Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '06

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
618
 

Başbakan'ın sağlığı ve balyoz

Başbakan'ın sağlığı ve balyoz
 

Sayın Başbakan'ın bir süre makam aracında kilitli kalması ve hipoglisemiden kaynaklanan rahatsızlığı toplumsal iki sorunu gündeme taşıdı haliyle... Birincisi; bireyler olarak sağlık sorunlarımızı nasıl yönetebileceğimizdir. İkincisi ise; bir ülkede Başbakan'ın güvenliği konusunda zaafiyetler var ise, vatandaş tek başına karşılaştığı güvenlik ile ilgili sorunlarıyla nasıl başedebilecektir? Bu iki önemli meselede de kurumların çağdaş yönetim anlayışında olup olmadıkları sorgulamaya alınacaktır. Alınmalıdır da.. Başbakan'ın güvenliğine ve sağlığına sahip çıkamayan bir ülke vatandaşına güven veren, pozitif bir model olabilir mi? Olabilmesi mümkün değildir..

Başbakan'ın makam otomobilinin camının balyozla kırılması AB sürecinde olan bir ülkeye hiç yakışmamıştır. Özellikle balyozun yine bir milletvekili tarafından sanki kutsal emanetlere alınıyormuş gibi tavrı da çok düşündürücüdür!

Gelelim birey olarak sağlık sorunlarımıza ne derece önem verdiğimiz konusuna..

Kalp ve damar yolları sağlığı ile ilgili yaptığım araştırmadan kısaca bahsetmek istiyorum; şeker hastalığı dediğimiz rahatsızlığın bütün organlara zarar vermekte ve adeta tetikleyici bir rolü olduğu bilgisine ulaşıyorum. Elbette ki tıp alanındaki değerli uzmanlarımız gibi bilimsel veriler vererek bilgilendirme yoluna gitmeyeceğim. Hipoglisemi veya diğer hastalıklar kişiye özgüdür ve o kişinin kendi kendisinin yönetimine bağlıdır. Bu açıdan bu alanda beslenme de kişiye özgü olmaktadır. Bilim der ki; nasıl beslenirseniz o'sunuzdur..Bana yediklerini anlat, kişilik ve karekterini söyleyeyim gibi..

Bir arkadaşım anlatmıştı: Balığı çok sevdiği için kanında ürik asit miktarı yükseliyormuş! Bundan haberi yokmuş! Olur olmaz yerde asabileşiyormuş, öfke içinde buluyormuş kendisini.. Ancak bu öfkesinin sebebini bir türlü bulamamış! Acaba bu öfke ve sinirlilik genetik midir; yoksa karekterim midir diye de bayağa düşünmüş kısacası!.

Doktorundan aldığı bilgiler sonucu; tabii ki yaşam tarzının değişmesinden sonra bu durumuna güldüğünü söyledi arkadaşım.. Beslenmek bile bilimselmiş! Vay be neler öğreniyoruz hayatta.. Boşuna dememişler öğrenmek ömür boyu diye..

Şekerin gizlisi; yüksekliği, alçaklığı; ürik asitin kanda yükselmesi gibi kişinin davranışlarını etkiler yani.. İlla başa gelmemesi gerekir.. Asabileştirir insanı.. Evde çoluk çocuğun huzurunu kaçırır..

Birey, kanının biokimya değerlerini herzaman kendi denetimi altına almayı öğrenmelidir. Zor da değildir; ona göre de beslenmesi gerekir..

Allah muhafaza Başbakan'a bir şey olmadı. Ne derlerdi biliyor musunuz?

Kabile toplumu mu; aşiret toplumu mu?

Ucuz atlattık! hepimize geçmiş olsun; tabii ki sayın Başbakan'a da...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1172
Kayıt tarihi
: 08.09.06
 
 

Tarihi kent Niğde'de doğdum. Ankara Üniversitesi S.B.F Basın Yayın Yüksek Okulundan mezun oldum. Ara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster