Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '17

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
208
 

Başka Sonlar/Gönül

Başka Sonlar/Gönül
 

https://www.youtube.com/watch?v=vFjw25fS8O0 

Duvarda çarpık duran saatin tik tak’larından başka ses yoktu. Neden sonra çömelip kaldığı yerden zorlukla kalkmayı becerdi. Masada başı düşmüş ders çalışan kızının saçlarını öptü. Yere düşen çiçekli eşarbını alıp kokladı kızartma kokusu sinmişti. Üzerindeki saç örgüsü desenli yeşil yeleği kokladı, o da kızartma kokuyordu. Sabah yumurtalı ekmek kızartmıştı. Yeleği çıkardı. Ceplerini yokladı. Buruşuk, kurumuş bir kâğıt mendille, biraz kirlenmiş bir kulak pamuğu vardı. Öteki cebinde ise bir zarf. Zarfı alıp baktı. Açılmıştı. İçindeki kâğıdı çıkardı.

Sevgilim diye başlıyordu mektup. Senden ayrılmakla başlıyor uzun derin bir yalnızlık. Hep aynı saatte sen gelinceye kadar sürüyor. Şaşırtmak istiyorum bazen yalnızlığa alıştığım saatleri. Vücudumu şaşırtmak istiyorum. Bazen sabahın köründe istiyor seni. Sen gelinceye kadar hayalinle sevişiyor. Kulaklarımdaki sesinle sevişiyor. Ağzımın içine verdiğin nefesle. Parmak uçlarınla. Acıtan izlerinle. Yatakta bıraktığın sıcaklığınla. Çırpınarak, dokunuşlarından arta kalanlarla. Alıştığı zamanlarla sevişiyor. Şaşırt beni sevgilim. Olmadık zamanlarda.                                              

GÖNÜL

Kurşun gibi bir ağırlık vardı göğsünde. Mektuba ağladıkça harfler birbirine karıştı. Mavi bir mürekkep akıyordu kâğıdın beyazlığında. Mavi kanallar birleşiyor. Coşuyor. Eteğine dökülüyordu. Eteğinde birikiyordu sevişen sözcükler. Mavi bir meni akıyordu. Mavi bir kadın kokusu geliyordu. Gri yalnız, sevilmemiş bir eteğe dökülüyorlardı. Gri bir çaresizliğe emişiyordu mavi sıvı. Gri bir suskunluğun sınırlarında büyüyordu. Göğsündeki ağırlık azalmıştı. Bir kez daha toparladı kendini.

Gönül diye seslendi kızına. Ses çıkmadı. Gönüüllllll! Neden sonra gerindi kızı. Ellerini yukarı kaldırıp iki yana açtı. Sırtını düzleştirdi. Dönüp güldü annesine. Gözlüklerini takıp tekrar çalışmaya başladı. Karacaoğlan:

Gönül kuşu kalktı uçtu havaya
İn gönül dedim de indiremedim
Aşıp aşıp gider karlı dağlara
Dön gönül, dedim de döndüremedim

Mektubu alıp zarfa koydu. Zarfı kocasının paltosunun astarındaki yarıktan içeri soktu. Astarı dikti. Kızartma kokan yeşil yeleğini, paltoyu, soluk çiçekli eşarbı, üzerindeki gri eteği makinaya attı. Hepsi aynı camın arkasında aynı ısıda aynı hızda dönmeye başladı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşk Bir Alarga Gönül gizil salacak / Apacı anayurdumuz / Dokunur insan, kadın yüreğine/ Şeytan kırmızısıdır zaman/ Her yanı ateşlerle çevrili canımız/ Fidanım / Fidanım / Mavi / Fidanım / “Başka sonlar”/ Hangi yarayı önce açsak / Baharlar sarsak / Der Nil Alaz Sevgili KIŞ; gerçekleri satır satır özden kanatıyorsun ...Paylaştığın müzikler de alıp götürüyor ama nereye? Saygı ve sevgilerimle...

Nil ALAZ 
 15.06.2017 10:19
Cevap :
Şiire vuruldum. Bu şiirler, bu şarkılar oldukça gönül nereye isterse oraya... Hangi yarayı açsak/Baharlar sarsak; bırakmaz yakamı bu iki dize... Gönlünüze sağlık...  16.06.2017 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 423
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Dünyanın kirletemediği bir lotus... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster