Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Haziran '15

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
213
 

Başarıda 10 bin saat kuralı

Başarıda 10 bin saat kuralı
 

İş yaşantımızda uzmanlaştığımız konularda ya da okul yaşantısında başarının temel kaynaklarını ele alan birçok farklı çalışma yapılıyor. Bu alanda çalışanlar başarının bir formülünü ortaya koymaya çalışıyorlar.

Başarının formülü (eğer var ise), ortaya konulabilirse bu sadece bireysel anlamda değil, eğer sistemleştirilebilirse toplumsal anlamda da başarıyı garanti altına alacaktır.

Başarının Formülü

Kimi başarı için tek altın formülü çalışmak olarak ortaya koyuyor, kimi sadece yetenek. Peki, yetenekler doğuştan mı geliyor yoksa sonradan mı kazanılıyor?

Dünyanın dört bir tarafındaki psikologlar çoğumuzun yıllar önce yanıtlanmış olduğunu varsaydığımız bu sorular üzerinde hararetli bir şekilde tartışıyor, soruyor…

Soru şu: Doğuştan yetenek diye bir şey var mı?

Yanıt açık: Evet…

Örneğin herkes çok güzel bir sese sahip olamıyor ya da yüksek bir IQ seviyesinde. Yine el işlerine yatkın olanlar ve olmayanlar hemen kendilerini bileceklerdir.

Peki, herhangi bir işte başarı için yetenek tek başına yeterli midir? Cevap basit değil mi? Hayır…

Başarı için yetenek ve çalışmak (ya da hazırlık) bir arada gerekiyor deniliyor.

Psikologlar üstün zekâlıların kariyerlerine yakından baktıklarında, doğuştan yeteneğin oynadığı rolün o kadar küçük, hazırlığın oynadığı rolün ise o kadar büyük olduğunu görüyorlar.

Yetenekliler Üzerine Bir Araştırma

1990’ların başlarında psikolog Anders Ericsson ve Berlin’deki seçkin Müzik Akademisi’nden iki arkadaşı yetenek, çalışma ve başarı arasındaki ilişkileri araştırmak üzere bir araştırma yapıyorlar.

Akademideki kemancıları üç gruba ayırıyorlar. Birinci grupta yer alan yıldızlar; dünya klasmanında solo kemancı olma potansiyeline sahip öğrencilerden oluşuyor. İkinci grup sadece “iyi” olduklarına karar verilenler. Üçüncü grupta ise profesyonel olarak keman çalmaları beklenmeyen, ancak eğitim sistemi içinde müzik öğretmeni olmaya niyetli öğrenciler yer alıyor.

Araştırmanın ikinci aşamasında bütün kemancılara aynı soru yöneltiliyor: Kemanı ilk elinize aldığınız andan başlayarak bütün kariyeriniz boyunca kaç saat pratik yaptınız?

Araştırmanın sonunda başarılarına göre yapılan gruplandırmanın, kemancıların aynı şekilde toplam çalışma saatleri ile büyük paralellik gösterdiği görülüyor. 20 yaşında çok iyi performans gösterenlerden (birinci grup) her birinin toplam 10 bin saatlik bir pratiğe ulaştığı tespit ediliyor. Sadece iyi olan öğrenciler ise toplam sekiz bin saat pratik yapmışlar.  Üçüncü grupta yer alan geleceğin müzik öğretmenlerinin ise sadece dört bin saati biraz aşmış durumda oldukları hesaplanıyor.

Ericsson ve arkadaşları aynı çalışmayı piyanistler için de gerçekleştiriyorlar. Amatör ve profesyonel piyanistler arasında yapılan çalışmada amatör piyanistlerle profesyonel piyanistleri karşılaştırıyorlar ve ortaya aynı model çıkıyor.

Amatörler çocuklukları boyunca asla haftada yaklaşık üç saatten fazla pratik yapmamış ve 20 yaşına geldiklerinde toplam iki bin saat pratik yapmış durumdaydılar. Oysa profesyoneller pratiklerini her yıl sürekli artırıyor, 20 yaşına geldiklerinde de tıpkı kemancılar gibi 10 bin saate ulaşıyorlar.

Araştırmacıların yaptıkları çalışma şunu gösteriyor ki bir öğrenci en iyi müzik okullarından birine girebilecek kadar yetenekliyse onun performansını bir diğerininkinden ayıran ne kadar çok çalıştığı oluyor. O kadar.

Dahası, zirvedeki insanlar sadece daha fazla çalışmakla, hatta herkesten çok daha fazla çalışmakla kalmıyor.

Çok çok daha fazla çalışıyor.

Beyin Ne Kadar Sürede Başarı İçin Hazır Hale Geliyor?

Nörolog Daniel Levitin:

“Bu tür çalışmalardan ortaya çıkan tablo –herhangi bir alanda– dünya klasmanında bir uzman olmayı sağlayacak ustalık düzeyine ulaşmak için 10 bin saat pratik gerektiğine işaret ediyor.

Besteciler, basketbol oyuncuları, kurmaca yazarları, buz patencileri, konser piyanistleri, satranç oyuncuları ve diğerleri üzerine ardı ardına yapılan çalışmalarda bu sayı tekrar tekrar ortaya çıkıyor.

Hiç kuşkusuz, bu kimilerinin yaptığı pratikten neden diğerlerinden daha fazla şey sağladığını açıklamıyor. Ancak henüz hiç kimse, gerçek anlamda dünya klasmanında uzmanlığın daha kısa zamanda yakalandığı bir vaka ile karşılaşmadı. Görünen o ki gerçek uzmanlığa ulaşmak için beynin bilmesi gerekenlerle kaynaşması bu kadar zaman alıyor.”

Outliers – Malcolm Gladwell Kitabından...

Kaynak: www.ibrahimkayral.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 07.07.10
 
 

1978 Ankara doğumlu, ekonomi ve işletmeciliğe ilgi duyan eğitimini bu alanlarda devam ettiren anc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster