Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
25
 

Barışın hayali bile güzel

Her geçen gün toplumu daha çok endişeye sevk eden ve giderek umutların azaldığı bir anda gelen haber, yeniden umutlanmamıza neden oldu.

12 Şubat da gerçekleşmeyen ateşkese ilişkin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rus mevkidaşı  Segei Lavrov’un görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada büyük olasılıkla 27 Şubat da Suriye’de geçici bir çatışmasızlık süreci başlayacak.

İlk açıklamalara göre bu anlaşma IŞİD ve Nusra cephesini kapsamayacak.

Bu arada Suriye muhalefetinin çatı örgütü Yüksek Müzakere Komitesi de gelişmeleri değerlendirmek ve tavır belirlemek üzere Riyad da toplanıyor.

Öte yandan hükümet çevrelerinden “Suudi Arabistan’la bir kara harekatının söz konusu olmadığına” ilişkin açıklamalar yapılıyor.

Yalnızca bu gelişmeler bile Ankara saldırılarıyla şoka giren, her gün gelen şehit haberleriyle sarsılan toplumda yeniden barış umutlarının yeşermesine neden oldu.

Şimdiye kadar 260 bin kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 11 milyon insanın yer değiştirmek, ülkesini terk etmek zorunda kaldığı gerçeği bile içinde bulunduğumuz durumun ne kadar tehlikeli bir boyutta olduğunu göstermeye yeter.

Ülkemiz ekonomik ve siyasal yaşamını derinden etkileyen bu savaş tehlikesi ve terör olayları en çok da toplumun psikolojisini bozdu, geleceğe ilişkin kaygıları olan, huzursuz, mutsuz ve daha da önemlisi barış umutlarını yitiren bir toplum haline geldik.

Barışa dair bir kitap dolusu yazılar yazmış biri olarak artık ben de “sözün bittiği yerdeyiz” dediğim anda gelen bu ateşkes haberleri barışa ilişkin umutlarımı yeniden tazeledi.

Şu an inanıyorum ki, bir çoğunuz “biz çok gördük, çok duyduk bu haberleri” diyorsunuz.

Batının ve küresel güçlerin Orta doğu üzerindeki hesapları ve çirkin oyunları bir yana, uluslar arası kuruluşların iki yüzlü tavırları ister istemez bizleri bu konuda temkinli davranmaya zorluyor.

Özellikle de Suriye ve sığınmacılar konusunda çıkarcı yaklaşımları nedeniyle güvenimizi tamamen yitiren sözde müttefikler, bu yeni durum karşısında nasıl davranacaklar, o da ayrı bir soru işareti.

Ancak, ABD ve Rusya neyi amaçlıyor, AB niye ikircimli davranıyor ya da AK Parti hükümeti dış politikada ve barış konusunda niye toplumun güvenini sağlayamıyor sorularından bağımsız olarak, 27 Şubat da gerçekleşecek olası bir çatışmasızlık ortamını yürekten istiyorum.

Kimler, hangi amaç ya da gerekçeyle olursa olsun barış için bir adım atıyorsa, bu benim için çok önemli ve anlamlıdır.

Avrupa’da kaybolan 10 binden fazla kimsesiz Suriye’li çocuk, ülkemizde bulunan yüz binlerce barınmaya, beslenmeye, sağlık ve eğitim hizmetlerine muhtaç sığınmacı çocuğun gözlerimizin önünde yok olup giden yaşamları, hayalleri ve umutları için bile olsa, bu gelişmeleri önemsiyorum.

Öte yandan, Baas zulmünden kaçıp, evini, yurdunu terk etmek zorunda kalan insanları potansiyel suçlu ilan eden sözde demokratlar kadar, onların çaresizliğinden yararlanmaya kalkıp, ucuz iş gücü olarak kullanmaya kalkan, gençleri suç örgütlerinin, fuhuş çetelerinin, organ mafyasının kucağına iten zalimlere inat, barışı savunmak zorundayız.

Ülkesine ve insanlığa karşı sorumluluğu olan tüm yurttaşların, bu barış umuduna sarılmasından başka yapacak bir şey görünmüyor.

Biz istesek de, istemesek de şu an dünyayı yöneten iki süper gücün insafına, paylaşım hesaplarına ve de ülkemizi yöneten siyasetçilerin basiretine bağladığımız barış umutlarında herkesin, her kurum ve kuruluşun mutlaka yapacağı bir şeyler vardır.

Tüm savaş çığırtkanlarına, fırsat düşkünlerine, rantiyecilere, kirli siyasetçilere rağmen; inadına ve ısrarla barış istemek, barışı savunmak ve barış için savaşmaktan başka ne yapabiliriz ki?

Önemsiz gibi görünen sessiz çoğunluğun yüreğinin derinliklerinden gelen çığlığı daha gür sesle, daha geniş yığınlara yayabilirsek eğer, her fırsatta, her ortamda” savaşa karşı barış” talebini dile getirirsek ancak, vicdanlarımızda kanayan yarayı iyileştirebilme şansı buluruz.

O zaman yapılması gereken, bıkmadan usanmadan, her koşulda; savaş ve terör yanlılarını sorgulamak, gerçek, kirli yüzlerini deşifre etmek, barış saflarını sıklaştırmaktan geçiyor.

Onların çocukları, kadınları, masum insanları öldüren silahları, bombaları varsa; bizim de sevgi dolu yüreğimiz var, insana ve insanlığa karşı sorumluluğumuz, bitmeyen inancımız, satılmayan vicdanımız var.

İnanın, içinde insan sevgisi, insana saygısı, vicdan ve adalet duygusu olan her birey, savaş baronlarının insansız hava araçlarından daha etkilidir.

Yeter ki, barışa olan umudumuzu yitirmeyelim.

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 23.02.2016/ADANA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 396
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 166
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster