Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1279
 

Barış süreci TRT'nin Sakarya Fırat dizisini de vurmuş

Barış süreci TRT'nin Sakarya Fırat dizisini de vurmuş
 

En acı gerçeklerden biri de 'arkadan adam vurmak' demek olan 'terör' saldırılarıdır.

Dünyanın neresinde olur ise olsun mertlikten uzak terörün yol açtığı o acı gerçekler h i ç unutturulabilir mi?

Birbirine kenetlenmiş bir toplum olarak bizi yakan değişik içerikli nice acı gerçeklerimiz vardır.

O acı gerçekler terör saldırılarından intiharlara, trafik kazalarından talana, zenginle fakir arasındaki uçurumun derinleşmesinden işsizliğe kadar uzanmıyor mu?

Anlaşılan o ki iktidarlar ile sermaye odakları sürekli olarak (30) yıllık acıları birden bire unutuvermemizi istiyor!

Bu sorunlu gelişmeler için ‘suçu’ kimse üstüne almak istemiyor.

Oysa ‘s u ç’ ortada!

Ancak ‘f a i l’ yok!

Geçtiğimiz yıllarda, ‘yakın’, ‘vurun’,  ‘getirin’, ‘yakalayın’, ‘kandırın’, ‘patlatın’ emrini verenler bugün birer ‘barış’ güvercini!

Öyle ki bir de o acı çektirenler ya da 'terör estirenler' ile gizlice anlaştıkları ifşa olunduktan sonra bile 'yola devam' edildiğini görmek nasıl bir Hukuk Devleti sarmalı içerisinde bulunduğumuzu bir kaç kez daha göstermiştir.

Böylece ‘suçun failleri’ de ‘suçu yaratan bataklıklar’ da görmezden gelinsin isteniyor.

'Akan kan dursun' ve 'analar ağlamasın' gibi duygusal söylemler ile yürütülen siyaset dünyada nerede görülmüştür?

Osman Sınav, ‘Sakarya Fırat, bence bugünün Yemeni’

Osman Sınav’ın çok özgün dizisi de gitti bu uğurda!

Savaşan uluslar (!) arasında öyle ulu orta; kardeşlik, anlayış, sevgi, sabır, tatlı dil güler yüz olur mu hiç?  

‘Tarihi siyasetçiler, köşe yazarları, generaller yapmıyor. Bu diziyle önce Doğu’daki çocuklarımıza bir selam göndereceğiz, şehitlerimize, kahramanlarımıza bir saygı duruşunda bulunacağız’ diyen Osman Sınav’ın 2009 Aralık ayından beri TRT’de yayınlanan Sakarya Fırat dizisi yayından kaldırılmış.

‘Askerler, evet 18-20 yaşında, gencecik, tertemiz çocuklar. Şehit cenazelerinde kalbimiz bu yüzden dağlanıyor zaten. Kahraman aslında en saf olandır. O masumiyet olmasa zaten gidip orada canını feda etmez’ açıklamaları kapsamında kadınlı erkekli yaşanılan nice acıların sergilenmesi devam etsin istenir mi hiç?

Belki birileri bu yolla da İmralı ve Kandil dayatmalı sözde ‘barış süreci’ için yeni bir ‘açılım’ yapmış oluyor.

Kaldı ki ‘Sen bildiğini oku ancak, nice çarpıklıklar ile çekilen acılar üzerinden sanat yapılmasına da karışma’ diyen yok.

Biliniyor ki eğer gerektiği gibi uygulanır ise ‘sanat’ ayrıştırmaz, birleştirir.

Bana göre Levent Semerci’nin Nefes adlı sinema filmi gibi Sakarya Fırat da bu ülkenin içinden parçalanması için ne gibi oyunların sergilendiğinin yöredeki çatışmaları irdeleyen birer belgesidir.

Ulaşılan sözde ‘barış’ uğruna bakalım yüzüncü bölümünü aşmış bulunan Şefkat Tepe ne zaman yayından kaldırılacak, değil mi?

Şimdi şu iki acı soruya geldim:

Eğer var ise o savaşı kim kazandı, kim kaybetti?

Oysa gelinen aşama, ‘barış’ değil, ‘silahların şimdilik ülke içinde susması’ gibi bir olaydır.

Yoksa yine, ‘bulanık suda balık avlamak’ isteyen gizli ve açık birileri mi, kazançlı çıkacak?

Terör Örgütü Batı’nın ‘Sevr’ dayatmasının kanlı bir oyunu mu?

Söz konusu Terör saldırılarının nedenleri ya da örgüte katılanların geldikleri çevrenin toplumsal ve ekonomik sorunları çözülmeden Terör Örgütü'nün dağılması ve silahlarını bırakması hiç mümkün mü?

Birden bire nasıl oldu da birleri, 'barış yapalım ve silahları da bırakalım' diyerek 'nâdim' oldu?

Uluslararası olduğu da söylenen Terör Örgütü için, ‘çekildi, çekiliyor’ diyerek gizli bir ordu propagandası yapılmadı mı?

Oysa bu tür yalanlara ancak ot obur devekuşları ile koyun sürüleri inanır!

İnandılar da!

İnandırdılar da!

Kaldı ki Türkiye’yi iyice gerdikten ve psikolojik kopuşlara yol açtıktan sonra Suriye'yi bölmek için yola devam etmedikleri ne malum?

Akil Adamların da katkıları ile sağlanmaya çalışılan Osmanlı için uygun görülen Sevr dayatması ile de apaçık bilinen Batı destekli 'yeni bir ulus yaratmak süreci' içerisinde yol alınmaya çalışıldığını bilmiyor muyuz?   

Ayrıca bütün ‘dâhili ve harici bedbahtlar’ tarafından şiddetle istense bile, bugüne kadar birbirine düşmemiş olan Türk-Kürt kardeşliğini yok sayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerinin usul usul değiştirilmesi gibi bir çabanın içerisine girilmesinin nasıl bir kargaşa yarattı görmedik mi?

Sürekli olarak 'gündem değiştirmek' yolu ile 'bulanık suda balık avlanmak' istendiğini görmüyor muyuz?

Belli ki birilerine göre İmralı ile Kandil kaynaklı olduğu iyice anlaşılan bazı 'tavizler' ile sözde bir 'yol haritası' dayatmaları nasıl unutturulabilir, bunun peşinde yoğun bir çaba harcanmaktadır.

Peki hangi savaşı kim kiminle yaptı da ‘barış süreci’ dayatması yaşanılıyor aylardır?

Geçtiğimiz yıllarda hangi topluluk ya da toplum birbirine karşı, ‘artık yeter’ diyerek çatışmalara girdi?

Hangi ordu hangi ordu ile nerelerde bitmeyen bir savaşa tutuştu da haberimiz olmadı?

Dayatılan sinsi ‘terör saldırılarını besleyen kaynaklar’ gerektiği gibi kurutulamayınca ‘suçlu’ kim olur?

Sinsice arkadan adam vurmaya dayalı saldırıları içeren silahlı ve bombalı eylemler için ‘terör örgütü ile uzantıları’ yıllardan beri ‘savaş’ kavramını dayattıkları için bugün ‘barış’ kavramı da geldi oturdu gündeme.

Çünkü hiçbir iktidar, ‘Bu bir savaş değildir. Terördür. Sinsi saldırılar yolu ile toplumu yıldırmaktır. Özellikle Kürt gençleri kandırılarak dağa götürülmektedir. Eşit hukuk kapsamında bütün uluslar ile nice etnik yapılar yan yana yaşarken Türk Kürt kardeşliği parçalamak istenmektedir. Batı’nın maşası bu örgütün çalışmalarına özellikle bazı Batılı devletlerce göz yumulmaktadır. Her şeye rağmen mahut örgüt dağıtılacak, katılımlar durdurulacak, silah, istihbarat ve para muslukları kesilecek, terör örgütü için kadırılanlar hukuk çerçevesinde evlerine döneceklerdir, anaların ağlaması da bitecektir’ açıklamaları yapılmadı.

Söz konusu 'örtülü savaş' hangi meydanlarda, hangi boğazlarda yaşanıldı bilen var mı?

Utanılmadan sürü yerine konulan nice kandırmacalar ile kimi beyni yıkanmışlar gibi ben de salak mıyım?

Yoksa ben de ‘bakar kör’ müyüm kimileri gibi?

Gelinen aşama ne olursa olsun Terör Örgütü Batı’nın ‘Sevr’ dayatmasının kanlı bir oyunu olmasın?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ömer Faruk bey, milletçe bilmeden daha neleri feda ediyoruz bu sözde barış sürecine kim bilir? Bir emeğin ürünü olan diziyi kim takar? (anılan dizi benim için çok saygıdeğerdir) Bizde en kolay harcanabilenler sanatçılardır maalesef. 15 Ocak 2013'de Paris'te öldürülen PKK'lı kadınlar üzerine yazdığım yazımı şöyle bitirmiştim: terörü bitirmek için kukla İmralı yanlış adres. Teröristin elindeki silahın, döşediği mayının, sıktığı merminin, ayağındaki botun, kullandığı telsizin, sırtını dayadığı kaçakçılığın kaynağını kurutamazsan ne kadar müzakere etsen boşuna, verdiklerinle kalırsın. Türkiye bu terör belasından kurtulmak istiyorsa acilen Washington’la, Paris’le, Moskova’yla, Roma’yla, Londra’yla ve Berlin’le müzakerelere başlamalı ve bunda kararlı olmalıdır. Anılan bölgede uzun süre kamu görevi yapmış biri olarak böyle düşünüyorum. Saygıyla

MEHMET ATAK 
 28.05.2013 16:07
Cevap :
Mehmet Bey sorunun kaynağı ne ise,sorunun dayanakları nerede ise onları ortadan kaldırmak gerekir,haklısınız.Ne ki oy avcısı iktidarlar başından beri,yapılanması gereğince toplumsal ve kültürel açılımlardan yoksun güvenlik güçlerinin yeteneğine bırakmışlardır.Sorun bir Feodalite sorunudur.İçerisinde topraksızlık,parasızlık,eğitimsizlik,mesleksizlik gibi açmazların da bulunduğu kabul edilmemiştir.Rusya'da 1910'larda başlayan halklara özgürlük başkaldırısı bize 1970’lerde gizli odaklarca başlatılan Öğrenci Olaylarının içinde de vardı.Batı tasarımları içerisinde bulunan PetrolKaynaklarına egemen olmak emeli bazı Batılı devletlerce Kürt Aşiretlerine ‘yerel yönetim’ hakkı verilmesini Sevr’le dayatmışlardır.Kaldı ki 1878 Berlin Anlaşmasının ilgili hükümlerince Ermenilere Doğu’da bazı hakların verilmesini de Sultan Abdülhamid özellikle Kürt Aşiretleri ile anlaşarak engellemiştir.Osmanlı çökerken derneleşirler,silahlanırlar gizlice.İmralı(gate)veKandil(gate) ile olmaz.İradeyle hukukla çözülür.  29.05.2013 0:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster