Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1497
 

Barış, ne zaman, nasıl

Barış, ne zaman, nasıl
 

Cumartesi günü Ermenistan Türkiye futbol karşılaşması var. Ermenistan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhurbaşkanını karşılaşmayı izlemek için ülkesine davet ediyor. Ama iki ülke yüzyıla yaklaşan süredir kavgalı, birbirine küs.

Atatürk 1931 yılında “Yurtta sulh, cihanda sulh” demiş. (Bu ilkeyi araştırırken Kars’ta 35 metre yüksekliğinde bir heykel yapılmakta olduğunu öğrendim. Heykel Ermenistan’dan görülecekmiş ve ne kadar barış yanlısı olduğumuzu onlara gösterecekmiş!) 12 katlı apartman parası ile o köye bir okul da yapılabilirdi. Bana göre bu da yanlış bir siyasi tercih.

Bugün Anayasamızda da var olan "yurtta barış, dünyada barış" ilkesi için Türkiye’nin yapacakları yok mudur? Barış nasıl sağlanır? Sadece karşı tarafın vazgeçmesini ödün vermesini bekleyerek ve olduğumuz yerde durarak barışa giden yolu tamamlayabilir miyiz? Orta yola gidecek adımları atmaktan niçin korkuyoruz?

Muhalefeti hayretler içinde dinliyorum, 1940 ların görüşünde hala. Çağı anlayamıyorlar, yorumlayamıyorlar. Muhalefetin görevi muhalefet yapmak ama bunu herşeye muhalefet olarak kullanması bugüne kadar olduğu gibi yine kendisine zarar verecektir.

Sporun amaçlarından birinin de dostlukların kurulmasını sağlamak olduğu anlatıldı hep bizlere. Dostlukta adım atmak ödün vermek yok mudur? (Ödün vermekten onların tezinin kabul edilmesi yada toprak verilmesi gibi uç anlamlar çıkartılmamalıdır.) Cumhurbaşkanının daveti kabul etmesi de ödün vermektir, barışa gidecek yolda küçük bir yakınlaşmadır. Türkiye dostane duygular taşıdığını göstermesi için tarihi bir fırsatla karşı karşıyadır. Dostluğa giden yolda yakınlaşmak için yürümeliyiz diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim muhatabımız ve siyasi hesaplaşma içinde olduğumuz 'Ermenistan', Erivan'da değil! Erivanda karşımıza fakir ve çaresiz bir halkın bekçiliğini yapan etkinlikten yoksun, pasif bir muhatap çıkacak. Çünkü 'Ermeni meselesi' olarak şekillenen olayda muhatap, ABD ve Avrupada yerleşik, Ermenistan Ermenileri ile kıyaslanamayacak kadar zengin bir göçmen kitlesinin lobisidir. Bu lobi, ABD ve Avrupa hükümetlerindeki etkileri yolu ile bizimle savaşmaktadır. Bizler, Erivan'da Türkiye'nin büyüklüğünü, heybetini ve tavizsiz tutumunu göstermeliyiz. Karşımıza hükümet diye çıkarılacak kalabalığı ve sözde liderleri görmezden gelmek en doğru yaklaşımdır. Türk hükümeti, zamanında Erbakanın, Kaddafi karşısında sergilediği tarzda bir utancı yaşamızı önleyecek tedbirleri çok sıkı şekilde almalıdır. Özellikle stadda yapılacak tezahurattan ne şekilde korunulacağı iyi planlanmalı ve bunun diplomatik cevabı şimdiden planlanmalıdır. Yoksa Erbakan gibi, utanç içinde tarihe geçmeleri an meselesidir. Sevgilerimle.

Murat SEVGİ 
 03.09.2008 16:24
Cevap :
Futbol karşılaşmasını siyasetin dışında bıraksak, halkların da yakınlaşmasına yarar sağlamaz mı? Bir başlangıç için bu fırsat kullanılamaz mı? En azından karşılaşmanın bu amaca hizmet etmesini umuyorum. Bu anlamsız inatlaşma bir şekilde aşılmalıdır. Erbakan ayrı bir talihsiz vakadır. Türkiye artık o günün koşullarında değil. Katkınıza teşekkür ediyorum. Selamlar.  03.09.2008 18:29
 

Merhaba...Daha önce aynı konuya değinen bir arkadaşa verdiğim yanıtı-belki de katkı- size de aktarmak isterim. Uluslararası ilişkilerde "mutekabiliyet" ilkesi vardır. Bu ilkenin basit açılımı "altta kalmamaktır". Cumhurbaşkanımız Erivan'a giderse, sanki bu ilkenin uygulanmadığı düşüncesine kapılıyoru. Bu ziyaret için de Milli Maç'ın bahane edilmesini de doğru bulmuyorum.Eğer iki ülke arasında görüşülecek bir konu varsa, bunun üçüncü bir ülkede gerçekleştirilmesi, yukarıda değindiğim "mütekabiliyet" ilkesine uygun olacağını düşünüyorum. Görüşme önerisinin de, taraflardan birinin isteği ile değil, "arabuluculuk" sistemiyle olomasını da daha doğru buluyorum. Uluslararası ilişkilerde bu ilke o kadar önemlidir ki, iki ülke lideri konuşurken bir bacak bacak üstüne atarsa,diğerinin de atması gerekir. Atmıyorsa, altta kalmış olur.Selamlar.

cdenizkent 
 03.09.2008 13:34
Cevap :
Katkınıza teşekkürler. Süre gelen ilkeler açısından tespitleriniz doğrudur. Herşeyin didik didik edildiği çağımızda diplomasi kuralları da sorgulanamaz mı? Selamlar.  03.09.2008 14:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1316
Kayıt tarihi
: 03.07.08
 
 

Tarih öncesi yaşamdan, uzaydaki yaşama kadar merak ettiklerim pek çok. Bir süredir okuyucusu olduğum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster