Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
432
 

Barış için en büyük sorun, insan!

İnsanoğlunun en büyük düşü; barış, dostluk ve sevgidir. Ama yaşadığımız gezegende gün geçmiyorki saldırılar, kıyımlar, savaşlar yaşanmasın.
Kendinden daha zayıfı öldürerek yaşamaya çalışan diğer canlıların aksine; doğal zenginliklerden daha çok yararlanmak veya var olan toprağını genişletmek ya da süper güç olabilmek, bu gücün devamını sağlayabilmek için insanoğlu, dünya var olduğundan beridir, diğer canlılara göre en vahşi davranışları sergiliyor.

Bugünlere gelene kadar binlerce savaşın içinden geçti dünyamız. Oysa karşı karşıya savaştığı tıpkı kendisi gibi duyguları, mantığı, beyni olan insan kardeşidir. Savaşarak değil de karşılıklı anlayış yolu ile insan insana saygı duyarak kendini geliştirseydi, bugün dünyamızda savaşlar çok daha az yaşanacaktı. Daha iyiye daha güzele sahip olma duygusu o kadar bencil bir duygu ki birinin acısı diğerini incitmez oldu. Katliamlar, ölümler, kan ve kin yüklendi dünyanın sırtı.

Yüzyıllardır hâlâ barışın düşünü kuruyorsak eğer dünyadaki bütün halklar şunu düşünmelidir. Biz, niçin savaşıyoruz? Ölen çocuklardan, analardan, gençlerden sorumlu değil miyiz? Dostoyevski der ki: “Her insan herkes karşısında herşeyden sorumludur.” (1) Ünlü felsefeci Jean Paul Sartre ise “Nasıl ki Nazi rejimine karşı koymamış her Alman’ı bu rejimden sorumlu tutmuşsak, ister bizden ister başka ülkede olsun dünyanın herhangi bir yerinde kıyımlar, ölümler yaşanıyorsa hepimiz bu haksızlığın sorumluluğunu taşımaya başlarız diyor” .(2)
Savaş, acı ve ölümdür. Yoksulluktur. En önemlisi ailelerin parçalanmasıdır. Hatta savaş göçtür. Savaşta ölmeyip de sağ kalanlar kendi travmalarını ölene dek içlerinden atamazlar.

Yaşama sevinçlerini, sevdiklerini, hatta kentlerini, ülkelerini terketmek, farklı bir yaşamı sürdürmek hiç de kolay olmasa gerek...

İnsan insanı daha çok sevebelirse eğer savaşın dişleri de çürümeye başlayacaktır. Nasıl ki tüfekleri, bombaları, füzeleri icat edip üretiyorsak, içimizde saklı tuttuğumuz sevgiyi neden çoğaltamıyoruz? Sevgimiz, kine, nefrete, hırsa neden hep yenik düşüyor? Neden sadece düşlerimizi süslüyor barış? Belki de barışın gerçekten biz olduğumuzun farkında değiliz. Demir parçalarını ölüm makineleri haline getiren insanoğlu değil mi? Yıllardır Ortadoğulu savaşı yaşıyor. Ve savaş yalnızca kısa ateş keslerle soluklanıp yine var gücüyle can almaya devam ediyor. Birçok ülke kıyımlara yalnızca seyirci kalıyor. Bu sessizlik, görmemezlikten gelme, vicdanlarda da başkalaşım olduğunu düşündürmektedir.

KKTC ‘de ise aradan otuz beş yıl geçmesine rağmen gerçek barış ve çözüm sağlanamamıştır. KKTC dünya ülkelerince tanınmamış ve ambargolara rağmen nefes almaya çalışmaktadır. Savaş psikolojisi içinde yaşayan halklar mutsuz ve umutsuzdurlar. Hele bu psikoloji nesillerdir yaşanıyorsa...

Barışı düş olmaktan kurtarmak ise tek tek her insanın diğer insanlara borcudur. Savaşa karşı birlik olmadıkça barıştan söz etmek çok da doğru olmasa gerek. Barışı düşlerimizde büyütürken unutmayalım ki barış, düş değildir. İstersek savaşarak değil de barışın güler yüzüyle gezegenimizi daha yaşanılır hale getirebiliriz. Siyah, sarı, beyaz veya kırmızı. Rengi ne olursa olsun hepimiz insanız. Hepimizin kalbinde hepimize yetecek kadar sevgiyi çoğaltabiliriz. Yeter ki sevmeyi unutmayalım.

Her an bir ülkeden yeni savaş haberleri gelebilir. Çünkü barış savaşın başlangıcıdır. Hiç bir zaman tam bir barış yeryüzünde sağlanamamıştır. Sorun, insandır. Sorun, biziz. İçimizdeki kin, nefret veya hırsa yenik düşmemeyi öğrenmeliyiz ki yeryüzü barışı sonsuza dek yaşayabilsin. Dünyada, herkese yetecek kadar yer ve yaşatacak olanak vardır. Önemli olan bunların eşit biçimde bölüşülmesi, ben senim diyecek kültürel bir düzeye ve içtenliğe varabilmektir. Her insan önemlidir, eşittir diyebilmek ve bunun gereğini yapabilmektir. İnsanlığın buna gereksinmesi var.


(1) Denemeler, Jean Paul Sartre s.17
(2) Denemeler. Jean Paul Sartre s.17

Mine Ömer
Didim 6. Sanat- Edebiyat Günleri
"Barış İçin Şair Kadınlar Buluşması" etkinliği konuşma metni.
Akköy dergisi Eylül- Ekim 2009

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 520
Kayıt tarihi
: 05.10.09
 
 

Mine Ömer; Larnaka, Kıbrıs doğumludur. Kıbrıs Bayrak Radyosu'nda memur olarak çalıştı. Haber ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster