Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '11

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1413
 

Başbakan'a açık mektup

Başbakan'a açık mektup
 

Yoksulluk neymiş


Sayın Başbakan, sekiz yıllık iktidarınız döneminde, ülkemizde pek çok taşı yerinden oynattınız. Tabii ki, olumlu anlamda söylüyorum. Kimi yargılanamazların yargılanmasına katkı verdiniz. Kişi başına milli gelirimizi 2500- 3000 dolarlar civarından 10 bin dolarlar civarına çıkardınız. Geçmişe göre halkımızın refah ve mululuğunu yükseltecek çok ciddi adımlar attınız. 

İki de bir ülke yönetimine darbelerle el koyan, askerlerin darbe merakları yönündeki eğilimlerini iyice kırdınız. Yine darbe hazırlıkları içinde olan kimi sivil ve asker kişilerin yargı önüne çıkarılmalarını sağladınız.. 

Anayasa ve yasalardaki birçok yersiz ve çağ dışı hükümleri değiştirmek suretiyle ülkemiz insanına yeni ve daha iyi yaşanır bir Türkiye hazırladınız. Bütün bunlar, ve daha çokları hürtürlü taktirin üstündedir. 

Henüz yapmadığınız, yapmanızı beklediğimiz en önemli değişim, gelir dağılımındaki uçurumların makul düzeylere getirilmesiydi. Bu konudaki icraatlarınızın bizleri tatmin ettiğini söylememiz mümkün değildir. 

Dar gelirli vatandaşların üzerindeki dolaylı vergilerin çok büyük yük teşkil ettiği sizlerin de malümudur. Bu nedenle vergi yükünün zengin ve üreten kesime yükletilmesi için acilen bir vergi reformu yapmanız, iktidarda bulunduğunuz sekiz yıllık süre içinde sizlerden beklediğimiz en büyük icraatlardandı. 

Üzülerek ifade etmek isterim ki, gelir dağılımı çok kötü bu ülkede. Gelir dağılımındaki bu adaletsizliklere burada örnekler vermeme gerek olmadığını düşünüyorum. Bir Başbakan olarak sizlerin de bu adaletsizliklerden haberinizin olduğundan yüzde yüz eminim. 

Toplumdaki bir çok bunalımın da temel sebebi olan bu gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi için tüm toplumu tatmin edebilecek bir vergi yasası neden çıkarmadığınızı halen anlayabilmiş değilim. Sizin elinizi kim veya kimler tutmaktadır? Varsa böyle bir engel onu da lütfeder bizlerle paylaşırsanız mutlu oluruz. 

Özellikle dolaylı vergiler marifetiyle hiçbir geliri olmayandan da vergi almak utanç verici bir uygulama değil midir? Sizin maliye bürokratlarınızın kafaları bu kadar da çalışmıyor mu? Nedir bunun hikmeti anlamak istiyoruz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim bir tek aracım var. 6 yılda otuz bin kilometre yapmışım. "Hiç arabası olmayan da var." Tayyip Erdoğan'da dolaylı vergilere benimle aynı parayı ödüyor, "yani bir litre benzine ikimizde aynı parayı ödüyoruz", (o da ödüyorsa!) ayda evine 650 lira giren, diğer bir deyişle asgari ücret alan da aynı parayı ödüyor. Bu haksızlık değil mi? Siz de biliyorsunuz ki bu ülkede kümeste olanlardan başka doğru dürüst vergi veren yok. Hatta vergisini, algısını zamanında yatıran vatandaş, "her şeyim prosedüre uygun olsun diye çırpınan vatandaş" her şekilde cezalandırılıyor bu ülkede. Gelen vergi afları, diğer aflar vs ile... Gemisini yürüten kaptan, altta kalanın canı çıka. Bu sadece ülkemizin bir sorunu olmasa da, bizim gibi az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde birçok Avrupa ülkesi ile kıyaslanamayacak ölçüde vergide adaletsizlik, kaçak olduğunu siz de benim kadar iyi bilirsiniz. Öyle kaçaklar ki bazen işletmeler yanında çalıştırdığı eleman kadar bile vergi ödemiyor. Nasıl oluyorsa! Selamlr

Ayrıntıda gezinmek 
 25.01.2011 22:53
Cevap :
Değerli arkadaşım, dolaylı vergi gelirleri ile geçinen ülkelerdeki insanlarda adalet duygusu sağlam olamaz. Dalaysız vergi toplayabilmek için güçlü devlet olmak gerekir. Tabii ki o vergi oranlarını da makul ve mantıklı oranlara çekmek gerekir. Türkiye'mizde dolaysız vergiler de makul ve mantıklı oranlarda değiller. Sıkıntı çok, neresinden tutsanız elinize gelir. Umarım ileride işlerimiz düzelir. selam vesevgilerimle  27.01.2011 21:29
 

Siz 10 bin dolar demişsiniz insaflı davranmışsınız. Ben 15 bin dolar olarak okumuştum. Eğer bizim evimize ki; "tek çocuk, onu saymıyorum" sayarsam 30 bin dolar girmesi gerekir ki; "diğer hesapla 35 bin" biz o zaman ihya oluruz. Bir, bir ayda evimize giren ve ay sonunu ancak getiren paraya bakıyoruz, bir de beyan edilene şaşıp şaşıp kalıyoruz. Demek ki o dolarlar daha bizim eve girmeden birilerinin cebine giriyor. Diğer bir deyişle çalınıyor. Zenginin malı züğürtün cenesini yorarken züğürt bildiğimiz aynı züğürt, dolaylı vergilerde ise çenesini yoran o zenginle aynı seviyede, aynı meblağı ödüyor. Eğer iki kişiden 20 bin dolar girsin bizim eve, 3, bilemedin dört yılda bir bir daire almamız lazım. Biz almadığımıza göre bizim daireleri kim alıyor? Sorulması gereken asıl soru, işin özü burada galiba. Selamlar, saygılar.

Ayrıntıda gezinmek 
 24.01.2011 1:16
Cevap :
Sevgili A.gizlenmek rumuzlu arkadaşım, bendeniz iktisatçıyım. Kişi başına düşen milli gelir; bir ülkede bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin para olarak karşılığının , o ülke nüfusuna bölünmesiyle elde edilen rakkamdır. Bu rakkam doğrudan kimsenin cebine girmez. Dolaylı yollardan (Oto yol, köprü, hastane, v.s) şeklinde onlardan sen yararlanırsın. Ancak, o yararlanmayı bedava sanırsın. İşte yanılgınız burada. Devlet harcamalarının her kuruşunda senin hakkın yok mu? yaaaa.... bütün bunları bir düşün. Milli gelir, dünyanın hiçbir ülkesinde vatandaşın cebine girmez.Bunu hatırlatmak isterim.  25.01.2011 2:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 510
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Trabzon doğumluyum. Bir kamu kurumundan emekliyim, İktisat Fakültesi mezunuyum. İdeolojik saplant..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster