Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
231
 

BAŞI İLE SONU BİRBİRİNİ TUTMAYAN AÇIKLAMA...

BAŞI İLE SONU BİRBİRİNİ TUTMAYAN AÇIKLAMA...
 

Kayseri Gönüllü Kültür Kuruluşları Sözcüsü Ahmet Taş, yaptığı basın toplantısında, İstanbul Taksim Meydanı ve Gezi Parkı düzenlemesine itiraz olarak başlayan eylemlerin amacından saptırıldığını söylemiş.
 
Yine Ahmet Taş, 20 gün devam eden ve ülkenin birçok yerinde destek bulan eylemlerin uzun süren çabalar ve görüşmeler sonucunda sona erdiğini belirtmiş.
 
Devam etmiş... 
 
“20 günlük eylem boyunca, 11 yıldan beri ülkeyi idare eden, halkın tercihi ile iktidara gelmiş, son seçimlerde %50’nin üzerinde oy alarak 75 milyon Türkiye insanını idare eden Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ve ailesi ile güvenlik güçlerine karşı eylemciler tarafından ahlakın, vicdanın ve hukukun kabul etmediği hakaretler ve tehditler edildi” demiş...
 
Ve eklemiş...
 
“Kayseri Gönüllü Kültür Kuruluşları olarak, hukuk içinde kalarak ortaya konan talep ve isteklerin doğal bir hak olduğunu kabul ederken, iktidarda hangi siyasi parti olursa olsun ülkenin seçilmiş Başbakanı ve hükümetinin 75 milyon Türkiye insanının hükümeti olduğunu düşünüyor, millet iradesiyle iktidara gelenlerin sadece milletin iradesiyle görevden alınabileceğine inanıyoruz. Başbakanı, darbe dönemlerini hatırlatarak o dönemlerin her türlü hukuksuzluğu ve ölümle tehdit etmeyi millet iradesine saygısızlık ve hakaret kabul ediyor, bu tehdidi savuranları şiddetle kınıyoruz. Geçmişten bugüne her zaman millet iradesinin yanında yer alan Gönüllü Kültür Kuruluşları olarak! Her türlü darbe ve hukuksuzluğa karşı durduğumuzu ve ülke idaresinin sahibinin darbeciler değil millet olduğunu kamuoyuna duyuruyor, hiçbir siyasi kaygı taşımadan tüm Kayseri halkını ve STK’larımızı millet iradesinin yanında olmaya davet ediyoruz.”
 
Neresinden tutarsanız tutun, iktidara yaranmak için söylenen içi boş laftan öte değil...
 
Soru bir... Eylemler "Amacından saptı" da nereye gitti?
 
Soru iki... Eylemler, görüşmeler sonunda daha bitmedi, bütün Türkiye genelinde "Şekil değiştirerek" devam ediyor, bilginiz var mı, yoksa siz "Bittir" gibi mi görmek istiyorsunuz?
 
Soru üç... Sizin de hesaba aklınız ermiyor galiba. 2011 seçimlerinde aldığı oy, yüzde 50'nin üzerinde değil, altında.
 
Soru dört... Güvenlik güçleri şurada bir kenarda hiç bir müdahale yapmadan dururken, biber gazı atmazken, cop ile saldırmazken, tabancasını çekmezken, kızların saçından tutup sürüklemezken, yaralıların tedavisine mani olmazken, evlerin pencerelerinden içeri ve otellerin içine gaz bombası atmazken filan mı saldırıya uğramışlar?
 
Soru beş... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine vicdanın ve hukukun kabul etmediği ne gibi hakaretlerde bulunulmuş?
 
Soru altı... Tamamen demokratik haklarını kullanmak için sokakta olan insanların üzerine saldıran polislere emir, vahiy yoluyla mı geldi, yoksa "...biz Taksimi boşaltmasını biliriz..." diye Recep Tayyip Erdoğan'dan mı?
 
Soru yedi... " Her türlü darbe ve hukuksuzluğa karşı durduğumuzu ve ülke idaresinin sahibinin darbeciler değil millet olduğunu"na inanıyorsunuz, savunuyorsunuz da, milletin demokratik haklarını kullanırken gördüğü şiddete niye karşı durmuyorsunuz?
 
Bugün Kayseri'de "Milli iradeye saygı" mitingi yapılacak...
 
Yüreğiniz yetiyorsa, bir basın toplantısı daha yapıp, bu soruları Recep Tayyip Erdoğan'a yöneltin, bakalım ne cevap alacaksınız.
 
Olayları işinize geldiği gibi yorumlamak hakkına elbette sahipsiniz, sizin fikrinizdir, saygı duyarız...
 
Sizin de "Milli irade"nin bu tarafına saygı duymanız gerekmiyor mu?
 
Ben de sizi, STK kuruluşları olarak "Toplumun" görüşlerini "Yanlı" değil "Yansız" ve tüm toplumu kucaklayacak şekilde ifade etmeye davet ediyorum.
 
Ha...
 
Kişisel olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın "Tam arkasında" dururmuşsunuz, o sizin bileceğiniz iş. Ancak STK olarak göreviniz, tarafsızlık içinde tüm toplumu kapsamalıdır. Aksi halde belli bir siyasi görüşün temsilcisi olmaktan öteye gidemezsiniz.
 
Hem şiddetten yana olmadığınıza vurgu yapacaksınız, hem de şiddeti görmezden geleceksiniz.. Başı ile sonu birbirini tutsun lütfen açıklamalarınız...
 
21 HAZİRAN 2013
İBRAHİM PEKBAY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İbrahim Bey bu yazınızı yenice okudum.Yorumunuzda ve öğüdünüzde ne kadar haklısınız.Atalarımızın,'gelen ağam, giden paşam' ile kaba da olsa,'Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar' sözleri her zaman siyasette yerini bulmuştur.'Karga,kekliği taklit edeyim demiş,kendi yürüyüşünü şaşırmış' ve 'söyleyene değil söyletene bak' ile 'Korku dağları bekliyor' gibi atasözlerimiz de içine düşülen açmazları ne güzel anlatıyor değil mi? Bu yüzden hak,hukuk, adalet,doğruluk,şeffaflık,orta yolda olmak unutuldu.Nerede Yunus Emre gibi sürekli olarak odunun bile en düzgün olanını getirebilecek yiğit?Bizde eski çağlarda olduğu gibi tenkit (eleştiri) içerikli duruşlar hep;terbiyesizlik,haddini aşmak,büyüğünü tanımamak,ulul emre itaatsizlik gibi görüldüğünden hep kınanmıştır.Başta siyaset olmak üzere;eleştiri alanları diyebileceğimiz felsefe,karikatür,resim,deneme türünden alanlar gelişmemiştir. Yaygınlaşan açlık ve çıkarcılık yüzünden,'Kaz gelecek yerden tavuk esirgenir mi' egemenliğini hep koruyor.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 01.07.2013 22:25
Cevap :
Sayın Ömer Faruk Mencik Yılmaz... Yorumunuz için teşekkür ederim. Recep'e yaranmak için şahsiyetlerini düşünmeyenler için diyecek bir şeyimiz kalmadı ne yazık ki. Saygılarımla...  02.07.2013 23:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 854
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster