Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '14

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
161
 

Barınak Köpeğiydi, O, Şimdi Bir Dergide Köşe Yazarı...

Barınak Köpeğiydi, O, Şimdi Bir Dergide Köşe Yazarı...
 

Edi, editörlük yapıyor. Köşesine de bu resmini koymuş, Diğerleri de, "bizim başımız kel mi dediler!"


Günümüzde,  çok  çok lafı da geçer. Herkes bir şey söyler. Kimse meselenin derinine inmez. Sorulur da: “ Kedi mi, köpek mi?” Sadakat konusunda hangisi önde? Öyle ya.

Kediyi nankör bilirler. Köpeği de, “sapına kadar sadık” Çokça da  örnek verilerek, köpekler daima baş tacı edilirler.

İzmir’de beş yıldır yayında olan “Karşıyaka Life” da kıymetli yazarların listesine eklenmiş bir yazar dikkatimizi çekti. Anlı şanlı pozu ile bir köpek. Diğerlerinin ki gibi resmi de kondurulmuş.

İlk yazısı enteresan. Bir nevi hayat hikayesini döktürmüş. Demese de, “Ben acıların çocuğuyum” demeğe getiriyor. Hani yerli sinemamızdaki acılı Adana gibi. Yıllarca acıyle yoğrulan o çocuk gibi.

ANNEM BENİM, CANIM BENİM:  Bu köpeğin pardon “Köşe yazarının” adı Edi. “Biz köpekler için ne zaman güvenilir, sevgi dolu bir sahip ve evin var, işte öz geçmiş oradan başlıyor.” Diye girmiş yazısına. Devamla da: “ilk sahibimi bilmeyerek kaybettim, çünkü biraz gezineyim demiştim. Ama geri dönmeyi beceremedim. Çok da küçüktüm,  Bazı amcalar beni buldu ve bir barınağa götürdü. Çok kötü bir yerdi, inanın hiç tavsiye etmem. Yemek günde bir defa ortalığa atılıp gidiyordu. Cins sınıfından olsanız da olmasanız da , fark etmiyordu. Hep açtım yani…Önceleri aç kaldım belki ama, sonrasında havlamayı ve savaşı ister istemez öğrendim, yoksa ayakta kalıp, yaşayamayacaktım.Ta ki şimdiki dostum beni fark edene kadar. Annem benim o, hatta canım

NASIL EDİTÖR OLDUM? Sevginin açamadığı bir kapı yok ki. Annem beni ve güldürdüğüm yaramazlıkları o kadar çok sevdi ki. Beni bir de EDİTÖR yaptı. Havalı bir köpeğim artık. Nereden nereye. Siz insanlar eğer bir gün köpek dostunuz olsun istiyorsanız, lütfen barınaklardan sahiplenin derim. Çünkü Annem diyor ki, bu işin sevabı çok büyük . Annem de çok mutlu ben onun uğur meleğiyim. Benden sonra her işi süper gidiyormuş. Muhtaç olana sahip çıkmak, tüm kapılarınızı açıyormuş. Güne başlarken beni bol bol öpüyor ve akşamında uğur böceğim senin sayende her şey süper oldu diyor. Ben de tasvip edip, ona sarılıyorum.

ONU, HİÇ KİMSE SİLEMEZ: O artık, “acıların çocuğu “ değil. O bir köşe yazarı. Köşe yazarı arkadaşları dahil, Karşıyaka’da herkes tarafından tanınıyor. Demek ki, köşe yazarı olunca, insanlar (Pardon) köpekler de tanınmış oluyor. Hiç kimse ona, “gözünün üstünde kaşın var” diyemez. “ Kapı önüne, gelen bir emirle konamaz.

EDİ, İNSANLIĞA YOL GÖSTERİYOR:
& Kötü” köpekler demiyorum bakın. Kötü köpek yoktur, yalnızca kötü köpek sahipleri vardır. Bu, yaramaz köpeklerin mahkemede sundukları en başarılı savunmadır ve doğrudur.
& Bütün iyi köpekler sever. Mutluluğa giden yol köpek bilgeliğinden geçer.
& Bir şeye uzun uzun gözlerinizi dikip bakarsanız, eninde sonunda   onu elde edersiniz.
& İnsanlarla direkt olun… Duygularınızı karşınızdakinin ayakkabısına işeyerek açıkça belli edebilirsiniz.
& Dilinizi ne zaman tutup ne zaman kullanacağınızı iyi belirleyin.
& Gün içinde iyi bir uykuya mutlaka vakit ayırın.
& İnsanlara sıcak ve samimi davranırsanız karşılığını görürsünüz.
& Yanlış bir şey yaptığınızda bunun sorumluluğunu alın.
& Islak olmayan öpücük gerçek öpücük değildir.

Karşıyaka Life’ın tanınmış yazarı Edi’nin lafları daha bitmedi. Meselenin derinlerine inmesini de biliyor. Diyor ki özetle:  “Köpekler, artık hepimizin bildiği üzere kurttan türemiştir. Yani bir sürü hayvanıdır. Bu bizim anahtarımız olacak: Sürü hayvanı…Yani tek başına yaşayamazlar! Peki sürüler nasıl yaşar?



          OTORİTE :  Öncelikle, bir sürü liderine, otoriter bir figüre ihtiyaç vardır. Ne yazık ki birçoğumuz “otorite” sözünü yanlış anlıyoruz. “Köpeğine otoriter davranmalısın” deyince, “Ne yani onu döveyim mi?” diye cevaplar alıyorum. Otoriter olmanın, kızgın ve agresif olmakla hiç alakası yoktur! Otoriter olmak, kendinize güvenmek ve karşınızdakinin sorumluluğunu almaktır; tıpkı hata yapan bir çocuğu dövmek yerine, karşısına alıp konuşan bir ebeveyn gibi olmaktır. Dönelim sürümüze…
          MUTSUZLUK:  Eğer bir sürüde, sürü lideri, takipçilerden herhangi birine iş vermemişse, o köpek sürüden dışlanmış ve atılmış demektir ve bu bir köpek için olabilecek en kötü şeydir. Önce lider sonra ailesi dışlar ve bir başka sürüyle karşılaşana kadar – ki kabul edilmesi düşük bir olasılıktır – hayatı zindan olur. Bir sürüde, kimi koruma- kimi yemek bulma- kimi yavruları koruma- kimi gençlerin eğitiminden sorumludur. Yani birinci durum şudur: Köpeğinize kurallar koymazsanız,

          Kendini dışlanmış hissedecek ve sürekli yeniden kabullenilmek için, sizi tavlamaya, gözüne girmeye çalışacaktır. Çoğu, çok hareketli ve neşeli sandığımız köpek, aslında çaresizce, kendisini sürü liderine yani insana kabul ettirmeye çalışıyordur. Aşırı bölgeci ve korumacı oluyordur. Ya da zıp zıp, sahibinin yüzünü yalamaya çalışıyordur – bu köpeklerde yavruların anneleri için yaptığı bir davranıştır, sevgi değil, ilgisizlik belirtisidir. Ya da artık durum o kadar- o kadar ileri gitmiştir ki, kuyruğunu kovalamak gibi obsesif davranışlar başlar”
          İşte Edi’nin  köşe yazarlığı hikayesi. Edi, Türkiye’de tek köşe yazarı sınıfında. Bilgili, sempatik ve sevecen.

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Muzaffer abi, MB'daki resmin piyanonun tuşları üzerindeki kediydi. Ama biz seni tanıyoruz, biliyoruz. Edi de seni kıskanmış olmalı ki :) Life da meşhur olmak için benzer bir yola başvurmuş. O da gerçek kimliğini açıklamalı bence. Ne dersin? Selamlar, saygılar

İlyas Bayram 
 29.06.2014 11:30
Cevap :
Kimsenin aklına gelmez. Müthiş bir kıyaslama. Benim Milliyet Blog'daki profilimde, resim olarak piyanoya kuurulmuş, ağzını bir karış açmış bir kedi resmi var. Burası doğru. Diyorsun ki "Biz seni tanıyoruz, ama Edi de kimliğini açıklasın" Bu iş, uzadıkça uzayacağa benzer. Bekir Coşkunun Pako'su gibi. Edi'nin kimliği ortada. Herkes gibi , resim logosunda yazarların arasına uyum sağlamak için, klasik pozu ile resim çektirmiş. Edi, bu vesikalık resmi ile yazarların arasında yerini almış. Bağnaz birisi olsaydılar, diğer yazarlar, " Bir köpekle bizler, aynı torbaya konulduk" diye isyanları oynarlardı. 9 bin kişilik yazar ordusunun hiç biri, benim kedi varlığımdan hiç gocunmadılar. Diğerleri de gocuunmaz, merak etmeyin.Bu hoş yorumunuz için teşekkür ederim. Life yetkilisi bu cevabı okursa, size, benimkinden değişik bir cevap vererek, sizi bilgilendirir umarım. Her şey için teşekkürler  29.06.2014 12:02
 

Değerli üstadım, anladığım kadarıyla derginin düşünürleri diyeyim ya da yazarları! İroni yapmışlar kendi çaplarında!Da... Dası var! Vakti zamanında röportaj yaptığım değerli bir yazar şöyle demişti. ''Dünya genelinde,genellikle kadınlar editör olarak tercih edilirler.Duygusal yönleri ve edebiyata bakış açıları incelik içerir.''Her ne kadar Edi, cinsiyetini belirtmemiş olsa da belli ki dişi! Eh bir de Büdü oldu mu yanında; editör kare olur ki (tüm editör olan arkadaşlarımızı tenzih ediyorum.) değmeyin havasına! Bin beş yüz!Ve... ''Garipsememek gerekir!'' Diye düşünüyorum! ''Neden?'' Derseniz? Ehh halimiz pür melalimiz ortada! Ehven-i şer babından bazı kişiler cumbabalığa aday gösterilir, şak şakçılar da şak şaklarsa! Edi editör olmuş çok mu?

Ay Şen 
 28.06.2014 19:14
Cevap :
Valla, müneccim misiniz nesiniz. Edi'nin dişi olduğunu bildiniz. ( Hissettiğim, dişi olduğu fikkrindeyim) Bir şey daha öğrendim, dünyadaki yazarların çoğunuın dişi olduğu. Cümlenizin sonunu, siyaseten iyi bağlamışsınız. Bizim Edi, bir gün siyasete soyunursa, işi iş. Yanıtınız için teşekkür ederim. Sevgilerle kalın.  29.06.2014 11:51
 

Bizler, evi, anası, babası sokaklar olmuş türlerinizi o Doğal Yaşam Parkı adı verilen barınaklara göndermemek için elimizden gelen her şeyi yaptık Edi. Ve sonunda 'yaşasın' dedik (: Sizleri savunan, sizleri yürekten kucaklayan, dilinizi çok iyi anlayan o kadar büyük bir kalabalık var ki... Yaratan Allah, sizleri düşünen insanları da her zaman var edecektir hiç kuşkusuz.

Serap Ersoy 
 28.06.2014 15:13
Cevap :
Edi'nin sevgili annesi de "sevap demiş almış bu Edi hazretlerini.Bir hayvan olmasına rağmen, bazı insanlardan üstün çıkmış kadir kıymet bilme meziyeti. Sahibini unutmamış. Minnet hisleriyle annem dediği kişiye, patileri ile sarılmış. Allah ziyade etsin. Köpek bile, insanlardan üstün düşünüş tavrıyle "Sev ki, sevilesin" düsturu ile hareket etmiş. Üstün meziyetleriyle boşuna editör olmamış sizin anlayacağınız.Köpekten köşe yazarı olur mu diye de hiç gucunulmamış. Vesikalık yazar kadrosunda, bir köpeğin ne işi var. Yazar kadrosundaki insanlara hakaret taşımaz mı bu haller" diye de düşünülmeden. O da editörce döktürmüş. Okuduğunuz yazının özeti de buydu zaten, değil mi? Neyse. Anne kızdırılırsa, Edi, sonunun ne olacağını biliyor. Bir daha o barınaklarda acıların çocuğu olmak istemiyor. Duygulu yazınız için teşekkürler. Saygı ile.  29.06.2014 11:47
 

Merhaba; tüm kalbimle kutlarım, uzun zamandır sevgi anlayış merhamet içeren böylesi güzel bir yazıya denk gelmemiştim. Edi'yi Edi'nin baş katibini çok sevdim. Edi'ye resmini görünce baş katibine de görmeden; vuruldum. Bu tür yazılar sırf benim gibi -fauna flora- aşıklarına değil gönül gözü açık tüm insanlara iyi geliyor. Kedi ile köpeği kıyaslamak İzmir ile İstanbul'u Adana ile Ankara'yı kıyaslamak gibi... Olanaksız yani kıyaslanamaz çünkü biri diğerinin yerini tutamaz eğer tutar ise sadece İzmirler ve ya Adanalar olur ükede...Elinize sağlık selamlar saygılar. Not: Bilmem Edi'nin hoşuna gider miydi -Ağuş- adında bir kedicik arada sırada - Edi tatile çıktığında, konuk yazar olarak...Diyorum. Göztepeli Karşıyakada...Ama Ağuş Dalamanlı...Keşke MB de bir şeyler filizlenebilse...Bakın gördünüz mü yazınız uçurttu!

Alev Meisel 
 28.06.2014 15:04
Cevap :
Duygu sınırlarını aşarak bir sevgi yazısına dönüşen yorumunuzun her satırı, düşündürüüüücü. 900 bin kişilik ordusunun blog'cuları arasında favoriliğinizi kaybetmemiş olmanız, sizin fıtratınızdan kaynaklanmakta ve Alev Meisel olarak da, "gururumuz olmaktadır. Kusura bakmayın. Yorumunuza cevabım 2 gün gecikti. Sebebi de Life Dergisi yetkilisine "Alev Hanımın yazısına yorum cevabınız, sizin." demiş,beklemiştim. Onlardan tıs yok.Bu vurdumduymazlığa alışığız. Bizim Blog İdaresinin ketumiyeti gibi. Kendim cevap cevap vermeğe karar verdim. Kedi ve köpeğin farkını ne de güzel ortaya koymuşsunuz. İlahi... Bu vesile ile saygılarımın kabulünü dilerken, Allmanya'lardan yaptığınız yorum için, bu sefer "kendi adıma" teşekkür ederim.   29.06.2014 11:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster