Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '21

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
116
 

Başka Bir Dünya Mümkün

Yaşamsal motivasyon kaynağınız nedir?

Bir yanıt hakkınız var.  :)

Çoklu kaynak göstergeleri kabul sınırlarının dışındadır çünkü bütünleştiren, birleştiren, bağdaştıran... özellik içeren  kaynağın göstergesi tektir. 

Bir ilişki geliştirmeniz için insanları tanımanız gerektiğine inanıyorsunuz. Bu nedenle çoğunlukla mesafelisiniz. Tanımadığınız insanlardan göreceğiniz zararın önüne çektiğiniz sette düşmanlık, nefret, kin... benzeri durumları hatırlatan ihtimaller, bulup buluşturduğunuz izlenceler, hikayeler yüklü. Dağ olmuş, dağ ardı sıralı dağlar olmuş. Zaten geçmezsiniz. 

Siz bu dünyada koca bir yabancısınız.

Lütfen dostluktan, arkadaşlıktan dem vurmayınız. İşinize nasıl geliyorsa öyle...

Buraya kadar oluşturduğumuz gerilim yeterli. Şimdi oku yaydan fırlatalım. :) Hedef!

Bir insanı tanımak seneler alabilir. İnsanları tanımak bin yıllardır sürmekte. O halde salt güveni bulmak, yakalamak mümkün değil. Ne yapmalı? Kendine güvenmekle olmuyor. Öz güven, öz saygı... kendi yapımıza uygun olan yerlerde geçerli. Aksi halde çukur hazır.

İnsanların yaşamsal motivasyonlarını algılayınız. Tanımanıza gerek yok. Meseleyi çözersiniz. Yargılamadan, suçlamadan, bildirmeden... gerektiğinde sırra kadem basarsınız. 

Yaşamsal motivasyon kaynağı kendi istek ve arzuları olan insanlar tatmin beklentisi içinde olurlar. İçgüdüsel yönelim böyledir. Ulaşmaya, ele geçirmeye ve tatmin olana kadar kurcalamaya çalışırlar. Ya sıkılıp atarlar ya da kurcalıyormuş gibi davranıp tatmin sürelerini uzatırlar. Kendi isteklerini oldurmak, arzularını gidermek, ihtiraslarına boyun eğdirmek hak gaspıdır. Hak gaspını fazlasıyla hak görüp seçkin olurlar. Zamanınızı bir hayli işgal eder, sürekli kendi istekleri doğrultusunda hareket emeye zorlarlar. Geçimsiz, huysuz, uyumsuz... olduğunuzu söyleyerek duygularınızı manupile ederler. Tuhaf bir şekilde etrafınızda kalır ve ahtapot kollarının birinden sıyrılsanız diğeri yakalar. Boyun eğeceksiniz... Değilse hiç acımazlar, sizi mahvederler. Korkun! 

Birbirine kendi haklarından veren kimileri aynı hakkı başkalarında aramadığı ve başkalarına vermediği zaman doyum eşiğini birlikte geçmeye çabalar. Doyuma ulaşmanın, birbirini doyuma ulaştırmanın haz döngüsü leminskat değerinde. Bağlılık kuvvetince çevreye açılmak, sosyalleşme sürecini başlattı diyelim. Sosyal yaşantıdaki diğer ilişkiler aynasında kendilerini izlerken yeni izlenimler edinirler. Bilincin işlediği değer yükselecek veya alçalacak. Birbirinin gelişimine destek olan ve kendi olma sürecine eşlik eden birleyler güçlü ilişkiler inşa eder, birlikte yükselirler. Her seferinde bir üst varlık formuna ve benliklerinde yeni bir bütünleşmeye ulaşırlar. 

İnsanların yaşamsal erekleri, yönelimleri, yaklaşımları motivasyon kaynaklarının izlerini taşır, demiştik.

Hayatla içsel bağları koptuğu için maddeleşen ve zamanla eşyaya dönüşen insanların birbirlerini eşyalaştırdığına tanıklık etmişsinizdir.  Doyumsuzluk denilen tatmin olamamanın her hali içgüdüsel gerilimi yönetemeyecek duruma getirir. Madde bağımlısı gibi mekanlara, aldıklarına-satacaklarına tutunanlar birbirini daimi sanık sandalyesinde ağırlar.

Birbirine paralel ilerleyen iki kanaldan akıp gidiyoruz. Arada birinden diğerine köprüler kuruluyor. Geçişler mümkün.Yine de bizim kanala getirin. Siz siz olun o kanala geçmeyin. Nefsin canavarlarına kurban edilirsiniz. Bizde öyle mi ya? Kocaman ejderhalarımız var, sevimli. Gözlerinin biri mavi, biri yeşil. Alnında mor gözü var. Bakmayın ağzından sarı, tutuncu, kırmızı ışıktan oklara, reng-i aheng'dir yüreği o sebep. Korkmazsınız. Uçan ejderhalar sizi seyire de götürür hem. Uymayın siz o evrende dünyaya boyunduruk takanlara. Başka evrenlerde dünyamızın başka yansımaları var.  Başka bir dünya mümkün.

                                                                                          Geçiniz!

 

 

 

Abdülkadir Güler, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Derya Hanım, yazınızı severek okudum. Duru ve yalın bir Türkçeniz vardır. Özellikle yeni sözcüklere merhaba. Selamlar....

Abdülkadir Güler 
 27.09.2021 21:36
Cevap :
Teşekkür ederim Abdulkadir bey.Ana dil konuşucuları, dilin yaşayan bir organizma olduğunu fark ettiğinde yalın haliyle söze getirmeye gayret eder. Dilimizin dahilindeki yabancı (?) kökenli sözcükler de dahil aynı bütünün bir parçası olarak konuşma hanemize yerleşmişse dışlayıcı davranmamak gerektiğine inanıyorum. O sebeple Arapça, Farsça gibi Oryantalist görüş ufkundan ağmış sözcükler ve Batı etkileşimleri ile dildeki ifadeyi bilişsel düzeye taşıyan terim-kavram...aydınlatan sözcükler dil evrenimize dahildir. Çoğu zaman, yazarken anlamdan çok dildeki hareket akışını, ritmini dikkate alıyorum. Söz dizimindeki ahenk, melodik oluma nihayetinde anlam bütünlüğüne vardırıyor. O sebep yazdıklarımın söylenişteki akıcılığını bozduğunu sonradan algıladığım duyuşsal huzursuzluk veren tümcelere tekrar dokunmak gerekiyor. Esasen müzik hayranı, yazmanlığın hakikatinde yol alan sefil bir ruh taşımaktayım. :)  13.11.2021 15:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 113
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster