Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
538
 

Barış isteyen "bölücüler"

Barış isteyen "bölücüler"
 

Nicedir uzakta esmesine rağmen soğuğunu tenimizde hissettiğimiz bir rüzgâr, bir süredir yanı başımızı merkez alarak geçiyor üzerimizden.

Memleketin dört bir yanını kuşatmış olan ırkçı bir rüzgârın esintilerini hissediyoruz yüzümüzde artık şu küçücük coğrafyada. Ötekini yok saymaya varan bir tahammülsüzlükte, toplumun an itibarıyla en hassas tepkileri verdiği bir zaman diliminde dalgalandırılmaya çalışılan bu hoşgörü ve barış karşıtı hava, kulakları sağır eden savaş tamtamlarının arasında yalnızlığın ve umutsuzluğun kör kıyıcı ayazına sürüklüyor bizi.

Soğuktur hoşgörüsüzlük, üşütür; keskin bir bıçaktır tahammülsüzlük ve acıtır.

EYVAH, BARIŞ ÇIKACAK!

Bir süredir; Türkiye’nin bir mozaik olduğu gerçeğini yok saymaya, farklı etnik köken ve kültürdeki toplumları ‘başkalaştırmaya’ çalışıyor birileri. Emeğin, barışın, hoşgörünün savunusunu bir ‘suçmuş’ gibi gösterme telaşında sağa sola koşturuyor birileri. Dahası; Türkiye’nin bir mozaik olduğu gerçeğini dile getirenleri ‘bölücü’ ilan ederek hedef gösteriyor, hoşgörü ve barış içinde ‘bir arada yaşamı’ savunanları toplum dışına itmeye çalışarak, baskı, kuşatma ve sindirme mekanizmalarını işletmeye çalışıyorlar.

Oysa bilmiyorlar ki; Türkiye’nin mozaik olduğunu saklamaya çalışanlar, farklı dilleri konuşan, farklı yaşam biçimlerine sahip onlarca toplumun üzerinde yaşadığı Anadolu’da asılsız bir ‘soykırım’ kavramını kabulleniyorlar farkında olmayarak. Öyle ya, yüzyıllarca bu topraklar üzerinde yaşayan onca halk, ne oldu da birden bire ortadan kalktı, eğer bu ülke mozaik değilse?

Hırant Dink’in cenazesinde yan yana gelen farklı kültür ve etnik kökendeki insanlar, aynı acıyla ve el ele söylemeye başlayınca barış türkülerini, bir anda panikledi bazı çevreler. Şunca zamandır estirip durdukları rüzgârın bir anda savuşturulduğunu, etkisiz hale getirildiğini görüp tedirgin olanlar, hemen hedef göstermeye başladı barışı ve hoşgörüyü savunanları. Çünkü bu ülkenin çocukları bu kez kirli oyunlara kanmamış, bu savaş çığırtkanlarının istediğini vermemişti. Bir tehlike hâsıl oldu bu coğrafya üzerinde: Barış çiçekleri tomurcuklanmaya başladı!

Farklı dili konuşan, farklı ibadethanelere giden, farklı ten rengine sahip bu çocukların ellerini birbirlerinden ayırma imkânı yoksa eğer, yani bu çocuklar birbirlerinin gırtlağını sıkmayacaksa, hepsini birden silip süpürmek, topyekûn gırtlaklamak lazımdı. Ve silah tüccarları, yeniden harekete geçti.

MAHALLEYE SIZMA VAR!

Tıpkı ekranlarda gördüğümüz deprem enkazı görüntüleri gibi, tıpkı yanından geçip gittiğimiz trafik kazaları gibi, hep başkalarının başına geleceğini sandığımız felaketler gibi yani, hep uzaklarda yazılır çizilir, uzaklarda estirilir sanıyoruz o rüzgârların. Sonra bir sabah uyanıp da pencereyi açınca, bir de bakıyoruz ki kendi sokağımızda çalıyor savaş tamtamları.

SEN VAZGEÇME SEVGİDEN...

Barış çiçeklerini koparmak için canhıraş bir şekilde çaba verip savaş rüzgârları estirmeye çalışan sevgisizler bilmeyedursunlar rüzgâr ekenin fırtına biçeceğini, biz yine elimizdeki tohumları hiç vazgeçmeden saçalım toprağa.

Ölüm toplasa da çiçekleri, çiçekte tohum biter mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba, soğuk savaş rüzgarları arasında, insana ılık bir meltem esintisi gibi geldi yazınız. Bu tip yazıları okudukça sıyrılabiliyorum ancak karamsarlığımdan. Barışa, dostluğa ve özgürlüğe inanan bir insanın varlığını hissetmek rahatlatıyor beni. Yazınız ve hissettirdikleriniz için teşekkür ederim.

Bibliyofil 
 17.03.2007 16:23
Cevap :
Barışa inananlar hiç de az değil, emin olun. 17 Mart Cumartesi günü, ABD'nin Irak'ı işgalinin 4. yıl dönümü nedeniyle büyük bir miting vardı İstanbul Kadıköy'de. Ve o kadar çoktuk ki, BARIŞ sloganları atan... Umut bitmemeli hiçbir zaman...  20.03.2007 3:05
 

Ben direk karşıyım, özür dileyerek... Zira Mozaik zorla bir araya getirilmeye çalışılmış birbirinden bağımsız cam parçaları... Bense biliyorum ki bu topraklar üzerinde insanlar o kadar birbirine geçmişlerki, mozaikten çok renk tayfına benziyorlar, herhangi bir bölümünü ayıramayacağın... Bu zaten sevgiyi getiriyor bize... gene açar çiçeklerimiz inanmaya devam ettikçe ve çaba gösterdikçe... merak etme... Sevgiyle...

Barış 
 26.02.2007 16:36
Cevap :
Bu "iç içe geçmişlik" meselesi biraz yanlış anlaşılıyor sanırım. Evet, bu topraklarda yaşayan toplumlar bir bütünün parçasıdır ama her bir parça, kendi içinde ayrı ayrı özellikler gösterir. Ben bunu şuna benzetirim: Aşurenin içindeki yemişler, hem bir arada muhteşem bir lezzet oluştururlar, hem de her birinin ayrı ayrı tadını alabilirsin. toplumlar ve kültürler de bunun gibidir. Her birinin ayrı dilleri, ayrı inançları, ayrı gelenekleri ve adetleri vardır. Hem salt kendi içlerindeki ayrılıklarını yaşarlar, hem de birbirlerinden etkilenir, kültür alış verişinde bulunurlar. Aslında az çok aynı şeyi anlatıyoruz gibi. Salt sözcüğün kendisine takılmamak lazım belki de.... Sevgiler....  26.02.2007 23:34
 

Sevgili Alptekin... Epeydir yoktun, merak ettim, nerelerde niye yazmıyor diye düşünüyordum ve muhteşem bir yazıyla karşılaştım, ne güzel ifade etmişsin. Tespitlerin ne kadar doğru, üslubuna zaten diyecek yok... Ama hüzünle okudum tabii ki... Kalemine sağlık...

Sema Sener 
 25.02.2007 23:59
Cevap :
Övgülerin için çok teşekkür ederim. Buraya her gün yazmıyorum. Gazete yazılarımın bazıları salt Silivri'yi ilgilendiren, ya da buradaki gündemi takip edenlerin anlayacağı türden olduğundan, bloglara aktarmıyorum. Tabi burada gazete kullanmadığım yazılarım da oluyor ama bu ara fazla zaman da bulamıyorum bloga yazmak için. Merak ediliyor olmak da güzel bir duyguymuş; bunun için ayrıca teşekkür ederim.  26.02.2007 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 411
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1595
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Milliyet Blog'un ilk yazarlarındanım. Uzun yıllar gazetecilik yaptım, sonra bir sabah uyandım ki ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster