Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
158
 

Barışın Savaşçıları olur mu?

Barışın Savaşçıları olur mu?
 

Neden hep Ortadoğu, neden hep İslam ülkeleri? Kendimi bildim bileli çilelidir Ortadoğu. Çocukluğum kolları İsrail askerleri tarafından taşlarla kırılmaya çalışılan Filistinlilerin görüntülerini izlemekle geçti. Çocuklar hiç birşeyi unutmaz derler ya, aradan yaklaşık 30 yıl geçti ve ben o görüntüleri unutamadım. Benim bildiğim 30 yıl, peki ya daha öncesi? Muhtemelen 100 yıllardır, hatta asırlardır, hatta ve hatta peygamberler zamanına doğru da şöyle bir yolculuk yapabiliriz. Önce İsrail oğullarının kendi kabileleri içinde Yaradan’ın yolunu tutanlara çektirdikleri, daha sonra hristiyanlara yaptıkları, bugüne kadar gelen müslümanların hazin öyküsü ve bütün bunlardan sorumlu tutulan başta bir İsrail devleti. Henüz kesin delillerle ispatlanmış bir suçlama olmasa da ateş olmayan yerden duman çıkar mı acaba…

Masum muyuz?

Peki ya bütün bu olanlarda islam ülkelerinin, müslümanların suçu yokmuydu, masum muyduk? Buna da kesin bir cevabımız olmamakla birlikte, olasılıklar üzerine konuşmaya daha çok uzun yıllar devam edeceğimiz kesin. Acaba nerede yanlış yapmıştık, dış politikalarda mı, iç politikalarda mı ? Peki biz islam ülkeleri ne yapmamız gerektiğini biliyormuyduk, yoksa havanda su mu dövüyorduk? İnancımıza çok bağlıyız maşallah, zalimin zulmune karşı mazlumun Allah’ı var, felsefesine kaptırmış gidiyoruz. Peki bizim birey, ülke ve devletler olarak somut birşeyler yapmamız mümkün değil miydi?

Ne yapabilirdik?

11 Eylül’den sonra bazılarımız çabalayıp, dünyaya islamiyetin kötü bir din olmadığını, müslümanların terörist olmadıklarını ispatlarcasına, özellikle Avrupa ve Amerika’da bazı bir takım çalışmalar yaptılar. Acaba bizler burda yetersiz mi kaldık… Bu belki de hiç durdurulmaması, vazgeçilmemesi gereken bir bilinç biçimi olmalıydı. Sadece 2 kıtada değil de dünyanın her yerinde, her köşesinde hararetli bir şekilde sürdürülmeliydi. Hızlı bir sonuç alınılmaya bilinirdi ama aradan geçen şu 10 yılda  bazı şeyler daha da düzelmiş olabilirdi. Herkes islamiyete inanmak zorunda değil, zaten islamda böyle bir zorlama da yok. Bizler müslümanlar olarak dinimizi doğru tanıtıp onu doğru bir şekilde temsil etmek zorundayız, yaşantılarımızla, düşüncelerimizle, adaletli  ve dürüst oluşumuzla…. v.s temsil edebilirdik dinimizi. Ancak bu şekilde başta İsrail olmak üzere müslümanlardan korkanlara gerçek yüzümüzü gösterebilirdik.

Henüz geç değil

O zaman somutumuz şu olabilir, önce kendimize dönüp bakmak ve biz nerde hata yaptık ve yapmaya devam ediyoruz diye sormak, bir birey gibi, toplum devletlerini oluşturan toplum bireyleri gibi. ‘Bizden korkmayın ey dünya’ dercesine alnımız açık ve pak bir şekilde yapamıyorsak eğer bunu, demek ki yaptığımız bazı yanlışlar var ve bunların acil bir şekilde doğrulanması gerek. Biz  ‘Yurt da barış, dünya da barış’ ilkesini benimsemiş bir ülke olarak neden buna öncülük etmeyelim ki? Daha mükemmel bir aday ben göremiyorum. Hem Asya hem de Avrupa kültürü arasında kalmış olan Türkiye, buna biçilmiş bir kaftan bence. ‘Türkiye önce kendi içindeki sorunları halletsin’ denildiğini şimdiden duyar gibiyim. Hemen hemen her ülke kendi içinde farklı sorunlar yaşamaktadır. Sırf kendi içimizde sorunlarımız var diye dış dünyaya kulak tıkayamayız.

Barış savaşçısı

Önce kendimizden başlamamız gerek tabi, kendi inancımızı tanımak, onu kulaktan dolma bilgilerle değilde, doğru kaynaklardan öğrenmek. Sonra ister istemez insan bunu yaşayacaktır ve doğal olarak da öğretecektir çevresine. Madem gönül vermişiz, o da hizmeti hakkediyordur diye işe koyulmalıyız. Hep bir ağızdan söylenirse eğer, tavırlar bunu ifade ederse eğer, savaşımız onun için olursa eğer, ben ve benim gibi düşünenler korkmadan yazıp konuşabilirsek eğer, tek bir söz kalacaktır geriye ‘Biz, barış savaşçılarıyız, topsuz, tüfeksiz ve nükleersiz’! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 243
Kayıt tarihi
: 22.01.13
 
 

Hayal dünyamızda yaşadıklarımız çoğu zaman kendimizi ilgilendirir. Başkalarına anlatmaya kalkıştı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster