Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
48
 

Basın: Zor Yıllar..

Basın: Zor Yıllar..
 

Zaman içinde öngörülen neydi?..

Yazılı basının teknolojiye ve internete yenik düşerek fiziki olarak yavaş yavaş ortadan kalkacağı ve dijitalleşeceği.

Bugünkü teknolojik hızda, habere 3 dakikada ulaşabilirken bir gün sonra o haberi gazetede okumanın “rötarı”ydı buna gerekçe olarak gösterilen.

Oysa yazalı basın, sadece “haber” değil ki.

Aslına bakarsanız “gazete”yi doyurucu kılan gazetede yer alan fikir, görüş, tartışma, araştırma, inceleme gibi asıl “zihin doyuran” unsurlar…

Ve bir fiziken “gazeteyi elinizde tutmak” var, bir de ruhsuz ekrana bakmak.

İnternetteki gazete,  herhangi bir şey iken, elinize aldığınız gazete, bir günlük yaşamı da olsa, her gün doğan yeni bir canlıdır.

Dünyada dijital yayın tercihi ile kapanan gazeteler oldu.

Bizde de Habertürk gibi dev bir gazete ile, ekonominin anıt gazetelerinden Dünya basılı yayından çekildiler.

Ama gerekçeler farklı…

Bizdeki “sonlar” ekonomik sıkıntılara bağlı.

Ve de “özgür yayıncılığın” ne kadar yapılabildiğine.

Velhasıl son yıllarda basının boynunda gerçekten ekonomik bir kerpeten var ki aralığı günden güne daralıyor.

Devletin mevzuat gazetesi “Resmi Gazete” bile ekonomik gerekçelerle kapandı.

Baskı sayısı zaten çok az olan Resmi Gazete kapanır mı?..

Resmi Gazete, adı üstünde “resmi” dir ve devlet arşivi açısından mutlaka yazılı olarak her daim bulunmalıdır. Arşivde olmayan Resmi Gazete olur mu?..

Dijital, yazılının yerini tutar mı?..

Yaygın basın ve devletin Resmi Gazetesi bu durumdayken…

Çaresiz, bir başına yerel basın ne halde asıl?..

Hadi ulusal yaygın basın aldığı ilanlar sayesinde sürece direnebiliyor.

Gazetecilik etiğini göz ardı etmeksizin dürüst ve ilkeli yayın yapmaya çalışan yerel basının hali nedir nicedir?

Yerel basın için alarm zilleri çalmaktan bitap düşmüş ve yaşam sınırına gelinmiş olunduğundan nihayet biraz el atıldı ve Basın İlan Kurumu açısından vasıflı gazetelere nefes aldırmak için bir dizi düzenleme yapıldı son günlerde.

Maliyet koşullarının inanılmaz derecede arttığı son yıllarda gazeteler nereden tasarruf edeceklerini her gün hesaplamak durumundalar.

Kuşkusuz bu acı gerçeklik, dediğimiz gibi başını dik tutarak yaşam mücadelesi veren gazeteler açısından.

Yoksa bir yere sırtını dayayıp, basın dışı yollara alışık olanlar da var ki bunların herhangi bir endişe taşıdıkları da görülmüş değil.

Lakin gazete kağıdı bile üret-e-meyen bir ülkeyiz bugün için.

Her şey dışa bağımlı olursa, Basın İlan açısından gazetelerin bayi satışı şu kadar olmalı, bu kadar olmalı diye yerel basın açısından fiiliyatta imkansız olan ve bir şekilde kılıfına uydurulmak zorunda kalınan abuk düzenlemeleri tümden ve halen kaldırmamak neden?..

Türkiye’de gazetelerin satış rakamları sadece “tabak-çanak-ansiklopedi” devrini içerir promosyonların tavan yaptığı zamanlarda zirve yaptı. O da kendi açımızdan zirve, yoksa “okunurluk” anlamında değil.

Bugün, Türkiye’nin en çok satan gazetesi 300 bini, tüm gazeteler ise 3 milyonu aşamıyor.

Ve tiraj günden güne düşüyor.

Dünyada öngörülenin tam tersi bir durum ile karşı karşıyayız bir kez daha…

Dünya, teknoloji nedeniyle yazılı basını ikinci plana atmaya meyilliyken bizde “derin darbe” şeklinde  ekonomik gerekçelerle basında dibe vuruş dönemine girdik.

Yaşayabilmek için fedakarlık şart.

Ama asıl önemli olan; okurun, gazeteye gönülden bağlı, gerçek okurun gazetesine sımsıkı sarılması.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 77
Kayıt tarihi
: 07.02.18
 
 

1971 Balıkesir doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Balıkesir'de tamamladıktan sonra Ankara Ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster