Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
531
 

Baş döndüren hızla özelleştirme

Baş döndüren hızla özelleştirme
 

arrowdown


Bu iktidar döneminde şimdiye kadar yapılan özelleştirmelerin yüzde sekseni yapılmış...

Özelleştirme nitelik açısından servet transferine, içerik açısından yabancılaştırmaya dönüştü.

Öyle ki, bankalardan sigorta şirketlerine, limanlardan fabrika arazilerine çoğu varlık artık yabancıların. Antalya otellerinin dünkü patronları bugün o otellerin mal tedarikçileri…

Sermayenin tabana yayılması, çalışanlara öncelik tanınması ve istihdamın gözetilmesi gibi ilkeler zaten çoktan terk edildi.

Fakat özelleştirme hala iştah kabartıyor, baş döndürücü bir hıza endekslenmiş bulunuyor ve belli ki bir çok taşınmaz da dahil elde kalan ne varsa satılacağa benziyor…

Bu yılın sonuna kadar 34 varlığın satışının planlandığı kaydediliyor… 10 milyar dolar için!

Liste kabarık: Kemerköy Liman Sahası, Hamitabat Santralı, İzmir Limanı, iki Boğaz köprüsü, 8 otoyol, elektrik dağıtım bölgelerinden; Akdeniz, Boğaziçi, Gediz, ayrıca Kayseri Şeker’deki kamu hisseleri ile Tekel’e ait taşınmazlar…

Kamunun elindeki gayrimenkuller belli ki en çok iştah kabartan cinsten: Bunların arasında, Sümer Holding’in Ankara’daki taşınmazları, Manisa tütün depoları ve Maliye Hazinesine kayıtlı 51 bin metre kareyi bulan arsalar var. Özelleştirme kapsama alanında “merhum” Halk Bankasından sonra sırada Vakıfbank’ın olduğu biliniyor…Hele bir Bor madeni var ki, üzerindeki oyunlar, tam bir dram...

2012 yılında tahsil edilen 945 milyon dolar ve tahakkuk eden 9,1 milyar dolar olmak üzere teorik özelleştirme geliri kapasitesi, 15,5 milyar dolar.

Bu tesislerin gerçek değerininse bu rakamın çok üstünde olduğu söyleniyor…

Düz mantıkla bir sınama ve sağlama noktası var: Özelleştirilen tesisi alanlara ertesi gün aynısını kaça kurarsınız diye sorsanız çok şey açıklığa kavuşur, üstelik üretim amaçlı tesislere arsa teşviki anlayışınca arsa payını düşseniz bile, aldıkları fiyata o tesisleri kuramayacakları hemen anlaşılır… Ya da tersten gidelim özel kesimin elindeki benzer tesisleri veya araziyi kamulaştırmaya kalksanız kim bilir ne fiyat verirler…

Evet özelleştirme baş döndürücü bir hızla devam edeceğe benziyor: Çaydan şekere, bankalardan şans oyunlarına… 70 milyar dolarlık bir pasta var; yağmalanacak!

Cari açığı bir türlü yamayamayan ve sıcak paraya dayanarak ekonomiyi çeviren bir anlayış yılda ortalama 10 milyar dolar gelirle dengeleri elinde tutma yöneliminde…

Olan kamu stokuna oluyor; ulusal envanter eriyor yanı sıra çalışma yaşamı da bu gelişmelerden olumsuz etkileniyor…

Özelleştirme onun şampiyonu olan ülkelerde bile artık terk edilmekte… Buna karşılık 80’ler ile 90’ların ara kesitinde neo-liberal ekonomik düzeneğin en temel amacı haline gelen özelleştirmede bunca ısrar etmek, rasyonaliteye de aykırı.

Eğer verimlilik (ve etkinlik) açısından kamu veya özel mülkiyet arasında mutlak bir ilişki kurulamıyorsa, kamu sektörüne nitelikli yöneticiler atayarak o varlıkların, tesislerin, yaşamasına ve yarışmasına olanak tanınması gerekmez midir? Kaldı ki KİT modeliyle kalkınmasına ivme katan ve ekonomide demokrasisini geliştirme olanağına kavuşan ülkeler ve dönemler de var… Tıpkı bizde bir zamanlar olduğu gibi… Bu gerçekliğinde göz ardı edilmemesi gerekir…

Özelleştirmelerin sendikal haklar başta demokrasiye olumsuz etkileri bir yana söz konusu olan büyük çaplı varlık satışlarının hukuka da adeta baskı yaptığı (en son Danıştay’ın idari denetim açısından fiilen işlevsizleştirilmesi gibi)  ve dahası böyle bir iklimde, yasama faaliyetlerinin bir tür lobicilik yaklaşımının tasallutuna açıldığı da iddia edilmektedir.

Bütçe açıklarını kapamak, makro dengeleri yapay olarak tutturmak uğruna yapılan özelleştirmelerin tümü “alıcının” dışında bütün bir topluma zarar olarak yazılmaktadır.

Bu durum, “karları özelleştiren, zararı kamulaştıran” bir yaklaşımın kanıksanmasına da katkı sağlamaktadır.

Artık doygunluk aşamasına gelmiş özelleştirmelerden vazgeçilmeli, sosyal ekonomik politika izlenmelidir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Özelleştirme latince "privare" kelimesinden gelir. "Birinin malını, mülkünü elinden almak" ve hatta "çalmak" anlamına gelir. Bizdeki uygulama da aynen böyle. Soygun sürüyor...

Mehmet Dinlet 
 11.12.2012 15:27
 

ya birakin bu hikayeleri ... hukumetin ekonomi alaninda elde ettigi mucizevi basariyi tutup da GSMH yaninda komik kalacak ozellestirme rakkamlarina baglama çabalarina kimse inanmiyor ... zaten artik hangi medeni ulkede KIT diye birsey var ??? tum ozellestirmelerden elde edilen rakkam A.N. Sezer'in Anayasa kitapçigini firlatmasini takiben girilen ekonomik krizin faturasinin 10'da birini karsilamaya bile yetmez ... ustelik bir de Dervis'in IMF'ye yaptigi borçlari odediler .. birakin bu hikayeleri de 7/24 çalisip ulkeyi batmaktan kurtardigi için sabah-aksam AK Partiye dua edin ...

Demokrasi Penceresinden 
 09.12.2012 9:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster