Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '08

 
Kategori
Lojistik / Taşımacılık
Okunma Sayısı
14717
 

Barsan Global Lojistik Genel Koordinatörü Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu Röportaj: Kıymet Güzeliş

Barsan Global Lojistik Genel Koordinatörü Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu Röportaj: Kıymet Güzeliş
 

prof.DR.NEVZAT SAYGILIOĞLU



1982 yılında bir gümrükleme firması olarak kurulan Barsan Global Lojistik A.Ş. hızla değişen ve gelişen lojistik dünyasının gereklerini önceden tespit ederek ve bu gelişmelere göre sürekli olarak kendisini geliştirip yeniden yapılanarak, uluslararası standartlarda bir"global lojistik" şirketi haline gelmiştir. BGL, bireysel ve kurumsal gelişim için sonsuz fırsatlar sunan "değişimi" hiç durmayan bir süreç olarak benimsemiştir. BGL, zengin lojistik hizmetler portföyü ile müşterilerine gümrükleme, stok yönetimi, depo yönetimi ile uluslararası kara, hava, deniz, tren ve multi-modal yük taşımacılığı hizmetlerini verebilmektedir.
Türkiye pazarında çok uluslu bir çok firmaya lojistik hizmet sağlayan BGL, şuan itibari ile yurt içinde yaklaşık 1 milyon m²'lik alanda, 350-400 bin m²'lik kapalı alan ile faaliyet göstermektedir.
BGL Türkiye organizasyonu, İstanbul Şişli'de bulunan Merkez Ofis yönetimindeki 6 bölge müdürlüğünden oluşmaktadır. Her bir bölgenin faaliyet alanı harita üzerinde sınırlandırılmış olup, tüm bölgeler kendine bağlı antrepolar ile gümrüklerde konuşlanmış operasyonel ofislere sahiptir.
BGL yurt dışı organizasyonları, her biri kendilerine ait depolara sahip olan ve yine doğrudan İstanbul'daki Merkez Ofis yönetiminde toplam 11 ülkede konuşlanmıştır.Yaklaşık bir yıl öncesi Barsan Global Genel Koordinatörlüğü görevini üstlenen Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu ile Türk ekonomisinin değerlendirmesinden başlayan ve Barsan Global Lojistik projelerine uzayan bilgi yolculuğunu siz okuyucularımız için gerçekleştirdim.Bilgilenmeniz dileğiyle..

Sayın Hocam, Barsan Global Lojistik öncesi var olan kariyeriniz hakkında bilgi rica etsem, neler aktarmak istersiniz?

1953 Yılında Erzurum’da doğdum.Lise dönemime kadar Erzurum’da yaşadım.1970 sonrasında Üniversite eğitimim için Ankara’ya geldim ve 1974’ te Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni (şimdiki adıyla Gazi Üniversitesi) bitirmemle hemen iş hayatına adım attım. İşhayatıma 1974 yaz döneminde Maliye Bakanlığı Hesap Uzman Yardımcılığı sınavını kazanarak başladım. 30 yıl süren bürokratik meslek hayatımda pek çok farklı kurumda, farklı unvanlarla görev aldım. Bunları çok kısaca şöyle sıralayabiliriz:1977 Hesap uzmanı-1981 Baş Hesap Uzmanı- 1985 Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ve 1990 Müdür Yardımcısı- 1994 Hazine ve Dış Ticaret Müsteşaryardımcılıkları ile Hazine Müsteşar Vekili -1997 Gelirler Genel Müdürü- 1999 Turizm Bakanlığı Müsteşarı- 2000 Gümrük Müsteşarı. 2004 yılında Gümrük Müsteşarlığı görevimden istifa edip ayrıldım. Üniversiteye geçtim.

Bürokratik görevlerim esnasında aynı zamanda Akademik çalışmalarımı da sürdürdüm.1986 yılında Mali Hukuk alanında Gazi Üniversitesi’nden “Doktora”derecesi aldım. 1989 yılında yine aynı alanda Ankara Üniversite’sinden de “Doçent”derecesi aldım.2004 yılında ise; Gazi Üniversitesi’ne Profesör olarak geçtim. Ayrıca1979 yılında lisans üstü öğretim görevlisi olarak başladığım hocalık kariyerimide öğretim üyesi olarak (30 yıllık bürokratik yaşamım esnasında) yaklaşık çeyrek asırdan beri sürdürdüm.Bu kariyerimin 11 yılını Siyasal Bilgiler Fakültesinde ve birçok farklı Üniversitelerde de (Hacettepe Üni-AtatürkÜni-Maliye Yüksek Okulu) ders vererek sürdürdüm.Ayrıca sayısını hatırlayamadığım kişisel makalelerim ve 9 adet kişisel ve ortak yayınlanan mesleki kitaplarım var. 5 yıl “Finansal Forum”da yazılar yazdım. En son olarak da 2 yıla yakın süredir “Para”dergisinde yazılarım yayınlanmaktadır.

Peki hocam, bu başarılarınız sonrasında çok farklı bir alanda, ‘’ Lojistik’’sektöründe faaliyet gösteren bir firmada Genel Koordinatör olarak başladınız. Bu nasıl oldu, biraz bahseder misiniz?

Son olarak bulunduğum Gümrük Müsteşarlığı görevim dolayısıyla birçok Lojistik firması yöneticisi ile tanışıklığım oldu. Bunlardan bir tanesi de Barsan Global Lojistik’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Kamil Barlın idi. O tarihlerde başlayan tanışıklığımız zaman içinde arkadaşlığa dönüştü ve geçen yıl kendisinin bana ricası olunca bende bu görevi kabul ettim. Her ne kadar bu sektörün içinden gelmesem de, sonuçta üstyönetimlerde bulunmuş biriyim ve iş kaynağının nasıl yönetileceği konusunda tecrübeli bir yöneticiyim. Bir orkestraşefi tüm enstrümanları çalmayı bilmese de çalanları yönetir.Bu şekilde düşünebilirsiniz. Mantık aynıdır. Önemli olan enstrümanlardan gelen ses akortlarının aynı çıkmasını sağlayacak bilgiye sahip olmaktır. İş kolu farklı görünebilir ama yönetim bilgisi her sektörde uygulanabilir. Olaya böyle bakıp değerlendirmek lazım. Maliye Bakanlığı tecrübesi olan ve bu eğitimi alan arkadaşlarımızın geneli, bu anlamda hep yönetimin farklı alanlarında tercih ediliyorlar. Ben bunlardan sadece birtanesiyim. Maliye ve Planlamanın iyi bir misyonu olduğunu söyleyebilirim.

Son bir ay öncesi yeni bir ortaklık gerçekleşti. Bu ortaklık hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Türkiye'nin önde gelen iki lojistik firması Barsan Global Lojistik ve Ünimar Grubu "Ünimar Lojistik A.Ş" adıyla ve % 50 ortaklıkla yeni bir şirket kurmayı uygun buldu. Özellikle hava ve deniz forwarding işleri bu yeni şirket üzerinden yürütülmeye devam edecek.15 Ağustos 2008 tarihinde faaliyetlerine başlayan şirketin hedefi ise; dünyanın her bölgesinde entegre lojistik hizmeti vermek. Özellikle Uzak Doğu bölgesi, bunun yanısıra Amerika, Orta Doğu ve Karadeniz bölgelerinde yeni güç merkezleri oluşturmak öncelikli hedefimiz olacaktır.

Türkiye'nin artan dış ticaret hacmi pazara canlılık kazandırıyor ve son 10 yıldan beri lojistiğin önemi gün geçtikçe artıyor. Bu nedenle Barsan Global Lojistik olarak özellikle lokal krizlere karşı güç birliği yapmanın ülke ekonomisini güçlendireceğine inanıyoruz. Yabancı şirketlerin Türk şirketlerini satın aldığı bugünlerde, iki Türk şirketinin güçlerini birleştirip uluslararası arenada küresel güç olmaları girişiminin, sektör adına büyük bir adım olduğu düşüncesindeyiz. Bunun başka sektörlere de örnek olmasını diliyoruz. BGL olarak taşımacılığın yanında, depolamave gümrükleme alanındaki uzmanlığımızı; Ünimar'ın deniz ve havataşımacılığındaki gücü ile birleştirerek dünyaya entegre lojistik hizmeti sunma arzusundayız.

Birçok firma, yabancı veya Türk olsun, birleşmeler ya da satın almalar yapıyorlar. Hisse anlamında ise genelde biri % 51’ ine sahipken, diğeri % 49 hissede kalıyor. Oysa sizde Barsan Global Lojistik olarak yapılan birleşmeler %50- 50 oluyor. Bunun arkasında yatan sebep nedir, açıklar mısınız?

Şirket olarak, yapılan ortaklıklarda güç birliği, know-how ve sinerji yaratarak çözüm ortaklı bir yaklaşım içinde büyümeyi hedefleyen, yok etmek yerine rekabet etmeyi tercih eden bir iş felsefesine sahibiz. Dolayısıyla var olanı nasıl daha iyiye götürebiliriz anlamında ortaklaşa bilgi paylaşımı, ancak % 50 -50 ortaklık ile mümkün olur. Bunu örneklemek gerekirse; sizin şu an kullandığınız ses kayıt cihazının parasının %50’ sini ben ödersem, yarısına sahip olurum.Diğer yarısına da siz sahipseniz, kullanacağımız koşulları belirlemek için ortak paydada buluşabileceğimiz bir model geliştirebiliriz. Haftanın 2 günü sen kullan 2 günü ben kullanayım demek gibi. Karşılıklı olarak çözüm üretip, karara varacağız. Öteki türlü ben %51 hissesine sahipsem, zaten nasıl kullanılacağının kararını da ben vermiş olacağım. Bu tür bir yaklaşımda sinerji, güç birliği ve know-how yoktur. Her şey tek taraflı olduğu için, sadece karşı tarafı nasıl yoketmeliyim amacı vardır. Karşıt güçler oluşur ve birbirini nasıl yok edeceğinin planları yapılır. Bir gün, biri diğerini yok eder ve şirkete tek başına sahip olur. Amaç tek başına bir şirkete sahip olmak mıdır? Yoksa birlikte sinerji yaratıp, global pazarlarda daha iyi olabilmek için çalışmak mıdır? Tabi ki gelişen dünya pazarlarında daha iyiyi bulmak için güçleri birleştirmek amaç olmalıdır.

Bu felsefede çalışmamızın ilk örneği bu değildir. Daha öncesinde De-Ka Gümrükleme firması ile böyle bir çalışma içine girdik. Ayrıca yine kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu Manisa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilk Türk firması olarak ‘MOSBAR Lojistik Hizmetler AŞ’yi kurduk. Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) 20 milyon dolarlık yatırımla Lojistik Köyü oluşturduk. Bu ortaklıkda %50- %50 felsefesi sonucunda gerçekleşti. Manisa OSB'ye demiryolu ulaşımını getirmek ve lojistik köyü kurmak için başlatılan proje hayata geçti. Böylece; bölgedeki sanayicilerin taşımacılık maliyetleri ciddi anlamda azalacak ve İzmir Manisa Karayollarının yükü de hafifleyecekti.

Türkiye, Lojistik sektöründe nerededir ve genel anlamdaTürk lojistik firmaları gelişen pazarlarda nasıl bir çalışma içinde olmalıdır?

Türkiye’nin Dünya Lojistik sektörünün içinde var olacak konuma gelmesi için, uzun soluklu bir maraton koşusuna hazırlanması şarttır. Tabii bunu söylerken, dünya pazarlarında olup, bu işin hakkını veren, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen yerli şirketlerimizi sözümün dışında tutuyorum. Ama bu demek değil ki, dünyada devleşmiş firmaların yer aldığı bir pazarda, biz Türkiye olarak varız ve yarışacak durumdayız. Çünkü birçok kişi ve firma, daha Lojistik kelimesinin anlamını bilmezken, ‘Lojistik’ sözcüğünün segmentlerini bünyesinde hayata geçirmeden kendini var etmeye çalışması bunun bir göstergesidir. Bugün birçok firma Lojistik bünyesini oluşturan üç segmentten sadece birini faaliyet alanı seçerek başarılı olmaya çalışıyor. Lojistik sektöründe var olmak için öncelikle depolama, taşımacılık, gümrükleme segmentlerinin şirket bünyesinde ana faaliyet alanı olarak bulundurulması gerekir. Sonra sistem yaratılmış mı, dünya oyuncuları içinde yer alabilecek düzeyde plan ve projeler yürütülebiliyor mu, buna dikkat edilir. Sadece sermaye ile iş yapılabilecek bir sektör olarak görmekten vazgeçmek ve her şeyin ötesinde know-how sahibi olmak gerekir. Lojistik sektörünün kendi içinde ölçeği var. Bu ölçekte asgari iş yapabilmek ve var olmak için; güçlü bir fiziki altyapı, ve güçlü beşeri insan kaynağı oluşmalıdır. Ayrıca finansal, fiziki ve beşeri alt yapının yanında, zaman içinde kazanılmış bir know-how da olmalıdır.

Türkiye ekonomisiyle ilgili beklentileriniz var mı? Bu anlamda genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Türkiye'de bazı çevreler özellikle basın, ekonomik tabloyu gayet olumlu gösteriyor. Tozpembe bir tablo çiziliyor. Ancak sokaktan, yani vatandaş cephesinden bakarsanız öyle toz pembe bir görüntü yok. Dolayısıyla ekonomik göstergelere nereden bakarsanız öyle görürsünüz. Farklılık olabilir. Dünyadaki ekonomik gidişat 2008 yılında olumlu görünüyor. Dünya ekonomisinde özellikle Uzak Doğu kaynaklı önemli bir büyüme olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla dünya, gelişimini sürdürüyor. Özelliklet icaretteki gelişim çok hızlı sürüyor. Dünya ticareti 12 trilyon dolarlık işlem hacmine sahip. Bugün, 200 - 250 milyar dolarlık hacmimizle dünya ticaretinin ciddi bir oyuncusu konumundayız.

Hükümetimizin Ekonomi politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son yıllarda enflasyon, büyüme, kamu borçları ve bütçe ile ilgili konularda olumlu gelişmeler yaşanıyor.. Yıllarca yüzde 60'lar düzeyinde seyreden enflasyon, şu an yüzde 10'un üzerinde. Gelecek 10 yıla baktığımızda, enflasyonda % 10 düzeyinde bir direnç olacağını ön görüyoruz. Ancak enflasyon, bu yıl içerisinde % 4 olarak ön görülüyor. Bu oranı yakalamak hayalidir. Dikkat çeken diğer bir husus ise Türkiye'nin 5 yıldır sürekli büyümeyi sürdürmesidir. Kamu borçlarında da olumlu gelişmeler görüldü. Ben 1994 yılında, 5 Nisan kararlarında Hazine' deydim. 5 Nisan kararlarını hazırlayan teknik kurulun içerisindeydim. Şunu ifade edeyim gerçekten ciddi bir borç stokumuz vardı. Öyle bir noktaya gelmiştik ki 2001 yılında topladığımız tüm vergiler, borcun faizini bile ödemeye yetmiyordu. Bütçe için hükümetin mali disiplin konusunda gösterdiği çaba dış dünyada hep olumlu karşılandı. Ancak bu performans makro çerçevededir. 2007 yılında bütçe fren tutmadı ve 2007 yılının ocak ayında bütçe açığı 6 milyar YTL ‘yi buldu. Cari açık konusuna dikkat edilmesi gerekir. Türkiye'ye dışarıdan sürekli döviz geldiği için sanal bir saadet havası yaratılıyor. Sonunda bu durum bir problem olarak karşımıza çıkacak ve lastik bir yerde patlayacak. Bu politikalardan vazgeçilmesi yararımıza olacaktır.


.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2791
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

Hayatım boyunca insan ve insan psikolojisi üzerine her türlü yazı ve bilgi içerikli yayınları tak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster