Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '08

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
14828
 

Baş örtmek Kuranda farz (şart) mıdır-2

BAŞINI ORTMEYENLERi NASIL BİR CEZA BEKLiYOR? ALLAH ADALETİ NASIL SAĞLAR?

Sevgili Dostlarım,

Konuyla ilgili ilk yazımda İlahiyatçı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın, 2000 yılı Haziran ayında yayınlanan 'İslam ve giyim kuşam' adlı kitabında, Başörtüsü hakkında yapılan çarpıcı açıklamalardan bahsetmiş ve Kuranda böyle bir farzın yer almadığını açıklamıştım.

Bugün sizlere, bir ılımlı İslami yazarın, Amerika’da Kuzey Carolina’da oturan Ahmed Hulusi(Baki) nin, kadınların başörtüsü hakkındaki yaptığı bir yorumu sunmak istiyorum;

"Kuran’da kadının başını örtmesi konusunda ayetler vardır. Yani bu, hanımlara yapılan bir tekliftir!

Fakat bir hanım başını örtmediği takdirde ne olacağına dair ne bir Kuran ayeti vardır; ne de Hz. Rasûlallah’ın getirdiği bir açıklama vardır.

Dolayısıyla, İslâm Dini’ni kabul etmiş olan bir hanım, eğer başını örtmüyorsa, biz onun hakkında hiçbir yorumda ve değerlendirmede bulunmayız.

“Yaptığı hareket, onunla Allah arasında çözümlenecek bir olaydır. Allah nasıl dilerse, onun hakkında öyle hüküm verir “ deriz ve geçeriz "

Hemen belirteyim ki Ahmed Hulusi, ilk kez mutat davranışının dışına çıkmaktadır.

"Kuran’da kadının başını örtmesi konusunda ayetler vardır” demekte ama her zaman yaptığı gibi, söz konusu ayetleri, Kurandaki numaralarıyla beraber verip, açıklamalarda bulunmamaktadır. Acaba neden? Çünkü önceki yazımda da açıkladığım gibi, Kurandaki ayetler, bütün Müslüman bayanların mutlaka saçını örtmesi gibi bir anlam taşımamaktadır. Bu nedenle de saçını örtmeyenlere, dünyasal ve ahiretsel ne gibi bir ceza verileceğine dair, ne Kuran'da ne de Hadislerde tek bir açıklama yoktur. Hukukta genel kuraldir. Cezasiz suc olmaz. (Bunun Fizikteki karşılığı “Determinizm yasasıdır; “Her etki kendisine eşit ve zıt yönde bir tepki oluşturur”. Bu ilke Sosyal bilimlere “Karşılıklılık Yasası” olarak girmiştir) Kurani iyi bileceksin ve Kuranda Bas ortmemenin hem hic bir yaptirimi ve cezasi olmadiigini bileceksin, hem de Kuranda gecen ayetin ismini bile vermeden "Basortusu ortmek gerektigi Kuranda yaziyor", diyeceksin. Kusura bakmayin bu takiyyedir. MIS gibi yapmaktir. Bilimsel Tasavvufcuyum diyen, Mevlanadan bahseden biri ayni zamanda caktirmadan Turbani savunuyorsa, orada durup bir dusunmek gerekir. Benim kimsenin sahsiyla problemim yok. Ancak BILIMSEL TASAVVUF (Ahmed Hulusinin Web sitesinin adidir) ogretiyorum yaftasi altinda Amerikan menseli yeni cag hurafelerinin, İslami versiyonlarinin piyasaya surulmesine de karsiyim. Dinlerin, iceriklerini Modern bilime ispat ettirme gibi bir derdi yoktur. Ama her nedense her devirde gayretkesler cikar. Insanlarin ve inandiklari Dinin basina ne geldiyse bu tip gayretkes koruyucular yuzunden gelmistir.

BILIMSEL TASAVVUFÇU Ahmed Hulusi, maalesef Atatürkçü ilahiyat Profesörleri kadar cesur davranıp,

"Kuran’da Kadınlara bas örtme mecburiyeti getirilmemiştir. Bu bir gelenektir ve kaynağı da Yahudiliktir, Hıristiyanlıktır" DİYEMEMEKTEDİR.

Peki, ne demektedir,

"Allah nasıl dilerse, onun (başını örtmeyenin) hakkında öyle hüküm verir, deriz ve geçeriz ."

Sanki Allah’ın Esma-ül Hüsna’da yer alan isimlerinden biri “EL ADL” değildir.

Sanki Allah, kendi yasalarıyla oluşturduğu ilahi sistemin kurucusu ve başı değildir de Truva savaşında Aşil’e torpil geçen bir Yunan Mitolojisi ilahıdır.

Bilmeliyiz ki bir güce sahip olmak ve istediğini yapabilecek konumda olmak, biz insanların bile çoğu durumda keyfi davranmasına yol açmaz. Kaldı ki Allah, adaleti sağlayan yasaları koyan ve istisnasız uygulayandır. Ve yine biliriz ki Allah’ın hiçbir yasası rüşvet kabul etmez, ne manevi ne de Fiziki yasaları. Allah’ın, “katili de maktulu de ayni güneşiyle ısıtıp, ayni yağmuruyla ıslatması” bu nedenledir. Ama bunda bir adaletsizlik YOKTUR. Çünkü Allah kendi koyduğu yasalara, kendisi de uyar ve onun daha temel düzeyde adaleti sağlayan bir başka yasası vardır. Bu nedenle Kuran’da, “Kimseye kil kadar haksizlik yapılmaz” ayeti yer alır. Aynı sebepten, bir dua olan Amentü’de yer alan, "Hayr da Şer de Allah'tandır" sözü, ne insanin sorumsuz bir kukla/robot olduğunu ne de Allah’ın, keyfi davranıp, adaleti göz ardı edebileceğinin bir kanıtı olarak görülemez. Bu sözün gerçek anlamı, "Hayr da Şer de Allah'ın yasalarının işlemesiyle tezahür eder/oluşur" şeklindedir.

Aksi takdirde, Allah'ın başımıza gelen her şeyi önceden tespit ettiğini ve bizlerin de mecburcu, sorumsuz köleler olduğumuzu, kabul etmemiz gerekir.

Tabii o zaman bir Filozof Sair, Ömer Hayyam şöyle deyiverir;

Oldurmek de, yasatmak da senin isin
Bu dunyayi gonlunce duzenleyen sensin
Ben kotuyum diyelim, kimde kabahat?
Beni boyle yaratan sen degil misin?

O halde kukla olmayıp, Allah tarafından yaratılmış, seçme hakkı olan insanlar olduğumuzu hiç unutmamalıyız.

Bilmeliyiz ki sadece ve sadece ektiğimizi biçmekte, bir siyasal simge olan Türban’ın başımıza dert edilmesinden tutun da AKP’nin seçim kazanması ve varımızı yoğumuzu AB’ye ABD’ye satmasına kadar, her şeyi deterministik olarak hak etmekteyiz. O halde nasıl bugünü oluşturan sebepleri dün biz oluşturduysak, aydınlık yarınları oluşturacak sebepleri oluşturacak eylemlere bir an önce başlamalıyız.

Sevgilerimle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

profösör.dr.Beyza Bilgin.İlahiyatçı *Başı açık bir bayanım. Namazımı kılıyor elimden geldiğince ibadetlerimi yerine getirmeye çalışıyorum. Başörtüsüyle ilgili Kuran ne diyor? *Türban takmıyorum. Orucum kabul olunur mu? Kuran'da başörtüsü kelimesi, büyük bölümü kadın-erkek ilişkileriyle ve bu ilişkiler çevresinde gözetilmesi gereken birtakım ahlak kurallarıyla ilgili olan surede geçer: "Kadınlar, kendiliğinden görünen yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar, bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar" denilmiştir. (24 Nur, 31) Bu söyleyiş biçimi, ayetin emir kalıbının dışında, tavsiye kalıbında olduğunu gösterir. Muhammed Esed, 'başörtülerini (hımar) yakalarının üzerine indirsinler' ifadesini ilk müfessirlere dayanarak şöyle açıklamıştır: "Hımar, hem İslam'dan önce, hem de İslam'dan sonra kadınların kullandıkları geleneksel başörtüsüdür. Klasik müfessirlere göre, bu başörtüsü İslam öncesi dönemde kadınlar tarafından az çok süs giysisi olarak ku

Gülden Işık 
 10.02.2008 13:25
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. "Hımar" kelime anlamı olarak, örtüdür. Nur 31. ayette baş kelimesi yoktur, "BAŞ" kelimesi, parantez içinde meallere eklenmiştir. Hele tek bir tel saç görünmeyecek şekilde örtünmek söz konusu değildir. Üstelik Hz.Muhammed devrinde Müslüman cariyelerin başını örtmesi yasaktır. Halife Ömer başını örten bir cariyenin örtüsünü çekip çıkartmıştır.Demek ki normal bir baş örtme dahi tüm kadınlara önerilmemiştir. Dolayısıyla müslümanlığı temsil eden bir simge olarak görülemez. Fakat şu anda yapılmak istetn tam tersidir. Atatürk düşmanı ABD uşağı malum guruhun, Atatürk'ün kurduğu Laik cumhuriyete saldırı için kullandığı silahtır.  19.02.2008 0:23
 

Yazdıklarınızın tümüne katılıyorum.Kendimle çelişkiye düşsem de aydınlık yarınlar için fazla umutlu değilim. Nasıl olsun? Sevgili Tuncay Özkan'ın dışında ortaya çıkan kaç kişi var? Sahi, biz kaç kişi kaldık? Yine de umuda çağrı yaptığınız için teşekkürler.

Melek Koç 
 14.01.2008 15:20
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. Bardağın diğer yarısına bakın derim:-)  16.01.2008 0:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 59
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 2272
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Ayrik otu tohumu ekip, buğday imajinasyonu yaparak, Buğday  hasatı yapabilir misiniz? Her ne ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster