Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
569
 

Başbakan'ın Davos'taki tavrı

Başbakan'ın Davos'taki tavrı
 

Siz olsaydınız ne yapardınız?


ABD BAŞKANI BUSH'A AYAKKABILARINI FIRLATAN IRAK'LI GAZETECEİNİN EYLEMİNİ, HASAN TAHSİN'E BENZETENLER, TÜRKİYE BAŞBAKANI TAYYİP ERDOĞAN'IN DAVOS'TAKİ TAVRINI KİME BENZETİYORLAR ACABA?

Türkiye Başbakan'ı Tayyip Erdoğan'nın, Davos'ta takındığı tavrı destekleyenler olduğu gibi beğenmeyenler de oldu. Medya'ya baktığımızda, beğenenlerin yani "yapılması gerekeni yaptı" diyenlerin çoğunlukta olduğu açıkça belli oluyor.

Başbakan'ın tavrını eleştirenlerin bazıları, Başbakan'ın tepkisini doğru bulmakla birlikte tepkinin üslubu üzerinde durarak, "Başbakan, haklı olan bu tepkisini daha diplomatik bir üslupla dile getirebilirdi" diyorlar. Bu da saygı duyulması gereken bir yaklaşımdır bence.

Başbakan'ın tepkisi, bir kızgınlık anında aniden ortaya çıkan bir davranıştı. Kendisini tanıdığımız kadarıyla, bu durumda ondan diplomatik kurallar içinde daha yumuşak bir tepki beklenemezdi. İnsanın yaradılışından gelen bazı kişilik özellikleri vardır ki; ne kadar dikkatli olunursa olunsun bu olumlu ya da olumsuz özellikler bir anda ortaya çıkabilir. Başbakan'ınki de böyle olmuştur.

Başbakan'a yöneltilen bizden eleştiriler...:

Medyadan topladıklarım :

İlker Türkmen : "Bu öfkeli tutumun çok yansımaları olacak, vahim bir durum"

Özden Sanberk : "Erdoğan tam bir dış politika gafı yapmıştır"

Onur Öymen(CHP) : "Davos ve medeni dünya Erdoğan için bitmiştir"

Katılmadığım bu eleştirilerin dışında, "Alaycı bir tavırla ve hiç sıkılmadan lafı 'Erdoğan, Peres'ten özür dilesin' noktasına götürmek"(*) isteyenlerin de olmasıydı. Bu eleştiriyi yapanlar, tam aksi olan bir şekilde Peres'in, Erdoğan'dan özür dilemesini nasıl karşıladılar acaba?

Mustafa Özyürek(CHP) : Başbakan'ın tepkisini doğal ama biraz abartılı olduğunu söyleyen Özyürek, devamla "Başbakan'ın bu tepkiyi iç politika malzemesi olarak kullanmak istediği anlaşılıyor"

Özyürek'in bu eleştirisinin birinci kısmına katılmamak mümkün değildir. Ancak, Erdoğan'ın bu tepkisinin planlı, yani "iç politik çıkarları hesaplamak gibi" baştan düşünüldüğünü hiç sanmıyorum. Tanıdığımız kadarı ile, Erdoğan'ın bu tavrını, kızgınlık anında ya da "damarına basıldı zaman" aniden ortaya çıkan bir tepki olarak düşünmemiz gerekir.

Bu bloğun yazarı olarak benim düşüncem, bu konuda blog yazan arkadaşlara yaptığım yorumlarda da belirttiğim gibi, Başbakan'ın bu çıkışının, onu "uzlaştırıcı ve arabulucu" konumundan çıkarıp "taraf" olma durumuna getirebileceği endişesidir.

Siz olsaydınız ne yapardınız...?

Bir yanda, İsrail Cumhurbaşkanı, Başbakan Erdoğan'a dönmüş ve parmağını da yüzüne doğru yöneltmiş bağırır gibi, azarlar gibi gibi yüksek sesle konuşuyor; diğer yandan oturumu yöneten kişi, konuşmakta olan Başbakan'ın sözünü kesmeye çalışıyor ve bu da yetmiyor eliyle ve koluyla müdahalede bulunuyor.

Başbakan'ın bu tavrını eleştirenlere sormak lazım, "siz olsaydınız bu durum karşısında ne yapardınız ve tepkiniz ne olurdu?"

Geçmişe bir bakalım...:

Sanırım 1996 yılıydı. Başbakan Necmettin Erbakan, Libya'ya bir ziyaret yapmıştı. Başbakan Erbakan'ın, Libya Lideri Kaddafi'nin çadırında uğradığı ağır sözler karşısındaki tavrına yapılan eleştirilerin birleştiği nokta, Başbakan Erbakan'ın, Türkiye'nin saygınlığına gölge düşürdüğü şeklindeydi.

Başbakan Erdoğan'ın ne yapmalıydı ki? Erbakan gibi mi hareket etseydi? Uğradığı bu saygısızlık karşısında sus-pus oturup kalsa mıydı?

Başbakan'ın bu tavrını eleştirenlere şunu söylemek istiyorum: Başbakan, ABD Başkanı Bush'un suratına ayakkabı fırlatan Iraklı gazeteci kadar da mı "aferin"i hak etmiyor? Iraklı gazeteciyi "Hasan Tahsin"e benzetenler, Başbakan Erdoğan'ı neden birilerine benzetmiyorlar? Siz benzetmezseniz, Erdoğan'ın peşindeki kitle, onu hiç de hoşlanmadığımız bir kişiye benzetebilirler. Hatta, benzetmeye de başladılar bile...

Bir önceki bloğumda vurguladığım sözlerimi, bu olayda da tekrarlamak isterim, "Parti çıkarları uğruna ülke çıkarlarını bir kenara koymayalım". Yalnızca parti çıkarlarını düşünerek, ülke için yapılan doğrulara da yanlış demiyelim.

Lütfen...

cdenizkent
_______________ :

(*) Haşmet Babaoğlu, Sabah Gazetesi, 31 Ocak 2009, s. 4

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İsrail pilotlarının eğitiminin konyada sürmesi olayını yeni öğrenenlerden değilim. Kaldı ki, yeni öğrenilen bir olay olsa dahi, başbakanın diklenmesi noktasındaki sürekliliği ve kararlılığı boşa çıkarır tarzda bir çok ilişkiden sadece bir tanesidir. Tür pilotlarının ABD de eğitimini salt "eğitim" olarak alıyorsak yanılıyoruz demektir. Davos meselesi, bence başbakanın tavrı vs ile açıklanacak bir durum değil. Önce Davos nedir, ne iş yapar ona bakmalı. Orada söylenen bir iki maksat dışı söz silinir gider.Nitekim artık olay küllenmek üzeredir. BOP kapsamında olaya nereden baktığımız önemli. Halen İsrail Güneydoğu bölgelerinde toprak alıyor. Karadeniz bölgesinde ne olduğu belirsiz çalışmalar yapıyor. Paranoayak bir yaklaşım diye reddedebilirsiniz ama bunlar ayniyle vaki. İsrail kurulduğunda o toprakların sadece %3 üne sahipti. Şimdi %75. Ne demeli buna..

Birkan Can 
 05.02.2009 10:26
Cevap :
Merhaba...Türk pilotlarının ABD'de eğitilmesini altında "eğitim" dışında neler yattığını doğrusu ben bilmiyorum. Ama, bu pilotlarla ve dışarıdan alınan uçaklarla PKK'nın bombalandığını biliyorum. Eğer, bu pilot eğitimin altında "ABD yanlısı bir kültür de veriliyorsa pilotlarımıza" vallahi yandık:)) O zaman bu pilotlar, PKK hedefleri yerine acaba dağı taşı bombalayıp "görev tamamlandı" mı diyorlar. Öyle bir durum varsa biz de İsrail pilotlarını işimize geldiği şekilde yetiştiririz olur biter.İsrail'in nasıl kurulduğunu ve nerden ve nasıl destek aldığını ayrıntıları ile biliyorum. İsrail'in nasıl genişlediğini de biliyorum. Bir kamu görevlisi olarak bu bilgimden dolayı üç günlüğüne araştırma yapmak için İsrail'e gönderilmişim. İsrail insanını da on metreden gözüne bakarak anlarım. Bilgilendim; teşekkür ederim. Selamlar.  05.02.2009 14:10
 

Doğru. Parti çıkarlarını ülke çıkarları yerine koymayalım. Bunu bugün bütün partiler yapıyor. Chp yapıyor Mhp yapıyor ve en çok ta AKP yapıyor. Burada sorun ülke çıkarlarından da ziyade bir uluslararsı sorun, bir emperyalist katliamdır. Tıpkı Irak, Afganistan, Darfur gibi. Erdoğana haksızlık edilmiyormuya gelince. Yazımda sıradığım gedikleri olmasaydı, benzer tepkileri benzer durumlarda da gmöstermiş olsaydı, veya, o orada diklendiği saat ve dakikalarda halen Konya semalarında semitik uçuşlar olmasaydı, 4 milyar dolarlık ihaleler ve halen güneydoğuda toprak satışları olmasaydı Başbakan ın yanında olmak için can atardı insanlar. Ama yine de, haklı bir nedenle yapmış olduğu ölçülü veya ölçüsüz çıkışla bana kalırsa yeterince amacın dışına taşmış olduğunu göstermiştir.

Birkan Can 
 04.02.2009 12:27
Cevap :
Merhaba...Bloğumdaki tavrım bence objektifti. Olayın hem iyi taraflarını hem de sakıncalı taraflarını sıraladım. Ara sıra böyle çıkışların yapılmasında fayda var sanıyorum. Ama bunu sık sık her olayda tekrarlarsanız yapılan hereket inandırıcılığını yitirir. Çünkü yıllardır, üzerimize o kadar gelindi ve geliniyor ki, hepsine Davos'taki çıkışı yaparsak, arsız çocuk durumuna düşeriz diye düşünüyorum. Ülkeler arasında bu tür olaylar olur ama, ülkeler arasındaki imzalanmış projeler ve siyasi,ekonomik ve kültürel ilişkiler devam eder. İsrail pilotlarının Konya'da eğitilmesi zaten bilinmektedir. Bunun bu olaydan sonra hatırlanması da ilginç; ben bunu bilgi eksikliğine veriyorum(sizi kastetmiyorum,geneli). Bizim de jet pilotlarımız yıllarca ABD'de eğitildi ve bu konuda ABD'de açılan kurslara hala giden pilotlarımız var. Bunun dışında, gerektiğininde artı bilgilenmek için pek çok sivil ve asker Almanya ve ABD'ye hala gidiyorlar.Bunlara başlangıçta kimse itiraz etmemişti.Selamlar.  04.02.2009 17:03
 

İsrail'in meşru savunma hakkını kullandığını kabul ediyorum, mesele metodolojidir bu yanlıştır.Sivil hedeflerin ayrımının yapılması gerekir. Bence hamas vurulmalıydı ama doğru onlarda PKK gibi masum insanların ardına saklanıyor. İnsanları kalkan olarak kullanmakta insanlık suçudur ve Cenevre Sözleşmelerinin ihlalidir. Bence Türkiye İsarili terörle mücadele konusunda eğitebilir. Benim merak ettiğim şu acaba bugün Hamas'ı meşru kabul eden Başbakan yarın 30.000 kişinin katili PKK yı da muhatap kabul edermi. Ama doğru onu kabul etmesi için sivillere roket atması ama bu roketlerin insan öldürmemesi gerekiyor.Bence topyekün kepazelik böyle bir dış politka olmaz, olamaz, gerçekten samimi olan daha başta Telavive gider saldıryı durdurun derdi, Hamas2ı silah bırakmaya ikna edildi bence rezil durumdayız.

KAAN SANER 
 03.02.2009 21:15
Cevap :
Merhaba Kaan bey...Hamas'ın sütten çıkmış ak kaşık olduğunu söyleyen birini duydunuz mu? Ben de duymadım.Ayrıca bu işi başlatan da (etkisiz roketlerle de olsa Hamas'tır) Burada Başbakan'ın tavrını "insan ve İslam" düşüncesiyle birleştirmek gerekir. AKP'nin kimliğini hepimiz biliyoruz. Bakın, Türkiye kültüründe, "Türk-İslam sentesi" diye bir kültür bileşkesi var. AKP, bu sentezde önceliği İslam'a veren ve sentezi "İslam_Türk" şeklinde gören bir anlayışa sahip(Benim düşünceme göre). Erdoğan'ın Hamas'a yakınlığında bunun da büyük önemi var. Bu yakınlığın derecesini bu kadar "taraf" olmaya götürmek doğru mu, diye sorarsanız "hayır" derim. Çünkü Başbakan'ın tavrı, bloğumda da belirttiğim gibi, "uzlaştırıcı ve arabulucukluktan" "taraf" olmaya geçmiştir. Yanlış olan da budur. Burada doğru olan benzetme İsrail ile PKK olmalı. PKK'nın kundaktaki küçük bebeleri kurşunla delik deşik ettiği sahneleri hatırlıyor musunuz? Çoluk çocuk bir aileyi nasıl kurşuna dizdiğini unuttunuz mu? Selamlar.  04.02.2009 17:17
 

Ben yine de iddia ediyorum İsrail'i samimi buluyorum ve Hamas'ıda bir terör örgütü olarak nitelendiriyorum. Ve kendime şunu soruyorum Hamas'ı muhatap kabul eden bir

KAAN SANER 
 03.02.2009 21:03
Cevap :
Merhaba...Hamas'ın siyasi bir kimliği olsa bile terörle bağlantısını herkes biliyor. Bu gizli saklı bir şey değil ki. Ama, konunun içine bombalarla param parça edilen insanları ve küçük bebeleri koyunca iş değişiyor. Bakın biz de, defalarca Kuzey Irak'a girdik, pek çok yeri bombaladık, hiçbir sivilin burnu kanadı mı? Olaya biraz da bu açıdan bakın. Selamlar.  04.02.2009 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 974
Toplam yorum
: 2471
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1398
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster