Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
392
 

Başbakana çağrımdır!

Başbakana çağrımdır!
 

Ergenekon Örgütü niçin hükümeti devirmek istedi? Başbakan'ın bunu da düşünmesi gerekmez mi?


SAYIN BAŞBAKAN!

* “Dünyanın şurasında burasında çıkan kriz bize uğramadı, hamdolsun teğet geçecek.” dediniz. Kapanan büyük fabrikaları ve iş yerlerini gördükçe, vatandaşın feryadını duydukça,

* “Eeee, teğet geçmek demek, hiç dokunmayacak demek değildir. Teğet geçerken tabii bize de dokunacak ve bazı olumsuzluklar yaşanacak.” diyerek ilk söylediklerinizi düzelttiniz.

* Daha sonra işsizlik çığ gibi büyümeye başladı, işten çıkarmalar çoğaldı, insanlar “iş olsun da ne işi ve nerede olursa olsun!” düşüncesine girdiler, yarınları güvencede olmayanlar çaresizlik içinde kıvranmaya başladılar.

Siz ne yaptınız?

“Aslında kriz psikolojik. Ortada kriz mriz yok. Bazı çevrelerin, AKP iktidarına karşı muhalefetin çıkardığı kriz bu.” gibi sözler ettiniz, bizler hayretle dinledik. Hepimiz psikologlara koşmak isterdik ama o da para ister. Yani ortada sadece psikolojik bir kriz var, bizler de işi abartıyor muyuz, sayın Başbakan?

Son aylarda ERGENEKON’la yatıp, onunla kalkıyoruz. Dava bitmeden ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ yakıştırması yapıldı. Yıllarca terör ve teröristlerle çatışmış, memleketi ve milleti uğruna canını fedaya hazır emekli generallerimizi tutuklatıp, onlara da terörist damgası vurulmasını seyrettiniz, seyrediyorsunuz.

Bunlar içinde eski YÖK başkanı Kemal Gürüz, eski İstanbul Belediye Başkanı, üniversite vakfı kurucusu, memleket, millet sevdalısı Bedrettin Dalan, gazeteci İlhan Selçuk, Tuncay Özkan ve daha birçok değerli insanın terörist damgası yemesine, tutuklanmasına seyirci kalıyorsunuz!

Sizin hükümetinizin bu işleri yaptırdığı söyleniyor. Bunu söyleyenlere ağza alınmayacak hakaretlerde bulunuyorsunuz.

Emekli generaller Kemal Yavuz, Levent Ersöz ve birçok yüksek rütbeli emekli subaylar terörist damgası yiyor.

Aklı başında, ülkesini seven çevreler; bu operasyonların, orduyu zayıflatma kampanyasının devamı olduğunu söylüyorlar. Sizin Hükümetinizin taa başlangıçtan beri Türkiye’yi bir Din Devleti haline getirmeyi planladığı icraatlarınızdan ve söylevlerinizden belli olduğu söyleniyor sayın başbakan! Ama siz “Biz laikliğin teminatıyız!” dediniz, bu nasıl teminat? Laiklik defolu mal mı?

DİN Devleti kurulabilmesi için yegâne engelin ordu olduğu düşünülerek mi kasıtlı olarak ordu yıpratılmaya çalışılıyor?

Ne idüğü belirsiz, Kanada’ya kaçmış birisinin ifadelerine bakarak birçok insanı tutukluyorlar. Aklından şüphe edilen bu şahıs, kimin ajanı, nedir belli değil ama Türkiye’ye demokrasiyi getirmek için konuşuyormuş.

Vah zavallı yaratık vah! Devletin televizyonu bu şarlatanı yüksek meblağlar masraf ederek 4 saatlik bir programa çıkarıyor, birçok değerli insanımızı karalamasına izin veriliyor. Siz ne yapıyorsunuz sayın Başbakan? Seyrediyorsunuz, belki de ellerinizi ovuşturarak gülümsüyorsunuz.

Sayın Başbakan,

ERGENEKON ÖRGÜTÜ’nün hükümeti devirmek için faaliyetlerde bulunduğu söyleniyor. Bu doğru olabilir. Bulgular da bunu kanıtlar doğrultuda. Eylem gerçekleşmeden yakalanan kişiler var bu örgütte. Bu insanların yargıya havale edilmesi gayet doğal. Demokrasilerde hükümetler halkın oylarıyla seçilir, halkın oylarıyla giderler.

Ama siz ülkenin kilit noktalarını ele geçirdiniz. Cumhurbaşkanı sizden, YÖK Başkanı, Adli Tıp, Adalalet makamları hep sizin kadrolarınızla doldu. Yavaş yavaş Anayasa Mahkemesi’ni de ele geçirmek üzeresiniz oradaki adamınız vasıtasıyla. Eğitim Sistemimiz çökmüş. İlkokullarda okulların damları, bodrumları mescit olarak kullanılıyor, ders aralarında çocuklara namaz kıldırtılıyor, sizden gık yok.

İzinsiz Kuran kursları memleketi sardı. Yatılı Kuran Kursları ne demek? Okulda yatmadan Kuran öğrenilemez mi? Ülke tarikatların denetiminde, tarikatlar da sizin hükümetin! En azından ben böyle düşünüyorum.

Sizin gitmeye hiç niyetiniz yok. Nihai hedefinize ulaşma çabalarınız ise gittikçe memleketimize zarar veren bir şekilde artıyor.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan AYGÜN tanıdığım en vatansever insanlardan biriydi. Onu da tevkif edip saldılar. Şimdi sesi çıkmıyor. Evinde bulunan 2 milyon dolarla ilgili bir sonuç alındı mı, yoksa “Bak kardeş başına iş açarız, sus!” denilerek mi salındı?

İki emekli generalimiz de Genelkurmay Başkanı’nın sizinle ve Cumhurbaşkanı ile görüşmesinden sonra salındı. Yargı bağımsız mı, değil mi, soruları kafamızı yiyip bitiriyor.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı SABİH KANADOĞLU da terörist damgasıyla tutuklandı ve salındı.

Bilmem kaç bin sayfalık, Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek uzunlukta bir iddianame yazıldı. Bu iddianameye göre insanları yargılamak, normalinde bir ömür alır. Burada amaç nedir? İnsanları yargılamak mı yoksa yargı sürecince teker teker vefat etmelerini sağlamak mı?

Sayın Başbakan, en son olarak size ve arkadaşlarınıza şunu sormak istiyorum:

** Sizler başınızı iki elinizin arasına alıp sakin bir şekilde gelişmeleri değerlendirip biraz düşünce jimnastiği yaptınız mı?

** Ülkesini seven bu değerli insanların birkaçı değerini yitirmiş olabilir ama hepsinin bir terör örgütü oluşturması mümkün değil. Bunlar ülkelerinin çağdaşlaşması, demokrasi, laiklik için mücadele, terör belasıyla yıllarca karşı karşıya kalıp ülkesini koruyan insanlar. Neden AKP Hükümetini devirmek istiyorlar? Biz nerede yanlış yapıyoruz?

** Din Devleti kurmayı düşünüyoruz ama bu mümkün olmayacak. Bu sevdadan vaz geçelim

** Din Devleti kurmak istiyoruz, bunu halkımıza mertçe açıklayalım, takiyyecilik yapmayalım.

Bunları düşünün sayın Başbakan! Yazık oluyor bu güzel ülkeye. Hem de çok yazık. Zaman kaybediyoruz. Siz hâlâ maşallahla, inşallahla, hamdolsunla bizleri avutuyorsunuz gibi geliyor bana.

Son olarak İzmir’i ziyaretinizde, Ortadoğu’daki barış girişimlerinizin netice verdiğini belirterek,

“Birkaç gün içinde hamdolsun ateşkes anlaşması imzalanacak.” diyerek de gerçek dışı konuştunuz. Oysa ateşkes anlaşması Barack Obama’nın hükümeti devralmasından sonra ABD’nin isteğiyle olacak. Başlatan da ABD bitiren de onlar olur.

Sayın Başbakan, Türk Milleti içinde, erzak ve çeşitli diğer yardımlarla, Kadın Kollarınızın sıkı çalışması neticesinde partinize oy verecek çok insan var. Ama insanlarımızın hepsi bunlardan oluşmuyor. Bu insanlara aş, iş vaat eden başka bir parti çıkar da sizden değişik metotlar uygularsa onları da kaybedersiniz.

Lütfen şu, iktidarda kalma hırsından vazgeçin! Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve çağdaş düzenini değiştireceğim diye uğraşmıyorsanız, milleti buna icraatlarınızla inandırın, söylemlerinizle değil.

Saygılarımla.

Mustafa Mumcu, İzmir, 17 Ocak 2009 /21:05

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Evet o türkücü İsmail Türüt. Selamlar.

cdenizkent 
 24.01.2009 14:07
Cevap :
Bakın ben bildim siz bilemediniz. Demek ki neymiş? Türkücülerimizi ben daha iyi tanıyorum, siz de semtlerin özelliklerini.:)) Selamlar.  25.01.2009 12:36
 

Merhaba...Karadenizli bir türkücü var, şimdi adı aklıma gelmedi. Tarabya ve Etiler konusunu gündeme o getirdi. Onun dediğine göre "Etiler'e yumuşaklar; Tarabya'ya uşaklar gidermiş". Hatırlatayım da yanlışlıkla Etiler'e gitmeyin.:)) Selamlar.

cdenizkent 
 23.01.2009 22:15
Cevap :
Vallahi sağ olun! Tarabya'ya sık sık gittim yıllar önce. Küçük Tarabya Oteli'nde kalırdm. Ama Allah'tan Etiler'e gitmedim henüz. TOPSTAR yarışmalarında filan birinci olursam Etiler'de sahne almayayım, tamam. O Karadenizli şarkıcı İsmail TÜRÜT olabilir mi? Selam ve sevgiler.  24.01.2009 9:01
 

Aman Mustafa Bey ne yaptınız... Benim "lafla peynir gemisi yürümez" deyişim size değil di ki...Derdimi anlatamadım galiba. Ben o sözü muhalefet için söyledim. Yanlış anlamaya ben sebeb olduysam özür dilerim. Ben genelde yazılarınızı beğenirim ve bu nedenle de sizi uzun zamandır "blog habercim" de kayıtlı tutuyorum.Lütfen...Selamlar.

cdenizkent 
 22.01.2009 12:20
Cevap :
Vallahi üstüme alındım. Bana söylüyorsunuz zannettim. İyi bari sert bir eleştiri yapmamışım. Son rahatsızlığımdan sonra yumuşadım canım, ben sizlere söylüyorum. Artık bana "Mülayim Mustafa" diyebilirsiniz. Allah göstermesin, yumuşaya yumuşaya tam yumuşak olmayayım bir de! Etiler'de, Tarabya'da şarkı söylemeye başlarım bu saatten sonra.:)) Ben de sizin yazılarınızı sık sık okuyorum. Bana Milliyet Blog'dan hiçbir mail gelmez. Benim Outlook Express-Hotmail uyumsuzluğundan mı bilmiyorum. Bu yüzden Blog Habercimde kimse yok. Ama sık sık dolaşırım blogda. Selam ve sevgiler.  23.01.2009 15:07
 

Saygıdeğer Mustafa Bey, Siz Almanya'da bulundunuz. Oradaki sanayi ve ticaret anlayışını da elbette bilirsiniz. Mesela Frankurt'ta caddede dolaşalım, bizdeki gibi adım başına eczane, lokanta, giyim mağazası bulabilirmiziniz? Hayır. Bizde, yanyana kırk emlakçi, 101 büfe, 1001 lokanta açılır. Açarken ne hesap vardır, ne de açma diyen. AB'ye girerken İtalya ve (özellikle) İspanya'da çok sayıda modern olmayan işletme kapandı ve ilk yıllar işsizlik arttı. Türkiye'de kapananlar, rekabetçi olmayan firmalar ile hesapsız (gereksiz) açılan işletmelerdir. Zaten kapanacaktı, "kriz" bunun bahanesi oldu. Ve İşadamları yıl sonu itibariyle bu "krizi" bahane ederek zam yapmadılar. Bunun yanında modernleşen tesislerde bu fırsatla işçi çıkardılar. Bunun gibi bir çok neden... Neden yazdım; Dilediğiniz siyasi görüşe sahip olarak, destekleyebilir, eleştirebilirsiniz. Bu herkesin en doğal hakkıdır. Ancak, ekonomi rakam ve kurallar dizisidir. İstedim ki, farklı bir pencereden bakalım. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 20.01.2009 12:01
Cevap :
Sevgili Canmehmet dostum, sizin düşüncelerinize değer veriyorum. Benimki ile örtüşmesi şart değil. Mesela bu yorumunuzdaki çoğu ifadelerinize katılıyorum. Almanya ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde her şey kayıt altında. İşyeri açmak 10 dakikalık bir zaman alıyor. Diğer işlemler de vakit geçmeden 1 haftada filan tamamlanır. İnsanların hemen hepsi kayıt altındadır. Biraz önce haberlerde dinledim, bir yılda vergi kaçıranların devleti uğrattığı zarar IMF'e olan borcumuzun iki katıymış. Rakamda yanılabilirim ama durum benzer şekilde. Almanya'da vergi suçundan hapiste yatan çok iş adamı var. Ülkemizde çalışamayan, hasta adamı vergi borcu altına sokuyorlar. BAĞKUR "Kardeş sen 6 yıldır prim ödemiyorsun, yaşıyor musun?" diye sormuyor. Bir aspirin vermediği insanı aktif üye olarak kabul ediyor binlerce TL borçlandırıyor. İnşallah sizin dediğiniz gibidir de ciddi firmalar tekrar ayağa kalkarlar. En derin saygı ve sevgilerimle.  22.01.2009 0:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3124
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster