Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '06

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
6961
 

Başaracağınıza inanmanızı engelleyen engeller

Başaracağınıza inanmanızı engelleyen engeller
 

Bir önceki yazımızda “ Başarıya İnanmanın ” başarmayı nasıl etkilediği üzerinde durmuştuk. Hiç kuşkusuz aslında her insan başarmak ister. Fakat inanç gücüne sahip olamaz ve başarabileceklerine inanmalarını engelleyen engellere takılırlar. Bunlar:

1. Başarısızlık korkusu

2. Başarı hakkında yanlış yada olumsuz düşünceler

a. Yanlış yapma düşüncesi

b. Mazeret oluşturma

* Başarı için zeka lazım

* Ama benim sağlığım bozuk

* Ben bu işi yapacak bilgiye sahip değilim ki

* Çok yaşlı yada çok gencim

* Başarmak için insanda şans olmalı, bense kör talihlinin biriyim

3. Küçük ve dar düşünme ya da vizyonsuzluk

4. Mükemmeliyetçilik

Bu engelleri yada hastalıkları nasıl tanırız? Belirtileri nelerdir? Ne gibi zararları vardır?

Bu yazımızda bu konular üzerinde duracağız. Sonraki yazılarımızda ise bu engelleri nasıl aşabileceğimize değineceğiz.

1. Başarısızlık korkusu

Bazı insanlar ya da çoğu insan, “Ya başaramazsam!” düşüncesi altında ezilir kalırlar ve daha baştan kaybederler. Başarısızlık korkusu, bir de olumsuz düşüncelerle, yani “Neden başarılı olamam’’ Düşünceleriyle birleşirse, kişiye adım atma fırsatını bile tanımaz. Korku başarının bir numaralı ve en büyük düşmanıdır. Kararsızlık ve ertelemeler de korkuyu büyüterek yenilmez bir canavara dönüştürür. Bunlardan uzaklaşmaya bakın... (Sonraki yazılarımızda, korkularımızı nasıl yeneceğimiz üzerinde duracağız.)

2. Başarı hakkında yanlış ya da olumsuz düşünceler

a. Yanlış yapma düşüncesi ya da korkusu: Başarısızlık korkusuyla ilişkiliyse de farklı yanları vardır. Başarısızlık korkusu, adım atma kaygısıdır. Başarısızlık korkusu inancı tamamen engeller. Fakat yanlış yapma korkusunda az da olsa inanç gelişebilir, hatta bir miktar inanç vardır. Ama yeterli değildir. Yani yanlış yapma düşüncesi, başarısızlık korkusundan daha az tehlikelidir.

Fakat bu iki korku çoğu zaman birlikte gezerler ve iyi arkadaştırlar. Omuz omuza verdiklerinde çok yıkıcı olurlar ve düşmanlarına hareket hakkı tanımazlar.

b. Mazeret oluşturma: Çoğunlukla rastlanan ve kişi için en tehlikeli mazeretler zeka, sağlık, yetersiz bilgi, yaş ve şans mazeretleridir. Şimdi bunlara kısaca değinelim;

* “Başarı için zeka lazım” Kişi kendi zekasını küçümser, yetersiz görür. Buna karşılık başkalarının zekasını da büyütür ve abartır. Ayrıca zekayı başarı için gerekli en önemli etkenlerden biri zanneder ve yanılır. Bu yanılgı onun girişimciliğini öldürür.

* “Ama benim sağlığım bozuk” Bazıları kendilerine ille de hastalık ararlar. Bu da hasta olmaları için yeterlidir zaten. Tabiri yerindeyse kendilerini zorla hasta ederler. Dr. Schinler göre hastanede yatan her dört kişiden üçü DSOH (Duyguların Sebep Olduğu Hastalık) kurbanıdır. Bu kişiler sağlık konusuna olumsuz yaklaşırlar, genellikle bardağın boş kısmını görürler, yani iyimser düşünmezler.

* “Ben bu işi yapacak bilgiye sahip değilim” Zeka mazeretiyle aynı mantıkla yürür. Kişi kendi bilgisini azaltır, kendisini ucuza satar. Başkalarının bilgisini ise çoğaltır ve abartır. Bilginin çokluğundan ziyade bulunan bilginin doğru kullanılmasının daha önemli olduğunu düşünemez. Ayrıca kendinde olanlara konsantre olmak yerine olmayanlara konsantre olurlar.

* “Çok yaşlı yada çok gencim” Kimine göre yaşlılık, kimine göre de gençlik problemdir. Çokları doğru yaşta olmadıklarını düşünerek yapmak istediklerini denemezler bile. Önemli olan yaş değil, yaşa yaklaşımdır ve bu mazereti kullananlar yaşa olumsuz bakarlar.

* “Başarı için insanda şans olmalı, bense kör talihlinin biriyim” Earl Wılson bu mazereti kullananları şu mizahla ifade eder:

“Başarı mı dedin? Başarı tamamıyla şansa bağlıdır! İnanmazsan başarısız insana sor.”

Bu mazeret kişinin gerçek sebepleri görmesini engeller.

Mazeretler, iyi çalışan birer savunma mekanizmalarıdır. Oysa savunmaya değil, atılmaya ihtiyacınız vardır. Aslında mazeretler tamamen kişinin tutumlarıyla ilgilidir. Bu tutum ve yaklaşımlar yanlıştır ve insanı kör ederler. Gerçekleri görmelerini engellerler. Kendi kendinizi kör etmeyin, geniş açılarla bakın ve inceleyin.

3. Küçük ve dar düşünme ya da vizyonsuzluk

Bazıları büyük düşünmeyi akıllarından bile geçiremezler. Bu günü tam olarak göremedikleri gibi yarın hakkında da tahminde bulunamazlar. Ufukları kararmıştır. Tabiri yerindeyse bazen ayaklarının ucunu dahi göremezler. Aşırı koruyucu aile ortamında yetişenler bu duvara daha çok toslarlar.

4. Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçiler her şeyin dört dörtlük ve eksiksiz olmasını beklerler. Ufak dahi de olsa bir eksiklikte pes edilir. Gerçekte ufak tefek şeyler kale alınır ve çok önemliymiş gibi üzerilerine yoğunlaşılır. Herkesin hata yapabileceği ve her şeyin eksik bir tarafının bulunabileceği itibar görmez. Mükemmeliyetçilik aynı zamanda korku meydana getirir. Eksikler görüldükçe korku ve endişe artar. “Ya mükemmel yap ya da yapma” tutumu hakimdir. Bir eksik bulunduğu için genelde yapmama tercih edilir. Başlamak ve harekete geçmek için koşulların dört dörtlük olmasını beklerler… Puşkin,

“Atın dört ayağı vardır, ama yine de tökezler” cümlesiyle bu konuya işaret etmektedir…

Bu engel ya da hastalıklar bazen az bazen çok, bazen birkaçı bazen de hepsi görülebilir. Ama herkeste bir miktar vardır veya gelişebilir.

Bu engel yada hastalıklardan nasıl kurtulabiliriz?

Kendimizi hangi yöntem ve tekniklerle tedavi edebiliriz?

Eğer engel veya hastalığımız yoksa, nasıl korunmalı ve gelişmelerini engellemek için neler yapmalı?

Özetle, başarı inancını nasıl oluşturabilir ve nasıl geliştirebiliriz?

İşte bu soruların yanıtlarına sonraki yazılarımızda değineceğiz…

Başarı mutluluk ve huzur dolu günler dileklerimle üç şeyden asla vazgeçmeyin; SEVMEKTEN, GÜLÜMSEMEKTEN ve de HEDEFLERİNİZDEN...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 488
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 12116
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

1996-2000 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü, Psikolojik Danış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster