Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2777
 

Barışa ve insanlığa yazılmış üç mektup

Barışa ve insanlığa yazılmış üç mektup
 

NURHAKLARIN GELİNİ ŞİRİN CEMGİL


Sevgiye barışa, kardeşliğe yazılmış üç mektup.
1)Ölümle yolculukta sevgiliye yazılan mektup.
2)Emek, eşitlik ve onurlu yaşam mücadelesinde katledilen eşe yazılmış mektup.
3)Daha ilkbaharında Nurhak dağlarında öldürülen devrimci Sinan Cemgil'in yoldaşı(eşi) Şirin Cemgil'in Hrant Dink katledilmesi üzerine eşi Rakel'e yazdığı mektup.

İnsanlığa yazılmış üç mektup. İnsana dair, sevgiye dair yazılmış üç mektup. Mutlaka okunması gereken. En zor anlarda yazılmış üç mektup. Ama kin ve nefret içermeyen. En acılı günde yazılmış. ama umut dolu satırlarla. Sözün bittiği anda ama, imbik imbik süzülmüş, özenle seçilmiş sözcüklerle yazılmış. Şirin Cemgil'in anısına üç mektubu sizlerle paylaşma gereği duydum. barışa ve kardeşliğe....

HRANT DİNK’İN MEKTUBU

Ey Sevgilim
Ey sevgilim, ey birtanem, ey ‘ben’tanem!
Aç gözlerimi hadi...
Ve anımsa.
Günlük ezberimizin bozulduğu, sıradan söylemlerimizin kekeleştiği ilk göz sevişmelerimizi anımsa.
Sınırlanmış yaşantımızı ilk yırtışımızı...
Dayatılanlara, sunulanlara yenik düşmüş bakışlarımızın ilk dirilişini, direnişini...
Tarih yaratıyordu artık o gözler... Anımsa.
Yüklüydük, gayrı insani yüklerin en ağırıyla...
Aşk bu, kolay mı öyle kapıp da kaçmak? Kolay mı öyle tarih yaratıp da zamanın insafına terketmek?
Sırtlayıp taşınması gerekirdi geleceğe... Beslenmesi gerekirdi.
Azalmanın değil çoğalmanın hücresiydi sırtladığımız... Bütün hallerimizin çekirdeğiydi.
Artık silahımız da oydu... Atom bombamız da.
Nice acılı ve zalim çalkantıların arasından hep onun sayesinde sıyrılacaktık.
Onu kaybetmemeliydik. O bizim tarihte ilk kurtarılacak ve hep kurtarılacak üretim aracımızdı.
Zamanla hesaplaşmamızda, didişmemizde, cebelleşmemizde tek kalemizdi. “Büyük dünya”ya karşı verdiğimiz mücadelede “Küçük dünyamız”dı, savunma alanımızdı, sığınağımızdı.
Ey sevgilim, ey aşkım!
Sen var ya sen, hep uğruna mücadele ettiğim barıştın, huzurdun.
Farklı olma hakkımın, eşit yaşama arzumun ve özgürlük sevdamın köküydün.
Sen benim sonradan kazandığım sosyal bir hak değil, insan olma temelimdin. Ta kendimdin, halimdin.
Sakındığımdın. Ödediğim bedellerin nimetiydin.
Hep yaşadığım ama hiç erişemediğimdin.
Sevgilim!
İnan ben seni onursuz hiçbir sevdayla aldatmadım.
Bedelin pahalıydı, ödedim... Ödeyeceğim.
Ve günün birinde sevgilim, gözlerim yorulanda...
Çağır çocukları yanına.
Aç gözlerimi son bir kez.
Onlara bebeklerimi göster ve de ki:
“Sizin babanız beni işte bunlarla sevdi.”

*****

RAKEL DİNK'İN MEKTUBU

Ah Sevgilim!
Çutağıma eş olmak bana verildi. Bugün çok acılı ve onurlu olarak buradayım. Ben, çocuklarım, ailem ve sizler, çok acılıyız. Bu sessiz sevgi biraz olsun bize güç katıyor, kederli bir sevinç yaşatıyor. İncil'den Yuhanna 15:13'te "Hiç kimsede, insanın dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur" der.
Sevgili dostlar, bugün bedenimin yarısını, sevgilimi, çocuklarımın babasını, ailemizin büyüğünü, sizin kardeşinizi uğurluyoruz. Sağdakine, soldakine, öndekine, arkadakine rahatsızlık, saygısızlık vermeden, sloganlar atmadan, pankartlar açmadan, sessiz bir saygı yürüyüşü gerçekleştiriyoruz. Bugün sessizlikle büyük bir ses yükselteceğiz. Bugün derinliklerin ışığa yükseldiği günün başlangıcıdır.
Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim.
Kardeşlerim, onun doğruluğa olan sevgisi, şefaflığa olan sevgisi, dostuna olan sevgisi onu buraya getirdi. Korkuya meydan okuyan sevgisi onu büyüttü. Diyorlar ki "O büyük bir adamdı''. Size sorarım, o büyük mü doğdu? Hayır. O da bizim gibi doğdu. O gökten değildi, o da topraktandı. Bizim gibi çürüyen bir beden, fakat yaşayan ruhu, yaptığı iş, kullandığı üslup, gözlerindeki, yüreğindeki sevgi onu büyük yaptı.
İnsan kendiliğinden büyük olmaz. İnsanı yaptıkları büyük yapar. Evet, o büyük oldu. Çünkü büyük düşündü, büyük söyledi. Bugün buraya gelerek hepiniz büyük düşündünüz, sessizce büyük konuştunuz. Siz de büyüksünüz. Bugünle kalmayın, bu kadarla yetinmeyin.
O bugün Türkiye'de milat yaptı. Sizler de mührü oldunuz. Onunla manşetler, onunla konuşmalar, onunla yasaklar değişti. Onun için dokunulmazlar veya tabular yoktu. Kelamda dediği gibi yüreğinden taştı. Büyük bir bedel ödedi.
Bedellerin ödendiği gelecekler Hrantları severek, Hrantlara inanarak olur. Nefretle, hakaretle, kanı kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliş karşısındakini kendin gibi görerek, kendin gibi sayarak olur.
Ah kardeşler, Hisus'un yardımıyla ev cennetinden ayırdılar. Göksel ve ebedi cennete kanat açtırdılar. Gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaşlanmadan, daha hasta olmadan, sevdiklerine doymadan kanat açtırdılar göksel cennete. Biz de geleceğiz sevgilim. Biz de geleceğiz o eşsiz cennete. Oraya yalnız ve yalnız sevgi girer. İnsanların ve meleklerin dillerinden üstün olan, peygamberlikten üstün olan, bütün sırları bilmekten üstün olan, dağları yerinden oynatacak imandan üstün olan, varını yoğunu sadaka vermekten üstün olan, bedenini yakılmaya teslim etmekten üstün olan, yalnız ve yalnız sevgi girecek o cennete.
Orada gerçek sevgi ile bir arada ebedice yaşayacağız. Kimseyi kıskanmayan sevgi, kimsenin malında gözü olmayan sevgi, kimseyi öldürmeyen, kimseyi aşağılamayan sevgi, kardeşini kendinden üstün tutan sevgi, kendi hakkından vazgeçen sevgi, kin tutmayan sevgi, bağışlayan sevgi, kardeşinin hakkını savunan sevgi, Mesih'te bulunan sevgi, bize dökülmüş olan sevgi.
Yaptıklarını, konuştuklarını kim unutabilir sevgilim? Hangi karanlık unutturabilir sevgilim? Olmuşları, olanları kim unutturabilir? Korku unutturabilir mi sevgilim? Yaşam mı? Zulüm mü? Dünyanın zevkü sefası mı sevgilim? Yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim? Hayır, hiçbir karanlık unutturamaz.
Ben de sana yazdım aşk mektubunu sevgilim. Bana da ağır oldu bedeli sevgilim. Bunları yazabilmeyi Hisus'a borçluyum sevgilim. Herkesin hakkını herkese geri verelim sevgilim.
Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından, torunlarından ayrıldın, burada seni uğurlayanlardan ayrıldın. Kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın.

*****

Sevgili Rakel,

Sizi tanımıyorum ama acıyı, o gururla taşınan acıyı tanıyorum.
Sevgilinin kurşunlanmasının yarattığı o yoğun, o hiçbir yerlere
sığdırılamayan acıyı. Ama asla kurşunlanamayacak olan sevgiyi de.
Benim sevgilimi yıllar önce 1971’ lerde Nurhak’ta kurşunlayan ellerle,
sizin sevgilinizi 2007’de İstanbul’da kurşunlayan ellerin arkasında
duran karanlığı da tanıyorum. Buna karşı duran bizlerin bütün yer
yüzünü kaplayan kardeşliğini tanıdığım ve yaşadığım gibi.
Yer yüzünde sessiz çığlıkların yansıdığı yerler çok ve sessiz
çığlıkları hatırlatan tarihler de saymakla bitmez. Yıllar öncesinde
ve zamanımızda yaşanan soykırımlar, katliamlar, işkenceler, paylaşım
savaşlarının bombaları vb. vb. Kendimizin doğrudan yaşadıklarımız bir
yana, doğrudan yaşamadığımız insanlığın çektiği acılar bazen bir
kitaptan, bir filimden, bir fotoğraftan veya bir müzikten çıkarak
ulaşıyor insana. Ya da kendi anılarımızdan, her hangi bir çağrışımla
çıkıp geliyorlar karşımıza, gerçeğe tutkulu bilincimizin bir yerinden
süzülüp çıkıveriyorlar önümüze. Elbette yalnız acılar değil ulaşan,
sevinçler, mutluluklar, devasa üretimler, buluşlar, destanımsı
direnişler ve sevgi...

Sizin mektubunuz da bir gazeteden ulaştı buraya ve bana. Düşündürdü, kıvandırdı, içimdeki duyguların bazılarıyla rezonanslar oluşturdu. Bunları size ulaştırmak ve ağlayarak okuduğum derin ve anlamlı mektubunuza katıldığımı, acınızı paylaştığımı yazmak istedim.
Tanımıyor da olsam sizi ve çocuklarınızı bağrıma basar, sevgiyle
gözlerinizden öperim Rakel.

Şunu da eklemeliyim, büyük şair Nâzım Hikmetin dediği gibi: “Çin’den
İspanya’ya, Ümit Burnu’ndan Alaska’ya kadar, /her mili bahride her
kilometrede dostum ve düşmanım var/Dostlar, ki bir kere bile
selamlaşmadık/aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için
ölebiliriz” Eşiniz Hrant da böylesi bir ekmek, böylesi bir hürriyet
ve böylesi bir hasret için ölümü göze alan tanışmadığımız
dostlardandı.
Selamlar... Sevgiler... Dostluklar...
Şirin Cemgil 6 Şubat 2007 Duisburg/Almanya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1753
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster