içine girmelisiniz ki 1 koyup 360 alabilesiniz? Bu sorunun cevabını bulup, uygulayan firma ve ülkeler zaten aldı başını gitti baylar ve bayanlar.


Malum gelişmiş ülkelerde bir yıl içerisinde alınan patent sayısı, bulunan buluş adeti, icat edilen ürün miktarı rakamlarına erişmek için bizim kaç yıl beklememiz lazım diye bir orantı yaptım. Sonucunu söylemekten hicap duyuyorum. Gerçekten de utanılacak ve sıkılacak yerlerdeyiz.


İşte bu noktada “şanlı tarih”, “kadim kültür”, “üç kıtada nal sesi” gibi laflar edebiyat ve nostalji olmaktan öteye geçemiyor. Hepsi çok güzel, hepsi gerçek, hepsiyle ben de gurur duyuyorum ama söz büyük Üstad’ın:


Dün, dünle gitti cancağızım. Bugün, yeni şeyler söylemek lazım.”


Aşk olsun...


* “Rahim Ağzı Kanseri Aşısı Kaç Kuruş ?”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=50083


@Geçen sene bugün “Teneşir Cumhuriyeti –13-“: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19056


@Geçen sene bugün “Yumurtayı Tanımak İçin Yumurtlamaya Gerek Yok”:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19062

@Geçen sene bugün “Anneciğim, Bir Kostüm de Mehmet İçin Alır mısın?”: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19117

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazınız umarım ki hakettiği ilgiyi görür. Çünkü çok önemli bir gerçeği dile getirmişsiniz. Bizim aşı fabrikamızın kapatıldığını biliyorum (bilgim taze değil, sanmıyorum ama belki yenisi açılmıştır). Ülkemiz teknolojiye dayalı gelişmelerde biraz daha "sallanırsa" şimdiki durumumuzu mumla arayacağız. Otomotivdeki "gerçek" çok acı ve ne yazık ki çok doğru, yıllardır bu sektöre hizmet eden bir insan olarak çok endişeliyim. Saygılarımla.

Haluk Seki 
 28.12.2007 9:51
Cevap :
Değerli katkı ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim Haluk Bey. Sağlıcakla kalınız.  28.12.2007 20:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 902
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3723
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster