Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

02 Ocak '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
363
 

Başbakan ve diğerleri 4

Başbakan, her zamanki gibi biraz geç kalkmış ve doğrudan karısının hazırladığı kahvaltı masasına oturmuştu. Sabahları yaptığı ilk iş olan o ziraatçi profösörün reçetesini verdiği karışımı içti. Sözde bağışıklık sistemi güçlenecekti ama pek de faydasınıda görmemişti. Sevdiği gazeteleri okumaya başladı. Uzun süredir kendisine muhalefet eden hiç bir gazeteyi okumuyor sadece bu işle ilgili danışmanın hazırladığı kısa özetle yetiniyordu. Birden odada bir başka ses çınladı. Karısı ilaçlarını muntazam almıyorsun diye söyleniyordu. Odaya geldiğinden beri hiç konuşmadıklarını o anda farketti ayıp olmuştu. Haklısın hanım dedi alttan alırcasına. Son girdiği sağlık kontrolünde ses tellerinde nodül çıkmıştı ve düzenli ilaç almak zorundaydı ve üstelik kadın haklıydıda, ara sıra unuttuğu veya zamanını şaşırdığı oluyordu. Tekrar gazetelerine yoğunlaştı. Haberler pek parlak değildi. Başbakan yardımcısının evinin önünde iki kişi polis tarafından göz altına alınmış, ve konu yargıya suikast şüphesiyle aktarılmıştı. Ancak özel kuvvetlerde subay olduklarını belirten ve görevli olduklarını söyleyen bu iki subay savcı tarafından delil yetersizliğinden serbest bırakılmışlardı. Basının bir bölümünün aşırı abartması sonucu yargı sürecindeki bir konu için askerler ilk kez bir açıklama yapmışlar ve o iki subayın bilgi sızdıran bir başka subayı takip etmekle görevlendirildiklerini açıklamışlardı. Genelde bu aşamada susmayı tercih ederlerdi ama bu sefer susmamışlardı. Aslında Amerikadaki zatınn işlerini burada takip etmekle görevli dört kişiye daha fazla ileri gitmemeleri için haberde yollamıştı ancak onu dinlememişlerdi. Kendisinin de dahil olduğu topluluk ateş pükürüyordu ve bu tırmanmaya kesin karşı idiler. Bizzat hocası tarafından biz devletimizin yanındayız açıklaması yapılmış, dolaylı olarak geri çekilmeleri en azından tırmanmayı durdurmaları istenmişti. Ancak hiç aldırmamışlardı. Onlara göre hedeflerindeki düzen için vasat uygundu ve artık cenk zamanıydı.

Aniden, yakalanan subayların görev yaptıkları karargahın aranması sorunu ortaya çıktı. Durum arama başlamadan önce kendisne bildirildiğinde durdurmak için çok uğraşmış ancak başaramamıştı. Bu da ilk defa olacaktı. Kendisine anlattıklarına göre bir savcı ve bir otobüs dolusu polis, bazı devlet sırlarının da saklandığı karargahın kapısına gelmişler ve savcı ellerinde mahkeme emri olduğunu, arama yapacağını söylemişti. Vakit gece idi ve sadece bir nöbetçi subayı vardı. Doğal olarak buraya giremeyeceklerini belirterek, emniyet mesafesinin gerisine çekilmelerini istemişti. Savcı hukukun engellendiği konusundan israrcı olmuş ve kendisini muhatap almayacağını söyleyerek hemen komutanını çağırmasını istemişti. Aldığı cevap ise kanını dondurmaya yetmişti. Görevli subay sakin ancak buz gibi ses tonuyla içeri giremeyeceklerini ve emniyet mesafesinin gerisine çakilmesini tekrar istemişti. O anda arkasında duran polis şefi gidelim demişti savcıya bunlar özel kuvvetlerden ve hiç şansımız yok. Savcı sakin olmaya çalışarak birazda olayaı yumuşatmaya çalışarak tamam demişti, geri çekileceğiz, ancak sizinde birşeyler yapmanız gerek yoksa görevimizi yapamayacağız. Tabii demişti görevli ve bunu sizin önünüzde yapacağız. Ayni anda o zamana kadar loş olan bölge gündüz gibi aydınlanmış ve subay elindeki kriptolu telsizin mandalına basarak durumu aktarması gerekli yere aktarmıştı. Gelen cevap ise netti emniyet mesafesini gerisne çekilsinler ve beklesinler demişti telsizdeki tok ses. Savcı ve polisler için artık yapacak bir şey olmadığından biraz kızgınlık birazda hayal kırıklığ ile üçyüz metre geriye çekilmişler ancak etrafı gündüz gibi aydınlatan ışıklar sönmnemişti.

Başbakan o gece evindeydi ve aniden kontrollü telefonu çalmıştı. Buradan sadece Komutan arardı. Durumu kısaca kendisine özetledi. Biraz israr etmişti ancak sakin ses tonuyla aldığı yanıt çok netti. Bu uygulama demişti açık biçimde yasalara aykırı. Başbakan polislerde orada demişti, biz böyle bir emir vermedik ama oradalar. Ya çatışma çıkarsa. Aldığı cevapta çok açıktı ve ürpermesine sebep olmuştu. Umarım demişti Komutan son derece doğal bir sesle, böyle bir şey olmaz. Biz demişti, şimdi oraya bir askeri savcı yollıyacağız. Yapılması gereken herşey bu savcı denetiminde yapılacak. Sivil savcı isterse bu iki personelin odalarına girebilir, bilgisayarlarını inceleyebilir, ancak karargahın her yerini arayamaz, arşiv odasına giremez. Bu arada biz yargının işlerini kolaylaştırmak için konuyla ilgili tüm personeli göz altına alacağız. Başbakan teşekkür etmiş ve kapatmıştı. Doğrusu bu kadar kolaylık gösterilmesini beklemiyordu. Komutanın söylediği herşeyin yasada yazdığı şekilde olduğunu hukukçu olmadığından tabiiki o aşamada anlıyamamıştı...

Okuduğu gazeteyi elinden bırakarak adam haklı diye söylendi, yasa son derece açık ve sadece bu şekilde yapılabilir. Yargıyı engellemek askerin vesayeti falan tamamen hikaye. Genede diye düşündü bu işte başka birşeyler var sanırım askerlerde savaş başlattılar. Birileri bu işin sonunda çok üzülecek ve bu askerler olmayacak.

Zor ve uzun bir gün başlıyordu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 310
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster