Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

20 Aralık '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
156
 

Barbaros'a Mektup

Barbaros'a Mektup
 

Komşumun kaktüsü


Kutudan bir asker mektubu;

Canım, Allah nerde diye sorduğumuzda "Ahinya" diyerek parmağınla yukarıyı gösterdiğin zamanların üstünden yıllar geçti. Adam olmadığına karar verdik ve seni askere yolladık. İyice adam olmadan gelme emi. Artık sana kız istemeye gittiğimizde "Askerliğini yaptı mı" sorusuna, gururla "Evet, yaptı" diyebileceğiz. Dün akşam televizyonda haberleri seyrederken askerliğin üç yıla çıkma yasasının çıkacağını duydum. Sevindin mi?

İnan gidişin İstanbul'a bir sakinlik getirdi. Kızlar artık sokağa çıkmak istemiyorlarmış. Seni evden telefonla arayanlara "Sevgilim askere gitti" diyorum. Seslerindeki hayreti bir duysan sende çok gülersin eminim. Artık askerlik yapıp adam da olsan kısmetini kapatmış bulunmaktayım. Çok mutluyuz yokluğunla. Gittiğinin ertesi günü sizdeydik. Annenin durup durup senden bahsederken gözleri doluyordu, çok üzgündü. Annene seni öyle bir kötüledim ki seni evlatlıktan reddetmeye karar verdi. Hani kimse dokunmasın dediğin svitshirt var ya bana bir yakıştı anlatamam. Deri montunu kışa saklıyorum, biraz büyük geliyor ama idare edeceğim mecburen.

Seni gözlerimin önüne getirmeye çalışıyorum. Sakın zaman konusunda umutsuzluğa kapılma. Yaşarken geçmeyecek sandığın zamanlar, tezkereni aldığında sadece kısa bir göz açıp kapama süresi kadar olacak. Ne çabuk bitti bile diyeceksin. Sonra da bütün ömrün boyunca senin askerlik anılarını dinlememek için senden kaçmak zorunda kalacağız. Erkekler hep böyle, askerliği yaparlarken zorlarına gider sonra da yıllar yılı askerlikte şöyle yapmıştık, böyle gitmiştik, aynı arkadaşlarımla yeniden askerlik yapabilirim diyecek kadar ileri gidebiliyorlar.

Daha çömezsin tabi, senin ne kadar bukalemun olduğunu bilirim, ortama uyum sağlama konusunda zorlanacağını sanmıyorum, dilerim gerçekten kolay uyum sağlarsın. Keşke bütün herkesin askerliği Kemal Sunal ve Şener Şen'in filmindeki kadar güzel ve komedi olsa. Seni sevmiyorum Süt Oğlan, babanı da sevmezdim zaten gibi. Ya da "Bu nedir bu?" Tokat Komutanım. Kusura bakma erkek düşmanı değilim ama sizler doğdunuz da çok seviniliyor, kurban kesiliyor, çaylar ısmarlanıyor. Hadi çekin şafak vaktini şimdi. Yok ablam ağlama şaka yaptım. Sana askerliği kolaylaştıracak bir önerim var. Kendini film setindeymişsin gibi düşün. Sen başrol oyuncusu, arkadaşlarında figüran, kusura bakma bu sosyal içerikli bir film. Bu senaryoda senin şansına kadın oyuncu olmayacak. Kendini eleştiren kendini yeniden bulmaya çalışan, kimliğini saklamış bir adammışsın. Çok önemli bir görev için yetiştirilmiş bir kurtarıcıymışsın. Adın da Mandrake olabilir. Günlük görevlerini yaparken bir yandan da geçmiş yaşamınla ilgili görüntüleri karelerin içinde görüyormuşsun mahsuscuktan. Mesela dalmaya gittiğinde denizin dibindeki yeşilin tonunun adını koyabilirsin. Süreyya Sinemasının güzelliğini hiç bir şeye değişemeyeceğini, İstanbul'u çok sevdiğini, çok özlediğini, annenin yemeklerinin buğusunun kokusunu, babanın kızgın olsa bile ses tonunun ne kadar güvenli olduğunu, telefonda kız arkadaşlarınla konuşurken benim "Barbaros aşkım yemek hazır" diyen lüzumsuz esprimi bile özlediğini itiraf et çabuk.

Biliyor musun gün gelecek hayata atıldığında kafanı dinlemek isteyeceksin ama ne zamanın ne de yalnız gidebileceğin bir yer olmayacak. Gitmek istesen karın bırakmayacak, çoluk çocuk geçim hayatla mücadele zannettiğin gibi kolay değil. Asıl zor döndükten sonra. Onun için bu fırsatı iyi değerlendir, yapmak istediklerini sıraya koy, umutlarını ekle günlere, günlerin kendi gelip kendi gitmelerine izin verme bir anlamı olsun yaşadıklarının. Zor günler yaşayabilirsin, zorlukların ruhunu terbiye etmelerine izin ver. Ordudaki okuldan döndüğünde başarılarınla duyduğun gurura, tüm güzel duyguları ekleyerek dön askerden. Sakın özlemlerin, zorların seni katılaştırmasına müsaade etme. Ben askere gitmedim elbette bilmiyorum neyin ne olduğunu ama sen istersen zaman çabuk biter. Her şeyi bilerek yaşamaya çalışmama rağmen ben bile zamanın hızlılığına, günlerin ne çabuk bittiğine hayret ediyorum. Fatih askere giderken çok ağlamıştım. Hoş kim gitse ağlıyorum ya. Bu gün anlıyorum, ağlamamın bir kısmı da ben niye gidemiyorum diye galiba. Bana sorarsınız insanları kırkına doru bu kadar uzun olmasa bile yeniden asker almaları gerek diye düşünüyorum.

Barbaros, bahse girerim bu mektubu en az beş kere okuyacaksın, ben bilirim oğlum askerliğin ne demek olduğunu. Önceki hayatımda ben yalnız gariban bir askerdim herhalde. Her gidenin arkasından ağlamam, gidenlere mektup yazmam bu yüzdendir belki de kim bilir. Mektup yazdığım askerler hep "Abla mektubuna çok sevindik en az beş kere okuduk" diyorlardı. Artık sıkılsan bile elin mahkum kaçamazsın benden. Hem zaten işin ne ki yazdığıma dua et.

İçten söylüyorum kıymetini bil yaşadığın günlerin, seni oralara götüren sağlığının, can veren Yaratanın. Dualarımız seninle beraber, seni seven bir ailen var. Eh yakışıklılıkta fena sayılmazsın, boyun posun, edelelerin de yerinde, zırlama da askerliğini yap. Sakın ilk mektubunda yüzbaşı oldum gibi atmasyonlar da bulunma bana yutmam haberin olsun.  

Hadi çok oyalanma da soyulması gereken patates ve soğanları soymaya, yerleri silmeye başla. Er Barbaros seni hiç sevmedim babanı da sevmezdim zaten. Hadi film çekimi başlıyor, rolünün hakkını ver yüzümüzü kara çıkarma, sen elinden geleni yap gerisi gelir, Allah yardımcın olsun, günlerin güzel geçsin.

Ablaların en mükemmelinden (Bu ben oluyorum), kardeşlerin en çömezine (Bu da sen oluyorsun) İstanbul'un en güzel kızlarından, en güzel manzarası olan Boğaz'ından, martılarından, midye tava, kokoreç kokusundan, Bahariye'nin kaldırım taşlarından, annenin gözyaşlarından (Senin için niye ağladığını hala anlamış değilim. Sabahları uyandığında ki suratsızlıklarını hatırlatırım.), kucak dolusu sevgiler.

RUMUZ

HARİKA BİRİCİK

 

Not: Benim gerçek adım bu değil. Bil bakalım ben kimim?

 

Özkan Sarı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Altı yılım geçti askeri okulda, iyi bilirim o mektupların ne büyük etkisi olduğunu. 5 kez değil, 50 kez okursun yeri gelir. Uzun süre cebinde taşırsın, sonra koğuştaki dolabında durur bir süre, sonra senin için değerli olan şeyleri biriktirdiğin kutunda. Mektubun geldiğinde önce amirlerin okur sakıncalı bir durum olup olmadığını kontrol etmek için. Eğer bu bir aşk mektubuysa, mektubu sana uzattıklarında alaycı bir tebessüm de hediye ederler yanında, utanırsın. Sizin mektubunuzu da okudu muhakkak Barbaros'un amirleri ve eminim büyük bir beğeni ve tebessümle okumuşlardır. Yazın yeteneğiniz mektubun tadına tat katmış. Şimdi kalmadı tabi mektup falan. Mektup kültürünün son dönemlerine yetişmiş biri olarak kendimi şanslı hissediyorum. Hiç yaşayamamış olanlar adına ise üzülüyorum. Saygıyla...

Özkan Sarı 
 20.12.2018 20:54
Cevap :
"Er mektubu görülmüştür"damgasını bilirim. Arkadaşımın kardeşi askere gittiğinde arkadaş grubuna toplu mektup yazmıştım. Onu saklamamışım. Hep birlikte okuyup hem ağlamışlar hem gülmüşler. Murat "Abla toplaşıp sık sık mektubunu okuyoruz" dediğinde mutlu olmuştum. Her şey bir süreç ve her durum büyümemize yardımcı roller. Senin de askerlikle bağın olması tüm katı kurallarına rağmen eminim tonlarca güzellikler eklemiş ki yazıların bu kadar derin ve anlamlı. Bu arada Barbaros'u da babasını da çok seviyorum. Barbaros annesini de babasını da çok genç yaşta kaybetti. Hayat hiç bir zaman aynı yerde bırakmıyor insanı. Benim dört kızım var ama oğlunu askere yollayan annelerin neler hissettiklerini inan biliyorum ve hele şehit olanların acısı katran yanığı gibi beni de yakıyor. Hepinize, hepsine uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum. Yorumunu görmek çok güzel. Teşekkürler ve her açıdan sağlıkla kal lütfen  21.12.2018 8:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 336
Toplam yorum
: 1553
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 877
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster