Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
497
 

Barış diye bir çocuk vardı

Barış diye bir çocuk vardı
 

Yıl 2004, aylardan ya haziran ya da temmuz.
 
Masada oturmuş yazımı yazıyorum. Telefon çaldı, arayan ablam, "Nurten AKADEMİ TÜRKİYE'yi seyret. Amasralı bir çocuk var, muhteşem" dedi. 
 
O muhteşem çocuk BARIŞ AKARSU'ydu. 
 
Amasra da benim memleketim. Bartın'ın harika tatil beldesi.
 
O akşam seyrettim Barış'ı, seyrediş o seyrediş. Sadece seyretmekle kalsam iyi, kendimden hiç beklenmeyecek bir şey yapıp hayatımda ilk ve son kez bir yarışmaya sms gönderdim. Barış'ın yarışmada birinci gelmesine katkıda bulunanlardan oldum. 
 
Bilgi yarışmaları hariç hiç yarışma seyretmem, sms gönderenleri de bir güzel kınarım (!) 
Kınama, başına gelir diye bir de sözümüz var oysa. 
 
İyi ki böyle bir şey yapmışım. Barış beğenimi haksız çıkarmadı. 
 
O yarışmadan üç yıl, sadece üç yıl sonra gencecik yaşta ölümüne dek, son derece düzgün hayatı, kibarlığı, efendiliği, yardımseverliği ve müzikte güçlü yorumuyla gönülleri fethetti. 
 
Ne güzel gözleri vardı, nasıl da gülerek bakıyorlardı. Nasıl da yakışıyordu upuzun saçları yüzüne. 
 
Ve ne güzel sesi ne de güzel yorumu vardı, 
 
Yeni yetme, müzik yapmaya çalışan gençlerin aksine yaptığı işe sorumluluk duygusuyla yaklaşıyordu. Toplum sorunlarına çok duyarlıydı. Düzene isyana vardı, daha güzel bir gelecek hayal ediyordu. 
 
Kalıcı olmak istiyordu. Ve eminim yaşasaydı çok güzel eserler verecek, Cem Karaca ve Barış Manço'nun ardından onun adı anılacaktı. 
 
Tam da doğum günü olan 29 haziranda geçirdi o feci kazayı. Yoğun bakımda geçen beş günün sonrasında hayatını kaybetti, ama benim için onun ölüm günü doğum günüdür.
 
Bir röportajını buldum, Tanımak isteyen için bir kaç pasaj paylaşıyorum.
 
Rock müzik yapan ve söyleyen biri olarak hayata karşı biraz sert mi bakıyorsunuz?
 
Hayır. Hayata sert bakmıyorum.
 
Hep öyle algılanıyor ya… ‘Rock müzik yapanlar, hayata sert bakıyor, vs…’ şeklinde düşünenler var.
 
Alakası yok. Rock müzik yapanlar hayata sert bakmaz ki… Rock müzik yapanlar hayata daha yumuşak, daha güzel bakan insanlardır. Neyin ne olduğunu, her şeyi fark edebilen, gönül gözleri açık olan insanlardır rockla uğraşan insanlar. O yüzden çok güzel sözler yazarlar, hiç boş lafları yoktur. Hayata sert bakmıyorum, hayata gerçekten çok güzel bakıyorum, çok olumlu bakıyorum, çok pozitif bakıyorum. Kesinlikle… İsyanım yok da isyankar bir müzik derler rock müziğe.
 
Demek istediğim buydu.
 
Ama o isyankarlık farklı bir şey. Yani düzenin o kötü şeylerini daha güzel yapabilmek için çabalamak. Daha güzel olsun, her şey daha iyi olsun, insanlar daha iyi yaşasın. Amacımız bu.
 
Mutlulukla ilgili sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?
 
İnsanlar sevgiyle kalsınlar, mutlu olsunlar.
 
Mutlu olmak kolay mı?
 
Mutlu olmak kolay aslında. Yani şöyle; maddi durumları, maddesel kavramları ön plana çıkardığınız zaman mutlu olamıyorsunuz, mutluluğu çoğaltamıyorsunuz. Ama insan manevi duyguların, manevi dünyanın içine girdiği zaman… Mesela doğayı, her şeyi görebildiği zaman mutlu oluyor zaten. Her an mutlu olabilirsin. Bu, insanın kendi elinde. Mutsuz olmak da çok kolay. Nasıl? Kafaya bir şey takarsın, mutsuz olursun. Mutlu olmak insanın içinden gelen, insanın yüreğinden gelen bir şey.
 
Bundan sonraki hedefler…
 
Güzel albümler çıkarmak, güzel konserler yapmak. Çok konser yapmak ... 
 
NUR İÇİNDE YAT BARIŞ.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 314
Toplam yorum
: 619
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 07.08.11
 
 

Üsküdar İstanbul doğumluyum ve halen burada yaşıyorum. Okumak, yazmak ve seyahat etmeyi çok seviyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster