Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
533
 

Başka Bir Dünya

Başka Bir Dünya
 

 https://www.youtube.com/watch?v=mHxLvQTOF_I

‘’ Artık Anna hiç de Vronski’nin kendisini ilk gördüğü zamanlardaki Anna değildi. Hem huyca hem görünüşçe kötüleşmişti. Vronski, kopardığı ve soldurduğu çiçeğe bakan bir insan gibi Anna’ya bakıyor, koparma ve mahvetme nedeni olan güzelliğini güçlükle seçebiliyordu.’’

Okurken elimin altında bulunan not defterine yazdığım bu paragraf Tolstoy’un Anna Karenina kitabından.

Bu paragrafı yazarken hiçbir şey bana Tolstoy’u düşündürüp, hissettiremedi - yazan biri olarak bunu çok arzulardım oysa-

Sabahın 5.30’unda Tolstoy zerre kadar yoktu. Vronski vardı bir devmişçesine.

Yazmak kendini yok edebilmek, başka bir dünya yaratabilmek işte!

Anna Karenina’dan uzaklaşmak istediğimde – okumaya ara vermek değil de; uzaklaşmak, geri çekilmek: Sadece sindirmek, daha çok sevmek için. Sözcükler her zaman yazıldığı gibi anlamlar vermiyor, vermemeleri ne iyi!- George Orwell’ın Kitaplar ve Sigaralar isimli deneme kitabını okuyorum.

O da tıpkı Tolstoy gibi. Kendi anılarını anlatırken kendinden uzak herhangi birini anlatıyor sanki.

Sevmek de böyle olmalı herhalde. Kaybolmuşluk hissi içinde, yazarın kahramanını yaratırken öldüğü gibi aşk da öldürmeli insanı.

Varlığımızdan vazgeçmeyi, kendi dışında bir kahraman yaratmayı göze alamadığımız için mi olmuyor şu sevmek denilen şey.

Benim gibi yıllarca söylemek istediklerini yutmuş, içi kelimelerle dolu birinin dökülme zamanında sevgiye dair ağzından çıkanlar; başka bir beden de eriyik olmak- ne ironi-

Belki olması gereken bu, bazen susmayı bilmeli; ‘’Tanrılar kıskançtır. Şansınızın yaver gittiğini onlardan saklamanız gerekir.’’

Sevilme nedenimizden uzaklaştırılıp, ucube bir Anna’ya dönüştürülmüş olsak da ne fark eder ki; Vronski’nin Anna’dan ayrılacak gücü yok artık.  O; Anna tarafından yaratılmış bir kahraman.

Okumadıysanız bu iki kitabı da okumanızı öneririm. Vazgeçmeden hiçbir şeyi elde edemeyeceğini öğreniyor insan; şişkin egolardan, gereksiz sözcüklerden, kendinden!

Gerçek bir sevgi yaşamadıysanız ne diyebilirim ki! Başka bir dünya yok! Çabuk tutun elinizi…

 

 

Matilla, Nil ALAZ, Abbas Oğuz ve 5 diğer kişi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşk bedenin hissedebileceği zevkler içerisinde değil. Ruhun hissettiği tinler içerisinde gizlidir. ''Aşk çiftleşme arzusunda değil, uykuyu paylaşma arzusunda gösterir kendini'' der Milan Kundera ''Varolmanın dayanılmaz hafifliği'' kitabında.Müthiş bir tespittir fakat yeterli değildir. ''Aşk'' bana göre hala tarif edilememiştir. Bir çok yazar, filozof ve alimin aşk'ı tarifleri ve aşk diye yaşadıkları birbirinden çok farklıdır. Bu tarif edilememezlik ve arayış içerisinde geçip gitmiş yüzyıllar. Kimi basite indirgemiş kafa yormamış, yaşamış. Aslında aşkın tadı, onu arayıp bulamamakta saklı. Cümleleri insanı düşünmeye iten bir yazı kaleme almışsınız. Kısa ama bir o kadar uzun :) Saygıyla...

Özkan Sarı 
 03.09.2018 2:33
Cevap :
Günaydın..Aşk; bir akıştır. İki gönül arasında. İki beden arasında lafı bile olmaz. Öyle bir akıştır ki, tertemiz, masum,saf,coşkun,engel tanımaz, kaynağı nedenlere dayanmadığı için bitip tükenmez..Aşk duyular yoluyla varlığını sürdürmez. Sezgilerle kavranılır. O yüzden aşıklar birbirlerini konuşmadan dahi tanırlar.Aşk, ruhsal olgunluk gerektirir.Gelişmemiş bir ruh aşık olamaz o arzu eder, şehvet duyar, bedeni zevklerinin peşine düşer aşkın değil. Sadece talep edilerek aşka erişilmez. Aşk bir hak ediştir. Aşk, arayıştaki zorluklardan erinmez. Aradığını kendi bulmaz aradığı bir hediye gibi sunulur aşığa. Aşık sabırlıdır. Hediyesini açmak için acele etmez. Açtığı an bir su gibi akıp giden bedeni, ruhu seyretmeye doyamaz. O su öyledir ki,ab-ı hayat.. Ölse de olur artık.. Aşk bitmez.. :) Sevgiler..   03.09.2018 10:19
 

Aşk olsun size, beni aldattınız. Hani yazmak "başka bir dünya yaratmakdı?" İşte sonunda siz bile gerçeği ağzınızdan kaçırdınız, başka bir dünya yokmuş! Napcez şimdi? Öff ulen öff!!! :(

Matilla 
 08.05.2018 23:22
Cevap :
:) Ah o günler! Bu yazı bana o anları hatırlatıyor. Sabahın 5:30 u, elimde Aziz Tolstoy' un kitabı Anna. Ruhumda onulmaz hisler, zihnim Vronski'de. Düşüncelerim Vronski'den kayıp Aziz Tolstoy' a gidiyor. Yok! Olmuyor! Öyle bir dünya yaratmış ki kitapta kendi yok. İşte yazmak bu! :) Hatırlattığınız için teşekkürler, çok iyi geldi. Sevgilerimle...  10.05.2018 11:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 428
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

'' Ben de canlıyım dedi,diş. İnce bir sinirin canlılığı değil bu. Göz gibi, kalp gibi yeri doldur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster