Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
259
 

Başka çaremiz yok

Başka şansımız yok..!

BU SEÇİM SİSTEMİNDE ADINI YAZMASINI BİLMEYENLE BİR ORDİNARYÜS PROF.DR.'UN OYU AYNI DEĞERDEDİR ÇÜNKÜ...!

Öyle günler yaşıyoruz ki, toplum olarak psikolojik bir bunalıma girip oynatmamıza az kaldı, adım adım uç sınıra doğru gidiyoruz!

İstikamet bunalım ve kaos..!

Şu işe bakın ki, istesek de istemesek de başkaları çiziyor kaderimizi, hem de irademizin dışında! İstediğimiz kadar, “biz bu rezil yaşama katlanamıyoruz, istemiyoruz, layık değiliz böyle bir yaşama” deyip duralım!.

Avazımız çıktığı kadar bağıralım, çağıralım ve kendimizi paralarcasına yırtınıp duralım!

Hızımızı alamayıp, yüksek bir yerden atlayıp yere vuralım! Yine de hiç bir şey değişmeyecek kolaylıkla!

Peki bu zillete ömür boyu katlanmak zorunda mıyız? Ters yüz edemez miyiz bu kör gidişi? Olumsuzu olumluya çeviremez miyiz, bir başka deyimle?

Neden olmasın?

Önce içine düştüğümüz bunalımın sağlıklı bir analizini yapmalıyız! Neden düştük biz bu bataklığa? Etrafımızı saran bu kokuşmuşluğa kimler yol açtı?

Sebebini bulup anladıktan sonra, toplumsal kurtuluş için çözüm yollarını arayıp bulabilmeliyiz!

“Amerika'yı yeniden keşfetmemize gerek var mıdır?” dediğinizi duyar gibi oluyoruz!

Amerika dedik de, acaba onun da rolü var mıdır, yaşamımızın bu denli rezil bir hal almasında?

“Olmaz olur mu?” diyen sesiniz uğulduyor kulaklarımızda!

Yeni seçilen Başkan bizlere karşı daha mı insaflı olur sizce?

“Pek sanmıyoruz”değil mi? Ermeni soy kırımını tanıyacağından söz etmiş, Kıbrıs'taki Türk askerine işgalci demiş! Allah bilir daha neler?

Sadece Amerika mı sanki hayatımızı zorlaştıran?

Hükumetimiz, yöneticilerimiz ne güne duruyor? Onlar da hayli zorlaştırmıyorlar mı yaşamımızı?

Peki ya bizler? Bizler sadistçe, zorlaştırmıyor muyuz yaşamımızı? Günü birlik hesapların peşine düşenlerimizin, bir çuval kömüre ya da yiyeceğe özenip oylarını satanlarımızın, ne tarafa çekersen o tarafa gidenlerimizin hiç mi suçu yoktur bu kötü sonuçta? Üç kuruşluk menfaatlere ruhlarını (pardon oylarını) satanlar, deve kuşu gibi kafalarını kuma sokup ne olup bittiğinin farkına varamayanların hiç mi suçu yok?

Olanca başarısızlığı apaçık meydanda olmasına rağmen, yine de o çağ dışı yönetici kadronun peşinden gidenlerimizin hiç mi günahı yok?

Ayni havuzda yüzen balıklarız sonuçta. Havuza dökülen benzin, hepimizi de zehirleyip öldürür! Bir başka deyimle “kurtulmak yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz!”

O zaman aydın olanlarımızın en önemli görevi şudur: Anlamayana anlatmak..! Neyi mi? Günü birlik menfaatlerin çıkar yol olmadığını! Bu anlayışın bizi kurtuluşa değil de, daha çok bataklığa saplayacağını; o küçük menfaatler yüzünden oylarımızın heba edilmemesi gerekliliğini !

Bıkıp usanmadan, gerçeği anlatabilmeliyiz onlara! Başka şansımız yok; bu seçim sisteminde adını bile yazmasını bilmeyenle, bir ordinaryüs profesör doktorun oyu ayni değerdedir çünkü..!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynı değerde olmasının ne mahzuru var? Ordinaryüs profesör olunca insanlar siyasetten daha iyi mi anlıyor? Yoksa onların oylarına kuş mu konuyor :)

shalimar 
 09.11.2008 17:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 517
Kayıt tarihi
: 06.09.08
 
 

1950 yılnda Kıbrıs'ın Galatya(Mehmetçik) Köyü'nde dünyaya geldim. İlk ve orta okulu köyüm Mehmetçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster